Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Kerbelaya Zamanda Yolculuk

A Çevrimdışı

ahmet meydani

Üyeliği İptal Edildi
Banned
ONSEKİZİNCİ BÖLÜM


…Valilik konağının önünde toplandılar. Valinin yanında bulunanlar, “Doşarıdakiler Mezhic kabilesinden, Hani’nin öldürüldüğünü duyunca buraya yığıldılar. Ondan bir haber almayıncaya kadar da gitmezler.” Deyince, İbni Ziyad Kadı Şuray’a “Onların yanına git ve Hani’nin sağ olduğunu söyle” dedi.
-Ne oldu?
-Kadı Şurayh, Hani’nin yanına gitti. Hani ona “Sanırım dışarıdan gelen gürültüler benim kabileme ait. Yanıma on kişi girip beni kurtarsınlar” dedi.
-Şurayh ne yaptı?
-İbni Ziyad tilki gibi kurnaz biri. Kadı Şurayh’ın böyle bir şey yapacağına ihtimal vermiş olacak ki, yanında bir adamını da gönderdi. İbni Ziyad’ın adamı olunca, Kadi Şurayh, orada toplananlara “Adamınınz sağdır” dedi. Bunun üzerine de orada toplananlar orayı terk etti.

Bu arada kontrol merkezinde

Yunus içeri girdi ve:
-Hocam, Cevad’ın hanımı hastalanmış, onu buraya çağırıp yerine başka birini göndersen iyi olacak.
-Allah (cc) acil şifalar ihsan etsin. Sen git Cevdet’i çağır. Cevad’ın yerine onu gönderelim.
-Tamam hocam, hemen gidiyorum.
-Cevad, beni duyuyor musun?
-Evet!
-Seni buraya almam gerekiyor. Hazır ol.
-Hayırdır?
-Gelince öğrenirsin. Işınlama vaziyeti al.
-Tamam, ben hazırım.
Cevad’ın ışınlaması tamamlandı ve kontrol merkezine alındı.
-Hayırdır, beni niye çağırdın?
-Ya endişe edecek bir şey yok. Yenge hanım rahatsızlanmış biraz.
-Ha! Evet! Hamileydi. Beni çağırdığına iyi ettin. Ama kim gidecek yerime?
-Merak etme, Cevdet’i çağırttım. Neredeyse gelir. Hah! Geldi.
-Selamun aleykum!
-Vealeykum selam! Hoş geldin.
-Oooo Cevad hoş geldin!
-Hoş bulduk!
-Beni niye çağırttın?
-Hazırlan! Cevad’ın yerine sen gidiyorsun.
-Nereye gideceğim?
-Kufe’ye!
-Hz. Hüseyin yola çıktı mı?
-Hayır, henüz Mekke’den ayrılmadı.
-Kufe’de vali kim?
-İbni Ziyad!
-Demek o zalim oraya vardı ha?
-Maalesef evet!
-Hadi bakalım geç kalma. Orada kimse yok şu an.
-Tamam, ben kabine giriyorum.
Cevdet kabine girdi ve ışınlama işlemi başladı. Işınlama yeni bitmişti ki birden…



ONSEKİZİNCİ BÖLÜMÜN SONU
 
A Çevrimdışı

ahmet meydani

Üyeliği İptal Edildi
Banned
ONDOKUZUNCU BÖLÜM

..içeriye Orhan girdi.
-Selamun aleykum!
-Vealeykum selam!
-Allah (cc) kolaylık ihsan etsin. Zamanda yolculuğa başlamışsınız.
-Evet!
-Hangi zamana gönderdin arkadaşları?
-Kerbela zamanına!
-Doğrusu oraya gitmek isterdim.
-Tamam hazırlan o halde. Hüseyin’e burada ihtiyacımız var. Onu buraya aldırıp seni göndereyim inşallah. Sen Mekke’ye gideceksin. Hz. Hüseyin’i takip görevi senin inşallah.
-Tamam! Ben ekipmanları kuşanayım hemen biiznillah.
Orhan kısa sürede hazırlanıp ışınlama kabinine girdi. Ve bir süre sonra da ışınlandı. Ardından da Hüseyin geri çağrıldı.
-Hüseyin ellerine sağlık. Sana burada ihtiyacımız olduğundan seni buraya geri çağırdım. Mekke’de son durum neydi?
-Hz. Hüseyin, Müslim b. Akil’den gelecek haberi bekliyor.
-Kesin gidecek yani?
-Evet kesin kararlı ve gidecek biiznillah.
-Peki, sen dinlenmeye çekil. İnşallah daha sonra seni çağıracağım.
-Tamam! Allah (cc) kolaylık versin.

