Allah'in goklerin ustunde olduguna dair 14tane ehli sunnet icmasi

ebu-musa

Üyeliği İptal Edildi
Banned
Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla



Allah'in goklerin ustunde olduguna dair 14tane ehli sunnet icma'si




Allah'in izni ile bu bolumde Ehli Sunnet'in Allah'in goklerin ustunde olduguna dair icmalarini zikredecegiz.

Icma: Ummetin hepsinin bir konuda ayni gorus uzerinde olmalarina denmektedir. Bu nedenle Icma'ya muhalefet etmek ise cok tehlikelidir.

Bir Icma, eger Allah Rasulunun s.a.v. zamanindan itibaren baslamis ise, iste o Icma'ya muhalefet etmek asla caiz degildir. Ama eger bir Icma, asri saadetten sonraki bir donemde gerceklesmis ise, iste sahih olan goruse gore bu icma ile amel etmek veya itikad etmek mecbur degildir. Cunku o Icma'dan once ihtilaf olmustur(daha fazla bilgi icin imam Sirazi'nin "Elluma Fi Usuli El-fikih" adli eserine vb. bak).



Bizim uzerinde konustugumuz "Allah'in goklerin ustunde oldugu" meselesi ise, Peygambermizin s.a.v. zamanindan itibaren "Icma" edilmis bir meseledir. Bu nedenle bu Icma'ya muhalefet etmek cok tehlikelidir. Hatta eski Es-ari ulemasi bile Allah'in goklerin ustunde oldugunda ihtilaf etmemislerdir. Sadece sonradan gelenlerin bir kismi eskilerine muhalefet ederek, Allah'in goklerin ustunde oldugunu inkar ederek Mutezileye uymuslardir.



Benim burada zikredecegim alimlerin sozleri, yaklasik olarak sadece besinci yuz yila kadar olacaktir. Cunku kisi her ne kadar asri saadete yakin olursa onun itikadi o kadar daha temiz ve saf olur. Bu nedenle ilk yuz yillardaki muteber alimlerin sozlerinin pesinden gitmek dogru yoldan gitmek demektir.

Ben bu risalede, Allah'in goklerin ustunde oldugunu soyleyen alimlerin sozlerini degil, sadece Icma'yi zikreden alimlerin sozlerini zikredecegim. Veya icma ve ittifak sozu gecmesede icma oldugunu aciklayan sozleri nakledecegim insallah.



Umarim Rabbim bu ameli sadece kendi rizasi icin halis eglesin insallah.



Sunuda unutmamak lazim: Bizler "Allah gokte" veya "Goklerin ustunde" derken, Allah'i bir seyin icine sikistirma gibi bir manayi asla kasd etmiyoruz. Bizim kasd ettigim sey, Kuran'da ve Sunnet'te ve Icma'da geldigi gibi, Allah'in goklerin ustunde olduguna iman etmektir.

Yine, Arapcada gök "Sema" demektir. Araplar "Sema" kelimesini, yerden yuksek olan her seye soylerler. Yani bize gore yukarida olan hersey "Sema'dir". Bu yonden "Allah Semadadir" derken, yani yarattigi herseyin ustundedir demek istiyoruz. Gokler ve goklerden sonra Ars, onun ustunde ise Allah c.c. idir. Iste iman edilmesi gereken sey budur.

Sanirim bu aciklama yeterlidir. Bu aciklamayi yapmamin nedenide, bazi Maturidi'lerin, bizim Allah'in bulutlarin yaninda kucuk bir sey gibi inancimiz oldugunu gostermeye calistiklarindandir. Veya "Vehhabiler Allah'in goklerin icinde ufak bir sey oldugunu soyluyorlar" gibi sozler soylerler. Boyle yapan bir surusunu gordum. Allah onlari islah etsin.




Simdi ehli sunnet'i ayakta tutan imamlarin sozlerini aktaralim:


1- Imam Ishak bin Rahuyeh (hicri 238.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

ALLAH SOYLE BUYURMUSTUR: (RAHMAN ARS'A ISTIVAS ETTI)(Taha 5.ayet). ISTE ILIM EHLI ONUN ARS'ININ UZERINE ISTIVA ETTIGINDE ICMA ETMISLERDIR. VE O YEDI KAT YERIN DIBINDEKI HERSEYI DAHI BILMEKTEDIR.


Derim ki: Bunu imam Zehebi El-uluv adli eserinde zikretmistir. Senedi ise sahihtir. Bu sozde icma oldugunu zikretmistir.



2- Imam Kuteybe bin Said (hicri 240.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

BU EHLI SUNNET VE EL-CEMAAT'IN IMAMLARININ SOZLERIDIR: BIZLER RABBIMIZI YEDINCI KAT GOGUN USTUNDE ARS'ININ UZERINDE OLARAK BILIRIZ. ALLAH'IN SOYLE BUYURDUGU GIBI: (RAHMAN ARS'A ISTIVA ETMISTIR).


Derim ki: Imam Zehebi bu sozu El-uluv adli eserinde zikrettikten sonra soyle demistir: Iste imam Kuteybe dogru sozlu ve imam olmasi ile birlikte bu meselde Icma'yi zikretmistir. Bu kisi, Malik'i ve Leys'i ve Hammad bin Zeyd'i ve buyuk imamlari gormustur. Ve uzun muddet yasamistir. Ve hadis hafizlari bu imamin kapisinda (hadis dinlemek icin) izdiham etmislerdir(El-uluv).

Eger bu imam imam Malik gibi alimleri gormus ise, demekki onlarinda bu sozu soylediklerini duymuski bu icma'yi zikretmistir.



3- Imam Evza-i (Selefi salihin'in buyuk imamlarindandir. Hicri 157. Yilda vefat etmistir) soyle demistir:

Bizler ve tabiinler her tarafta idik. Ve soyle derdik:

SUPHESIZ KI ALLAH C.C. ARS'ININ UZERINDEDIR. VE ALLAH'IN SIFATLARI HAKKINDA SUNNET'TEN RIVAYET OLUNANLARADA IMAN EDERDIK.


Derim ki: Bunu imam Beyhaki Esma ve Sifat adli eserinde sahih bir senedle rivayet etmistir. Imam Zehebi ise El-uluv adli serinde ve imam ibni teymiyye El-hameviyye'de zikretmislerdir.


4- Imam Ibni Ebi hatim, babasi Ebu hatim'e (hicri 277.yilda vefat etmistir) ve hocasi Ebu Zur-a Er-razi'ye (hicri 264.yilda vefat etmistir) "Ehli Sunnet'in dininin usulu (akide) konusundaki goruslerini ve bu kondaki kendi bulustuklari alimlerin sozlerinin ve goruslerinin ne oldugunu sormustur. ikiside soyle cevap vermislerdir:

BULUSTUGUMUZ "HICAZ'DAKI" VE "IRAK'TAKI" VE "SAM'DAKI" VE "YEMEN'DEKI" VE HER YERDEKI ALIMLERIN GORUSLERI SU SEKILDE IDI: "IMAN SOZ VE AMEL'DIR" "AZALIR VE COGALIR" … VE "ALLAH ARS'ININ UZERINDEDIR". VE "YARATIKLARINDAN AYRIDIR". VE "O KENDINI BIZLERE KENDI KITABINDA VE PEYGAMBERININ S.A.V. DILINDE NASIL VASFETTI ISE O SEKILDEDIR". VE "NASIL DENILMEMELIDIR". VE "ILMI HERSEYI KUSATMISTIR". (ONUN BIR BENZERI YOKTUR, VE O DUYANDIR VE GORENDIR)(Sura 11.ayet).


Derimki: Bunu imam Lalekai itikad kitabinda zikretmistir.

Yine imam ibni Ebi hatim'in babasindan duydugu bir sozdeki su sozunu zikretmekte fayda goruyorum: Cehmiyye'nin alameti ise (yani bir kisi Cehmiyye'den olup olmadigini anlamak istersen) Ehli Sunnet'i Musebbihe diye isimlendirmeleridir.

Derim ki: Bunu zikretmemin sebebi, zamanimizin Cehmiyye'leri bu zikrettigim alimlerin coguna "musebbihe" ve "mucessime" derken (ikisinide ayni anlamda kullanirlar), kendilerinide Ehli sunnet'ten olduklarini iddia ederlerken, aslinda onlarin Cehmiyye olduklarini isbat etmek icin zikrettim.



5- Imam Osman bin Said Ed-darimi (hicri 280.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

… Ve Muslumanlarin hepsi ALLAH'IN ARS'ININ UZERINDE VE GOKLERIN UZERINDE OLDUGUNDA ITTIFAK ETMISLERDIR.


Derim ki: Bunu imam kendisi En-nakd ala bisr el-merrisi adli eserinde zikretmistir.



6- Imam Zekeriyya Es-saci (hicri 307.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

HADIS EHLINDEN OLAN (Ehli sunnet'i kasd etmektedir. Eski zamanlarda ehli sunnete hadis ehli denilirdi) KARSILASTIGIMIZ ARKADASLARIMIZIN UZERINDE OLDUKLARI ITIKAD ISE, "ALLAH'IN ARS'ININ UZERINDE OLDUGU" VE GOKLERIN USTUNDE OLDUGU" VE "ISTEDIGI SEKILDE YARATIKLARINA YAKLASMAKTA OLDUGUDUR".


