İlmi Konu Demokratik Seçimlere Katılmada Vâcib'den Önceki Son Radde

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
Rum Suresi Üzerinden Kufur Rejimlerine Fiille İştirak!
غُلِبَتِ الرُّومُ ﴿٢
فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُم مِّن بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ ﴿٣
فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُم مِّن بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ ﴿٣
بِنَصْرِ اللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ ﴿٥​
2. Rumlar yenildiler.
3. Yakın bir yerde. Ama onlar, bu yenilgilerinden sonra galib geleceklerdir.
4. Birkaç yıl içinde. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün mûminler de sevineceklerdir.
5. Allah'ın yardımı ile. O, dilediğine yardım eder ve O Aziz'dir, Rahim'dir.

Abdullah b. Abbas (r.anhuma) bu âyet-i kerimenin izahında şunları zikretmiştir:
"Allaha ortak koşan muşrikler, Farslıların Rumlara gâlib gelmesini istiyorlardı. Çünkü onlar da kendileri gibi putperestti. Müslümanlar ise Rumların Parslara gâlib gelmesini istiyorlardı. Zira Rumlar ehl-i Kitab idiler. Muşrikler, Parsların gâlib geldiklerini Ebubekir (r.anh)'e haber verdiler. Ebubekir (r.anh) bu durumu Rasulullah'a bildirdi.
Rasulullah (a.s.) ona: "Fakat yakında Rumlar Farslara gâlib geleceklerdir." buyurdu.

Ebubekir, Rasulullah'ın bu söylediğini muşriklere anlatınca muşrikler şöyle dediler. "Sen, bizimle kendi aranda bir vakit tayin et. Eğer biz (Bizim, tarafını tuttuğumuz Farslar) gâlib gelirsek şu ve şu şeyleri vereceksin. Şayet siz (Sizin taraftarı olduğunuz Rumlar) galib gelirseniz size şu ve şu şeyler vardır."

Ebubekir aralarında beş sene takdir etti. O dönemde Rumlar Farslara galib gelemediler. Bunun üzerine Ebubekir durumu tekrar Rasulullah'a anlattı. Rasulullah da bubekir'e: "Sen vadeyi daha fazla yapmadın mı?" dedi. Nihayet Rumlar Farslara galib geldiler, İşte Allah teala bu âyet-i kerimelerde bu durumu beyan etmektedir. (Taberi Tfs)
...

Vâcib'den Önceki Son Radde

Rum suresinin ilk ayetleri delil alınarak 'demokrasiyi benimsememeye rağmen demokratik seçimlerde oy kullanılmalıdır' diyerek muslumanlara küfür davetiyesini uzatanlar şunu demek istiyorlar;

Evet doğrudur, O dönemdeki ashab, kitabsız muşriklere karşı kitab ehl-i muşrik kâfirlerin kazanmasını istiyor ve kazanmalarıyla da sevinmişti. Fakat Rasulullah (s.a.v.) ve ashabın gözünde kazanmalarını istediklerine de kâfir olduğunu kabul ediyorlardı, sizler de bu ayetlerin nuzul sebebini delil alarak muşriklerin kazanmasıyla sevinen sahabenin yaptığı gibi kazanmasını istediklerinizi evvela kâfir görerek bir tekfir ediniz!
Daha sonra ise sap ile samanı birbirine karıştırdığınız üzere sahabe Allah ve ahirat inancı olmayan Mecusilere karşı ehl-i kitabın kazanmasını aralarına katılarak fiziken fiilleriyle değil, duygusal olarak kazanmalarını istemiş ve sevinen sahabeye iftira zulmunden dolayı Allah (c.c.)'den afv ve mağfirat dileyerek bu işten sakının. Çünkü Habeşistan’a hicret eden muhacirlerin, Habeş kralına savaş açanlara karşı Necaşi’ye destek vermek için fiilen destek verememiş fakat Necaşi’nin kazanması için dua etmiş, kazanınca da sevinmişlerdir.

Şimdi seçim günü demokrasi şemsiyesi altında sizin demokratlar, laikler ile aynı sandık başında aynı fiili gerçekleştirme ameliniz sahabenin hangi ameliyle benzeşiyor?

Kufur konusunda Maslahat - mefsedet konusu ameli mevzuları içerir. Şirk, küfür mevzuunda az kufur çok kufur tercih yapılmaz, kufur kufurdur. Hakimiyet ile ilişikli olan demokratik seçimler ile start alır ve yasamada bulunarak icraasını sürdürür. Müslümanlar gaybi zanlarla dünyevi rahatlıklarını sözde maslahat gözetiyorum adı altında bahane ederek kufre alet olamazlar, olmamalıdırlar.

Küfur rejimlerinin hayat damarlarına kan pompalama manasına gelen seçimlere katılmak; “istemediklerimiz kazanmasın” diye nasıl meşru kılıfına sokulur? Eleştirip arkasında namazdan dahi imtina ettiğimiz Diyanet imamları gibi aynı söylem ve eylem içerisinde nasıl bulunursunuz?

Bugüne kadar “iştirakı kufur olub seçimlere her ne olursa olsun katılmamak gerekir” akidenize ne oldu?

15 Temmuz’da ‘Demokrasi mitingleri’ne fiilen katılım sağlandığında, “bugün demokratlarla aynı alanda toplananlar, yarın ilk seçimde oy kullanmak gerekir diyeceklerdir” dediğimizde : ‘O kadar da değil!’ diyenler acaba şu an ne düşünüyorlar?

Yazı ve söylemlerinizle şimdilik ‘Oy verilebilir, verilmesi iyidir’ mesajı alan okuyucular; bir sonraki seçimde ‘Oy verilmesi vâcib, oy vermemek hariciliktir’ seviyesini dehşetle beklemektedirler.

Rabb’im (c.c.); Vela Bera akidesini anlayıb, ameliyle tenakuza düşürmeyecek bir akıbetle canımızı muslumanlar olarak alsın. Fi emanillah


يا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
"Ey iman edenler! Allah ve Rasulu sizi size hayat veren şeye davet ettiği zaman icabet ediniz. Biliniz ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız." (Enfal 24)

Ebu Hurayra’dan gelen bir rivâyete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
Kim bir kimseyi hayra (hudaya) çağırırsa, kendisine uyanların sevablarının bir misli ona aittir. Bu sevab (kendisine uyanların) sevablarından bir şey eksiltmez. Kim de sapıklığa (dalâlete) çağırırsa kendisine uyanların günahlarının bir katı ona aittir. Bu günah (kendisine uyanların) günahlarından hiçbir şey eksiltmez.
(Muslim; Riyazu’s-Salihîn, Bab 2, Hadis no: 174, sf: 158, 161; İbn-i Mâce, I, 74, 206, 1751, 203, 207 nolu hadisler; İbn-i Mâce, II, 1499; Sahihu’l-Buhârî VIII, 92; Cevâhiru’l-Buhârî, sf: 398, Hadis no: 658; Tefsîru’l-Kurâni’l-Azîm, II, 45, 198; Neseî, V, 99-100)
 
Üst Alt