GARİP-DER BAŞKANI KOÇ: HAPİSLERDEKİ KARDEŞLERİMİZ UNUTULUYOR

Ebu Halid

New member
Üye



Röportaj: Enes Mollaoğlu



“Allah kurtarsın”; hapishanede olan kişiler hakkında, ağzımıza pelesenk olmuş bir dua! “Allah kurtarsın” dedik mi tamamdır! Vicdanımız rahatlamış, “içeri”deki kardeşimize karşı tüm vazifemizi yerine getirmiş oluruz! Arada bir aklımıza geldiğinde de “Allah kurtarsın” der ve vicdanımızın derinlerinden gelen “Hapishanedeki kardeşini ara sor. Yardım et” çığlığını bastırırız. O çığlığın birgün karşımıza hangi sûrette çıkacağını bilmeden… 1 yıl önce, hapishanedeki kardeşlerinin dertlerini dert edinmeyi şiar edinmiş bir grub Müslüman bir araya geldi ve Garib-Der’i kurdu. Garib-Der’in niçin kurulduğunu ve neler yaptığını aşağıda okuyacaksınız. Dernek Başkanı Abdurrahman Koç anlattıklarıyla, vicdanımızın derinlerinden gelen çığlığı özgürlüğüne kavuşturuyor!


- Garib-Der’i kurma fikri sizde hangi ihtiyaca binaen hâsıl oldu?

- Bütün hamdler Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım diler, O'na istiğfar eder ve nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden O'na sığınırız. Şüb*hesiz Allah Celle Celaluhu kime hidayet verirse, kimse onu saptıramaz. Allah kimi saptırırsa, kimse ona hidayet veremez. Şahadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve O'nun şeri*ki yoktur. Yine şahadet ederim ki Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem muhakkak onun kulu ve Rasûlüdür.

Allah’a hamd olsun, uzun senelerdir Müslümanlarla iç içeyiz. Müslümanların bir derdi olduğunda dertlenmeye çalışıyor, çevremizde bir Müslüman hapishaneye düşerse onunla ve ailesiyle ilgilenmeye çaba gösteriyorduk. Türkiye’de o kadar çok haksız operasyon yapılıyor ki, artık neredeyse her gün bir Müslüman içeri giriyor. Sayı hızla artınca bizim gücümüzü aşan talebler gelmeye başladı. Biz de mahkûm kardeşlerimize daha fazla yardımcı olmak için bir dernek çatısı altında toplanmayı uygun gördük.

- Dernek kurulalı ne kadar oldu?

- Bir seneyi geçti. Yeni bir dernek olmamıza rağmen bir sene içinde hapishanelerdeki mahkûmlara binlerce kitab gönderebildik hamd olsun.

- Derneğinizin ismi niçin Garib?

- Derneğimiz ismini, sokaktaki fakir fukara için kullanılan “garib guraba” dan almıyor. Derneğimiz ismini iki hadis-i şeriften alıyor. Birinci hadis-i şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor: “Bu din garib geldi garib gider. Ne mutlu o gariblere.” Diğer bir hadis-i şerifte, Tirmizî’de geçiyor, “Öyle bir zaman gelecek ki sünnetim kaybolacak. Benim sünnetimi o zaman garibler ihya etmeye çalışacak. Ne mutlu o gariblere.”

- Faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

- Derneğimizin aslî faaliyeti hapishanelere kitab göndermek. İmkânlar ölçüsünde hapishanelerdeki esir kardeşlere maddî yardımda bulunmak ve esir kardeşlerimizin mağdur olan ailelerine yardımcı olmak.

Hapishanelere kitab göndermeyi önemsiyoruz. Zira bir Müslüman hapishanede dört duvar arasında kitap okumak ve ibadet etmekten başka ne yapabilir? Bu sebebten kardeşlerimize kitab gönderiyoruz. Hapishanelerdeki kardeşlerimizin çoğu kitab isteyemiyor veya satın alma imkânı olmuyor, birkaç kez yayıncılara mektup yazıyor ancak çoğu zaman talebi karşılanmıyor. Biz dernek olarak bu ihtiyacı gidermeye çalışıyoruz.

- Kitabları şahıslar adına mı gönderiyorsunuz?