Derim ki: Imam Es-ari Mutezili'likten tovbe ettikten sonra bu imamdan ders almis ve dizinin dibinde oturmustur(bunu, imam Zehebi El-uluv adli eserinde zikretmistir). Bu nedenle imam Es-ari'nin sozununde El-ibane adli eserinde buna uymasini hatirlatmak gerekir.

Bu sozu imam Zehebi El-uluv adli eserinde ve ibnulkayyim Ictimai El-cuyus adli eserinde zikretmislerdir.



7- Imam ibni Huzeyme (hicri 311.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

KIM KI "ALLAH'IN GOKLERIN USTUNDE OLDUGUNU" VE "ARS'ININDA UZERINDE OLDUGUNU" VE "YARATIKLARINDAN AYRI OLDUGUNU" SOYLEMESSE, O KISININ TOVBE ETTIRILMESI GEREKIR. EGER TOVBE EDERSE BIRAKILIR. AMA EGER TOVBE ETMEZSE BOYNU VURULUR. SONRADA KOKUSUNDAN KIBLE EHLI'NIN(MUSLUMANLARIN) VE KITAB EHLININ(KAFIRLERDEN OLAN HRISTIYANLARIN) ZARAR GORMEMELERI ICIN COPLUGE ATILIR.


Derim ki: Bu sozunu Seyhulislam ibni teymiyye Der-i Et-tearudu El-akli ve En-nakl adli eserinde zikretmistir.

Imam ibni Huzeyme yine soyle demistir:

KIM KI ALLAH'IN ARS'ININ UZERINE ISTIVA ETTIGINI VE GOKLERIN USTUNDE OLDUGUNU INKAR EDERSE, ISTE O KISI KAFIR'DIR VE KANI HELALDIR…

Derim ki: Bu sozunu imam Zehebi Siyeri Alami Ennubela zikretmistir.



8- Imam ibni ebi Zeyd El-kayravani (hicri 386.yilda vefat etmistir. Kendisi zamanindaki Maliki alimlerin en buyugudur) soyle demistir:

… ISTE UMMETIN ICMA ETTIGI DINI KONULARDAN BAZILARI VE BU KONULARIN MUHALEFETi BIDAT OLAN MESELELERDEN BAZILARIC ISE SNLARDIR: … VE ONUN "GOKLERIN USTUNDE OLDUGU" VE "ARS'ININ UZERINDE OLDUGU" VE "YERDE OLMADIGI" VE "ONUN HER YERDE DE OLMADIGIDIR"…


Derim ki: bunu kendisi El-cami fi Es-sunen ve El-edab adli eserinde zikretmistir. Bunun benzerlerini imam Zehebi El-uluv adli eserinde imamdan nakletmistir.



9- Imam Ibni Betta El-akberi (hicri 387.yilda vefat etmistir) kendi yazdigi El-ibane adli eserinde (bu eser imam Es-ari'nin El-ibane'sinden farklidir) soyle demistir:

SAHABE VA TABIIN ZAMANINDAN ITIBAREN VE MUMINLERDEN OLAN BUTUN ALIMLER VE BUTUN MUSLUMAN'LAR: "ALLAH'IN GOKLERIN USTUNDE OLUP", ARS'ININ UZERINDE OLDUGUNDA" VE YARATTIKLARINDAN AYRI OLDUGUNDA" VE "ILMI ISE YARATTIKLARININ HER SEYINI KUSATMIS OLDUGUNDA" ICMA ETMISLERDIR…(sozunun tamamina kendi eserinde bak).


Derim ki: Zamanimizin bazi sapiklari bu imamin mucessime oldugunu iddia etmislerdir. Ama bu imam aslinda onlardan son derece beri ve uzaktir. Bunu daha iyi anlamak icin imam Zehebi'nin El-uluv adli eserindeki ve baska eserlerindeki bu imama yaptigi ovguleri gormek yeterlidir. Imam Zehebi'nin bu imamin sozleri ile kendine delil getirmesi bile bu imamin mucessime olmadigina dair en onemli delildir.



10- Imam Ebu Omer Et-talemenki (hicri 429.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

EHLI SUNNETTEN OLAN MUSLUMANLAR (VE SIZ NEREDE OLURSANIZ OLUN O SIZIN ILE BERABERDIR)(Hadis 4.ayet) AYETININ VE BUNA BENZER OLAN EYETLERIN MANASININ "ONUN ILMI ILE OLDUGUNDA" VE ALLAH'IN "ZATI ILE GOKLERIN USTUNDE OLDUGUNDA" VE "ISTEDIGI SEKILDE ARS'ININ UZERINE ISTIVA ETTIGINDE" ICMA ETMISLERDIR…

EHLI SUNNET (RAHMAN ARS'A ISTIVA ETTI)(Taha 5.ayet) AYETININ TEFSIRINDE SOYLE DEMISLERDIR: SUPHESIZ KI ALLAH'IN ARS'ININ UZERINE ISTIVA'SI GERCEK MANADADIR. VE MECAZEN DEGILDIR.


Derim ki: Imam Zehebi bu imamin bu sozunu El-uluv adli eserinde zikrettikten sonra ovmustur.

Bu sozu imamin kendisi "El-vusul ila marifetilusul" adli eserinde zikretmistir.



11- Imam Ebu Nuaym El-asbahani (hicri 430.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

Bizim uzerinde gittigimiz yolumuz Kitab ve Sunnet ve Ummetin Icma'si uzerinde giden Selef'in yoludur. Onlarin itikad ettigi seylerden bazilari ise:

… VE "ARS'IN OLDUGUNU SOYLEYEN HADISLERIN SAHIH OLDUGU" VE "ONUN UZERINE ALLAH'IN ISTIVA ETTIGINI SOYLERLER". ISTIVA'NIN SABIT OLDUGUNU, BENZETMEDEN VE NASIL DEMEDEN KABUL EDIP ITIKAD EDERLER. VE ALLAH'IN YARATIKLARINDAN AYRI OLDUGUNU VE YARATIKLARINDA ONDAN AYRI OLDUGUNU VE ONUNLA KARISMADIGINI (imam burada Allah'in herseyin icinde oldugunu soyleyenlere reddiye vermektedir) VE ONUN(ALLAH'IN) ARS'ININ UZERINE ISTIVA ETTIGINI VE GOKLERIN USTUNDE OLDUGUNU VE YERDE OLMADIGINI SOYLERLER.


Derim ki: imam Ebu Nuaym buyuk alimlerdendir. El-hulye adli muhtesem bir eseri vardir. Bu sozunu imam Zehebi El-uluv adli eserinde bu imamin bir risalesinden nakletmistir.



12- Imam Ebu Nasr Es-siczi (hicri 444.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

BIZIM IMAMLARIMIZDAN OLAN "SUFYAN" VE "SEVRI" VE "MALIK" VE "SUFYAN BIN UYEYNE" VE "HAMMAD BIN SELEME" VE "HAMMAD BIN ZEYD" VE "ABDULLAH BIN MUBAREK" VE "FUDAYL BIN IYAD" VE "AHMED BIN HANBEL" VE "ISHAK BIN IBRAHIM EL-HANZALI" GIBILERI: ALLAH'IN ZATI ILE ARS'ININ UZERINDE OLDUGUNDA VE ONUN DUNYA SEMASINA INDIGINDE VE (istedigi zaman) KIZDIGINDA VE RAZI GELDIGINDE VE ISTEDIGI ZAMAN KONUSTUGUNDA ITTIFAK ETMISLERDIR.

ISTE KIM BU SEYLERDEN HER HANGI BIRISINE MUHALEFET EDERSE, ISTE O KISI BU IMAMLARDAN BERI'DIR VE BU IMAMLARDA O KISIDEN BERI'DIR (yani eger bir kisi muhalefet ederse o kisi ehli sunnete muhaefet etmis olup bu alimlerin sozu disinda bir soz soylemis olur. Iste burada Es-ari'lerin ve Maturidi'lerin vb. bu imamlara demediklerini nisbet ederek "onlarda bizim ile ayni itikad uzerinde idiler" diyerek, bu imamlardan beri olmus olurlar. Bununla birlikte bu imamlara ister istemez yalan soylemis olurlar. Bunun benzerleri kendi eserlerinde cok fazladir.).


Derim ki: Bu sozu imam Zehebi Siyeri Alami En-nubela'da zikrederken, Seyhulislam ibni teymiyye ise Der-u Et-tearu El-akli ve En-nakl adli eserinde zikretmistir. Bu imami cok fazla alimin ovdugunude unutmamak gerekir.



13- Seyhulislam Ebu Osman Ismail Es-sabuni (hicri 449.yilda vefat etmistir) soyle demistir:
HADIS EHLI, ALLAH'IN KITABI'NIN VE UMMETIN ALIMLERININ VE SELEFIN IMAMLARININ ZIKRETTIKLERI GIBI ITIKAD EDIP SEHADET EDERLER KI: "ALLAH GOKLERIN UZERINDE ARS'ININ UZERINDEDIR". VE "HIC BIRI ALLAH'IN GOKLERIN USTUNDE VE ARS'ININ UZERINDE OLMASINDA IHTILAF ETMEMISLERDIR".


