Makale Nusret Cephesi’nin El Kaide’ye Olan Biatına Eleştirilere Reddiye

Muhammed Faruk

İyi Bilinen Üye
Üye
Nusret Cephesi’nin El Kaide’ye biatlı olmasının Müslüman kardeşlerimizde rahatsızlık oluşturması ve son zamanlarda bu durumun gündem olması üzerine bu konudaki rahatsızlığımızı yazıya dökmek gerekti.
Ahraruş Şam lideri Şeyh Ebu Cabir El Cezire Televizyonundan Teysir Alluni ile birkaç gün önce röportaj gerçekleştirdi. Nusret Cephesiyle ilişkiniz nasıl sorusuna şu şekilde cevap verdi:

Şeyh Ebu Cabir: “Nusret Cephesiyle olan hukuk ve ilişkimiz, diğer guruplarla olan hukuk ve ilişkimiz gibidir. Onlarla birçok operasyona birlikte katıldık. Beraberimizde başka askeri guruplar da vardı. Nusret Cephesiyle bizim aramızda Siyasi Şer’iyye (Siyaset, uslup, menhec, öncelikli meseleler vb. konularında ) ve El – Kaide ile olan ilişki ve irtibatları sebebi ile görüş ayrılıkları olabilmektedir.”

Teysir Alluni: “O zaman siz onların el-Kaide’yle bağlantısını onaylamıyorsunuz?”

Şeyh Ebu Cabir: “Biz, bu bağlantının Suriye’de halkımıza zarar verdiğini düşünüyoruz. Esed Rejimi bunu bahane ederek direnişimizi terör olarak adlandırıyor.” (1)

Aynı şekilde Tartusi de buna benzer bir söylemde. Bu hafta katıldığı bir televizyon programında Nusret Cephesi lideri Şeyh Cevlani’ye çağrı yapan Tartusi, “El Kaide ile bağlarını koparmasını” istedi.

Nusret Cephesi’nin el Kaide’ye bağlı olması bir utanç ya da ayıp değil, aksine büyük bir izzet ve şereftir. El Kaide son 30 yılın İslam tarihine damgasını vurmuş, cepheden cepheye koşmuş ümmetin mücahid evlatlarıdır. Keşmir’de, Somali’de, Yemen’de, Magrib’te ve İslam coğrafyasında zulme karşı direnişin olduğu her yerde el Kaide’nin ismi mazlum halklar için umudun adıdır!

El Kaide isminden kim rahatsız olur? Elbette İslam dünyasına dair sömürü planları bozulan ABD, İsrail, Nato, Rusya ve İran. Şimdi bunların gözüne girmek, şirin gözükmek için Nusret Cephesi el Kaide’den mi ayrılsın?

Suriye’de cihad eden birçok grup İhvan-ı Müslimin kökenli. Ve çoğunun organik bağı devam ediyor. Mısır için de İhvan terör örgütü, neden onlara da “İhvan ile bağlantınız olması kötü” diyerek kimse laf etmiyor?

Suriye Yermuk kampında Hamas ile bağlantılı gruplar var. Hamas da dünyanın birçok ülkesine göre terör örgütü. Neden onlara da “bağınızı koparın” çağrısı yok?

Suriye’deki birçok muhacir grubunun katılmasıyla oluşan büyük ve aktif bir cihad cemaati var; Ensarud Din Cephesi. Ensarud Din Cephesi lideri Çeçen Emir Selahaddin (hafızahullah) Kafkasya Emirliğine bağlıdır ve her seferinde bunu demektedir:

“Ben o zaman Emir Dokku Ebu Osman (rahimehullah)’a biat etmiştim, şimdi de Ali Ebu Muhammed’e biatliyim. Ve eğer İmarat Kavkaz emiri beni çağırırsa o zaman Muhacir ve Ensar Ordusu emirliğini bırakır ve onun istediği yere giderim.” (2)

Kafkasya Emirliği Rusya’nın da ABD’nin de terör örgütü listesindedir ve liderlerinin başına ABD para ödülü koymuştur. Buna rağmen Nusret Cephesi’ne “el Kaide’den ayrıl, biatını boz” diyenlerin Emir Selahaddin Şeşeni için böyle bir cümle kurmadığını görmekteyiz.