Bir Süre Sonra
-Cevdet, şu an neredesin?
-Kufe’deyim.
-Durum nasıl orada?
-İbni Ziyad Mescide gidip, minbere çıktı ve: “Ey insanlar! İmdi, size derim ki Allah’a (cc) itaata, İmam ve Önderlerinize itaata sarılınız. İhtilafa düşmeyiniz. Yoksa, helak olur, selil olur ve öldürülürsünüz. Uyarılan kişi için, mazeret yoktur.” Dedi ve minberden indi.
-Sonra ne oldu?
-İbni Ziyad dışarı çıkınca, halk: “İbn-i Akil geldi! İbn-i Akil geldi!” diye bağırınca, İbni Ziyad kendisini köşke atıp kapıları sıkıca kapattırdı.
-Müslim b. Akil’den haber var mı?
-Evet! Müslim b. Akil, Abdullah b. Hazim’i İbni Ziyad’a elçi olarak gönderdi. Abdullah, köşke gidip Hani’nin durumunu gözleriyle gördükten sonra geri dönüp durumu Müslim b. Akil’e anlattı. Bunun üzerine Müslim b. Akil, kendisine bey’at edenleri topladı. Onları kabile kabile ayırdı. Her kabilenin başına da birini komutan tayin etti.
-Kimleri, hangi kabilenin başına tayin etti?
-Söyleyeyim inşallah! Ubeydullah b. Amr’ı Kinde ve Rebia kabilelerinin başına;
Müslim b. Asvece’yi Mezhic ve Esed kabilelerine;
İbn-i Sümamet-es Saidi, Temim ve Hemedan;
Abbas b. Cadet-ül Cedeli’ye de Medineliler adına sancak bağladı.
Bunlar dört bin kişi ile yola çıktılar. Vali konağına varmışlardı ki…


ONDOKUZUNCU BÖLÜMÜN SONU
 
A Çevrimdışı

ahmet meydani

Üyeliği İptal Edildi
Banned
YİRMİNCİ BÖLÜM



-Ne oldu köşkün önünde?
-Ne olacak, o binlerce kişi dağıldı ve kala kala üç yüz kişi kaldı.
-Anlaşıldı. İşin rengi de belli olmaya başladı.
-Ben bunlara hiç güvenmiyorum.
-Ben de aynı kanaatteyim. Sonra neler oldu?
-Müslim b. Akil, yanındakilerle köşkü kuşattı. Müslim b. Akil ve yanındakiler tekrar halkı yanlarına çağırdılar. Halk da onlara icabet edip köşkün önünde toplanmaya başladılar.
-İbn-i Ziyad, ne yaptı?
-İbn-i Ziyad, köşkün kapılarını sıkı sıkıya kapattırdı. Şunu da hemen belirteyim ki İbn-i Ziyad çok kurnaz bir adam. Sarayın önünde toplanan halkın ileri gelenlerini onlara gönderip kimini tehdit etti. Kimine vaadlerde bulundu ve onların oradan ayrılmalarını sağladı. Diğer yandan, orada toplananlardan bazılarının babaları, anneleri ya da amca ve diğer akrabaları onları ikna ederek, köşkün önünden ayrılmalarına neden oldular.
-Desene, Kufe’liler saman alevi gibi.
-Aynen öyle. Müslim b. Akil’in çağrısına uyup bir araya toplanan halk hemen oradan ayrılmasını da bildi.
-Müslim b. Akil ne yaptı, bu durum karşısında?
-Müslim b. Akil, beraberindeki 30 kişi ile, köşkün yanındaki bir mescide akşam namazını kıldıktan sonra, 30 kişiden başka kimsenin kalmadığını görünce, Kinde mahallesi kapılarına doğru yaya olarak yürümeye başladı.
Müslim b: Akil, eski sokaklara doğru yürüdü. Nereye gideceğini bilmiyordu. Kindelerden Cebele oğullarının evlerine kadar gitti.
-Peki, kimse yardım etmedi mi Müslim b. Akil’e?
-Müslim b. Akil, Eş’as b. Kays’ın azadlılarından Tav’a adında bir kadının kapısına vardı. Kadın, halkın yanında bulunan Bilal adındaki oğlunun gelmesini bekliyordu. Müslim b. Akil, kadına selam verdi, kadın da selama mukabele de bulundu. Aralarında şu konuşma geçti:
“-Ey Allah’ın kulu kadın! Bana, bir bardak su içir!”
Tav’a, ona su verip kabı içeri aldı. Müslim b. Akil kapının yanına çöktü. Tav’a, dışarı çıktı ve Müslim’e:
-Ey Allah’ın (cc) kulu! Suyu içmedin mi?
-Evet, içtim!
-Öyle ise kalk ailenin yanına git!
Müslim, cevap vermedi.
-Kalka, ailenin yanına git!
Muslim, yine sustu.
-Subhanallah! Ey Allah’ın (cc) kulu! Kalk, ailenini yanıa git! Allah (cc) seni af etsin. Benim kapımda oturmak, ne sana iyilik getirir, ne de , helal!
Müslim, ayağa kalktı ve:




YİRMİNCİ BÖLÜMÜN SONU
 
A Çevrimdışı

ahmet meydani

Üyeliği İptal Edildi
Banned
YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM


“Ey Allah’ın (cc) kulu kadın! Benim, bu şehirde ne bir konutum, ne de yanında barınacak bir kabilem var!
- Sen bu günden sonra sana yetebilecek sevaplı bir iyilikte bulunsan olmaz mı?
-Ey Allah’ın (cc) kulu! Nedir o iyilik?
-Ben, Müslim b. Akil’im. Şu kavm (Kufeliler) bana yalan söylediler ve beni aldattılar.
-Demek, sen Müslim’sin?
-Evet!
-İçeri buyur!
-Cevdet, peki sonra ne oldu?
-Tav’a Müslim’i içeri aldı. Onu bir odada misafir etti. Bir süre sonra Tav’a’nın oğlu Bilal geldi. Annesinin sık sık o odaya girdiğini görünce şüphelendi ve
“-Vallahi ben, senin şu odaya girmenden şüpheleniyorum, Herhalde sende bir iş var.
-Şuradan mı şüpheleniyorsun?
-Oradan şüpheleniyorum. Ne varsa bana söyleyeceksin.”
Tav’a ne kadar bir şey yok diye ısrar ettiyse de Bilal ile başa çıkamadı. Ve;
“-Kimseye söylemeyeceğine yemin edersen söyleyeceğim.
Bilal, yemin edince annesi durumu kendisine bildirdi.
-Peki bu Bilal nasıl biri?
-Halk arasında iyi olarak anılmayan biri.
-Desene, be gidip İbn-i Ziyad’a haber verir.
-Vallahi ben de öyle sanıyorum.
-Bu arada, İbn-i Ziyad neler yaptı?
-Dışarıda sesler kesilince, adamlarına gidip dışarıyı kolaçan etmelerini, kimsa var mı yok mu her tarafa bakmaların emretti. Adamları da her tarafta meşaleler yakıp, bakabildikleri her yere baktılar. Kimsenin olmadığını İbn-i Ziyad’a söyleyince, İbn-i Ziyad rahat bir nefes alıp yanındakilerle beraber mescide gitti. Yatsı namazını kılmak için.
-Yani namaz kılmak için mi?
-İbn-i Ziyad’ın namazla ne işi olur? Halka gözdağı vermek için mescide gitti ve halkın toplanmasını emretti. Halk mescidi doldurunca da mimbere çıktı ve
“-İmdi bilesiniz ki, cahil ve sefih İbn-i Akil, ihtilaf ve isyan çıkarmak için Kufe’ye geldi.
-Kim onu, bize bulur ve evinde olduğunu haber verirse, Allah (cc) için beraat eder, temize çıkar.
Kim, onu bize getirirse, ona, Müslim’in kan bedeli ihsan olunacaktır.
Allah’ın (cc) kulları! Allah’tan (cc) korkunuz. İtaatınıza, bey’atınıza sarılınız. Kendinize başka bir yol düşünmeyiniz.
Ey Husayn b. Numeyr! Anan seni yitirsin. Sen, Kufelilerin evlerine baskın yapacak, sokak ağızlarına gözcüler göndereceksin. Yarın, sabaha çıkınca, bütün evleri, altın, gümüş külçesi arar gibi birer birer aratacak ve o adamı bulup bana getireceksin!” dedikten sonra mimberden inip köşke gitti.
-Vay be! Adam bir Müslüman gibi mimbere çıkıp hutbe okudu sonra da namaz kılmadan mescidden çıktı ha?
-Aynen öyle oldu.