Derim ki: Bu imamin derslerine cikarken imam Es-ari'nin El-ibane adli eseri yaninda olmadan cikmadigi hakkinda bazi rivayetler vardir. eger sabit olsa idi guzel olurdu, ama senedinde "Mechul" vardir, bu nednele sendi zayiftir. Bu rivayeti imam ibni Asakir Tebyinu Kezibi El-mufteri adli eserinde zikretmistir.
Imam Sabuni'nin bu sozunu, imam Zahebi El-uluv adli eserinde zikretmistir. Ayrica imamin bu sozu, kendi yazdigi bir risalede gecmistir. "Akidetu Es-selef ve Ashabu El-hadis" basligi altinda Arapca basilmistir.



14- Imam ibni Abdilber (463.yilda vefat etmistir) soyle demistir:

… Ve bunda da "ALLAH'IN GOKLERIN VE ARS'ININ USTUNDE OLDUGUNA DAIR BIR DELIL VARDIR. NASIL KI (ehli sunnet vel) CEMAAT BUNU DEMISTIR. VE ONLARIN BU SOZU MUTEZILE'YE VE CEHMIYYE'YE KARSI ONLARIN ALLAH'IN HER YERDE OLDUGUNU VE ARS'ININ UZERINDE OLMADIGINI IDDIA ETMELERININ KARSISINDA GETIRDIKLERI DELILLERDEN BIRISIDIR.

Derim ki: Imam bunu Et-temhid adli eserinde zikretmistir(7.clt 129.s.).



Son olarak: Allah'in izni ile bu kadar aciklama hakki arayan ve bulmak isteyen kisi icin yeterli ve kafidir.

Salat ve selam Muahammed'in s.a.v. uzerine olsun, ve Hamd Allah'a olsun.


Ebu Musa El-medeni

http://ehliilm.wordpress.com/

kardesinize dua etmeyi unutmayin



 

ENSARİ

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
tabi ayetlerin,hadislerin manasını nereye çekersen oraya doğru sürüklenir gider....
O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.(Hadid/4)



Allah gökte veya Arş’ta demek insana benzetmek olur. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen, (O hiçbir şeye benzemez) buyuruluyor. (Şura 11)

Arşa, oturmaya muhtaç sanmak da küfürdür. Allahü teâlâ her noksandan münezzehtir. (Yunus 10)

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. İstiva demek, Arşa hükümran olması, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullahtaki yed [el] kelimesini bilinen el gibi sanmamalı. Mesela "Falanca şehir, filanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler de böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ noksan sıfatlardan beridir. Zamanlı, mekanlı ve cihetli değildir. Zamanları, yerleri, cihetleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu, Arşın üstünde sanır, yukarıda bilir. Arş da, diğer eşya gibidir, Onun mahlukudur, sonradan yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, her zaman var olana, yer olabilir mi?
Nasıl ki, Beytullah [Allah’ın evi] kelimesi, hâşâ Allah’ın barındığı ev değilse, gölge, el, yüz, istiva gibi kelimeler de böyledir. Arş yaratılmadan önce hâşâ Allah nerede idi? Oturmak, âcizlik değil midir? Hâşâ Allah âciz denir mi? Allah’ın sıfatları tevil edilmez dedikleri halde, (Allah, nerede olsanız, O sizinle beraberdir) mealindeki âyeti tevil ederek tezada düşüyorlar. Beraberliği ilmen diye tevil ediyorlar da, istivanın da ilmen olduğunu niye kabul etmiyorlar?
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Frm. Yöneticisi

Şok

Üyeliği İptal Edildi
Banned
ALLAHU TEALANIN MEKANDAN MÜNEZZEH OLDUĞUNA DAHİL İCMA (AKİDETÜ'T -TENZİH RİSALEYESİNDEN ALINMIŞTIR.)

Ayetlerin zahirini almakla meşhur ve icma konusunda hassasiyet gösterenlerin en şiddetlisi İbni Hazm- Zâhirî bile bu icmayı yazmaktadır:"Allahü teâlâ asla mekânlı veya zamanlı değildir. Cumhûr- ulemânın ve bizim de duruşumuz budur ve buna aykırı bir gِörüş câiz değildir, çünkü bundan başkası yanlıştır." (el-Fısal fi'l-Milel, 2:125; bkz. Dr. G. F. Haddad, a.g.e.,s.17)



İmam Müfessir Fahruddin Er-Razi, Tefsirinde şöyle diyor: “Allâh-u Teâlâ’nın mekân, yön ve barınmaktan münezzeh olduğuna icmâ edilmiştir.” (Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları )



İmâmus-seccâd Âbdul-Kâhir el-Bağdâdî El-farku beynel-fırak 'da derki;''Onlar (âlimler) O’nu (Allâh’ı) mekân kuşatmadığına ve O’na zaman cereyân etmediğine dâir icmâ etmişlerdir''. Onlar(Ehl-i Sünnet), âfetler, sıkıntılar, acılar ve lezzetlerin O'ndan uzaklığı ve O'nda hareket ve hareketsizliğin bulunmadığı hususunda birleşmişlerdir. Bu, O'na hareketi caiz gören görüşleri ve Onun mekânının, O'nun hareketinden doğduğu şeklindeki iddialarından dolayı Râfıza'dan Hâşimiyye'nin inanışı*na aykırıdır Onlar (Ehl-i Sünnet), Âlemin Yapıcısı'nın sonlu ve sınırlı olmaktan uzak olduğunu söylediler (Mezhepler Arasındaki Farklar, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları)

Molla Aliyyü'l Kârî rahimehullah aynı eserde diyor ki:-''Sözün kısası, varlığı kendinden olan, varlığı başkasından olana benzemez. Varlığı başkasından olan da varlığı kendinden olana ben*zemez. Öyle ise Allah Teâlâ, sınırlı değildir, sayılmış değildir, şekillenmiş değildir, parça değildir, bir mekânda yerleşmiş değildir, mü*rekkep değildir, sonlu değildir. Maiyet,mâhiyet, keyfiyet, renk,tad,koku, hararet, soğukluk, yaşlık, kuruluk ve benzeri beşeri vasıflar*la vasıflanmaz. Allah bir mekânda değildir.Yukarıda değildir, aşa*ğıda değildir,başka cihetlerde değildir.Allah Teâlâ üzerinden zaman geçmez. Allah bir şeyin içine girmiş değildir, bir şeyin mahalli de değildir''-(Fıkh-ı Ekber Şerhi)


Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi'nde şöyle yazılı:"Cumhûr-ı ulemâ, Zât- Bâri için cihet kabulünü çirkin gِörmüşlerdir." (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi ve şerhi, 7. Bask, DB Yaynlar, Ankara, 1982; 4. cilt, s. 114).Alimlerin kahir ekseriyeti Allahü teâlânn bir mekânda veya cihette bulunmaktan münezzeh olduğunu bildirmişlerdir


Muhaddis İbni Hibban rahimehullah diyor ki ''Allahu teala herhangi bir hadle s‎ını‎rland‎ırı‎lmaktan münezzehtir''. (İbni Hibban Sikat 1/1) S‎ırf bu sebebten mü‏şebbihe taraftarları‎nca İbni Hibban'‎ın Sicistan'dan sürülüp ç‎ıkarı‎lması‎ olay‎ı meş‏hurdur.(Tabakatu'‏-Şafi'iyye II,141)

-Selef'in Bila-Keyf sıfatları kabulünün Tefvide delalet etmesi-


Her ne kadar mesele yukarıda,İbni Hacer Askalani,İmam Suyuti, Ayni,İmam Nevevi,Aliyyu'l Kari ve diğer işin oteriteleri Halef ulaması tarafından kimi müteşabihatta ''''Selef'in mezhebi, maksad‎ın tayin edilmeksizin (tefvid) ilmini Allah'a havele etmekdir '' manasındaki sözlerinde açık ve net isede,bu vesvese sahibi şüpheciler nezninde tabiki bir şey ifade etmeyecektir. Lakin muhataplarımızın şüphelerini, vesveselerini ve idrak seviyelerini, hesaba katmakta belağatın icaplarından olmakla beraber dilimiz döndüğünce izah edeceğiz..

şüpheci vehhabilerin Selef’in mezhebi tafvid deًildi (veya sِzlerin manalar‎ hakîkat ve bilinen manalar‎ idi; ama nas‎l olduklar‎ Allaha havâle edilmeliydi gibi Tenzih içinde te‏bih içeren) iddialar‎n‎ geçersiz k‎lan delillerden sadece biride Ebu Hanife,İmam Şafi,Evzai,Malik,Zuhri ve diğer Seleften naklonulan ''Onlara geldiği gibi keyfiyetsiz iman ederiz ''manasındaki sözleridir..

Selefi Salihin bu sözlerinde Ta’tilcilere ve teşbihcilere reddiye vardır şöyleki;Onlara geldiği gibi ''İman ederiz '' sözlerinde ta'tilcilere ''Keyfiyetsiz'' sözlerinde ise Teşbihçilere red vardır.

Selefin ''geldiği gibi '' sözünde Kuran’da varid olduğu üzere ve başka bir dile bile çevirmeden almaktır. Vârid olduğu çerçevede kabul edilmesi Allah’ın sıfatlarının mahlûkâtın sıfatlarına benzemediğinin itikâd edilmesi sûretiyle olur. Zahiri manasında alsalardı başka bir dile telafuz etmeye izin verirlerdi.

İmamus -Sunne Ahmed b. Hanbel'in nüzül ve diğer benzer hadisler hakkındaki ''Keyfiyetlendirmeden ve Anlam vermeden bunlara inanır ve tasdik ederiz ''sözü gayet açıktır (İbnul Cevzi Menakıbu'l-İmam Ahmed sh.156) .