- Evet, kitabları şahısların adına gönderiyoruz. Gönderirken kitablara “Emanet” kaşesi vuruyoruz. Bunu yapmaktaki maksadımız da, kitaplar bir kişi tarafından sahiblenilmesin. Hapishaneden tahliye olanlar yanlarında götüremesin. Böylece kitablar hapishanede kalıyor ve yeni gelenler okumaya imkân buluyor. Bazı hapishanelerde, örneğin F tipinde bazı sıkıntılar oluyor; bir odada 1 veya en fazla 3 kişi kalabiliyor. Bundan dolayı da birçok kardeş istifade edemiyor. Bazı kardeşlerimiz de emanetin mesuliyetini kabul etmiyorlar. İnşaAllah zaman geçtikçe biraz daha düzen sağlamaya çabalayacağız.

- Kitabları nasıl temin ediyorsunuz?

- Yayınevleri bazı kitabları bağış yapıyor. Bazıları zekâtlarını kitab olarak veriyor; bir yayınevi zekâtı olarak binlerce kitab verdi. Bazılarını imkânlarımızla alıyoruz. Bazı kardeşler evlerinde okumadıkları kitabları derneğimize getiriyorlar. Bu hususta tüm Müslümanlardan duyarlılık bekliyoruz. Yayınevlerine gidip derdimizi anlattığımızda, “hayırlı bir iş yaptığımızı” söyleyerek yardımcı olanlar olduğu gibi, hiç oralı olmayanlar da var. Bazı yayıncılar da ellerindeki defolu baskı hatası kitabları gönderiyorlar, bu da kardeşleri son derece üzüyor. Bize gelen bazı mektublarda sitem ediyorlar ve şöyle diyorlar “neden defolu kitaplar bize uygun görülüyor?” Hâlbuki en güzel kitablar onlara gönderilmeli değil mi? Bazı kardeşler de her yayınevine mektub yazıp gereğinden fazla kitab istiyor. Bunu fark eden yayıncı da rahatsız oluyor ve şevklerinin kırılmasına sebeb oluyor.

- Kitabları temin etmek kadar onları hapishanelere göndermek, ulaştırmak da önemli. Kitabları göndermede bir sıkıntı oluyor mu?

- Bazen hapishanelere gidecek kitabların, maddî imkânsızlıklar sebebiyle günlerce beklediği oluyordu. Sonra bir kardeşimiz gönderi işini üstlendi. Paketler biriktiğinde ona götürüyoruz, o da anlaşmalı olduğu kargo şirketiyle kitabları gönderiyor. Bu kardeşimiz gibi kardeşlerimiz çoğalırsa daha fazla ve hızlı kitab gönderme imkânına kavuşuruz. Çünkü kitab temini mevzuunda çok fazla sorunumuz yok. Müslümanlar yardım eder ve biz bu kitab projesinde hedefimize ulaşırsak çok büyük hayırlara vesile olunacağına inanıyoruz.

- Şimdiye kadar ulaşabildiğiniz mahkûm sayısı belli mi?

- İkiyüze yakın mahkûma ulaştık, tabiî ki sayı bunlarla sınırlı değil. Belli aralıklarla operasyonların yapıldığını duyuyoruz, sayılar sürekli artıyor.

- Operasyonların amacı nedir?

- Operasyonların amacından önce operasyonların şekilleri çok dikkat çekiyor. Yeterli delile ulaşmadan polisin sabah erken saatlerde yaptığı ev baskınlarının şeklinden, bu yakın zamanda Adalet bakanının da rahatsız olduğunu medyada gördük. Şöyle ki uzun namlulu silahlarla evlerin kapıları kırılarak içeri giriliyor.

Girdikleri evlerde yaşayanların Müslümanlar olduğunu bildikleri halde ev halkının toparlanmasına fırsat verilmiyor çocuklar karşılarında silahlı polisleri görünce çok korkuyorlar.

Yaşadığı mahalledeki gençleri kötü ortamlardan alıkoymak için gayret gösteren insanların dahi terör örgütü üyesi muamelesi gördüğüne şahid oluyoruz. Bazı Müslümanların suçsuzluğunun ortaya çıkması bazen üç dört seneyi buluyor. Oturduğu mahalle veya binadaki komşularının gözünde bir terörist gibi görülüyor.

Sonra bu operasyonlar medyada verilirken, “şu örgüte yönelik operasyonda gasp, çek senet tahsilâtı yaptıkları veya müstehcen cd ler bulundu” gibi iftiralarla kamuoyu nezdinde karalamalar yapılıyor. Tüm bunlar yapılırken hukuk devleti, hak adalet özgürlük gibi kavramlar da sürekli dillendiriliyor.