Ertesi Gün

-Cevdet, Müslim b. Akil’le ilgili herhangi bir haber alabildin mi?
-Evet! Maalesef korktuğum başıma geldi! Hani, şu Tav’a’nın oğlu Bilal vardı ya!
-Evet!
-İşte o hain. Muhammed b. Eş’as, İbn-i Ziyad’ın yanında otururken, onun oğlu Abdurrahman’ın yanına gidip durumu ona haber verdi. Abdurrrahman da babasına durumu aktardı. İbn-i Ziyad;
“-Oğlun sana ne söyledi?
-Bana, İbn-i Akil’in evlerimizden bir evde olduğunu söyledi.
-Kalk, hemen onu bana getir.

Bu Arada Mekke’de

-Melal, Mekke’de neler oluyor?
-Müslim b. Akil’in Hz. Hüseyin’e gönderdiği mektup buraya ulaşınca, Hz. Hüseyin yol hazırlıklarına başladı.
-Ailesi ile beraber mi hazırlanıyor?
-Evet! Kadınlar da gerekli hazırlıkları yapıyorlar!
-Sana tekrar döneceğim inşallah! Allah (cc) kolaylıklar ihsan eylesin.
-Allah (cc) razı olsun inşallah!
-Amin! Ecmain!
-Cevdet, Kufe’de neler oldu? Hz. Hüseyin yol hazırlıklarına başlamış
-Neler olmadı ki? İbn-i Ziyad’ın talimatı üzerine Muhammed b. Eş’as ve adamları…
YİRMİBİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU
 