Ayrıca el Kaide olsun, Kafkasya Emirliği olsun, yıllardır İslam yolunda ödediği bedellerle, ümmet için cihad etmesiyle bilinen cemaatlerdir. İki hareket de onlarca liderini, emirini şehid vermiştir. Bu cemaatlere bağlı olmak, bu hareketlere hizmet etmek, bir mümin için dünyada ve ahirette şereftir.

Nusret Cephesi’nin El Kaide’ye olan biatını sırf Batı’nın gözüne girmek için biatını çekmek, hem büyük bir taviz, hem de caiz olmayan bir ameldir. Büyük bir tavizdir bu. El Kaide’den kendini dışlamak, onları yalnız bırakmaktır. Oysaki Suriye halkı en zor zamanı yaşarken, Esad’ın, İran’ın, Rusya’nın ve ABD’nin bombaları gökyüzünden üzerlerine yağarken, el Kaide onları terk etmedi, onlarla beraber ölmesini ve direnmesini bildi!

Batı’nın el Kaide’den iki konuda rahatsızlığı vardır. Birincisi, el Kaide’nin adı artık umuttur, direniştir ve harekete geçmektir. Bu durum düşmana korku salmaktadır. El Kaide iki şeyi öncelemekte; birincisi savaş açılıp soykırıma uğrayan beldelerde Müslümanlar için savaşmak, ikincisi de işgal altındaki diğer beldelere de cihadı götürmek. Soruyorum size, bu iki amaç da Kuran ve Sünnetin emri değil mi? Düşman için el Kaide’yi “terörist” yapan bu iki gerekçe, siz Muvahhid ve Mücahid kardeşlerimizi de onların gözünde düşman ve hedef yapmıyor mu? Bütün Allah düşmanlarına karşı savaşı, Allahu Teala Kuran’da emretmiyor mu?

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa 75)

“Fitne kalmayıp, yalnız Allah’ın dini kalana kadar onlarla savaşın.” (Enfal 39)

O halde mesele el Kaide’nin meselesi değildir. Bugün bu bayrağın öncüsü el Kaide’dir ve düşmanın ana derdi odur. Ahraruş Şam, Taliban, Kafkasya Emirliği ve dünyanın dört bir yanında Kuran’a iman etmiş muvahhidler de aynı amacı taşımıyor mu? Amacımız aynı ise, aynı ithamların yarın da size yapılacağının farkında değil misiniz? Sizler hak yolda sebat ederseniz, yarın da birileri açıklama yapıp “Ahraruş Şam’a biatınız cihada zarar veriyor, biatınızı bozun” demeyecek mi sanıyorsunuz? İşte, Nusret Cephesi bu söylemlere rağmen yoluna ve bağlılığına devam ederek aslında sizlerin de tek bir çatı altında kalmanızı sağlıyor! Çünkü ılımlılaşma da sınır yoktur. Düşmanın derdi daha küçük parçalara ayrılmamız ve yerelleşmemizdir. El Kaide ise Yemen’de, Somali’de, Hint yarımadasında, Magrib’te ve Horasan’da tek bir emir komuta ve tek bir sancak altında durarak tek bir cephe ve tek bir güç olmamızı sağlıyor!

Barış sadece Suriye için değildir. Allah düşmanları nasıl her cephede beraber ise, İslam orduları da her cephede beraber hareket etmelidir. Mesele Suriye toprağı ve halkı değildir. Mesele ümmetin toprağı ve ümmetin halklarıdır. Kimse Suriye halkını kendine ait zannetmesin. Kimse Suriye topraklarını da kendine ait zannetmesin. Bu toprakları Hz. Ömer’in ordusu fethetti ve ümmete emanet etti. “Asabiyete çağıran bizden değildir.” Suriye cihadı sadece Halepli, Hamalı, İdlibli gençlerin savaşı değildir. Biz bir tek ümmetiz ve birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış saldırıdır. Bu nedenle savunmak da tüm ümmete düşer, söz sahibi olmak da tüm ümmete düşer!