Ahmed b. Hanbel'in ''inanır ve tasdik ederiz ''sözünde reddettiği anlam ,Cehmiyyeden tatilcilerin ve başkalarının uydururarak ortaya attıkları ve onunla Kitap ve Sünnette ki naslara ters düşen batıl teviller yapan sıfatları inkar edenleredir.

Ahmed b. Hanbel'in ''keyfiyetlendirmeden ve anlam vermeden'' sözünde ise Müşebbiheye reddiye vardır.

Ahmed b. Hanbel'in ''anlam vermeden'' sözünde zahiri manalarına yapışan ve tenzih ayetlerine ters düşen manalar veren günümüzdeki selef iddiasındaki şüphecilerin artık susması ve selefin ''tafvid'' mezhebinde yani manayı ve sıfatların nasıllığını Allahu teala ya havele ettiklerini kabul etmeleri gerekir .Bu sözü, başka türlü anlamak, onu tahrif etmektir


Elbette bu konuda naklediceklerimiz bu kadarla s‎ını‎rlı‎ değildir.Sadece elimizdeki terceme eserlerden ufak bir k‎ıs‎ımd‎ır.İşaret edilen kaynaklarda ayr‎ınt‎ılar‎ına bakabilirler.Ehl-i Hadis'ten,Ehl-i Tasavvuf'tan ve müfessirlerin Selef ve Halef ulemas‎ından naklettiklerimiz ile anla‏‎şıld‎ıki;

Ehli-Sünnet ne sapm‎‏ış Cehmiyye gibi ''Nerede olursanı‎z olun o sizinle beraberdir''(Hadid 4) '' Biz ona ‏şah damarı‎ndan daha yak‎ın‎ız''(kaf 16) ve benzeri ayetleri delil getirip ''Allah zat‎ıyla heryerdedir'' demi‏şlerdir. Ne de sapmış‎‏ Mücessime/Mü‏şebbihe gibi ''Rahman ar‏ş'a istiva etmi‏ştir'' ve benzeri ayetleri delil getirerek Allah'‎ın (c.c) zat‎ıyla bir mekanda ve cihette olduğunu söylemi‏şlerdir.

Ehli-Sünnet , Peygamberlerin ve Sahabelerin akaidinde olduğu gibi bu konuda da (vasat) orta yolu tutmu‏ş, Kur'an-ı‎ bütüncül olarak alm‎‏ış ve ''Allah (c.c) Yönsüz ve Mekans‎ız olarak vard‎ır'' demi‏şlerdir.
 

Şok

Üyeliği İptal Edildi
Banned
Yine imam ibni Ebi hatim'in babasindan duydugu bir sozdeki su sozunu zikretmekte fayda goruyorum: Cehmiyye'nin alameti ise (yani bir kisi Cehmiyye'den olup olmadigini anlamak istersen) Ehli Sunnet'i Musebbihe diye isimlendirmeleridir.
Derim ki: Bunu zikretmemin sebebi, zamanimizin Cehmiyye'leri bu zikrettigim alimlerin coguna "musebbihe" ve "mucessime" derken (ikisinide ayni anlamda kullanirlar), kendilerinide Ehli sunnet'ten olduklarini iddia ederlerken, aslinda onlarin Cehmiyye olduklarini isbat etmek icin zikrettim.

OYSA OLAYIN BİRDE BU TARAFI VAR


.Bu hak bir sözdür.

Lakin Cehmiye'nin ve Mutezile'nin sıfatları isbat eden ve Mahlukata ve mahlukatın özelliklerine ve fiillerine benzemekten tenzih edip manasını /işin iç yüzünü Allah'u tealaya havale eden ehli sünneti bu isimlerle yaftalaması başka bir şey, bu tür sıfatların zahirine yapışıp sözler söyleyen ve selefin arkasına gizlenen teşbih ve tecsim akidesine sahip şüphecilerin (ve müşebbihenin) bu alameti farikaya sarılmaları başka bir şeydir.

Öyleki İzz b. Abdusselam'ın dediği gibi söz edilmesi gereken bir gerçek daha varki ''Müşebbihenin ya yiyecekleri bir haram için, yahut da alacakları değersiz bir dünya malı için Selef mezhebi görünümünde gizlenmişlerdir. Selef mezhebi tevhid mezhebi olup tecsim ve teşbih mezhebi değildir''. (Mulhatü’l-İ’tikâd)

Bu gerçeği İbni Teymiyye'de itiraf eder. ''Haşeviyyeler iki kısma ayırılır Bir kısmı haşv,teşbih,ve tecsimden kaçınmaz.Diğer bir kısmı ise Selefin mezhebi arkasına gizlenmişlerdir. Oysa Selefin mezhebi ''Selef mezhebi tevhid mezhebi olup tecsim ve teşbih mezhebi değildir'' (bknz.Mecmüu'l Feteva 4/144 Ehl-i Sünnet’in Muhaliflere Cevabı sh.236 dip not 315)

Haşviyye/Müşebbehe/Mücessime'nin bir kısmının alameti görüldüğü üzere kendilerini Selefe nispet etmeleridir.Burada yapılması gereken Ehli sünnet alimlerin cumhuru hangi niteliklerin ''Teşbih/Tecsim'' kabul ettiklerini hangi nitelikleri ise ''Selefin akaidi'' olarak gördüklerine bakmak lazım.Zaten risaleyemizde bu amaca matuf olarak hazırlanmıştır..Tabi birileri çıkarda şu risaleyedeki isimleri Muattıla/ Cehmiyye mensubu olarak görmezse...

Gerek Ehl-i Hadîs ve Ehl-i Tasavvuf'tan gerekse bazı mezhep imamlarına tâbi olanlar arasında tesbîh/tecsim hastalığından etkilenenler olmuştur. Ancak bunların sayısı hem çok azdır, hem de bizzat Hadis ve Kelam ehli tarafından kendilerine gereken cevap süratle verilmistir.


Hanbeli muhaddis İbnu'l Cevzi'nin Hanbeli mezhebine tabi olduklarını iddia eden mücessime taifesine şu şekilde seslenir;'

'Bu salih Selef Alim (Ahmed b. Hanbel) 'in mezhebinde olmayan şeyi, mezhebine sokmayın! Mezhebine öyle çirkin ,ayıp şeyleri giydirdiniz ki herhangi bir Hanbeli ,kim olursa olsun (sizin yüzünüzden) Mücessimedir denilmektedir. Bununla beraber ,kendileri güya bir şeyi Allah'a benzetmekten veya benzetmeyi Allah'a izafe etmekten kaçınıyorlar. Bir kısım cahillerde onların bu inançlarına uymuşlardır''.(Def-u Şübbetü't-Teşbih)Aşağıda geleceği üzere İbnu'l Cevzi bu sözleri Tavfid üzere değilde zahiri manaları üzere alan kişilere söylemiştir.

(AKİDETÜ'T TENZİH)
 

ebu-musa

Üyeliği İptal Edildi
Banned
sayin "Sok"
siz bu yazdiginiz her seyi kendiniz mi yazdiniz? yoksa copy ilemi koydunuz?
eger gercekten bu yazdiklariniza inaniyorsaniz, gercekten sizi cok kotu rezil edecegimi Allah'in izni ile haber veriyorum...
Allah seni islah etsin..
bu yazinin icinde bir suru iftira var...
eger gercekten bu yazindan ciddi isen, bu yazin hakinda kisaca konusabiliriz ve iftiralarini ortaya koyariz Allah'in izni ile...............
yazini dikaktli yazz....
yoksa Allah'in izni ile rezil olacaksin.....
 

Şok

Üyeliği İptal Edildi
Banned
aKİDETÜT tENZİH ADLI RİSALEYEDEN ALINTI YAPTIM BENİMDE SELİFİNDE İTİKATI BUDUR?

İddialarını tek tek yazarsan konuşmaya hazırım ,seninde kabul edceğin ehli hadisten nakiller ile Selefin mezhebinin tefhid olduğunu ispatlarım .uzun yazılar yapıştırırsan konu dağılır..dikkat edelim .Hak ne ise ona teslim olalım..Lütfen tartışırkende terbiye hududlarını aşmayalım.İlim Talebelerine yakışacak nezakette sürdürelim?
 

Muhammed Et-temimi

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
tabi ayetlerin,hadislerin manasını nereye çekersen oraya doğru sürüklenir gider....
O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.(Hadid/4)



Allah gökte veya Arş’ta demek insana benzetmek olur. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen, (O hiçbir şeye benzemez) buyuruluyor. (Şura 11)

Arşa, oturmaya muhtaç sanmak da küfürdür. Allahü teâlâ her noksandan münezzehtir. (Yunus 10)

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. İstiva demek, Arşa hükümran olması, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullahtaki yed [el] kelimesini bilinen el gibi sanmamalı. Mesela "Falanca şehir, filanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler de böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ noksan sıfatlardan beridir. Zamanlı, mekanlı ve cihetli değildir. Zamanları, yerleri, cihetleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu, Arşın üstünde sanır, yukarıda bilir. Arş da, diğer eşya gibidir, Onun mahlukudur, sonradan yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, her zaman var olana, yer olabilir mi?
Nasıl ki, Beytullah [Allah’ın evi] kelimesi, hâşâ Allah’ın barındığı ev değilse, gölge, el, yüz, istiva gibi kelimeler de böyledir. Arş yaratılmadan önce hâşâ Allah nerede idi? Oturmak, âcizlik değil midir? Hâşâ Allah âciz denir mi? Allah’ın sıfatları tevil edilmez dedikleri halde, (Allah, nerede olsanız, O sizinle beraberdir) mealindeki âyeti tevil ederek tezada düşüyorlar. Beraberliği ilmen diye tevil ediyorlar da, istivanın da ilmen olduğunu niye kabul etmiyorlar?
Allah Arşa Muhtaçtır diyen hiçbir kimse yoktur...