Operasyonlar konjonktür gereği oluyor. 28 Şubat sürecinde Müslümanların nasıl keyfi zulümlerle karşılaştığını herkes gördü. Bugün ise medeniyetler ittifakı, dinlerarası diyalog, sevgi ve hoşgörü gibi kavramları kullanıp, Müslümanların izzeti için kendilerini feda edenlerden nefret edip, Haham ve Papazlarla muhabbet içinde olanlara karşı gelmek hapishaneye düşmek için yeterli sebeb olmuş.

Bir insan sizin gibi düşünmeyebilir, bu onun terörist olduğu anlamına mı gelir? Hukukta, şübheden yola çıkarak cezalandırılma olmaz. Bazen 30–40 kişi toplu hâlde gözaltına alınıyor. İnsanların hayatları altüst oluyor; duyarlı avukatların bu haksız operasyonların karşısında bir şeyler yapmaları gerekiyor. Zira bu Müslümanların birçoğu kirada oturuyor ve çoluk çocukları perişan. Biz Müslümanların bu kardeşlerimize sahib çıkması boynumuzun borcu olmalı. Biz dernek olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ve tüm Müslümanları duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Ayrıca suçsuzluğu ortaya çıkıp beraat edenlerin devlet aleyhine dava açıp uğradıkları zararları tazmin etme haklarının olduğunu bilmeleri gerekiyor.

- Kitab göndereceğiniz mahkûmları görüşlerine göre mi seçiyorsunuz?

- Hayır! Böyle bir ayrımı ahlâkî de bulmuyoruz ve İslâm kardeşlik hukukuna da uymayacağını inanıyoruz. Hapishanelerdeki mahkûmların çoğu sistem tarafından mağdur edilmiş insanlar. Onlar ortak değerlerimiz uğruna esir düşmüşler, onlar arasında ayırım yapmak bizim üzerimize vazife değil.

Ümmetin bu gün zillet içinde olmasının temel sebeblerinden biride bu taassub ve basiretsizliktir. İslâm beldelerinin kâfirler tarafından işgal edilip kaynaklarımızın sömürülmesi ve daha da vahimi namuslarımız kirletilip bunu tüm dünyaya gösteren kâfirler varken bizim kardeşliğin önüne başka değerler koymamız bu ümmet için helâktan başka bir sonuç vermeyecektir.

Kâfir sistemlerin, mücadele eden kardeşlerimizi terörist görmesi biz Müslümanları ilgilendirmez. Bizler kardeşlerimize sahib çıkmak zorundayız. Bazı Müslümanlar esir kardeşlere yardım etmeye korkuyorlar, bunu teröre yardım sanıyorlar. Hâlbuki hukuken böyle durum söz konusu değil, zira tutuklu bir insan ne yapabilir ki? Bunu bahane edip kardeşine sahib çıkmayan bir Müslüman için utanç verici bir durumdur. Hiçbir Müslüman’a bu durum yakışmaz.

Düşünün, esir olmuş bir kardeşimizin üç beş yaşlarındaki çocuklarına sahib çıkmaya korkuyoruz. Bu durum hiçbir Müslüman’a yakışmaz. Zira bedel ödemeyi göze alamayanlar başarıya ulaşamazlar. Biz tüm Müslümanların bu rehaveti bırakıp ahiretlerini kurtarmalarını ve izzetli günlere talib olmaları gerektiğine inanıyoruz. Mağdurlar arasında da ayrım yapılmaz. Zaten böyle bir ayrım yapmak bizim üzerimize vazife de değil. Bizim vazifemiz, sistem tarafından mağdur edilmiş mahkûmlara yardımcı olmak. En azından bir kitab yollayarak onların yalnız olmadıklarını, unutulmadıklarını göstermek istiyoruz. Bazı kardeşler kendilerine gönderdiğimiz birkaç kitab ve üç beş kuruştan dolayı kendilerini mahcub görüyorlar, hâlbuki biz yapmamız gerekeni yapmadığımız için onlara karşı mahcub olmalıyız.

Bugün birçok Müslüman esir bir kardeşine ayda elli TL gönderebilir. Onların çocuklarının hâl hatırını sorabilir. Böylece onların gönüllerini alabilirler. Bu kalblerimizin yumuşaması ve dualarımızın kabulüne vesile olabilir.

Biz rahat ortamlarda oturup; kardeşlik, dayanışma, ensar-muhacir-cemaat, Tevhid, Cihad gibi kavramları çokça dillendiriyoruz. İçimizden bir kardeş esir düşünce de bu kavramların gereğini yapmıyoruz. Hâl böyle olunca o kardeşimizin de tüm bunların lafta kaldığını görüp hayal kırıklığı yaşadığını ve çıkınca da işe güce dalıp gittiğine şahid oluyoruz. Bizim bu tür durumlara fırsat vermememiz gerekir.