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.” (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)

Suriye’de Nusret Cephesi, dışarıdan gelmiş bir örgüt değildir. Çünkü İslam’da, içeri ve dışarı diye bir kavram yoktur! Irak’taki Tikrit doğumlu, Mısır’daki Kahire’yi kendine başkent yapmış Selahaddin Eyyübi Filistin’i, Kudüs’ü fethetmedi mi? “Ya Rab yeni bir Selahaddin gönder” diye dua edenler, gelen Selahaddin’in Iraklı bir Kürt ve Mısır’dan gelmiş olması fark eder mi? Etmez! O halde kimse Suriye cihadının bir gruba ya da Suriyelilere ait olduğu vehmine kapılasın. Mahşer günü Allah subhanehu teala Esad’ın devrilmesini ve cihadın zafere dönüşmesini sadece Suriye vatandaşlarına sormayacak, gücü yetip de yardım etmeyen tüm müminlere soracak.

Resulullah (sav) ümmetine Şam’daki ordulara katılmasını nasihat etmiştir:

Ebu Derda (r.a) şöyle rivayet etmiştir; Rasulullah (s.a.v):

-Muhakkak ki sizler (ilerde) ordular bulacaksınız. Bir ordu Şam’da, (bir ordu) Mısır’da, (bir ordu) Irak’ta ve (bir ordu) Yemen’de, buyurdu. Ashab:

-Ey Allah’ın Rasulü! Bizim için tercih et (hangisine katılalım)? Dediler. Rasulullah (s.a.v) da:

-Şam ordusuna katılın, buyurdu. Ashab bu defa:

-Ey Allah’ın Rasulü! Biz koyun sürüleri olan kimseleriz. Şam’a gitmeye güç yetiremeyiz, dediler. Rasulullah (s.a.v) da:

-Şam ordusuna katılmaya güç yetiremeyen kimse Yemen ordusuna katılsın. Şüphesiz Allah Şam’a (ve ehline) benim için kefil olmuştur, buyurdu.

(Heysemi’nin rivayeti esas alınmıştır. Ebu Davud, Ahmed, İbni Hibban, Hakim, Taberani)

Hadiste de görüldüğü gibi Şam diyarına cihad için hicreti bizzat Resulullah (sav) nasihat etmiştir. Nusret Cephesi Suriye’ye “dışarıdan” gelen bir güç bile olsaydı, kimse bu konuda eleştiri yapma hakkına sahip değildi, aksine Resulullah’ın (sav) hadislerine itaat edip hicret eden bu yiğitleri övmeliyiz!

Tüm bunlarla beraber, Nusret Cephesi Şam halkının ta kendisidir. Lideri Şeyh Ebu Muhammed Fatih el Cevlani Suriyeli değil mi? Askeri Emiri ve resmi sözcüsü Ebu Hamam es Suri Suriyeli değil mi? Ebu Abdullah eş Şami gibi üst düzey Şeri Kadıları Suriyeli değil mi? Binlerce savaşçısı Suriye’nin evladı değil mi? O halde bu bir algı operasyonudur ve Batı’nın bir tuzağıdır. Nusret Cephesi’nin Suriye’de fiili olarak atamayacakların, söylem olarak atmaya çalışmasına hizmet etmektir. Müslümanlar bu gerçeği görmesi gerekir ve oyuna gelmemesi gerekir. Nusret Cephesi Suriye cihadının ve halkının vazgeçilmez bir parçasıdır!

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından gündemdeki konu ile ilgili bir mesaj paylaşan Hani Sibai, ‘Suriye’deki problemlerin nedeninin Nusret Cephesi’nin El Kaide’ye bağlı olması gibi gösterilmesinin Şeytan kaynaklı bir medya kampanyası olduğunu’ ifade etmişti.

