Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Çözüldü Allah'ın İpine Sarılmak ve Dini Fırkalara Bölmek ?

Р Çevrimdışı

Ринат

Üye
İslam-TR Üyesi
Selamun aleykum abdulmizz fida kardeş
Peygamber sav buyurdu : ümmetim 73 fırkaya bölünecek, o fırkadan bir tanesinden başka hepsi öd ve cehennem ehlidir ( hadis Şerif )


Tüm ıslam alimleri kendi kitablarında nakl ettikten sonra yalnız kendilerini doğru yolda olduğunu demiş, ihtilaf yaratmak teqsirini ise başka fırkaların yüzerine yıkmışlar. Ama Kuran'ı - Kerim böyle buyurdu: hepiniz Allah ipine yapışın ve hiç vakt fırkaya bölünüb ayrılmayın

Böyle bir soru yaranıyor ki, hakikaten "Allah ipi " dedikte ne anlam veriliyor bu ayeti tefsir etsek hakikati catırmak kimin üzerinedi ki,onlar bu ipe sarılarak hiç vakt ayrılmasınlar ? Bu sorunu yerine getirmegin kimin uzerinde olduğunu kurandan soruşmak lazım **- Tovbe süresinde Alla Teala alimleri Allah dininin davetcileri olarak bildirib buyurdu : gerek her bir tayfadan bir kaç insan hicret edip dini derinden bilsin ve kendi kavimlerine teref gittiğinde onlari ( ilahi ezandan ) korkutsunlar , belki de onlar da (kötü işlerden ) çekineler.

Demek ki, hakiki dini cemaat olduğu gibi catırmak din alimlerinin üzerine düşüyor.*

Sorum şu ki, bu mühim sorun hangi fırka alimlerinin üzerine düşüyor??? Ve ne için hangi fırka bu ilahi daveti yerine getirmekte kendisini baska fırkalardan üstün tutuyor baskalarını ise batıl yolda hesab ediyor ??? Bunları hangi alım çözmelidir ???*
Başka konu bu ki, bütün ıslam ümmetinin ona sarılmak emr olundukları *"ip" dedikte ne anlam veriyor ???
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
- Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. (al-i İmran 103)

- Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (muminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardı. (al-i İmran 112)

Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Yahudiler yetmiş bir yahut yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Hıristiyanlar da buna yakın sayıda fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır." Tirmizî der ki: Bu sahih bir hadistir. (Tirmizî, İman 18)

Bu ayetteki anlatılmak istenileni, Nuzul olma sebebini öğrenirsek daha sağlıklı şekilde anlamamıza yardımcı olacaktır:

Ibnu'l-Munzir'in Mukatil ibn Hayyân'dan rivayetine göre bu âyet-i kerime Ansar'dan iki kabile, onlardan da birisi Evs'den, diğeri Hazrecden olmak üzere iki kişi hakkında nazil olmuştur. Câhiliye devrinde uzun zaman birbirleriyle savaşmışlar, Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye gelince aralarını düzeltmiş. Ama daha sonra bir mecliste aralarında konuşurken birbirlerine karşı övünmeye, daha sonra da birbirlerine sövmeye başlamışlar. İş, birbirlerine karşı mızraklarını doğrultmaya kadar varmış ve işte bunlar hakkında bu âyet-i kerime nazil olmuştur. (Suyûtî, ed-Durru'l-Mensûr, 11,287)

Bazı tefsirlerde, biraz önce anlatılan Evs ve Hazrec'den bir grubun, Şâs ibn Kays tarafından görevlendirilen bir yahudi genç tarafından eski düşmanlıkları ve aralarında câhiliye devrinde vukubulan savaşları hatırlatılarak tahrik edilmeleri üzerine bu tuzağa düşerek savaşın eşiğine gelmeleri hadisesi bu âyet-i kerimenin nuzul sebebi olarak da zikredilmektedir (ibn Kesîr, Tefsîru'i-Kur'âm'i-Azîm, no,74) ki anılan âyetlerle birlikte bu hadise hakkında bir değil bir kaç âyet-i kerime nazil olmuş olmalıdır. Yani bu sûrenin 98. âyetinden buraya kadar altı âyet-i kerime bu hadise akabinde inananlar arasına fitne tohumları ekmeye çalışan yahudileri azarlamak ve onların kurduğu tuzağa düşen safdil mu'minleri kınamak ve bu tuzaktan kurtularak yeniden hakka tabî olmaya davet etmek üzere inmiştir.

Mufessirlere göre "Allah'ın ipi" inden maksat, Kur'an ve İslâm'dır.
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışmak", hep birlikte İslâm dinine inanmayı, onu kabul etmeyi ve gereklerini yerine getirmeyi ifade eder. Hz. Peygamber Kur'an'ı, "Allah'ın gökyüzünden yeryüzüne sarkıtılmış ipidir" diye tarif etmiştir. (Ahmed b. Hanbel; Musned, III, 14,17; İbn Kesîr, II, 73)

Allah'a karşı gereği gibi saygılı olmak ve müslüman olarak ölebilmek için Allah'ın ipine toptan yapışarak tevhid inancında birleşmek, ayrılıktan uzak durmak ve hayatın sonuna kadar imanı korumak gerekir.
İslâm dini inançta ve amelde birliğe büyük önem verir. Bunun içindir ki inanç alanında Allah'ın birliği ilkesini getirdiği gibi, ibadet alanında da hac ve namaz gibi insanları bir araya toplayarak müslümanların birliğini sağlayacak prensipler koymuş, amelî tedbirler almıştır. Fert olarak veya bölünmüş gruplar halinde yaşayanların dinlerini ve milliyetlerini korumaları kolay değildir. Bunların sosyal, maddî ve manevî baskılar karşısında dayanma güçleri az olduğundan daima din ve milliyetlerini kaybetme tehlikesiyle karşt karşıya bulunurlar. Bu tür baskılar peygamberleri bile zor durumlarda bırakmış, bu sebeple Allah'tan ve insanlardan yardım istemeye mecbur kalmışlardır.

Kur'an insanlar arasında düşünce ayrılıklarının bulunmasını, insanın yaratılış hikmetine ve özelliklerine bağlar. İyi niyete dayalı olması ve mâkul çizgide kalması halinde bu ayrılıkların insanlar arasında rekabete, dolayısıyla toplumların ilerlemesine ve kalkınmasına yardımcı olacağı da açıktır. Ancak İslâm düşünce ayrılığının düşmanlığa dönüşmesini, insanları çekişen ve vuruşan kamplara ayırmasını musamaha ile karşılamaz. Nitekim bu âyet-i kerîmede müslümanların birliği Allah'ın bir nimeti olarak değerlendirilirken, toplumsal barışı tehdit eden -ve İslâm'dan önce örnekleri çokça görülen- çekişme hallerini her an içerisine düşüp yanabilecekleri ateşten bir çukurun kenarında bulunmaya benzetmiştir. Yüce Allah, insanların böyle bir tehlike ile karşı karşıya kalmamaları için toptan Allah'ın ipine (Kur'an) sarılmalarım, onun gerlel prensiplerinin dışına çıkmamalarını emretmektedir.

İbn Mes'ûd ise der ki: Allah'ın ipi, (hablullah) Kur'ân-ı Kerîmdir.(Dârimî, Fedâihri-Kıır'an 1, hadis no: 3330)

Ali ve Ebû Said el-Hudrî de bunu Peygamber (s.a.v.)'dan rivayet ettiği gibi, Mucahid ve Katade'den de buna benzer bir açıklama rivayet edilmiştir.

Ebu Muaviye'nin el-Hecerî'den, Onun, Ebu'l-Ahvas'dan, Onun da Abdullah'dan rivayetine göre Abdullah şöyle demiş:
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu kî: "Şüphesiz bu Kur'ân-ı Kerîm hablullahtır (Allah'ın ipidir)." (Muslim, Fedau'l's-Sahabe 37.)

Taki b. Malıled rivayetle der ki: Bize Yahya b. Abdulhamid anlattı, bize, Huşeym el-Avvam b. Havşeb'den anlattı, o, eş-Şa'bi'den, O, Abdullah b. Mes'ud'dan rivayetle dedi ki:
"Topluca Allah'ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin" buyruğu cemaat olun demektir. Yine ondan ve başkalarından çeşitli yollarla böyle bir açıklama rivayet edilmiştir.

Bütün bunların manası birbirine yakın ve birbiriyle iç içedir. Şüphesiz yüce Allah, birbirimizle kaynaşmamızı emretmekte ve ayrılığı yasaklamaktadır. Çünkü ayrılık, (tefrika) helak olmaktır, cemaat ise kurtuluştur. Şöyle diyen İbnu'l-Mubârek'e Allah'ın rahmeti olsun:
"Şüphesiz cemaat hablullahtır. Ona yapışın, Onun sapasağlam kulpuna yapışarak korunun." (İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 4/310-311)

İbn Abbas, Simek el-Hanifi'ye şöyle demiş: Ey Hanin", cemaatten ayrılma, cemaatten ayrılma. Çünkü bundan önceki ümmetler tefrikaya düştükleri için helak oldular. Sen, yüce Allah'ın: "Topluca Allah'ın İpine sarılın ve ayrılığa düşmeyin" buyruğunu hiç işitmedin mi?

Muslim'in Sahih'inde Ebû Hureyre'den şöyle dediği rivayet edilmektedir: Rasûlullah (sav) buyurdu ki:
"Şüphesiz Allah sizin için üç şeyden hoşnud olur ve sizin için üç şeyi de hoş görmez. Ona ibadet edip kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamanızdan, Allah'ın ipine topluca sarılıp ve ayrılmamanızdan razı olur. Üç şeyi de sizin için hoş görmez. Kıylukal (dedikodu), çokça sual ve malı zayi etmek. (Muslim, Akdıye 10; Muvatta, Kelâm 20; Musned, II, 327, 360, 367)

Yüce Allah bizlere, Kitabına ve Peygamberinin sünnetine sımsıkı sarılmayı, anlaşmazlık halinde onlara başvurmayı farz kılmış, Kitap ve Sunnete hem itikat, hem amel bakımından sımsıkı sarılmak ilkesi etrafında bir araya gelmemizi emretmiştir. Bu ise, sözbirliğini gerçekleştirmenin ve kendisi vasıtasıyla din ve dünya menfeatierinin gerçekleşebileceği, dağınıklığın düzene girdiği bir araya gelmenin ve anlaşmazlıktan kurtulmanın bir sebebidir. Aynı zamanda O, bizlere bir araya gelmeyi emretmiş ve iki kitap ehlinin karşı karşıya kaldığı tefrikaya düşmeyi de yasaklamıştır. İşte âyet-i kerimenin tam anlamı budur. Ayrıca bu âyet-i kerimede usulu fıkıh kitaplarının ilgili yerlerinde de belirtildiği gibi, icma'tn sahih oluşuna bir delil de vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allahtır.

Yüce Allah'ın: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın": Hani siz düşmanlar idiniz de O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı. Onun nimeti sayesinde kardeşler oluverdiniz. "Siz» bir ateş uçurumunun tam kenarındayken sizi oradan O kurtardı" buyruğu ile yüce Allah, nimetlerinin hatırlanmasını emretmektedir. Bu nimetlerin en büyüğü ise, İslâm ve onun Peygamberi Muhammed (s.a.v.)'e tabi olmaktır. Şüphesiz, onun sayesinde düşmanlık ve ayrılık ortadan kalkmış, sevgi ve kaynaşma başgöstermiştir. Maksat, Evs ile Hazrecliler olmakta birlikte, âyet-i kerimenin kapsamı geneldir.
Yüce Allah'ım "O'nun nimeti sayesinde kardeşler oluverdiniz" buyruğu da: Siz, İslâm nimeti sayesinde dîn kardeşleri oldunuz anlamındadır.

Konuyu aşağıdaki hadislerle nihayete erdirelim:

Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Şüphesiz İsrailoğulları'nın başına gelenlerin aynısı adım adım ummetimin de başına gelecektir, O kadar ki, onlardan herhangi bir kimse, annesine açıkça varıyor ise, ummetimden de bu işi yapan çıkacaktır. Ve şüphesiz İsrailoğulları yetmiş iki millete (fırkaya) ayrılmıştır. Benim ummetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Hepsi cehennemde olacaktır. Bir tanesi mustesna."
"Peki bu fırka hangisidir? Ey Allah'ın Rasûlu!" diye soran ashaba,
Hz. Peygamber: "Benim ve ashabımın yolunu takib edenler" diye cevap vermiştir.

(Bu hadisi, Abdullah b. Ziyad el-İfrîkî yoluyla, Abdullah b. Yezid'den, o, İbn Ömer senediyle rivayet etmiş ve: Bu, hasen, garib bir hadistir. Biz bunu ancak bu yoldan gelen rivâyetiyle biliyoruz, demiştir. Ebu Ömer (İbn Abdul-Berr) der ki: Abdullah el-Ifrikî, sika bir ravidir. Kavmi onun sika olduğunu belirtip ondan övgüyle söz ettiği halde, başkaları da onun zayıf olduğunu belirtmişlerdir.)
Ebu Dâvud da Sunen'inde, Muâviye b. Ebi Sufyan'dan Peygamber (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Şüphesiz sizden önceki kitap ehli kimseler yetmiş iki millete (fırkaya) ayrıldılar. Ve şüphesiz bu millet, pek yakında yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların yetmiş iki fırkası cehennemde bir tanesi cennette olacaktır. Bu ise, cemaattir. Benim ummetimden öyle bir takım topluluklar çıkacak ki, bu hevalar onlarda, bir kişinin bünyesinde yayılıp girmedik hiçbir damar, hiçbir eklem bırakmayan kuduz hastalığının yayıldığı gibi yayılacaktır." (Ebû Dâvûd, Sunne 1. Ummetin bu kadar fırkalara ayrılacağını bildiren diğer hadisler için Ebu Dâvûd, Sunne 1; Tirmizi, İman 18; İbn Mâce, Fîten 17; Dârimî, Sryer 75; Musned, 11,332, Itt, 120, 145)

CEMAAT ŞUURU VE RAHMETİ


https://www.islam-tr.org/konu/cemaat-suuru-ve-rahmeti.9194/

(kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. (al-i İmran 103)
 
G Çevrimdışı

gayb3

Üyeliği İptal Edildi
Banned
s.a

zaten yaklaşık kuranda 12 ayette fırkalara bölünmekten bahsediyor.kesinlikle fırkalara bölünmeden allahın ipine sarılmamız gerekiyor.ayrıca bu 73 fırka konusunda yapılan bir araştırma sonucu dünya üzerinde toplam 72 fırka çıkmıştır.işte bu 72 fırkadan 73,üncü fırka çıkacak.fırka-i nacie.yalnızca 73,ünncü fırka cennete gidecektir.geriye kalan 72 fırka cehenneme gidecektir
 
Üst Ana Sayfa Alt