- İstenilen her kitabı gönderebiliyor musunuz?

- Temin edebildiklerimizi gönderiyoruz. Tek sıkıntımız kaynak eserlerde. Özellikle de Arabça eserler. Sizin aracılığınızla Müslüman kardeşlerimize seslenelim: Kitablıklarınızda süs eşyası gibi duran kitablarınızı kardeşlerimizden esirgemeyin. Zira okumak onlar için temel bir ihtiyaçtır. Ayrıca her istenilen kitabı göndermeyi doğru bulmuyoruz, insanların aracılığımızla yanlış bilgilenmelere vesile olmalarını istemiyoruz.

- Kitab gönderme dışında ailelerle de ilgileniyor musunuz?

- Hapishanelerdeki mahkûm kardeşlerimizi ailelerinden önde tutuyoruz. Ailelere çevreleri bir şekilde yardımda bulunuyor. Tabiî ki mağdur olanlar da oluyor. Biz o aileleri tesbit edip yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ama öncelik esir kardeşlerimiz. Bu kardeşlerimizin gönlünü almak gerekiyor. Çünkü hapishanedeki kardeşlerimiz unutulup gidiyor. Bir vefasızlık var! Onları unutmadığımızı göstermek için çabalıyoruz. Onlara ayda, az da olsa maddî yardım yapmayı düşünüyoruz. Cüzî olsa da yapmaya da başladık. Hapishanedeki kardeşlerimizi ayda elli-yetmiş lira idare edebilir. Dışarıdaki Müslümanların bilgisine… Ayrıca ailelerle ilgili olarak kardeş aile projemiz var. Hapishanedeki kardeşlerimizin aileleriyle dışarıdaki kardeşlerimizin ailelerini tanıştırıp, mağdur ailenin ihtiyaçlarını gidermeyi düşünüyoruz.

- Kitab gönderdiğiniz mahkûmlardan size ulaşan tepkiler nasıl?

- Bize yazdıkları bazı mektublarda, Asr-ı Saadet Müslümanlığının örneğini günümüze taşıdığımızı yazıyorlar… Bizler bir kitab veya cüzî miktarda para göndermenin mahcubluğunu yaşarken onların bu minvaldeki ifadeleri bizleri daha da mahcub ediyor.

- Kitab göndermek isteyenler veya mahkûm ailelere ulaşmak isteyenler adresleri sizlerden alabilir mi?

- Tabiî… Biz de bunu istiyoruz. Dernek ve vakıf işlerinde istismara müsait zeminler var, bunu önlemek için biz birebir ilişkilerin bu olumsuz durumu engelleyeceğini düşünüyoruz. Böyle zannın altında kalmamak için, yardım yapacak kişilere adresleri veriyoruz. Bizim, “Al şu parayı gönder” diyen kardeşlerden ziyade, mahkûmlarla ve ailelerle birebir ilgilenecek, dertlenecek kardeşlere ihtiyacımız var. Böyle bir durum fitneleri önleyebilir ve insanların kalbleri daha rahat olur inancındayız.

- Yeni Akit Gazetesi’nde sizinle yapılmış bir röportajda derneğinizin faaliyetlerinden bahsedilirken, evli mahkûmları eşleriyle bir araya getirdiğinizden de bahsediliyordu. Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de böyle bir uygulamaya izin veren bir yasa yok. Ailelerle buluşmayı nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

- Bunu hatırlattığınız için Allah razı olsun. Bu yazıya tekzib yazmayı düşünüyorduk ancak bunu nasıl yapalım diye bir yöntem bulmaya çalıştık, sizin vesilenizle bunu izah edeyim.

Bu asılsız haberin nasıl meydana geldiğini anlatayım. Gazeteden (Akit) bir muhabir gelmişti derneğimize. Muhabir bizimle röportaj yapmak ve faaliyetlerimizi haber yapmak istedi. O sıralar derneğimizle ilişkisi olup gelip giden bir avukat (O.K.) o an oradaydı ve gazeteciyi o çağırmıştı. “Derneğin faaliyetleri bu yazıda var” diyerek kendi yazdığı bir yazıyı muhabirin flaş belleğine attı. Biz de kendisine güvendiğimizden dolayı yazıyı kontrol etme ihtiyacı görmedik. Yazı gazetede çıktıktan sonra avukatın yazdıklarından haberdar oldum. Öyle vaatler verilmiş ki, bizim o vaatleri yerine getirmemiz mümkün değildi.

- Nedir o vaatler?

- Gazeteden okuyayım:

Cezaevlerinde inancından dolayı esir olan Müslümanlara hukukî yardım etmek, avukat temini etmek, aylık harçlıklarını yatırmak, geride kalan ailelere maddî ve mânevî yardımda bulunmak. Ayrıca cezaevlerindeki mahkûm ve tutukluları ayda bir gün ev ortamı gibi görüştürerek nesillerin devamını sağlıyoruz gibi ve daha başka vaatler.

Meşguliyetten dolayı yazının gazetede çıkıp çıkmadığını takib edememiştim. Ankara’dan gelen bir telefonla yazının yayınlandığından haberdar oldum. Telefondaki şahıs, “Benim ağabeyim de cezaevinde, aile buluşmasını hangi cezaevinde gerçekleştiriyorsunuz” diye sorunca şaşırıp kaldım. Kendisine, böyle bir uygulamamızın olmadığını, bir yanlış anlamanın olduğunu söyledim. Ama haber yayılmıştı ve hapishanelerden mektublar yağmaya başladı. Kendimi bir cenderenin içinde buldum. Sonra mezkûr avukatın derneğimizle olan hukukunu bitirdik. Kendisine, bu yaptığının ahlâkî bir davranış olmadığını, bir Müslüman’ın sorumsuzca bu tür vaatlerde bulunamayacağını söyledik.

Bizim vermediğimiz ama resmimizin ve adımızın altında yazılan bu vaatlerden hangisini gerçekleştirebiliriz diye gayret göstermek zorunda kaldık ve araştırma yapmaya başladık.

Katıldığımız bir Ramazan iftarında Mazlum-Der’in İstanbul şubesi başkanıyla tanıştık. Kendisi, “Ramazan’dan sonra bir cezaevi komisyonu kurmayı planladıklarını ve bizimle de, bu mevzudaki tecrübelerimizden faydalanmak için temas hâlinde olmak istediklerini” söyledi. Nasib olursa Garib-Der olarak kurulacak komisyonun içinde yer alacağız. İnşaallah bu hususta duyarlı avukatlarla görüşüp bir neticeler almaya çalışacağız.

Hapishanede aile hayatının sağlanabilmesi için dernek olarak bu hususu dillendirip kamuoyunun gündemine taşımaya çalışacağız. Bu bir zulümdür;evlenmemiş bir genci mahkûm edip müebbet hapis verdiğinde onun neslini de kurutuyorsun, evli ise onun ailesini de cezalandırıyorsun. Dünyanın birçok ülkesinde bu aile hayatı uygulamaları mevcut; örneğin Özbekistan’da bir mahkûm durumuna göre üç ayda bir 72 saat ailesiyle beraber olabiliyor, ona göre altyapı oluşturulmuş. Bu konuda hassasiyet sahibi insanları bu meseleyi dillendirmeye çağırıyoruz.

- Aslında evli mahkûmların aileleriyle ev ortamında görüşebilmeleri gerekir. Maalesef ülkemizde bu mevzu ara sıra gündeme gelse de bir sonuç yok. İnşallah gerek bu mevzuda ve gerekse diğer mevzularda derneğinizin vesilesiyle hayırlı sonuçlar alınır.


- İnşallah… Evli mahkûmların aileleriyle ev ortamında görüştürülmeleri birçok ülkede var. Mademki Türkiye ‘çağdaş’ bir ülke olduğunu iddia ediyor, sadece mahkûmları değil aileleri de cezalandıran uygulamadan vazgeçmek ve hem evliliklerin hem de nesillerin devamını sağlamış olur. Dualarımızın sonu VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ÂLEMİN

Furkan Dergisi, Ekim-Kasım 2011, s.41


GARİPLER YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

Guraba Muslims Association

جمعية الغرباء المسلمين

İskenderpaşa Mah. Fevzi Paşa Cad.

Binaemini Sok. Şelale Apartmanı 4/4

Kıztaşı Fatih / İstanbul / Türkiye

Tel:0212 534 73 87 Faks: 0212 534 73 97 7
 

DjKarakurt

New member
Üye
GARİPLER YARDIMLAŞMA DERNEĞİbu derneğin web sayfası yok mu ? faaliyetleri güncel olarak nedir?
 
Üst