Gazali ve Ahmed Serhendi muteber insanlar değildir sözleri hüccet değildir.Ve bu insanlar Kur'an ve Sunnet'e birçok yönden muhalefet etmişlerdir.Arşa istiva konusunda da hakka isabet edememiş batıl sözler söylemişlerdir...

Allah Görendir Allah işitendir...Şimdi Allah görmek için birşeye muhtaç mı ? Allah işitmek için bir şeye muhtaç mı ?

İnsanlarda görüyor, İnsanlarda İşitiyor...Sizin gibi sapıklar şöyle diyebilir mi (haşa) Allah göremez Allah işitemez ? Çünkü görmek ve işitmek insanlarda da vardır ?

'' Allah mekandan münezzihtir '' diye bir tane ayet veya bir tane hadis yoktur...Bunu hiçbir ehlisünnet alimi söylememiştir...

Hatta bu Maturidilerin imamı bile; Allah heryerdedir diyen kafir olur diyor...Kendi imamları bile bunları tekfir ediyor haberleri yok...

Ehli sünnetin imamlarına göre zaten kafirdirler bunda ihtilaf yoktur.
 

Şok

Üyeliği İptal Edildi
Banned
Ehli Sünnetten Allah heryerdedir diyen kim?isterseniz iddialarınızı koyun ortaya tek tek konuşalım....Yani İmam Maturudi Ehli sünnet değil mi? Benim yazdığım yazılarda hangi söze muhalifsiniz söyleyin?
 

ENSARİ

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Bu durumlarda öncelikle Rabbim senin katında hangi doğruların varsa beni onunla amet etmemi sağla diyerek mutlaka DUA ediniz içinizdeki şek ve şüpheler mutlaka izale olacaktır...her kişi veya alim denilenlenler kendi heva ve hevesine göre yorum yaparlarsa pek çok kuran tefsiri,pek çok islam dini ortaya çıkarırız onun için ne ayeti nede hadisleri kendi anladıkları ile yorum yapmasın..Kur'an geşmişte olan pek hadiseden bahsettiğ gibii gelecekte olabilecek pek çok meseleyi ele almıştır,zira Kur'an sadece indiği çağa değil kıyamete kadar devam edecek süreçte bize yol gösterecektir ama ne varki bazı gerçekleride ilmin bulmasıyla biz bahsi geçen bazı ayetler incelendiğinde onun zaten Kur'anda var olduğu görülmektedir onun için kişinin anladığı beyninin algılama kapasitesitesiyle sınırlıdır,biz islamı gayba iman etmekle bulduk her hususda akıl terazisi ile ölçülemez,misal miraç da olduğu gibi Resulullah(s.a.v.) in miraçta bulunduğu süreçte onun için perdeler gayp açıldı cennet ve cehennem ona gösterildi levhi mazfuzda yazılı olan pek çok gerçeği gördü ve bizlerede oradaki durumları anlattı bizi uyardı bizde bu durumda zamansız mekansız olarak akıl terazsinin ölçemiyeceği bu durumda miraca inandık ve iman ettik,cenneti ve cehennemide sadece Kur'anda bahsi geçen ayetler,hadisler sayesinde tasavvur edebildik oysa ne cennet nede cehennemde aklımızın ucuna dahi gelmeyecek azap ve nimetler vardır..Allah(c.c.) cennette verilecek en güzel mükafatın kendi cemalini göstermek olduğunu hepimiz biliyoruz,Rabbimizin cemalini görenlerinde o an bütün cennette buldukları nimetleri unutup Rabbimizin o cemalini seyre dalacakları bildirilmiş olup ,ancak Rabbimizin cemalini şu aklımızla ölçmek,ona mekan tayin etmek,heleki Rabbimiz hiç bir şey yokken o vardı gerçeği varken onu bir surete koyup kendi yarattığı malukat üzerindedir demek sadece ve sadece KÜFÜR DÜR kişinin imanıda mutlak tehlikeye girmiştir Allah korusun..
 

ebu-musa

Üyeliği İptal Edildi
Banned
RAHMAN VE RAHIM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

Tama kardes, Allah senden razi olsun kabul ettigin icin. Madem bu dediklerin senin sozlerin degil, simdi ise bu sozlerin batil ve iftirayi icerdigini isbat edecegiz insallah.

Ayrica insallah yakinda, bu sozlerin hepsinin munakasesini yaptigim 100s. asan bir kitpa yazdim, yakinda yayinlayacagim insallah…

Dedigin gibi, amacimiz Allah'in rizasi olsun…

1- imam ibni Hazm'in Icma'da hassasiyetli oldugunu iddia etmistir.

Bilinmesi gerekir ki imam ibni Hazm Icma konusunda hassasiyetli degil bilakis muztarip sozleri vardir. hatta El-icma adindaki eserine Seyhulsilam ibni teymiyye'ye nisbet edilen bir eserde ona reddiye vermistir. Ismide "Nakdu Meratibu El-icma".

Hatirladigim kadari ile bir takim alimler, imam ibni Hazm'in icma konusunda iztirapli ve uyusmassiz gorusleri oldugunu soylemislerdir.

Simdi aklima gelenler bu. Kasd ettigim imam ibni hazm'in icma'da hasssiyetli oldugunu soylemek ise yanlistir.

Ayrica imam ibni Hazm, bu sozunde Allah'in goklerin ustunde oldugunu inkar etmemistir. Allah'in bir mekanda olduugnu inkar etmistir.

Ben ise simdi sana soriyim mesela: Mekan derken neyi kasd diyorsun?

Eger mekan derken yaratilmis seyi kasd ediyorsan, bil ki imam ibni Hazm'in dedigi gibi Allah mekandan munezzehtir.

Ama eger Mekan derken, mekanda olmayan yoktur ve mekanda olanda vardir manasini kasd etti isen, iste bu durumda Allah bir mekandadir dersin. Cunku eger bu anlayisa gore Allah mekanda degildir dersek Allah'in olmadigini ve yok oldugunu soylemis oluruz.

Ayrica, yaratilan seyleri bir tasavvur edersek, gokler ve ustunde Ars vardir. Allah ise ibni mesud'dan gelen sahih eserde geldigi gibi "Allah ise Ars'in uzerindedir".(imam Zehebi'nin El-uluv adli eserine bak) Eger yaratiklarin ve mekanlarin sonunun Ars oldugunu anlarsak, demekki Ars'in uzerinde olan Allah'in yaratiklarindan ayri ve "ustunde" ve "birinci anlayisa gore olan mekandan munezzeh" oldugunu gormus oluruz.

Anlatabildimmi?

Bu yaklasim akil ile olan bir yaklasimdir.

Ayrica Peygamberimizin s.a.v. bir hadiisini unutmamak gerekir, Allah rasulu s.a.v. sordu "Allah nerede?" Cariye dediki: "goktedir".

Bunu imam Muslim sahihide rivayet etmistir. Hic bir alim bu hadisi inkar etmemistir.

2- ima Razi'ye gelince, bilki imam razi bu sozlerinden hayatinin tovbe etmistir. Yani Es-ariligini terketmistir.

Imam razi'nin tovbe ettigini bir suru alim zikretmistir.

Mesela Seyhulsilamin en onemli talebelerinden birisi olan imam Zehebi Siyeri Alami Ennubela adli eserinde Razi hakkinda soyle demistir: onun yazdigi eserlerinde belalar ve Azaim(buyuk olaylar ve hatalar) ve sihir ve Sunnet'ten inhiraf(sunnet'ten kayma) vardir. ve Allah onu affetsin, o guzel bir sekilde vefat etmistir(yani tovbe etmistir). Icinide Allah'a havale ederiz.(Siyeri alami En-nubela 21.clt. 501.s.)

Bundan sonra ima Zehebi, hayatinin sonunda kelam ilmini biraktigina dair imam Razi'nin sozlerini nakletmistir.

Imam ibni Hacer El-askalani ise "Lisanu El-mizan" adli eserinde hayatinin sonunda tovbe ettigini haber vermsitir.

Boylelikle imam razi'nin tovbe ettigi goruslerinden delil getirmek yanlistir.

3- imam Abdulkahir Bagdadi'nin sozune gelince, mekan hakkindaki ilk basta dedigimi diyorum.

Imam mulla Ali'nin sozu hakkinda da ilk sorunun cevabindaki seyin aynisini diyorum.

Bu iki sozde de Allah'in goklerin ustund eoldugunu inkar eden bir harf yoktur.

Halbuki o yazarin acik ve net olmasi gerekir, bize soyle nakil getirsin: Ehli sunnete gore Allah c.c. goklerin ustunde degildir ve bund aimca vardir.

Iste boyle bir nakili getirmedigi muddetce hileli sozlerini asla kabul edemeyiz.