A Çevrimdışı

ahmet meydani

Üyeliği İptal Edildi
Banned
YİRMİİKİNCİ BÖLÜM


Müslim’i yakalamak üzere, 100 kişi ile Müslim’in bulunduğu Tav’a’nın evinin önüne geldiler. O esnada Tav’a Müslim için su ısıtmış, Müslim de üzerindeki kanları yıkamaktaydı.
Müslim, askerlerin kendisi için geldiklerini anladı. O esnada da askerler Tav’a’nın evine baksın yaptılar. Müslim kılıcını sıyırarak onlarla vuruşmaya başladı ve onları kapı dışarı etti.
Müslim ve askerler arasında şiddetli çarpışmalar yaşanmaya başladı. Askerlerden biri olan Bükeyr b. Hurman, Müslim ile karşı karşıya geldi. Birbirlerine hamle yaptılar. Bükeyr’in kılıcı, Müslim’in üst dudağını kesti ve kılıcın ucu alt dudağına battı. Müslim de onun başına öyle şiddetli bir darbe indirdi ki, kılıç Bükeyr’in göğüs boşluğuna kadar indi.
-Diğer askerler ne yaptılar?
-Onlar da diğer damlara çıkarak Müslim’i taş yağmuruna tuttular. Ayrıca etraftaki kamışları ateşe verdiler. Amaç Müslim’i dışarı çıkarmaya zorlamaktı.
-Peki sonra ne oldu?
-Bunun üzerine Müslim “Bütün bu halk, Müslim b. Akil’i öldürmek için mi toplandılar?” diyerek kılıcını sıyırdı ve ardından; “Öyle ise, ey nefs! Kaçınılmaz olan ölüme karşı çık!” dedi ve sokağa fırlayarak çarpışmaya başladı.
Bu arada, orada bulunanlardan, Muhammed b. Eş’as, Müslim’in yanına gelip “Ey genç! Sana eman var! Kendini boş yere öldürme!” dedi.
Müslim: “Ben, hür olarak ölmeye yemin ettim!” diyordu.
Muhammed “Sana, ne yalan, ne hile, ne de aldatma var! Bunlar, senin amca oğullarındır. Seni be öldürürler, ne de döverler!” dedi.
-Bu Muhammed, sözlerinde samimi mi?
-Onun sözlerinde samimi olmasının bir hükmü yok ki!
-Niye?
-Niye olacak! Daha öncekilerin başına nelerin geldiğini gördük. İbn’i Ziyad eman mı dinler?
-Evet haklısın! Desene Müslim’in akıbeti de onlar gibi olacak!
-Maalesef öyle görünüyor. Ama Müslim her halukarda kazananlardan olacak inşallah!
-Evet haklısın! Peki sonra ne oldu? Müslim kılıcını bıraktı mı?
-Müslim çarpışmaktan bitkin bir hale gelmişti. Kolay mı o kadar kişi ile çarpışmak? Bunun üzerine Msülim “Ben, gerçerkten eman verilmiş, emin bir halde miyim?”
“-Evet!”
Orada bulunanlardan, Amr b. Ubeydullah’ü Sülemi hariç diğerlerinin tümü “Sana eman verilmiştir” dediler.
-Bunun üzerine Müslim b. Akil, kılıcını Muhammed b Eş’as’a teslim etti. Onu bir katıra bindirdiler. Müslim kendisine verilen emanın bir işe yaramayacağını anlamıştı. Ağlamaya başladı. Bunun üzerine, Muhammed b. Eş’as “Biz senin gibi birini arayıp bulmuş, senin gibi teslim almıştıkta, o, hiç ağlamamıştı!”
“-Vallahi ben kendim için ağlamıyorum. Fakat ben, bana doğru gelmekte olan, ailemden, Hüseyin ve onun ev halkı için ağlıyorum. Ayrıca senin emanını yerine getirebileceğini de sanmıyorum. Ama istersen bana bir iyilikte buluna bilirsin!
-Nasıl bir iyilik?
-Adamlarından birini Hz. Hüseyin’e gönder. Benim artık dünyada olmayabileceğimi, belki de öldürüldüğümü söylesin ve onun buraya gelmesine engel olsun.
-Vallahi bu isteğini yerine getireceğim ve valiye’de sana eman verdiğimi söyleyeceğim.”
-Peki Muhammed, Müslim’e verdiği sözü yerine getirdi mi? Hani mektup gönderme meselesini?
-Muhammed, kendisini ziyarete gelen, şair İyas b. Asel-üt Tâi’yi bu işle görevlendirdi. Ona, Hz. Hüseyin’e (ra) iletilmek üzere bir mektup verdi. Ayrıca bir miktar da para takdim etti. Bir de binit verdikten sonra, vali konağının yolunu tuttu.
-İnşaallah, İyas mektubu zamanında ulaştırır.
-Doğrusu istersen, benim hiç umudum yok. Bakalım Kufe’den çıkabilecek mi? Ya da ihanet mi edecek? İnşallah göreceğiz.
-İnşaallah! Peki sonra ne oldu?
-Muhammed, Müslim ile vali konağına geldi. İzin isteyerek içeri girdi. Valiye durumu anlattı ve Müslim’e eman verdiğini de bildirdi. Vali;
“-Eman mı, ne emanı? Sen nerde eman nerde! Biz seni, onu bize getiresin diye gönderdik, eman veresin diye değil!”
Bunun üzerine, Muahmmed b. Eş’as sustu.
-Peki, Müslim de yanında mıydı?
-Hayır o dışarıdaydı. Köşkün kapısından içeri girince orada içi soğuk su dolu bir küp gördü ve “Ban bu sudan içiriniz” dedi. O esnada, orada Umare b. Ukbe b. Ebi Muayt, Amr b. Hureys, Müslim b. Amr-ul Bahili ve Kesir b. Şihab bulunuyordu. Müslim b. Amr alçağı şöyle karşılık verdi:
“-O gördüğün soğuk sudan ha! Hayır, vallahi sen, bundan bir damla tadamazsın. Nihayet, Cehenem ateşi içinde Hamim’i tadarsın!” dedi.
-Yazıklar olsun sana! Sen kimsin?
-Müslim b. Amr-ul Bahili’yim!
-Hay anan seni yitrsin! Cehennem ateşi içinde temelli kalmaya ve hamimden içmeye sen daha layıksın!”
-Peki hiç kimse Müslim’e su vermedi mi?