Diğer bir mesele de Nusret Cephesi’nin el Kaide’ye biat etmiş olması gerçeğidir. Kimse akli sebeplerle veya nefsine göre biat bozamaz. Nusret Cephesi, El Kaide’ye biatını bozan Irak haricilerinden değildir. Biatı bozmak şeri açıdan haramdır. Tartusi ve diğerleri Nusra Emiri Şeyh Cevlani’ye “Biatını boz” derken haram işlemeye çağırıyor. Subhanallah! Sizin siyasi maslahat ve keyfiniz için, Nusret Cephesi’nin haram işlemesini tasvip mi ediyorsunuz? Allah biatın bozulmasından razı olur mu? El Kaide merkez komutanlığı, bu biatın bozulmasını hak edecek ne yaptı? Küfür ameli mi işledi, cihadı mı terk etti? Aksine her imkânıyla Şeyh Eymen Zevahiri maddi, manevi olarak ve beyanatlarıyla Şam cihadını desteklemedi mi? Sizleri övmedi mi? Şam halkının Esad’ın devrilmesinden sonra İslam şeriatı üzerine seçeceği liderini tanıyacaklarını beyanatında demedi mi? Kardeşlik hukuku, düşmanın Suriye ve Afganistan’da bombalar yağdırdığı şu günlerde daha da kenetlenmek değil midir?

Ahraruş Şam son üç ayda defalarca ABD tarafından bombalanmıştır. Ne için? Ne el Kaide bağı var, ne de ABD’ye şimdiye kadarki bir saldırısı? Buna rağmen Ahraruş Şam liderleri de ABD saldırısıyla şehid edildi. Çünkü sizler, adı el Kaide’den farklı olan, ameli ise aynı olan mücahidlersiniz! Hiçbir farkınız yok! Düşman için mesele isimler değildir, bir elinizde Kuran, bir elinizde silah varsa, tüm haçlı ordularını göğüslemeye hazır olun! Sizler Allah yolunda olduğunuz sürece adınızı el Kaide’den değiştirip İngilizce bile koysanız düşmanın sizinle savaşı bitmez, çünkü sizler Allah’a kulluk, onlar ise tağuta kulluk etmek için yaşıyorlar!

“İman edenler Allah yolunda savaşırlar; küfre sapanlarsa tağut yolunda savaşırlar. O halde, şeytanın dostlarıyla savaşın.” (Nisa 76)

Ahraruş Şam, el Kaide’yi de, Nusra’yı da eleştirebilir. Çünkü Resullah (sav)’in dediği gibi “Din nasihattir.”. ancak eleştirilerimiz makul olmalıdır, sırf düşman el Kaide’ye terörist diyor diye Kaide’yi eleştirmek nasihat değildir. Eğer Esad’a bakacak olursak, Nusra ve Ahrar arasında hiçbir fark olmayıp ikisine de terörist demektedir.

Yeri gelmişken bizde kardeşlerimize bir eleştiri de bulunalım. DHKP-C militanları İstanbul’da savcıyı öldürdüğünde Ahraruş Şam resmi taziye mesajı yayınladı. “Yaşanan bu terör eylemlerinde hayatını kaybeden savcının ailesine ve Türkiye halkına taziyelerimizi iletiyoruz” dediler. (3)

Laik ve demokratik devletin hukukunda çalışan savcının ölümü üzerine taziye yayınlayan Ahraruş Şam, aynı hassasiyeti (!) neden diğer cephelerin şehid düşen komutanları için de yapmıyor? Bu ay Ruslarla girdiği çatışmada Kafkasya Emirliği lideri Şeyh Ali Ebu Muhammed şehid düştü, Ahraruş Şam taziye yayınlamadı. Gene bu ay ABD drone saldırısında Yemen’de Arap Yarımadası el Kaidesi liderlerinden Şeyh İbrahim el Rubeyşi şehid düştü, Ahraruş Şam gene taziye yayınlamadı! Birbirimizin acısını paylaşmıyorsak nerede kardeşlik? Tüm ömrü cihadda geçen, Tora Bora’da Usame ile omuz omuza savaşan, Guantanamo’da ABD işkencelerine direnen Şeyh İbrahim Rubeyşi, laik anayasaya göre insanlara soruşturma açan bir savcıdan daha çok taziyeyi hak etmiyor mu?