4- ibni Hibban'in sozu hakkinda.

Bu kitabin yazari, imam ibni Hibban'a iftira atmistir ve yalan soylemistir.

"Had" yani sinirlanmak ile Allah'in goklerin ustunde olmasinin ne alakasi var acaba???

Yoksa Allah'in sinirsiz oldugunu soyleyerek Allah'in zati ile yanimizdami olduugnu iddia etmektedir? Bu goruste kufurdur… sunhanallah.

Imam ibni Hibban Allah'in Dunya semasina inecegini soyleyenlerdendir. Bunuda tevil etmeden kabul eder. Mesela "Era Ibni Hibban fi Mesaili El-akdiyye" adli eserin 171.s. nakillere bakilabilir. Halbuki Es-ari'ler ve Maturidiler bunu inkar eder ve boyle diyenleri mucessimelrik ile suclar. O zaman neden onlara muhalif olan goruslerin saklamaktalar acaba?

Ayrica imam ibni Hibban'in bildigim kadari ile Allah'in goklerin ustunde olup olmama meselesinde hic bir sozu yoktur… "had" meselesini Allah'in goklerin ustunde oldugunun inkarina cekmek acik bir iftira ve yalan ve hiledir.

Iste goruldugu gibi, bu adamin getirdigi nakillerin hepsi kardes konu ile alakasi olmayan nakillerden ibarettir.

Gelelim ikinci basliga

-Selef'in Bila-Keyf sıfatları kabulünün Tefvide delalet etmesi-

Derim ki: bu basligin altinda sapik yazar, gercekten bos sozler ile yazisini doldurmustur.

Ben ise simdi onun sozune cevps veren sadece bir alimin sozu ile yetinecegim.

Buyuk imam Tirmizi Kutubi Sitte'de olan El-cami adli hadis eserinde soyle demistir:

وقد قال غير واحد من أهل العلم في هذا الحديث وما يشبه هذا من الروايات من الصفات ونزول الرب تبارك وتعالى كل ليلة إلى السماء الدنيا قالوا قد تثبت الروايات في هذا ولا(لا خطأ مطبعي) يؤمن بها ولا يتوهم ولا يقال كيف ؟ هكذا روي عن مالك و سفيان بن عيينة و عبد الله بن المبارك أنهم قالوا في هذه الأحاديث أمروها بلا كيف وهكذا قول أهل العلم من أهل السنة والجماعة وأما الجهمية فأنكرت هذه الروايات وقالوا هذا تشبيه وقد ذكر الله عز و جل في غير موضع من كتابه اليد والسمع والبصر فتأولت الجهمية هذه الآيات ففسروها على غير ما فسر أهل العلم وقالوا إن الله لم يخلق آدم بيده وقالوا إن معنى اليد ههنا القوة وقال إسحق بن إبراهيم إنما يكون التشبيه إذا قال يد كيد أو مثل يد أو سمع كسمع أو مثل سمع فإذا قال سمع كسمع أو مثل سمع فهذا التشبيه وأما إذا قال كما قال الله تعالى يد وسمع وبصر ولا يقول كيف ولا يقول مثل سمع ولا كسمع فهذا لا يكون تشبيها وهو كما قال الله تعالى في كتابه { ليس كمثله شيء وهو السميع البصير }

Imam soyle der: ve birden fazla ilim ehli bu hadis ve buna benzer sifatta varid olan rivayetler hakkinda, Rab'bin her gece Sema'ya inmesi vb. hakkinda, dedikler ki: bu rivayetler sabittir ve iman edilir ve benzetilme yapilmaz ve nasil denilmez.

Bu sekilde malik'ten ve Sufyan bin Uyeyne'den ve Abdullah bin Mubarek'ten rivayet edilmistir ki, onlar bunlarin uzerinden nasil demeden gecin demislerdir.

Ehli sunnet velcemaatinin ulemasinin gorusu ise budur.

Ama Cehmiyyeler ise bu rivayetleri inkar etmislerdir ve bu tesbihdirdemislerdir.

Ve Allah azzevecelle kitabinda birden fazla yerde El ve duyma ve gorme sifatlarini zikretmistir.

Cehmiyye'ler ise bu ayetleri tevil ederek(dikkat edelim, Cehmiyyeler tevil etmekte, Es-ariler ve Maturidiler tevil etmekte.) bu ayetleri ilim ehlinin tefsir etmedigi bir sekidle tefsir etmsilerdir.(dikkat edelim, demekki Ehli sunnetin ilim ehli sifat ayetlerini tefsir ederlermis. Yani susmazlarmis.)

Ve dediler ki: Allah ademi eli ile yaratmadi(dikkat edelim, Es-ariler ve Maturidilerde bolye demkteler.)

Ve dedilerki: burada Elin manasi kuvvettir(dikkat edelim, bu tevil tamamen Esa-rilerin ve Maturidilerin tevilidir.)

Ve Ishak bin Ibrahim soyle demistir(bu imam selefinbuyuk imamalrindan olmasi ile birlikte imam Tirmizi'nin hocasidir.): suphesiz ki Tesbih eger eli benim elim gibidir derse olur.(dikkat edelim, Allah'in eli var ve goktedir ve dunya semasina iner vb. demek tesbih degilmis, suphesiz ki tesbih yapmak Allah'I kendine benzetmek imis). Ve benim duymam duymasi gibiri derse iste bu tesbih olur.

Ama eger Allah'in dedigi gibi derse El ve duyma ve gorme, ve nasil demezse ve duyma gibi demezse, iste bu tesbih olmaz.

Ve bu Allah'in kitabinda soyle dedigi gibidir: (onun bir benzeri yoktur o duyan ve gorendir)(Sura 11).

Iste "Sok" kardes. Simdi gordunmu nasil demeden uzerinden gecin ne demekmis???

Ve o nakilleri yaptigin kisinin nasil oyunlar ve hileler ve iftiralar attigini gordunmu?

Iste butun selefin gorusu budur kardes.

Bundan sonra Cehmiyyenin Ehli sunnete mucessime demelerine gelince, burada ozel bir sey sanirim yok. Yani bazi musebbiheler Ehli sunnet perdesi arkasinda gizlenmeleri ile elbetteki bizlerin bir alakasi yok. Ayrica mutekellimlerde ehli sunnet perdesi arkasinda gizlenirler. Halbuki onlar ehli sunnetten degildirler.

Hatta bazi Esari ve maturidi alimlerinin, "bu zikrettigimiz itikad selefin itikadi" diyerek ve hatta selefin bazi alimlerinin isimlerini bile vererek onlarin itikadinin tam tersini soylediklerinide biliyorum. Ama simdi bu yalani ortaya cikarmak istemem…

Iste bu adamlar ehli sunnet perdesi arkasinda saklanmaktalar. Ve bilindigi gibi, genel olarak cogu gruplar ehli sunnet perdesi arkasinda saklanirlar. Bunu imam Zehebi El sifatinin isbati hakkindaki bir risalesinde zikretmistir. Yani ehli sunnet perdesi arkasinda saklanmak sadece musebbihenin isi degil, genel olarak cogu gruplarin ve akimlerin oyunudur.

Ama sen, eger bizlerin Ehli sunnet perdesi arkasinda saklanan Mucessime ve Musebbihe oldugumuzu iddia ediyorsan, o zaman selefin goruslerine acikca muhalefetimizi bizlere gostermen gerekir….

En dogrusunu allah c.c. bilir.

Ayrica sok kardes.

Lutfen allah askina ya… subhanallah.

Sizleri ben anlamiyorum, kardes beni affet ama, ben 150.hicri yilinda bir alimin Allah'in goklerin ustunde olduguna dair icma'sini zikrediyorum.

Sen ise gelmissin ilk 300. Yillardan sonra gelen alimlerden soz ediyorun.

Sen bana ilk 200.hicri yil icinde bu zikrettigim alimlerin icmalarina muhalif bir icma getirmedigin muddetce bu sozlerin ne ise yarar ki?

Hadi farzedelim. Bazi alimler allah'in goklerin ustunde oldugunu inkar etmisler.

Bu ne ise yarayacak?

Ilk 200.hicriden sonra veya ilk 300.hicriden sonra ise ne ise yarayacak kardes?

Zaten asri saadette icma varmis, onlardan sonra eger ihtilaf olsa ne ise yarar ki???

Anlatabildimmi?

Ayrica kardes, Allah'in adiyla yemin ederim ki, ilk iki yuz yil icinde Ehli sunnet menhecinde muteber olan sadece bir tane alimden sahih bir senedle olan Allah'in goklerin ustunde oldugunu inkar eden bir sozunu getir ben bu gorusumden donecegim.

Ama kardes, bilki omrunu buna versen(Allah'in istegi haric) asla getirmezsin cunku boyle bir sey yok.

Ayrica kardes biraz aklini calistirsan anlayacaksin. Onlarca alim Allah'in goklerin ustunde oldugunda icma etmislerdir.

Eger icma etmisler ise, demekki sifat ayetlerini ve hadislerini manasini anlamakta idiler. Eger analamdilar ise neden getirsinler ki?

Anliyormusun?

Biraz dusun kardes. Uzattigim icin benide affet. En dogrusunu gokteki Allah cc. bilir.

Hizli yazdigim icin bazi imla hatalarindan dolayi kusura bakmayin.
 