YİRMİİKİNCİ BÖLÜMÜN SONU
 
A Çevrimdışı

ahmet meydani

Üyeliği İptal Edildi
Banned
YİRMİÜÇÜNCÜ BÖLÜM

-Amr b. Hureys, Süleyman adındaki uşağını gönderip küpten su getirtti ve Müslim’e içirtti. Ayrıca, Umare b. Ukbe de Kays adındaki uşağını küpe gönderip su getirtti ama Müslim bu suyu içemedi.
-Neden?
-Aldığı yaralar nedeniyle, tasın içi kanla doldu, ayrıca iki dişi de tasın içine düştü.
-Allah (cc) Müslim’e yardım etsin. Efendimiz’in (sav) akrabaları ne eziyetler çekmişler, Ya Rabbi! Allah (cc) bu ümmete feraset nasib eylesin.
-Amin!
-Peki sonra ne oldu?
-Müslim ,içeri alındı ve İbni Ziyad’ın karşısına çıkarıldı. Müslim valiyi selamlamadı. Köşk muhafızı:
“-Valiyi selamla!”
“-O, beni öldürmek istiyorsa ona ne diye selam vereyim?”
“-Vallahi, o m uhakkak öldürülecektir!
-Beni öldüreceksin öyle mi?
-Evet!
-Şu halde, bırak beni kavmimden bazılarına vasiyetimi yapayım!
-İstediğini vasiyet et!
-Ne oldu peki?
-Müslim, orada bulunan Ömer bin Saad’a bakıp “Ey Ömer! Aramızda akrabalık bağı var. Ben, gizli bir dileğimi yerine getirmeye seni vekil etsem, kabul eder misin?”
-Ömer B. Saad bunu yapmaktan çekinince, kahrolası İbn-i Ziyad;
“-Amucanın oğlunun dileğini yerine getirmekten çekinme!” dedi. Bunu üzerine Müslim ile Ömer bir köşeye çekildi.
-Yapacağım vasiyetimi yerine getirmeyi kabul ediyor musun?
-Evet!
-Kufe’ye geldiğimden beri Kufelilere yedi yüz dirhem borçlandım. Sen, onu, benim tarafımdan öde!
Ben öldürüldüğüm zaman, İbn-i Ziyad’dan, cesedimi, kesip biçilmemek ve teşhir edilmemek için bağışlamasını iste.
Hz. Hüseyin’e de bir elçi salalar benim başıma gelenleri ona iletmesini sağla!
Bu konuşmanın ardından, Ömer, İbn-i Ziyad’ın yanına gidip olanları anlattı. İbn-i Ziyad, Ömer’i ayıpladı.
-Sen, onun sana anlattıklarını açıklamakla kötülük ettin! Hüseyin hakkında dilediğini yap. O bizi istemiyorsa, biz de onu istemeyiz. Müslim’in cesedine gelince, biz o konuda sana şefaat ettirmeyiz! Dedi.
-Bu Ömer b. Saad gibi akraba da düşman başına!
-Öyle vallahi! Halbuki isteseydi valiyi aldatabilirdi.
-Bunun gibilere, kıraldan fazla kıralcı denir.
-Aynen öyle!
-Peki sonra ne oldu?
-Müslim, ile İbn-i Ziyad arasında bir münakaşa yaşandı!
-Neler konuştular?
-İbn-i Ziyad “ Söyle bakalım ey ibn-i Akil! Halka getirdiğin şeylerle onların toplu işlerini, tek kelimelerini dağıtan, bölen, onları birbirine düşüren sen değil misin?
-Hayır! Ben buraya öyle bir şey getirmiş değilim! Fakat, Kufe’liler; senin babanın, onların hayırlılarını öldürdüğünü, kanlarını döktüğünü, aralarında Kisra ve Kayserlerini işlerini işlediğini söylüyorlar!
-Sen, Medine’de şarap içtiğin sırada b,z Kufeliler arasında adaletle emr ve Kitabullah’ın hükmüne göre harekete davet etmez miydik?!”
-İbn-i Ziyad, Müslim’in şarap içtiğini mi iddia ediyor?
-Evet, aynen öyle! Desene bu adam kafayı yemiş.
-Bu adam, aklı başında biri olsaydı, Hz. Hüseyin’, (ra) bırakıp, Yezid’in tarafını tutar mıydı?
-O da doğru ya! Peki Müslim ne cevap verdi?
-Bunun üzerine Müslim…


YİRMİÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN SONU
 
Üst Ana Sayfa Alt