Bizler Şam beldesinin evlatları olan Ahraruş Şam’ı seviyoruz, onlarla omuz omuza savaşıyoruz. Beraber ribat tutuyor, beraber şehidlerimizi defnediyoruz. Aynı akideye, aynı menhece, aynı davaya mensubuz. Ahraruş Şam’ın mücahidleri arasında bu dediklerimize itiraz edecek yoktur. Liderlerden beklentimiz, ucuz siyasetin içine girmemeleridir. İslam tarihi şahittir ki, bizler birbirimize kenetlendikçe ve düşmana inat sahip çıktıkça Allah’ın yardımı üzerimize yağacaktır.

Allah Afganistan İslam Emirliği lideri Molla Ömer’den razı olsun. Ondaki dik duruş, Taliban’ın tüm cihad cephelerinde sevilmesine, ümmetin onun liderliğine meyletmesine vesile oldu. Bırakın bir ilçeyi, ya da bir şehri, koskoca bir devleti vardı ve 1996 yılından beri 5 yıldır İslam şeriatıyla ülkesini yönetiyordu. Haçlıların başı ABD 11 Eylül 2001 yılında asrın darbesini alınca tüm dünya medyası önünde Molla Ömer’e meydan okudu. “Ya Usame’yi bize teslim edersin, ya da devletini başına yıkarız” dedi.

Peki, Molla Ömer ne yaptı? “Hayatı boyunca Afganistan’ın yarısının yok edildiğini gördüğünü ve Usame bin Ladin’i teslim etmektense diğer yarısının da yokedildiğini görmeye hazır olduğunu” söyledi! (4)

Evet, düşman tüm ordularını toplayıp 55 ülkeyle işgal etti Afganistan’ı. On binlerce Taliban üyesinin ailesi bu savaşta katledildi. Ama Molla Ömer geri adım atmadı. Çünkü İslam şeriatına göre Usame’yi vermem caiz değil demişti! Yıl 2015 ve düşman 14 yıllık savaşın sonunda tükendi, Molla Ömer ve Taliban ise Allah’ın lütfu ile dimdik ayakta! Ahraruş Şam’daki kardeşlerimize bunu da hatırlatmak istedim…

Bırakın düşman kınasın dursun, kınamacının kınamasından mı çekineceğiz? Gün bölünme günü değil, birleşme günüdür. Düşman bizden sayı ve silah olarak üstün. Ama âlemlerin Rabbi olan Allah, tüm düşmanlarımızdan üstün! Eğer Allah’ı razı edersek, Şam’ın da, Kahire’nin de, Bağdat’ın da, Kudüs’ün de fethi yakındır.

El Kaide Allah için 30 yıldır dünyada en büyük bedelleri ödemiş cemaattir, her ülkede yüzlerce, bazılarında on binlerce ferdi zindanlarda yatmaktadır. Onlarca liderini şehid vermiştir, ki her ay ABD drone saldırıları ile yeni şehidler verilmeye devam etmektedir. Bu hareketin fertleri liderlerinden iki şey öğrendi, birincisi Allah’ı razı etmek için Kuran ve Sünnetten asla taviz vermemek, ikincisi şehid olana kadar ilerleyip davayı bir sonraki nesle emanet etmek… Bu hareketi Haçlılar durduramıyor çünkü ölümü şehadet bilen ve derdi bu olan bir ordudan bahsediyoruz!

Allah’ım sen Şam’da, Horasan’da, Yemen’de, Magrib’te dünyanın dört bir yanında senin rızan ve dinin için çarpışan El Kaide’ye, Ahraruş Şam’a, Kafkasya Emirliği’ne, Taliban’a ve tüm cihad hareketlerine yardım et, özellikle Şam topraklarında kardeşliğimizi güçlendir, bizi katından gelen ordularla kuvvetlendir, düşmanlarımızı helak et! Allahumme Amin…

Ferman Nazif / Ümmet-i İslam

Kaynakça:

1) http://www.yonelishaber.com/ahraru-s-sam-lideri-ebu-cabir-ile-son-gelismeler-uzerine-62219hd.html

2) http://www.ummetislam.net/emir-selahaddin-siseni-ummet-i-islamin-sorularini-yanitladi/ ayrıca: http://www.ummetislam.net/isidle-ateskes-gorusmeleri-sonucsuz-kaldi/

3) http://justpaste.it/ahrarsavciyataziye

4) http://arsiv.ntv.com.tr/news/107514.asp
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst Alt