Muhammed Et-temimi

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Bu durumlarda öncelikle Rabbim senin katında hangi doğruların varsa beni onunla amet etmemi sağla diyerek mutlaka DUA ediniz içinizdeki şek ve şüpheler mutlaka izale olacaktır...her kişi veya alim denilenlenler kendi heva ve hevesine göre yorum yaparlarsa pek çok kuran tefsiri,pek çok islam dini ortaya çıkarırız onun için ne ayeti nede hadisleri kendi anladıkları ile yorum yapmasın..Kur'an geşmişte olan pek hadiseden bahsettiğ gibii gelecekte olabilecek pek çok meseleyi ele almıştır,zira Kur'an sadece indiği çağa değil kıyamete kadar devam edecek süreçte bize yol gösterecektir ama ne varki bazı gerçekleride ilmin bulmasıyla biz bahsi geçen bazı ayetler incelendiğinde onun zaten Kur'anda var olduğu görülmektedir onun için kişinin anladığı beyninin algılama kapasitesitesiyle sınırlıdır,biz islamı gayba iman etmekle bulduk her hususda akıl terazisi ile ölçülemez,misal miraç da olduğu gibi Resulullah(s.a.v.) in miraçta bulunduğu süreçte onun için perdeler gayp açıldı cennet ve cehennem ona gösterildi levhi mazfuzda yazılı olan pek çok gerçeği gördü ve bizlerede oradaki durumları anlattı bizi uyardı bizde bu durumda zamansız mekansız olarak akıl terazsinin ölçemiyeceği bu durumda miraca inandık ve iman ettik,cenneti ve cehennemide sadece Kur'anda bahsi geçen ayetler,hadisler sayesinde tasavvur edebildik oysa ne cennet nede cehennemde aklımızın ucuna dahi gelmeyecek azap ve nimetler vardır..Allah(c.c.) cennette verilecek en güzel mükafatın kendi cemalini göstermek olduğunu hepimiz biliyoruz,Rabbimizin cemalini görenlerinde o an bütün cennette buldukları nimetleri unutup Rabbimizin o cemalini seyre dalacakları bildirilmiş olup ,ancak Rabbimizin cemalini şu aklımızla ölçmek,ona mekan tayin etmek,heleki Rabbimiz hiç bir şey yokken o vardı gerçeği varken onu bir surete koyup kendi yarattığı malukat üzerindedir demek sadece ve sadece KÜFÜR DÜR kişinin imanıda mutlak tehlikeye girmiştir Allah korusun..

Sen İmam olarak kabul ettiğin maturidinin git itikatidi oku öyle gel...

O bile Allah heryerdedir diyen kafirdir diyor...
Cubbeli bayraklı ahmet hocanda buna katılıp Allah heryerdedir denilmez bu sapıklıktır diyor...
Söyle bana kimleri takip ediyorsan onlardan sana delil getireyim...
 

ENSARİ

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Bu konuyu anlıyabilmek için Allah(c.c.) sıfatlarını bilmek ve doğru anlamakla mümkündür..yoksa şu ayette bak ne denmiş,yok şu hadisde ne anlatılmak istenmiş deyip, onu aklımızın anladığı şekilde yorumlarsak bu çok yanlıştır..ayet ve hadisleri anlamak başlı başına bir ilimdir niceleri vardırki ayet ve hadisleri okuduğu şekilde aktarmışlardır vede öyle yazdıklarından sapıtmışlardır, bizlerde ya onlardan aktardıklarımız veya akıl dağarcığımızda kendi anladığımız şekilde bakarız oysa oradaki gerçek manayı bu işte ehil Alimler bize yol gösterir,işte mezhep imamlarının ortaya çıkışıda bu cihete yön vermek için olmuştur..ONUN İÇİNDİRKİ RABBİMİZİN VAR OLDUĞUNA İMAN EDERİZ, NE ŞEKİLDE OLDUĞU,NEREDE OLDUĞU GİBİ TEVATURLAR BİZİ İLGİLENDİRMEZ,ZİRA DÜNYEVİ AKLIMIZ BUNU ALGILAMAKTAN UZAKTIR MERAKTA ETMEYİZ..AMA BİLİRİZ CENNETTE VERİLECEK EN BÜYÜK NİMET ONUN CEMALİNİ TEMAŞA ETMEMİZDİR...İnşaAllah.

ALLAH'IN SIFATLARI




Her Müslümanın, Allah'ın bütün kemâl sıfatlarına sahip, noksan sıfatların hepsinden de uzak olduğuna inanması farzdır.

TENZİHİ ve Selbi Sıfatlar

Vücûd
Kıdem
Beka
Muhalefetün lil-havâdis:
Kıyam Bi-nefsihî
Vahdaniyet

ZÂTÎ ve SÜBÛTÎ SIFATLAR

Hayât
İlim
İrâde
Kudret
Tekvin
Sem' ve Basar
Kelâm

--------------------------------------------------------------------------------



Vücûd
Bu sıfat, Allah Teâlâ'nın vâr olduğunu ifâde eder. Allah Teâlâ'nın varlığı başka bir varlığa bağlı olmayıp, zâtının îcabıdır. Yani vücûdu, zâtıyla kaimdir ve zâtının vâcib bir sıfatıdır. Bu sebeble Hak Teâlâ'ya Vâcibü'l-Vücûd denilmiştir. Bâzı Kelâm âlimleri, Vücûd sıfatına, sıfat-ı nefsiyye adını vermişlerdir. Vücûd'un zıddı olan adem (yok olma) Allah Teâlâ hakkında muhaldir. Allah'ın yok olduğunu iddiâ etmek, kâinatı ve içindeki varlıkları inkâr etmeyi gerektirir. Çünkü her şey'i yaratan ve vâr eden O'dur.

--------------------------------------------------------------------------------

Kıdem
Kıdem, Allah Teâlâ'nın varlığının başlangıcı olmaması demektir. Allah Teâlâ kadîmdir, ezelîdir. Yani önce yok iken sonradan vâr olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Cenâb-ı Hakk'ın vâr olmadığı bir an, bir zaman, tasavvur edilemez. Aslında zaman ve mekânı yaratan da O'dur. Allah Teâlâ zaman ve mekân kayıtlarından münezzeh, ezelî ve kadîm bir Zât-ı Zülcelâldir. Kıdem'in zıddı olan hudûs (sonradan olma, belli bir zamanda yaratılma) Allah Teâlâ hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

Beka
Beka, Allah Teâlâ'nın varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir. Allah Teâlâ'nın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem kadîm ve ezelî, hem de bâki ve ebedîdir. Zâten kıdemi sâbit olan bir varlığın, bekası da vâcib olur. Beka'nın zıddı fena, yani, bir sonu olmaktır. Bu ise, Allah Teâlâ hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

Muhafeletün lil-Havâdis
Allah'ın, sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah Teâlâ ne zâtında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez. Biz Allah'ı nasıl düşünürsek düşünelim, O, hâtır ve hayâlimize gelenlerin hepsinden başkadır. Çünkü hâtıra gelenlerin hepsi hâdis, yani, sonradan yaratılmış, yok iken vâr edilmiş şeylerdir. Allah Teâlâ ise, vücûdu vâcib, kadîm ve bâkî, her şeyden müstağnî, her türlü noksandan uzak, bütün kemâl sıfatlara sahip olan İlâhî ve mukaddes bir zâtdır. Şübhe yok ki, böyle yüce bir Zât, önce yok iken sonra vâr olan, bil'âhare tekrar zeval bulan varlıklara benzemez. Nitekim Cenâb-ı Hak kendi zâtını Kur'ân-ı Kerîm'de: arapça var. "Onun "Hak Teâlâ'nın) benzeri yoktur. O, her şey'i işitici ve görücüdür" (Şûra 11) sözleriyle tavsif etmiştir. Peygamber Efendimiz de (asm) bu mânayı te'yiden: "Her ne ki senin aklına geliyor, işte Allah Teâlâ onun gayrısıdır" buyurmuştur.

--------------------------------------------------------------------------------

Kıyam Bi-nefsihî
Allah Teâlâ'nın, başka bir varlığa ve hiçbir mekâna muhtaç olmadan zâtı ile kaim olması demektir. Mevcudatın hepsi, sonradan vücuda gelmiştir. Bu sebeble de bir Yaradana ve bir mekâna muhtaçdırlar. Buna mukabil her şeyin yaratıcısı olan Allah Teâlâ'nın vücûdu, zâtının gereğidir ve varlığı hiçbir şey'e muhtaç değildir. Şayet Allah da vâr olabilmek için başka bir varlığa muhtaç olsa idi, O da mahlûk olur ve her şey'in Hâlikı ve başlangıcı olmazdı. Halbuki O, her şey'in Hâlikı ve yaratıcısıdır. O'ndan başka her şey mahlûktur. Hâlık ise, mahlûkuna asla muhtaç olmaz.

--------------------------------------------------------------------------------

Vahdaniyet
Vahdaniyet, Allah'ın bir olması demektir. Vahdaniyet, Allah Teâlâ'nın kemal sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir.

--------------------------------------------------------------------------------

ZÂTÎ ve SÜBÛTÎ SIFATLAR


--------------------------------------------------------------------------------

Hayât
Cenâb-ı Hakk'ın hayat sâhibi olması, hayat sıfatiyle muttasıf bulunması demektir. Cenâb-ı Hak hakkında vâcib olan bu sıfat, mahlûkatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddî bir hayat olmayıp ezelî ve ebedîdir. Bütün hayatların kaynağı olan hakikî hayattır. Hayat sıfatı, İlim, İrâde, Kudret gibi kemâl sıfatlariyle yakından ilgilidir. Bu sıfatların sâhibi bir zâtın, hayat sâhibi olması zarurîdir. Çünkü ölü bir varlığın ilim, irade ve kudret gibi kemâlâtın sâhibi olacağı düşünülemez. Bunun içindir ki, hayat sıfatını, Cenâb-ı Hakk'ın ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarla vasıflanmasını sağlayan ezelî bir sıfattır, diye târif etmişlerdir. Hayat sıfatının zıddı memât, yani, ölü olmaktır. Bu ise Allah hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

İlim
Allah Teâlâ'nın her şey'i bilmesi, ilminin her şey'i kuşatması demektir. Bu âlemi en güzel şekilde, en mükemmel bir nizâm üzere yaratan ve onu idare eden Zât-ı Akdes'in, yarattığı varlığı en ince teferruatına kadar bilmesi gerekir. Zira hakikatı, faydası, lüzum ve hikmeti bilinmeyen bir şey, nasıl yaratılabilir? O halde yaratıcının bir şey'i yaratabilmesi için, evvelâ ilim sâhibi olması, sonra o ilmin icablarına göre yaratması şarttır. Bundan başka, îman ve sâlih amel sâhiplerini mükâfatlandırmak, isyan eden ve kötü yolda olanları da cezalandırmak, ancak bu kimselerin yaptıklarını bütün teferruatı ile bilmekle mümkündür. İlmin zıddı cehil, gaflet ve unutkanlıktır. Bütün bunlar Hak Teâlâ hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

İrâde
Allah'ın bir şey'in şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şey'i dilediği gibi tayin ve tesbit etmesi demektir. Allah Teâlâ kâmil bir irâde sahibidir. Bu kâinatı ezelî olan irâdesine uygun olarak yaratımştır. Bu kâinatta olmuş ve olacak her şey Allah'ın dilemesi ve irâde etmesiyle olmuş veya olacaktır. O'nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla vücûd bulmaz. Bu hususta Kur'an'da:

"Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (Âl-i İmrân, 47) buyrulur.

Hadîs-i şerîfte de: "Allah'ın dilediği oldu, dilemediği de olmadı" denilmiştir. İrâde sıfatından başka meşîet adında müstakil bir sıfat yoktur.

--------------------------------------------------------------------------------

Kudret
Kudret, Hak Teâlâ'nın varlıklar üzerinde irâde ve ilmine uygun olarak te'sir ve tasarruf etmesi, her şey'i yapmağa ve yaratmaya gücü yetmesi demektir. Allah Teâlâ'nın sonsuz bir kudret sahibi olduğuna ve her şey'e kadir bulunduğuna, görmekte olduğumuz şu kâinat ve ihtiva ettiği güzellik ve şaşmaz nizam en büyük delildir.

--------------------------------------------------------------------------------

Tekvin
Tekvin; îcad ve yaratma demektir. Tekvin'i mâdum (yok) olan bir şey'i yokluktan çıkarmak, vücûda getirmek diye îzah etmişlerdir. Tekvin, Ehl-i Sünnet'in iki hak itikadî mezhebinden biri olan Mâtüridîlere göre, ilim, irade ve kudret sıfatından ayrı bir sıfattır. Yine Mâtüridîlere göre, Hak Teâlâ'nın yaratmak, rızık ve nimet vermek, azâb vermek, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, tekvin sıfatına râcidir. Onun eser ve tecellîsi sayılır. Bunlara sıfat-ı fi'liyye (fiilî sıfatlar) da denilir. Kudret ve tekvin, birer kemal sıfatı olup zıdları olan acz, Allah hakkında muhaldir. Eş'arîlere göre ise: Allah'ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdûrata (yaratılması takdîr edilmiş şeylere) yaratma ânında taallûkundan ibarettir. Yani tekvin, kudret sıfatı içinde itibarî bir vasıf olmaktadır. Allah Teâlâ'ya Mükevvin isminin verilmesi, O'na, kudret sıfatından ayrı, Tekvin adında bir sıfatın isnâd edilmesini gerektirmez. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teâlâ'nın Kudret sıfatıyla olur. Mâtüridîler Tekvin sıfatını Kudret sıfatından ayrı bir sıfat kabûl ettiklerinden, zâtî ve sübûtî sıfatları 8 olarak sayarlar. Eş'arîlere göre ise bu sıfatlar 7'dir (Sıfât-ı Seb'a).

--------------------------------------------------------------------------------

Sem've Basar
Allah'ın her şey'i işitip, her işi görmesi demektir. Sem' ve basar sıfatları da Allah'ın ezelî ve ebedî kemâl sıfatlarındandır. Allah'ın işitip görmesine, uzaklık - yakınlık, gizlilik - açıklık, karanlık - aydınlık gibi mefhumlar bir engel teşkil edemezler. O, içimizdeki fısıltıları, kalbden ve gönülden yaptığımız duaları işitir. Hikmetine uygun şekilde karşılık verir. Hak Teâlâ'nın Semî' ve Basîr, yani, her şey'i en iyi işitici ve en iyi görücü olduğu, Kur'ân-ı Kerîm'de defalarca zikredilmiştir. Sem' ve Basar sıfatları birer kemâl sıfatı olduğundan, zıdları olan a'mâlık (görmemek) ve sağırlık (işitmemek) Zât-ı Bârî hakkında muhal olan noksan vasıflardandır.

--------------------------------------------------------------------------------

Kelâm
Allah Teâlâ'nın harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Teâlâ'nın kelâm, yani, söyleme, konuşma sıfatı vardır. Bu sıfat ezelî ve ebedîdir. Bu sebeble Allah'a Mütekellim denilir. Kur'ân-ı Kerîm'e de Kelâmullah tabir edilir. Allah'ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği İlâhî kitablar, mahlûkatına gönderdiği ilhamlar, hep O'nun Kelâm sıfatının bir tecellîsidir.
 

mehmet-4

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Kendi kullarından O'na bir parça kılıp yakıştırdılar. Doğrusu insan, açıkça bir nankördür.(zuhruf 15)

Allah teala nın heryerde olduğunu söyleyenler bu ayeti nasıl açıklayacaksınız merak ediyorum..zaman ve mekan ,dünya, güneş sistemi, tüm evren hepsi sonradan varoldular...bunlar yokken de Allah teala vardı...Allah ın zatı heryerde diyorsanız o zaman yeryüzünde de haşa Allah var...o zaman Allah a mekan isnad edip küfre giriyorsunuz...Allah teala ilmiyle herşeyi bilendir..bütün mahlukatın kusurlarından münezzehtir...yeryüzündeki bütün kusurlu varlıklarda Allah ın parçası olduğunu iddia edenler..neden sübhanallah diyorsunuz o zaman....o zaman bu zikri söylemeyin..Allah herşeyden münezzehtir deyip sonra bütün mahlukatta haşa Allah vardır diyen mürted kafir olur
 

ENSARİ

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
bu tip sorular ancak ateist sitelerde ratlanıyor, çünkü oralarda neden ve niçin gibi sorular hep sorularak kişilerin imanı zayıflatılmaya çalışılır aynen burada olduğu gibi..şimdi burada habire soruluyor..Allah her yerdedir demek küfürdür..arkasından hemen soralım Allah (c.c.) bizim her yaptığımızı bilir,görür,işitir Rabbimizden yaptığımız hiç bir husus gizli kalamaz ,o halde Akla gelmezmi peki Allah her yerde değilmidir..? hemen arkasından eğer öyle ise arşa istiva etmiştir diyerek Rabbimize haşa hemen mekan biçelim oysa Allah(c.c.) sıfatlarına baksak bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu görürüzki kaldıki ona mekan ,yer isnat etmenin ne büyük bir küfür olduğuda açıkça görülür..onun için kelimeler uzadıkça peşinen sıralanır gider,manayı nereye çekersende o tarafa doğru uzanır gider bunun önü kesilemez..şimdi sorarım Rabbimizin nerde olduğu bizler için çokmu önemli ..? onun bizler için indirdiği REHBER KUR'AN apacık önümüzde duruken biz içerisindekilerle amel dahi etmez iken onun varlığınının nerede olduğu gibi soruların peşinden koşar gideriz..
 

Çay-Şakird

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
müteşabih ayetleri zahiriyle anlayıp,keyfiyetini incelememek değil miydi selefin yolu?sorup araştırmak dediğin gibi şeytanın işine gelir ancak Allah'ın arşın üstüne istiva ettiğine dair gelen sabit deliller,yorumlamaya girişilerek yapılan "Allah mekandan münezzehtir" yorumuna göre kesinlikle daha sağlam.mekan,yer isnad etmek küfür diyorsun da selef bu yolda idi.forumdaki "Rahman Arşa İstiva Etti" konusu şüpheleri giderici olur inşallah.
 

morueqq

لا إله إلا الله
İslam-TR Üyesi
ALLAH bize vahyle bildirmedikçe ya da Rasulullah tefsirini yapmadıkça biz ALLAH arşa istiva etmiştir ayetini ve diğer müteşabihleri zahiri üzerine anlarız

Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.(Ali-imran: 7)
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt