Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Haber Ankara'da Asbest Sızıntısı Ve Kanser Iddiaları

Cundullah el-Kürdî Çevrimdışı

Cundullah el-Kürdî

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
---alıntı---
asbestin ne olduğu ve asbestten nasıl korunulacağı ile ilgili genel birtakım bilgiler için,
epa'ya göre doğada 6 farklı tipte bulunabilen silikat minerallerinin genel adıdır asbest. her ne kadar kimyasal yapıları farklı da olsa; tüm asbest tipleri benzer biçimde her biri birer iğneyi andıranuzun, ince, lifsi kristallerden meydana gelmektedir.

asbest türlerinin tamamı kanser yapıcıdır. oshayönetmeliklerine göre havada serbest haldeki asbeste maruziyet üst limiti 8 saatlik süre boyunca 0.1 f/cc (santimetreküp başına 0.1 fiber) olarak belirlenmiş olmasına rağmen, esasında asbestin tıbben güvenli bir maruziyet üst limiti bulunmamaktadır. diğer bir deyişle asbestin hoş görülecek, makul bir değeri yoktur.

birbirlerinden kolaylıkla ayrılarak havaya dahi karışabilmelerine rağmen tek başlarına oldukça sert yapıda olan asbest lifleri, vücut tarafından hiçbir şekilde bertaraf edilememektedir. hayatının herhangi bir döneminde kısa süreli dahi olsa asbeste maruz kalmış herhangi bir kimsenin, ömrünün geri kalan kısmında solunum problemleri ile karşılaşma riski oldukça yüksektir.

asbest, solunum yoluyla maruz kalınması durumunda akciğer zarı kanseri*, asbestoz* ve akciğer kanseri* oluşumuna zemin hazırlar. deri ya da göz ile teması durumunda tahrişe sebep olur. cilt ile teması durumunda kana karışabilen asbest bu yolla karın zarı kanserine* de sebep olabilmektedir. asbest liflerini temas ettiği vücut dokusundan tamamıyla arındırmanın bir yolu yoktur. kısaca asbest maruziyeti geri döndürülemez, telafi ve tedavi edilemez.

yüksek mukavemet, ısı yalıtımı, elektrik yalıtkanlığı, yanmazlık, esneklik, düşük maliyet gibi birçok mucizevi artısı olması sebebiyle geçmişte oldukça popüler bir yapı malzemesi olan, 1930 ila 1970 yılları arasında tüm dünyada yoğun miktarda kullanılmış olan, sıradışı avantajları sebebiyle inşaat sektörünün yanı sıra fren diskinden tost makinesine, buzdolabından aspiratöre kadar birçok ürünün imalatında tercih edilmiş olan asbeste günümüzde ne yazık ki hala birçok meslek grubu çalışanı maruz kalmaktadır. adaoverilerine göre, amerika birleşik devletleri'nde görülen tüm meslek kaynaklı kanserlerin %54'ünün sorumlusu asbesttir.

asbest maruziyetini minimuma indirmek amacıyla kullanılması elzem olan başlıca koruyucu ekipman respiratördür. kullan at maskelerin yanı sıra değiştirilebilir kartuş ve filtreli respiratör modelleri de bulunmaktadır. suratın tamamını ya da yarısını koruyan tekrar kullanılabilir respiratörler ile birlikte maruziyete uygun filtrenin de ayrıca seçilmesi ve satın alınması gerekmektedir. bir maskenin ya da respiratör filtresinin kişiyi asbestten koruyabilmesi için amerikan nioshstandartlarına göre p100, yahut avrupa standartlarına göre p3 sınıfına ait olması gerekir. bir filtrenin bu iki sınıftan birinde olması, havada bulunan .3 mikrondan büyük herhangi bir zerrenin %99.95 ihtimalle filtre tarafından tutulacağı anlamına gelir. p2, p95 gibi daha düşük sınıflardaki maske ve filtreler asbest maruziyetine karşı koruma sağlayamaz. dolayısıyla, asbestten koruması amacıyla maske satın alırken p100, p3, fffp3 sınıflarından birine ait olup olmadıkları kontrol edilmelidir. kimi filtreler açık halde bulunup suya ve dış etkilere karşı korunmasız bırakılmış iken, kimi kartuşlu modeller filtreyi ıslanmaktan korumakta ve bu sayede daha uzun bir kullanım ömrü vadetmektedir. respiratörün, kullanım esnasında içeriye hiçbir yerden hava sızdırmaması gerekmektedir. bu sebeple doğru boyutta respiratör satın almak büyük önem arz etmektedir. respiratörün surata tam olup olmadığını anlamak için test kitleri mevcuttur. aynı kaygılardan ötürü, sakalları kesmeden respiratör kullanmak naifliktir, trajikomiktir.

aşağıda 3m tarafından üretilen ve önerilen bazı respiratör modellerinin linkleri bulunmaktadır. moldex, honeywell north gibi diğer markalara ait modellere de bakılabilir. bunların bir kısmı türkiye'de iş güvenliği malzemesi satan firmalardan temin edilebilirken, bir kısmı yalnızca yurt dışından temin edilebilir durumdadır.

3m 6000 serisi
3m 7500 serisi
3m 2091 respiratör filtresi
3m 60921 respiratör kartuş/filtre
3m 9332 kullan at tipi maske

her kullanımdan sonra respiratörün durumunu kontrol etmek ve temizliğini yapmak gerekmektedir. temizlik işlemi titizlikle yürütülmelidir. öncelikle respiratör üzerindeki kartuş veya filtre çıkarılmalı, devamında respiratör 50 dereceyi geçmeyen temizlik solüsyonuna daldırılmalı, daha sonra çamaşır suyu eklenmiş suya daldırılarak dezenfekte edilmeli ve durulanarak kurumaya bırakılmalıdır. bu, 3m firmasının kendi web sitesinde önermiş olduğu temizlik prosedürüdür.

bir filtre, artık rahat biçimde nefes almanıza engel olmaya başlamış ise o filtrenin ömrünü doldurduğundan emin olabilirsiniz. öte yandan, herhangi bir biçimde hasar görmüş bir filtreyi kullanmak asbest maruziyetine davetiye çıkarmaktır.

asbestten tam anlamıyla sakınabilmek için yüzün tamamını kapatan bir respiratörün yanı sıra koruyucu giysi ve eldiven de kullanmak gerekir. asbest ile kontamine olan kıyafetlerden kurtulmadan evinize giremezsiniz. havada serbest halde bulunan asbest rüzgar ile olduğu kadar insanların kıyafetlerine tutunarak da taşınır. sözgelimi, asbestli ortamda çalışmak durumunda kalan bir kimse yeterli önlemi almadığı takdirde evde kendisini bekleyen ailesinin sağlığını da tehlikeye atar. hiçbir önlem almadan 6 ay boyunca asbeste maruz kalan bir işçinin ilkokula giden çocuğu, geleceğin akciğer hastalıkları adayıdır.

eğer ölçümler gerçeği yansıtıyor ise ankara'da meydana gelen bu felaketten maske kullanarak, filtre sipariş ederek, camları kapatarak paçayı kurtaramazsınız. göz göre göre bu zehre maruz kalmak delilik, çocukları bu zehre maruz bırakmak caniliktir. ankara halkının bu akıl tutulmasınan bir an evvel sıyrılıp eyleme geçmesi gerekmektedir. ilgili kurumlar, bugünden itibaren her gün şehrin muhtelif yerlerinden numuneler almak, ölçümler yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek mecburiyetindedir. maltepe'deki sıfır noktasının etrafındaki dört kilometre çaplı alanda yaşayan insanlar bir an evvel tahliye edilmelidir ve bölge karantina altına alınmalıdır. ankara'da insanlık suçu işlenmiştir, sayısız insanın ciğerlerine hastalık tohumları ekilmiştir ve maruziyet hala devam etmektedir. sorumlulular yargılanmalıdır.

kaynakça:
https://www.cancer.gov/
https://www.epa.gov/asbestos
https://www.asbestos.com/
https://mesowatch.com/
https://www.mesothelioma.com

Ankara'da asbest ve kanser iddiaları, son birkaç gündür yaşanan gelişmeler neticesinde iddia olmaktan çıkarak ankara halkı için bir realite halini almış, cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından biri olma yolunda hızla ilerlemektedir. Dolayısıyla iddia sözcüğü, içinde bulunduğumuz durumun vehametini ifadede artık yetersiz kalmaktadır. bir başka yazarın diğer başlıkta önermiş olduğu üzere 2017 Ankara Asbest Faciası ifadesini kullanmaya başlamanın daha uygun olacağı fikrine katılıyorum.

Eğer Mimarlar Odası Ankara şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası'nın, Maltepe'de yıkımına başlanan fabrikanın çevresinden alınan numuneler ile yabancı bir firmaya yaptırdıkları yüzey ölçümlerinin sonuçları gerçeği yansıtıyor ise; Ankara'da, yıllar sonra başta akciğer zarı kanseri olmak üzere sayıları korkunç boyutlara ulaşacak olan solunum hastalığı vakalarının şüpheye mahal bırakmayacak şekilde müsebbibi olacak faciadır. İzahı ve telafisi mümkün olmayan bu yıkım ile birlikte bütün bir ankara halkının canı hiçe sayılmıştır. Bu felaketin ve ömürlerinden çalınan çocukların, gençlerin, bütün bir Ankara halkının vebali; başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı kanı olmak üzere Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki yetkili kimselerin, yıkıma göz yuman çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı yetkilileri ile sağlık bakanlığı yetkililerinin, bilirkişilerin, teknik yeterliği olmadığı halde ihaleyi üstlenmeye cüret eden yüklenici firmanın, bu yıkımın gerçekleşmesinde Ankara halkının sağlığını ve geleceğini riske atma pahasına menfaat gözeten herkesin üzerinedir.

Öncelikle gelişmeleri kronolojik olarak yazmak ve konu ile ilgili henüz hiçbir fikri olmayan kimseleri yalnızca bu entry ile mümkün olduğunca aydınlatmak isterim.

15 şubat 2017 tarihinde Mimarlar Odası Ankara şubesi ve Ankara Tabipler Odasının yapmış olduğu ortak basın toplantısında, yapımında 350 ton asbest kullanıldığı tespit edilen tarihi havagazı fabrikasının yıkım sürecine dair duyulan kaygılar dile getirildi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Havagazı Fabrikası alanına ilişkin yaptığı iki ihale sürecinde, fabrikada 350 ton asbest tespit edildiğinin ortaya çıktığını bildirerek, bu konuda önlem almayan başta Ankara Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, ilgili kurumlara tepki gösterdi.

Konuya ilişkin 15 Şubat günü Ankara Tabip Odası ile ortak düzenlenen basın toplantısında konuşan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan Yetkililere “Ankara kanser mi soluyor?” sorusunu yöneltti. “Bir taraftan tescilli kültür varlığı olan Havagazı Fabrikası rant uğruna yıkılmak isteniyor. Bir taraftan da Ankara Büyükşehir Belediyesi alana ilişkin yaptığı iki ihale sürecinde tespit edilen asbeste ilişkin hiçbir önlem almadan yıkım yapmak istiyor. “Ankara ve çevresi büyük tehdit altında. Acilen önlem alınması gerekiyor” diyen Candan “tescilli kültür varlığının yıkılması sırasında ortaya çıkacak halk sağlığı tehlikesini göz önüne aldığımızda tescilli kültür varlığını yıkmak yerine korumak daha bir önem kazanmaktadır.” uyarısında bulundu.

Ankara Tabip Odası adına basın toplantısına katılan İşyeri Hekimliği ve İşçi Sağlığı Komisyon Başkanı Dr. Ercan Yavuz, asbestin kanserojen bir madde olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“En bilinenleri daha çok geminin söküm ve yapım işleminde kullanılan ve daha çok izolasyon malzemesi olarak kullanılıyor. Bu madde akciğer zarında yaptığı mezotelyoma kanserine neden oluyor. Gemi tersanelerinde çalışan işçilerin hekime başvurduğunda herkesten fazla olduğu tespit ediliyor. 100 yıldır asbest konusunda tıp camiasında büyük tartışmalar var. Ne kadar maruz kalırsanız sigara gibi o kadar çok etkileniyorsunuz. Hastalık bir anda ortaya çıkmıyor bugün aldığınız asbest maddesinin kanserojen etkisi 30 yıl kadar sürebiliyor. Ülkemizde her yıl 1000 kişiye asbeste bağlı kanser tanısı konuyor. Kanser gibi ölümcül bir hastalığa yol açıyor. 30 yıl sonra bu hastalık ortaya çıkabilir. Havagazı Fabrikası’nda tespit edilen asbest çevresel bir felakete yol açabilir. Bu sistem bizi hasta ediyor. Hekimler de bu yüzden Hayır diyor Acilen önlem alınmalı.”

Ankara Maltepe'de atıl durumda bulunan ve 2006 yılında bir bölümü yıkılmış olan fabrikanın, şartnamede 350 ton asbest ihtiva ettiği belirtilen kalan kısmının yıkımına başlandı.
Maltepe'de bulunan eski Havagazı Fabrikası'nın yıkımına başlandı.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi yetkilileri, yıllardır atıl halde duran binanın yalıtımında kullanılan 350 ton kanserojen etkiye sahip asbestin, yıkım sürecinde Ankaralıların sağlığını tehdit ettiğini savundu. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise, binanın bir bölümünün asbestli olduğunu ve ihalenin bu tehlike dikkate alınarak yapıldığını, gerekli her türlü önlemin alındığını aktardı. Ankara ve çevresinin büyük tehdit altında olduğunu ifade eden Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Candan Karakuş, şunları söyledi:
"Büyükşehir yıkım için 'Havagazı Fabrikası'nda bulunan asbestli malzemelerin ve kalıntıların geri dönüşüm malzemesi olarak sökülmesi' işi olarak ihaleye çıkmıştı. İhale eki olan şartnamede asbest oranının 350 ton olduğu ifade ediliyor. Asbestin ne olduğu çok açık, asbest kanserojen bir madde. Havagazı Fabrikası'nda yalıtım malzemesi olarak asbest kullanılmış. Havaya karışıp, rüzgarla solunduğu andan itibaren büyük tehlike oluşturuyor. Ankara şimdi kanser soluyor, Havagazı Fabrikası'ndaki yıkım şu anda bir sağlık canavarına dönüşmüş durumda.

58b27d5267b0a9303800ddef



BİNA KARANTİNAYA ALINMALI

Havagazı Fabrikası rant uğruna yıkılırken bir taraftan da Ankara'daki bütün insanların sağlığıyla oynuyorlar. 2 gün önce suç duyurusunda bulunduk. Bu gibi yıkımlarda herhangi bir toz çıkmaması gerekiyor. Yurtdışında asbestli binalar yıkılırken karantinaya alınır. Yapının özelliğine göre her oda ayrı ayrı karantinaya alınarak yıkılır. Halk uyarılır, trafik bu duruma göre düzenlenir, çalışma saatleri ona göre belirlenir. Atıklar kontrolsüz bir şekilde ortalığa değil, özel düzenlenmiş yerlerde bertaraf edilir."

İHALE ASBESTE ÖZEL YAPILDI

Yıkım ihalesinin, içinde kanserojen bulunduran asbest maddesine göre düzenlenerek yapıldığını vurgulayan Büyükşehir Belediyesi yetkilileri de şu açıklamayı yaptı:
"Çevrede yaşayan ve çalışan insanlar, bir bölümünde asbest bulunan yapıdan rahatsız oldukları için binanın yıkılması amacıyla belediyeye müracaat etti ve binanın içinde asbest maddesi olduğu için yıkıma bu sebeple başlandı. Şu anda asbestli bölüm yıkılmıyor, asbestli bölüme girebilmek için hazırlıklar yapılıyor ve binanın çevresinde gerekli önlemler alınacak, bina giydirilecek. Uzman ekiplerce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri gözetiminde yapılacak olan yıkımın vatandaşın sağlığına herhangi bir zararı olmayacak." Yetkililer ayrıca, binanın tescilli kültür varlığı olmadığı gerekçesiyle yıkımına engel bulunmadığı bilgisini paylaştı.
milliyet
evrensel

Mimarlar odası ve meslek odalarının basın açıklamalarıyla birlikte olay kamuoyunda yankı bulmaya başladı. mimarlar odası karantina çağrısında bulundu.
Ankara’da karantina çağrısı

Gökçek göz göre göre Ankara’yı kanser ediyor

Alanında 350 ton asbest tespit edilen Havagazı Fabrikası’nın hiçbir önlem alınmadan yıkılmasına tepki gösteren Mimarlar Odası Ankara Şubesi, “Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek, Ankara’yı göz göre göre kanser ediyor. Ankara halkının hayatı bu kadar mı değersiz? Halkın sağlığını hiçe sayan ve göz göre göre cinayet işleyen Gökçek, acilen görevden alınmalı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçmeli ve yıkımı durdurmalıdır” çağrısı yaptı.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, bölgede Atatürk Lisesi’nin, Ankara Garı’nın ve Gazi Üniversitesi’nin bulunduğunu belirterek , “Çocuklarımız ve halk ciddi tehlikede. Halkımız zehir soluyor. Bölge karantinaya alınarak ıslatılarak yıkanmalı” diyerek karantina çağrısında da bulundu.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin daha önce uyarılarda bulunduğu ve ihale süreçlerinde 350 ton asbest tespit edilen Havagazı Fabrikası hiçbir önlem alınmadan yıkılıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek göz göre göre cinayet işliyor. Ankara’yı kanser ediyor. Halkın sağılığı ile oynayan bu adam derhal görevden alınmalı ” diyerek bu duruma tepki gösterdi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Asbest havaya karışıp rüzgarla solunduğu andan itibaren büyük tehlike oluşturuyor. Bina karantinaya alınmadan, paravanlarla çevrilmeden, bazı işçilerin maske bile takmadığı, tül brandalarla, az miktardaki su ile yıkım işlemi gerçekleştiren Gökçek, göz göre göre Ankara’yı kanser ediyor. Önlem almayan ve Ankara halkının sağlığını tehlikeye atan Melih Gökçek ve diğer yetkilileri istifaya davet ediyoruz” dedi.

Candan daha önce Havagazı Fabrikası alanında önlemlerin alınıp alınmadığına ve ne tür işlemler gerçekleştirildiğine ilişkin başta Ankara Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ilgili kurumlara resmi yazıyla sorular da yönelttiklerini ancak cevap alamadıklarını da belirtti.

8436b.jpg


Hiçbir önlem almadan yıkım yapılıyor

Bundan iki gün önce kanser solumamıza neden olan ve önlem almayan başta Ankara Büyükşehir Belediyesi Melih Gökçek, EGO Genel Müdürü, Genel Müdürü Balamir Gündoğdu, Ankara Valisi Ercan Topaca, Çankaya Kaymakamı Kadir Çakır, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kent Estetiği Daire Başkanlığı Ömer Öksüz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, ÇSGB İş Sağlığı Ve İş Güvenliği Genel Müdürü İsmail Gerim, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara İl Sağlık Müdürü Kamil Türkmen, Kültür Ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Yalçın Kurt ve Ankara 1 Nolu Koruma Kurulu Üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını da hatırlatan Candan, sözlerine şöyle devam etti:

8438b.jpg


“Asbestin ne olduğu çok açık kanser yapıcı bir madde. Havagazı Fabrikası’nın hem tesisatın kendisinde hem de yapım sürecinde yalıtım malzemesi olarak asbest kullanılmış. İhale süreçlerinde Havagazı Fabrikası alanında 350 ton asbest tespit edildi. Daha öncede tescilli kültür mirası Havagazı Fabrikası’nın yıkmayın koruyun demiştik. Yıkım sırasında önlem alınmaması konusunda şüphe duyduğumuzu açıklamıştık ve ne yazık ki haklı çıktık. Alanda yaptığımız incelemelerde bina karantinaya alınması gerekirken tül brandalarla, üzerinde koruyucu kıyafet ve ekipman olmayan işçiler tarafından çevrilmiş. Havaya toz ile karışabilecek asbest oranının en aza indirmek için çok yönlü tazyikli su sıkılması gerekirken, tek yönlü su sıkılıyor. Yıkımı gerçekleştiren işçiler herhangi bir koruyucu önlem almadan çalıştırılıyor . İşçi sağlığı açısından ciddi sorun var. Hiçbir koruma önlemi almadan yıkım yapıyor. Gökçek suç işliyor.”

8437b.jpg


Gökçek, görevden alınmalı

Candan, “Ankara’yı kanser eden Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkili kurumlar tarafından acilen görevinden alınmalı. Ankara halkında bundan 15, 20 yıl sonra ciddi oranda kanser çıkarsa bunun tek sorumlusu Gökçek olacaktır. Biz önlem alınmadığı Kumrular İkamet Sitesi’nin ve Havagazı Fabrikası’nın yıkımı sürecinde görmüş ve uyarılarda bulunmuştuk. Dışarı her hangi bir toz çıkmaması gerekiyor. Yurtdışında asbestli binalar yıkılırken binanın iki katı boyu çevrilir ve karantinaya alınır. Yıkılacak yapının özelliğine göre her oda ayrı ayrı karantinaya alınarak yıkılır. Halk uyarılır, trafik ona göre düzenlenir, çalışma saatleri ona göre belirlenir. Atıklar kontrolsüz bir şekilde ortalığa değil, özel düzenlenmiş yerlerde bertaraf edilir. Havagazı Fabrikası alanında yıkımın nasıl yapıldığı ortada.”

Ankara halkının hayatı bu kadar mı değersiz?

Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Sağlık Bakanlığı Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nü, 112’yi, Emniyet Müdürlüğünü arayarak ihbarda bulunduklarını da belirten Candan, “Tüm birimler şikayetimizi aldı ancak yıkımın durdurulmasına ilişkin harekete geçmedi. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü nöbetçi memurun bakanlığın iki yıl önce yapılandırma yaptığını ve bu sorumluluğunu halk sağlığına devrettiğini söyledi. Halk sağlığı birimi aradığımızda kendilerine haber verilmediğini belirterek şikayetimizi aldı. Ankara halkının hayatı bu kadar mı değersiz” diyerek isyan etti.

Yıkımın yapıldığı sırada, Mimarla Odası Ankara Şubesi tarafından düzenlenen “ihraç ve fazlası” etkinliğine katılan, Akdeniz Üniversitesi’nden 677 sayılı KHK ile ihraç edilen Dr. Bülent Şık ise şunları söyledi:

8440b.jpg


“Asbest eskiden yapılarda yağlacıyı ya da izolasyon sağlamak için kullanılan ama kanser yapıcı olduğu anlaşıldıktan sonra kullanımı yasaklanan bir kimyasal madde. Eski binalar yıkılırken açığa cüruf ve toz ile çevreye yayılır. Asbest tozu camsı ya da lifli bir yapıya sahiptir. Beyaz, mavi ya da kahverengi asbest olarak bilinen türleri yıkım esnasında açığa çıkan tozun çevreye yayılması ile insan sağlığına büyük zarar verir. Asbest hem sulara karışabilir hem de solunum yoluyla insan vücuduna girebilir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) asbesti ‘kesin kanser yapıcı’ madde olarak tanımlamaktadır. Yani bu ifade kansere neden olduğuna dair hiçbir şüphe yok anlamına gelmektedir. Yıkım esnasında açığa çıkan toz, yıkım işinde çalışan işçiler, oradan geçen kişiler, yıkım esnasında oradan geçenler, çevrede oturan kişiler için ciddi sağlık riski oluşturur. Ayrıca rüzgarla birlikte asbest tozlarının taşınması da halk sağlığı için tehdidi büyütecektir.”

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi
4512_18_57_09.jpg



Ankara halkı büyük tehdit altında

Ankara Büyükşehir Belediyesi`nin Havagazı Fabrikası alanında tescilli kültür varlığı potansiyeli taşıyan, 350 ton asbest bulunan binayı yıkması büyük tepki topladı.

Konuya ilişkin ortak basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği, Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi ve iş güvenliği uzmanları Ankara halkının büyük tehdit altında olduğunu belirtirken, asbest ölçüm oranlarının yüksek çıkması durumunda Gökçek, hakkında taammüden adam öldürme suçundan yargı yoluna gideceklerini bildirdi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği, Çevre Mühendisleri Ankara Şubesi, Kimya Mühendisleri Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi ve iş güvenliği uzmanları Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 350 ton asbest bulunan Havagazı Fabrikası‘nın hiçbir koruma önlemi alınmadan yıkılmasına maskeli basın toplantısı düzenledi.

Konunun takipçisi olduklarını belirten bilim insanları halk sağlığı, kent sağlığı ve işçi sağlığı sorunu yaşandığını, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek`in suç işlediğini söyledi.

Mimarlar Odası Ankara Şube Tezcan Karakuş Candan, kanser solumamıza neden olan ve önlem almayan başta Ankara Büyükşehir Belediyesi Melih Gökçek, EGO Genel Müdürü, Genel Müdürü Balamir Gündoğdu, Ankara Valisi Ercan Topaca, Çankaya Kaymakamı Kadir Çakır, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kent Estetiği Daire Başkanlığı Ömer Öksüz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, ÇSGB İş Sağlığı Ve İş Güvenliği Genel Müdürü İsmail Gerim, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara İl Sağlık Müdürü Kamil Türkmen, Kültür Ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Yalçın Kurt ve Ankara 1 Nolu Koruma Kurulu Üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını hatırlattı.

Binanın her yerinde asbest var

Havagazı Fabrikası alanındaki asbest ölçüm sonuçlarının yüksek çıkması durumunda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında taamüden adam öldürme suçlamasıyla yargı yoluna gideceklerini bildiren Candan, yaşanan süreci şöyle aktardı:

"15 Şubat‘ta Ankara Tabip Odası ile 1928 yılında yapılmış Cumhuriyet`in endüstri mirası olarak nitelendirilen Havagazı Fabrikası`nın yıkımını gündeme taşımıştık. Fabrikanın olduğu yerleşke endüstri mirası olarak tescilli iken, tescili kaldırıldığı için yargı yoluna taşındı ve şu anda dava süreci devam ediyor ve dolayısıyla endüstri mirası potansiyeli henüz kendisini koruyor. Bu nedenle kültür bakanlığı buranın yıkılmasını istemiyor. Ocak ayında da Büyükşehir Belediyesi`ne tescilli kültür varlığı potansiyeli taşıdığı ve davası devam ettiği için binanın yıkılmamasını ilişkin yazı yazıyor. İkinci boyutu ise Ağustos ve Kasım ayında binanın yıkımı ile ilgili ihale yapılıyor. İlk ihale 2016 tarihinde 380 bin muhammen bedelle Havagazı Fabrikası`nın yıkılması isteniyor. Bu gerçekleşmiyor ikinci ihale çıktığında muhammen bedel buranın yıkımı ile ilgili 13 bin liraya düşüyor. Bunun nedeni ise yapıda 350 tonluk asbest tespit ediliyor. Asbest yalıtım malzemesi olarak kullanılmış durumda. Bu nedenle kontrollü ve denetimli bir şekilde yıkım yapılması gerekiyor. Ama bütün bunların hiçbirisi dikkate alınmadığı kültür bakanlığı binayı yıkma dediği halde 25 Şubat 2017 Cumartesi Büyükşehir Belediyesi öğle saatlerinde hiçbir koruyucu önlem almadan bu binanın yıkımına başladı ve yıkmaya devam ediyor. Sonrasında da Ankara Tabip Odası hem Mimarlar Odası`nın yaptığı açıklamalara da ‘Biz binanın asbestsiz kısmını yıktık. Asbestli kısmını da denetim altında yıkacağız` diyerek gerçekleri söylemiyor. Binanın her yeri asbestli. Alandan çekilen fotoğraflar bu durumu oldukça net ortaya koyuyor. Hiçbir önlem alınmamış binaya bir tül çekilmiştir. İşçilere de birer maske vermişler o maskeyle çekilmiş. İçerde dört tane kazan ve çok fazla boru var. Onun için binanın asbestli, asbestsiz diye bir şey söz konusu olamaz. Bu binanın her yerinde asbest var."

Çalmadığımız kapı kalmadı

Yurtdışından asbestli bina yıkım örneğini gösteren Candan, "Yurtdışında asbestli binalar yıkılırken binanın iki katı boyunca bina karantinaya alınıyor, trafik kontrollü veriliyor. Hafriyatlar üstü kapalı kamyonlarla taşınıyor.İnsanların girişi çıkışı engelleniyor. Çalışanlar özel kıyafetlerle yıkım işlemi yapıyorlar" dedi.

Candan, sözlerine şöyle devam etti:

"Çevrede Atatürk Lisesi, Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, 900 çalışanı olan doğalgaz satışı yapan işletme, TTB, sendika ve oda merkezleri bin 600 öğrencinin öğrenim gördüğü Atatürk Lisesi bulunuyor. Yaklaşık 2 bin kişi her gün gaz almaya gidiyor. Bölgede konut var, sağlık yapıları var. Ciddi bir halk ve kent sağlığı sorunu ile karşı karşıyayız. Bu süreçte çalmadığımız kapı kalmadı. Hepsi kapı duvar. Hava ve toprak ölçümlerini talep ettik. Alman bir firma ölçümleri alacak ve sonuçları kamuoyu ile paylaşacağız. Yarın aksam bu firma asbest ile ilgili sunum yapacak. Konu çok ciddi, hepimizin sağlığı tehdit altında. Türkiye Cumhuriyeti devletinin işleyişini 15 yılda kapı duvar haline getirdiler. Bu nedenle asbestli ölüme hayır diyeceğiz. Sadece rant düşünüyorlar, Havagazı yerleşkesine 4 emsalli yapılaşmadan başka hiç kimseyi düşünmüyorlar. Cumartesi günü, Arena‘da binlerce insanı topladılar, hepsi asbest soludu. Yöneticiler vicdanlarını kaybetmiş.

Candan ailelere seslenerek, "Devlet ve bu ülkenin yöneticileri halka sahip çıkmıyor siz çocuklarınıza sahip çıkın, BİMER‘e ve ihbar hatlarına şikayet edin" çağrısında bulundu

Çok büyük halk sağlığı skandalı yaşanıyor

Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut ise,Ankara`da çok büyük bir halk sağlığı skandalı yaşandığına dikkat çekerek, "Sigara karşıtı kampanyaya özen gösteren hükümet yetkilileri, asbest ve asbeste bağlı sorunları da duyarlılıkla ele almaları ve Ankara`da halk sağlığı skandalı olan bu önlemsiz yıkımı önlemler alıncıya kadar durdurmalarını talep ediyoruz bölgede acil olarak asbest liflerinin yoğunluğu ölçümlenmeli. Hafriyat döküm alanı dahil olmak üzere toprak ve su bulaşmaları incelenmeli" dedi.

Bulut, şunları söyledi:

Ankara Büyükşehir Belediyesi bu ihaleye yapamadan önce baca sağlamlaştırılması yapmalıydı. Baca yıkılınca asbestli materyal tüm hafriyat alanına bulaştı. Gerek bu hafriyat taşınırken gerek işçiler çalışırken bölgeye asbest lifleri yayılmakta, Cumartesi 25 Şubat 2017 tarihinde tüm uyarılarımıza rağmen önlem almadan yıkıma başladılar. 25 Ocak 2013 yılında yayınlanan asbestle çalışmalarda sağlık ve güvenlik önlemlerine ilişkin bir yönetmelik var. Bu yönetmeliğin bağlayıcı hükümleri bulunmakta. Bu yıkımda çalışan işçiler, alana yakın oturan mahalle sakinleri ve çevrede işyerleri bulunan vatandaşlarımızı için önlem alınmalıydı. Bölgede bin 600 öğrencisi olan Ankara Atatürk Lisesi var. Bu alanda Mustafa Kemal Bulvarı ve çevre bağlantılarını kullananlar içinde risk oluşturuyor. Kamyonlar brandasız çalışıyorlardı, bu asbestli hafriyatı çevreye saçarak gidiyorlar. Tüm Ankara`yı tehdit ediyorlar. Ayrıca dökümün yapıldığı alanda tarım arazisi ve yerleşim yerleri varsa oradaki insanlar da tehdit altında. İşçilerin solunum sistemi koruyucu ve diğer koruyucu sistemler yoktu alan brandalarla kapatılmamıştı. Toz emici ekipmanlar yoktu. Lisenin öğrencileri de habersizdi bugün öğlenleri teneffüse çıkmama konusunda lise, öğrencilerini uyarmış. Yakındaki işletmede personeline gaz maskeleri vermiş durumda. Çalışma bakanlığından izin alınmış mı bilinmiyor. Yüklenici firma ilgili yönetmeliğin 8 maddesi uyarınca bu konuda uzman birilerini çalıştırmak zorunda. Bunun da olduğunu düşünmüyoruz. Konu tersaneler döneminde gündeme geldi ve o tersanelerde çalışan işçiler 3,5 yıl sonra solunum rahatsızlıkları görüldü."

İşçilerle bir gün çalışsın görelim

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya ise tepkisini şöyle dile getirdi:

"Büyükşehir Belediye Başkanı suç işliyor. Büyükşehir Belediyesi‘nin yaptığı basın açıklamalarıyla halkı yanlış bilgilendirildiğini gördük. Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yaptığımız suç duyurularında İç İşleri Bakanlığı soruşturma izni vermiyor Ankara halkı sağlık sorunu ile karşı karşıya. Önlem almadan yıkıma devam ediyor. O bölgede yaşayan insanların yanı sıra birçok iş yeri, oteller, okullar, Ankara Adliyesi ve Ankara Garı var. Bir milyona yakın insanın geçtiği ve sirkülasyonun olduğu bir yerden bahsediyoruz. Gökçek yaklaşık yirmi üç yıldır bilimi bay-pas ederek Ankarayı yönetiyor. Bütün uyarılarımıza rağmen rant uğruna Ankara halkının sağlığını hiçe sayarak suç işliyor. Cumhuriyet savcılarını, hükumeti ve bağlı organlarını göreve davet ediyoruz. Biz Ankara suyundaki ağır metallere ilişkin uyarılarda bulunurken, Gökçek kapalı su içti. Ankara`daki buzlanmaya ilişkin yaptığı yetersiz çalışmaları gündeme taşırken, tuzu yalayın demişti. Ankara susuzluk çektiği zaman leğende yıkanın, akrabalarınıza gidin, demişti. Bizde sayın Gökçek‘e diyoruz ki, Havagazı Fabrikası alanında gerçekten asbest olmadığını ve önlem alındığını iddia ediyorsan bir gün o işçilerle birlikte çalışmanı öneriyoruz"

Akciğer kanserine yol açıyor

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mine Önal da şunları kaydetti:

"Asbestin kanserojen madde olduğu ve lifsi bir kristal olduğu 19.yy`da bilinmeden çok yaygın olarak kullanılmaya başlandı ve çok avantajlı bir materyal ısıdan sürtünmeden asit ve bazik maddelerden etkilenmiyor. Bu nedenle çok yaygın bir kulanım alanı çok uzun yıllar. Fakat 1970`li yıllardan itibaren asbeste bağlı akciğer hastalıkları görülmeye başlanmasından sonra pek çok ülkede ve pek çok alanda asbestin kullanımı sınırlandı. Bugün hala belli alanlarda kullanılıyor ama asıl risk şu anda yaşadığımız eski binaların yıkılması ve gemilerin sökülmesi sırasında ortaya çıkıyor. Asbest lifleri nefes alma yoluyla vücuda girdikten sonra kan damarlarıyla vücudun pek çok alanına ulaşabiliyor. Özellikle hasarı akciğerlerde yapıyor. Kanserojen olduğu yüzde 100 kanıtlanmış. Akciğer kanserinde oldukça ciddi etkileri var özelikle sigara içen bireylerde akciğer kanseri riskini 50 kat yükselttiği biliniyor. Akciğer kansere dışında bizim malign mezotelyoma diye tanımladığımız akciğer zarının tümörüne yol açıyor. Çok ölümcül bir tümördür ve tedavi imkanı çok kısıtlıdır. Son derece sıkıntılı bir durumda hasta hayatını kaybeder. Asbest bu tümörün en etkin nedenidir. Bunun dışında kanserin dışında pek çok akciğer hastalığına neden olur. Bu hastalıklar Akicğer dokusunda kalınmasına yol açar solunum yetmezliğine ve hastanın boğularak ölmesine neden olur. Burada maruziyetin süresi ve miktarı çok önemli. Kanser oluşumu için 15,20,30 yıllık bir süre geçmesi gerekiyor ancak iyi huylu dediğimiz hasta için ölümcül sonuçlar yaratan diğer hastalıklar için bir yıllık süre yeterli. Akciğerde su toplanması, akciğer dokusunda kalınlaşmasıyla birlikte maruziyetin sonuçlarını 1 yıl içinde görmeye başlayacağız. Kanser vakalarını da 15,20 yıl sonra Ankara`daki asbeste bağlı akciğer kanseri malign mezotelyoma sayıları karşımıza çıkarsa, yapılan bu yıkım Ankara halkının sağlığını tehdit etmiştir. Sonuçlarını maalesef yaşayacağımız bir durumdur. İşçilerin aileleri de risk altında."

Ciddi işçi sağlığı sorunu yaşanıyor

TTB İşçi Sağlığı Kol Başkanı Dr. Sedat Abbasoğlu ise, "Ciddi bir ve halk sağlığı sorunu yaşanıyor. 25 Ocak 2013 yılında çıkan yönetmelik asbestle ilgili nasıl çalışılması gerektiğin bütün ayrıntıları ortaya koşmuş durumda. Etkilenecek olanlar bir orada çalışacak işçi arkadaşlarımız, yıkımı yapacak arkadaşlarımız ikincisi de çevrede yaşayanlar etkilenecek. Çok düşük fiyatla söküm işi ihale edildiği için taşeron bir firma tarafından yapılacak. Alınması gereken birtakım önlemler var. Bu çalışanların işe girişlerinden akciğer grafiklerinin çekilmesi lazım solunum testlerinin yapılması lazım asbestle ilgili ön eğitim almış almaları gerekiyor. Çalışma bakanlığına kimlerin çalışacağın işin nasıl yapılacağı konusunda ön bilginin verilip başlanmış. Lazım taşıma işlemi dışında hafriyatın sızdırmaz torbalarla yapılmış olması lazım hafriyat alanının sızdırmaz örtülerle kaplanmış olması bunların hiçbirinin yapılamadığı fotoğraflardan görülüyor. 2016 yılında 1970 işçi cinayeti yaşandı önümüzdeki yıllarda bu çalışan arkadaşlarımızın bu işçi cinayetlerinin birer kurbanı olacaklar. Bu tehlikeli atıkların nereye atıldığı belli değil" diye konuştu.

Bu sökümün asbest uzmanı kim?

Kimya Mühendisleri Ankara Şube Başkanı Erkin Etike de şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ankara`nın merkezinde bir nükleer sızıntı olayı olsaydı yaşanacak kamuoyu ilgisini ve alınabilecek önlemleri bugünden tahmin edebiliyoruz. Çok önemli bir sağlık ve çevre felaketi tehlikesi var. Asbest maddesinin ne olduğunu biliyoruz bu madde aslında 6 kimyasal maddenin ortak adı. Bu maddelerin hepsinin Türkiye`da üretilmesi kullanılması işlenmesi alınması satılması mutlak suretle yasaklandı. Sadece geçmişte bunlar kullanılarak inşa edilen yapılarda bunlar sökülürken çok ciddi tedbirler alınması gerekliliği ortaya konulmuştur, Burada sağlığa zararlı olup olmadığı konusunda hiçbir tartışma yok. Söküm işinde asbest söküm uzmanı çalıştırması gerekiyor. Bu sökümün asbest söküm uzmanı kimdir? Söküm ortamında asbest liflerinin zaman ağırlık ortalama değeri 0,1 lif/santimetre küptür Havagazı Fabrikası söküm ortamındaki asbest ölçüm oranı kaçtır kamuoyuna açıklanmalı . Eğer bu oranın 8 saatlik ortalama değeri 0.1lif/santimetreküpü üstündeyse kesinlikle büyük bir felaketle karşı karşıyayız."

Büyükşehir zorbalık yapıyor

Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Gözde Güldal, "Tarihi ve kültür varlıklarını korumakla ve halk sağlığını korumakla yükümlü Ankara Büyükşehir Belediyesi`nin Havagazı Fabrikası yıkımı, bunların hepsini yerle bir eden uygulamadır. Buranın tescil başvurusu sürerken koruma kurullarını ve meslek odalarını görmezden gelmektedir. Bazı malzemelerin nasıl söküleceğinin konuşulması gerekmektedir. Büyükşehir burada zorbalık içindedir. Yıkıldıktan sonra, çok yüksek yapılaşma kamu yararını görmezden gelen bir proje söz konusudur. Süreç baştan sona dava konusudur" dedi.

Çevre Mühendisleri Odası`ndan Cem Şahin de, "Doğaya uyun olmayan şekilde bertaraf edilmemesi gerekli önlemlerin alınmaması, eğitimli personelin bulunmaması asbestin doğaya karışmasını sağlıyor" dedi.

Toplantıda asbestin vücuda girdikten sonra kan damarlarıyla vücudun pek çok alanına ulaşabildiğini anlatan bir kısa film de gösterildi.
ankara tabip odası
sözcü

Mimarlar Odası Ankara şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası tarafından yıkımın gerçekleştiği arazi ve civarındaki noktalardan alınan numuneler ile yabancı bir firmaya yaptırılan yüzey ölçümleri neticesinde, yüksek oranda amphibole tipi asbestin bölgeye yayılmış olduğu tespit edildi. Mimarlar Odası bölge halkının acilen tahliye edilmesi gerektiğini belirtti ve karantina çağrısını yineledi.
Ankara`daki Havagazı Fabrikası alanında yaptırılan asbest yüzey ölçümlerini kamuoyuna açıklayan Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası, yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiğini bildirerek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının görevden alınmasını istedi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası, Ankara`daki Havagazı Fabrikası alanında özel bir firmaya yaptırdığı asbest yüzey ölçümlerini kamuoyuna açıkladı.

Konuya ilişkin düzenlenen toplantıya Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ayşen Gül Şimşek, Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Erkin Etike ve Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar katıldı.

Tok Sokak Dış Duvar üstünden, Enerji SA mescit arkasından ve sahada çalışma yapılan 2 kepçeden alınan numunelerde yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiğini bildiren Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan göz göre halkın sağlığını tehlikeye atan Ankara Büyükşehir Belediyesi`nin görevden alınmasını istedi.


Yıkım yargıya taşınacak

Candan, Ankara Tabip Odası ve meslek odaları ile birlikte yıkım işleminin sonlandırılması için öncelikle yürütmeyi durdurma istemiyle yargıya başvuracaklarını, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek`in TCK`nın 181-182 maddelerinden insanların hayatına kast etmekten yargılanması için suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

Raporu ve ilgili görselleri mahkemeye sunacaklarını da kaydeden Candan, bölgenin acilen karantinaya alınarak, asbest arındırma ve temizlenme işlemlerinin yapılması gerektiği uyarısında bulundu.

Hafriyat kamyonları bütün Ankara`ya yayıldı

Candan, asbestin hiçbir koruma önlemi alınmadan söküm işlemi gerçekleştiren iş makineleri ve hafriyat kamyonlarıyla tüm Ankara`ya yayıldığını duyurdu.

Yıkımlarda herhangi bir önlem alınmadığı için bütün asbest liflerinin kapalı mekanlara da girmiş olabileceğini ve kapalı mekanlarda da ölçüm yapılması gerektiğini uzmanların söylediğini ifade eden Candan, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek`in yaptığı basın açıklamalarının gerçekleri yansıtmadığını belirtti.

Candan, şöyle devam etti:

"Ankara Büyükşehir Belediyesi, hiçbir önlem almadan 350 ton asbest bulunan yapıda yıkım işlemi başlattı. Konuyu kamuoyunun gündemine taşımamızla birlikte göstermelik önlemler almaya çalışıyorlar. Dün itibariyle o bölgedeki EGO çalışanları maskeyle dolaştı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak bizim çektiğimiz ve Ankara Tabip Odasının çektiği fotoğraflarda da ve belediyenin kendi servis ettiği fotoğraflarda görüldüğü gibi, file tül gibi trajikomik koruma önlemlerinin alındığı görülüyor. Gökçek , ‘Provokatörlerin sözlerine inanmayın biz bütün önlemleri alıyoruz` derken, biz bilimle hareket ediyoruz. Bu kapsamda yabancı firmaya ölçüm yaptırdık. Tok Sokak Dış Duvar üstünden, Enerji SA mescit arkasından ve sahada çalışma yapılan 2 kepçeden alınan numunelerde yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildi. Rüzgar nedeniyle sabit olmayan asbestin, hava ölçümleri ile sağlıklı bir şekilde tespit edilemiyor. Uzmanlar sahada ve kapalı mekanlarda hava ölçümlerinin yapılmasını öneriyorlar. "

Bilimsel verilerle konuşuyoruz

Çalışma alanındaki hava asbest ölçümlerinin kamuoyuna açıklanmasını isteyen Candan, "20 bar anti basınç nasıl sağlandı bunu açıklasın. Çalışma alanında duş araçları yok, iptidai konteynerlar koyulmuş.. Çalışan işçiler tehdit altında su sıkılarak asbest yok edilemez kuruyunca tekrar zehir saçılacak. Bina içinde alınmış hava akreditasyon ölçüm sonucu açıklasın" dedi.

Candan, Gökçek`in sadece fotoğrafları göstererek "önlem aldık" demesinin trajikomik olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bilimsel verilere dayandırmak zorundasınız. Biz de bu nedenle bu konuda uzman kişilere ölçümler yaptırdık. Fabrika çevresindeki yüzeylerden toplanan numuneleri bir kamu kurumuna da ilettik.. Eğer bir tehlike olmadığını iddia ediyorlarsa bunu bilimsel gerçeklere dayandırmak zorundalar. Ancak onlar bilim insanlarını üniversitelerden atıyorlar. Yıkım sırasında bölge karantinaya alınmadı. Tül ve plastikle alınan önlemler, su sıkılması çare değil. Asbeste karşı dünya ölçeğindeki önlemler alınmalıydı. Yıkımdan çıkan parçalar özel olarak paketlenmeden açıkta kamyonlarla taşındı. Kepçeler kanser yapıcı asbesti savura savura dolaştı. Bölgedeki okul, üniversite ve işyerleri başta olmak üzere yıkımın çevresindeki bütün vatandaşlar tehdit altında.13 bin lira muhammen bedele bu yıkım alındı. Bu bedele gecekondu bile yıkılmaz. Kültür Bakanlığı yıkma dedi. Göz göre göre yıkımı başlatarak herkesin sağlığı tehdit edildi."

Candan çevreye yayılan Asbestin başta bin 600 öğrencisi olan Ankara Atatürk Lisesi, Gazi Üniversitesi bölümleri, işyerleri olmak üzere bölgedeki büyük bir alanda insan sağlığını tehdit eden bir tehlike yarattığına dikkat çekerek, "Hepimiz tehdit altındayız, televizyonlara boy göstererek değil bilimsel raporlarla ikna edebilirler bizi bilimsel raporlarla konuşuyoruz. O bölgede yaşayan herkes tehdit altında" diye konuştu.

Asbest söküm uzmanı kimdir ?

Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Erkin Etike, bu toplantı ile ulaştıkları bulguları paylaştıklarını belirterek, "Yıkım sahası çevresinde asbest bulaşığına rastlanmıştır. Ölçümlerde yüksek miktarda amfibol maddesi tespit edilmiştir" dedi.

Etike, şöyle devam etti:

"Böylece asbest olmadığına ilişkin tez çürütülmüştür. Asbestli alandaki asbest söküm uzmanı kimdir? Bunun yanıtını ısrarla istiyoruz. Çünkü asbest söküm uzmanları bu konuda tüm önlemleri almakla yükümlüdürler. Asbestli bina ve yapılar, buldozerle, balyozla yıkılmaz. Buraya önce bazı kimyasal maddeler püskürtülür. Böylece asbest binaya iyice yapışır. Ardından bu alanlar kesilir, paketlenerek götürülür. Bunun dışındaki tüm yöntemler yönetmelikler aykırıdır. Ayrıca çalışma sahasındaki asbest ölçüm değerlerinin açıklanmasını istiyoruz."

Bölgedeki okullar tatil edilsin

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya ise halkın kendisinin önlem alması çağrısında bulunarak, "Mili Eğitim Bakanlığı`nın o bölgedeki okulları yıkım işlemi bitine kadar tatil etmesini talep etti. O bölgede yaşayan halk önlem alınıncaya kadar başka yerde ikamet etmeli. Aynı şekilde işyeri olanlar yine önlem alınıncaya kadar işe gitmemeli. Kısaca büyük şehir belediyesi ne olursa olsun önlem almaya yanaşmıyor. Halk kendi önlemini kendisi almalı" dedi.

Kaya, şunları söyledi:

"Gökçek`in Ankara halkına yaptığı eziyet sürüyor. Her çalışmasının bilimden ne kadar uzak olduğunu görüyoruz. Bilimin yerine ulemalara danışarak bir kenti yönetirseniz ve bu halkın ödediği vergiyi bilimsel çalışmalar yerine hayır kurumlarına hayır yapmak için verirseniz olacağı budur. Asbestli olmayan kısmı yıktığını iddia ediyor. Oysa aldığımız ölçümlerde en tehlikeli asbest türü tespit edildi. Ankara halkı risk altında Cumhuriyet savcıları, valilik, hükumet, cumhurbaşkanı herkes susuyor. Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz"
cumhuriyet

Bölgede yoğun miktarda asbest varlığının kesinleşmesinin ardından Ankara tabip Odası ve meslek odaları yürütmenin durdurulması istemiyle idare mahkemesine başvurdu.
Asbestli Havagazı Fabrikası yargıya taşındı

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası, asbestli Havagazı Fabrikası’nın acilen karantinaya alınması ve yıkımın durdurulması için yürütmeyi durdurma istemiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdu.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası, Ankara’da ciddi halk sağlığı sorunu oluşturan asbestli Havagazı Fabrikası’nın yıkım işleminin durdurulması için, yürütmeyi durdurma istemiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdu. Ankara’daki Havagazı Fabrikası alanında yaptırılan asbest yüzey ölçümlerine ilişkin rapor, ilgili görseller ve haberler de mahkemeye sunuldu.

Mahkeme önünde yapılan basın açıklamasına, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Namık Kemal Kaya, Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mine Önal TTB İşçi Sağlığı Kol Başkanı Dr. Sedat Abbasoğlu ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi Üyesi Adnan Zeytinci katıldı.

8471b.jpg


Acilen karantinaya alınmalı

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, bugüne kadar yaşanan süreci anlatarak, şunları söyledi:

“Korunması gereken endüstri mirası Havagazı Fabrikası davalar devam ederken Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 25 Şubat’ta yıkımına başlandı. Yapının asbestli olması nedeniyle, yıkılması sırasında koruyucu önlemler alınması gerekiyordu. Koruyucu önlemler alınmadığı için asbest her yere yayıldı. Havagazı Fabrikası alanında yıkıma başlandı. Firmaya yaptırdığımız asbest yüzey ölçümleri sonucunda belli noktalarda yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildi. Bu nedenle yürütmeyi durdurma kararı için mahkemeye başvurduk. Aynı zamanda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne de numunelerin bir örnekleri gitti. Onların da yakında çıkacak. Bölge acilen karantinaya alınmalı ve oradaki bütün işlemler durdurulmalıdır. Kapalı alandaki hava ölçümleri de yayınlanarak, Sağlık Bakanlığı’nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,Çevre Bakanlığı’nın sürece müdahale etmesi gerekiyor. Bizim görevimiz halkı bilgilendirmek, devlet duruma müdahale etmeli.”

Candan, kendisine “Ankara Valiliği’nin konuya dair haberimiz yok” açıklamasının sorulması üzerine ise, “Ankara Valiliği’nin haberinin olmaması mümkün değil. BİMER’e başvurduk. ve BİMER dilekçemizi valiliğe sevk etmiş” dedi.

Bakanlıklar neden görevini yapmıyor?

Candan şöyle devam etti:

“2013 yılında asbestle çalışmalarda sağlık ve güvenlik önlemleri hakkında yönetmelik yayınlayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı sorumlu tutan yönetmeliğin uygulayıcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü, sorumluluklarını neden yerine getirmiyor. Öte yandan burada Sağlık Bakanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ankara Valiliği’nin ve Emniyet Müdürlüğü’nün sorumluluğu var. Zaten bizim yaptığımız ölçümleri onların yapması gerekiyordu. Asbest taşıyan araçları onlar takip etmeliydi. Halkı onlar bilgilendirmeliydi. Devlet görevini yapmadığı için kurumlar bu görevi yapmaya çalışıyor.”

Alınması gereken önlemler

Candan, alınması gereken koruyucu önlemlere ilişkin ise şu bilgileri verdi:

“Binanın iki katı boyunda karantinaya alınması gerekiyor. Hem yıkanların hem de çevredeki vatandaşların uyarılması gerekiyor. Yurtdışında bölge karantinaya alınıyor, bölgeye giriş çıkışlar trafik saatleri belirleniyor. Yıkan araçlarında bu asbesti tekerlekleriyle taşıması gibi bir durum var. Bütün bu önlemler alınması gerekiyor. Bu tür yapıları yıkmak , korumaktan daha fazla zarar veriyor. İstanbulda’ki elektrik santrali bir müze şu anda. Bunu yapmak gerekirken, yıkarak asbestin uçuşmasına neden oluyorsunuz. Önlem almayarak halkın sağlığını tehdit ediyorsunuz. Uzmanların söylediğine göre kıyafetler bir günlük oluyormuş yıkan uzmanların günde 3 kere banyo yapması gerekiyormuş. Kontamine demirler sökülüyormuş, o demirlerin naylona sarılıp götürülmesi bu işin çözümü değil. Burada asbest yönetmeliğinin dışında bir yıkım gerçekleştiriliyor. Asbest yayılıyor bilimsel olarak anlatmak yerine toplumu saflaştırmaya çalışıyor. Kurumlarda buna tavır koymuyor. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in söylediği gibi Çernobil vakası ile karşı karşıyayız.”

Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut ise “Ankara’da bu eski binalardan birkaç tane var. Bu daha önce bilinmesine ve mahkeme karaları da olmasına rağmen bizim duyarlılığımıza rağmen 25 Şubat’ta yıkım başladı. Bu çevrede işyerleri, Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Türk Tabipler Birilği ve iki okul bulunuyor. Yıkım 13 bin lira gibi komik bir rakamla yapılıyor. Bu rakamla önlem alma gibi bir ihtimali yok. Bu kamyonlar İzmit’e gidiyor ve yol güzergahındaki yerleşkeler tehdit altında. Hafriyat nereye dökülüyor? O bölgedeki insanlarında bilgilendirilmesi lazım. Biz de yıkımı durdurmak için hukuka başvuruyoruz” dedi.

Belediye kasten suç işliyor

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’de tepkisini şöyle dile getirdi:

“350 ton asbestin olduğu bir binaya belediye dört gündür greyderle giriyor. Yönetmelikler ve kanunlar çiğnenerek asbestli binaların sökümü için uyulması gereken kurallara uyulmayarak şehrin ortasında çevreye ve insan sağlığına karşı bir suç işleniyor. Belediye bugüne kadar kamuoyunu da bizi de tatmin edecek bir açıklama yapmadı. Bugüne kadar ciddiyetsiz davrandı. Yapılacak olan ve yapılmış olan ölçümlerin ciddi akredite laboratuvarlarda yapılmış olması Ankara ve Türkiye kamuoyunu bilgilendirilmiş olması gerekirdi. Bugün kadar bunların hiçbir yapılmadı son derece ciddiyetsiz yaklaşılıyor. Asbestin nasıl bir ölüm tehlikesi saçtığını biliyorlar. Bilmelerine rağmen bunu yapıyorlar. Bunu kasten gözü dönmüş biçimde yapmalarının sebepleri de buradaki rant. Bu alana bir an önce kavuşmak istiyor. Bütün Ankara’nın hayatını tehlike atıyor. Bunun durdurulması ve çevreye daha fazla zarar verilmemesi için ortak bir mücadele yürütüyoruz ve yürütmeye devam edeceğiz”

Emir, konuya ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesine Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden yanıt geldiğini belirterek şunları söyledi:

“Belediye yanıtında ‘Biz burayı sökerken yönetmeliğe uyacağız. Negatif basınçlı hepa filitreli araçlar kullanacağız. Özel tesisatlar kullanacağız, brandalar gereceğiz. Karantina bölümleri oluşturacağız’ diyor. Yani belediye nasıl sökülmesi gerektiğini çok iyi biliyor. Ben bu nedenle kasten suç işliyor”

Herkes risk altında

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mine Önal, ise asbestin sadece maruz kalan insanlar için değil onların aileleri içinde risk oluşturduğunu belirterek, “İnsanlar giysilerin üzerindeki asbest liflerini, ortamlarına taşıyorlar. Orada çalışan işçiler ve çevresindeki okulun öğrencileri ve onların aileleri de risk altında. Maruziyetin oranına ve süresine bağlı olarak 30 yıl sonra çok ciddi akciğer hastalıkları ile karşılaşacağız. O yüzden bölge acilen karantinaya alınmalı ve bu yıkım durdurulmalı. Asbest sonuçları çok kötü, bu insanlar 15,20 yıl akciğer kanseri ve akciğer zarı kanseri endişesi ile yaşayacak” uyarısında bulundu.

TTB İşçi Sağlığı Kol Başkanı Dr. Sedat Abbasoğlu ise, “Asbest tehlikeli bir madde. Tehlikeli atık yönetmeliğinde bu söküm ve bertaraf işleminin nasıl yapılacağı çok açık belirtiliyor. Hem işçilerin hem halkın sağlığı tehlikede” dedi.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi
bianet

Halkevleri üyeleri, farkındalık yaratmak amacıyla Kızılay'da maske ve koruyucu kıyafetler giyerek "havagazı" eylemi yaptı.
t24
cumhuriyet

Mimarlar Odası'nın asbestli hafriyatı hiçbir koruyucu önlem almadan taşıyan tırlara dair bimer'e göndermiş olduğu şikayet dilekçesi, Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğüne yönlendirilmiş ve müdürlüğü ilgilendiren bir husus olmadığı gerekçesiyle geri çevrildi.
Asbestli tır şikayetine BİMER’den trajikomik cevap

Sistem baştan çökmüş

8486b.jpg


Havagazı Fabrikası’nın yıkımı sırasında ortaya çıkan taşınan asbestli hafriyat hiçbir koruyucu önlem alınmadan taşınmıştı.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 27 Şubat tarihinde içinde kontamine demirler olan ve üstü açık bir şekilde asbestli malzeme taşıyan 06 YB 5152 plakalı tırın fotoğraflarını ileterek, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) şikâyet etmiş, gerekli önlemlerin alınmasını ve ilgili birimlerin harekete geçirilmesini istemişti.

01 Mart 2017 tarihinde BİMER’den gelen cevap Devletin ve sistemin 15 yılda nasıl çökertildiğini ortaya çıkarttı. #1700295262 başvuru numarası ile kayda alınan ihbar Emniyet Genel Müdürlüğüne yönlendirilmiş,Emniyet Genel Müdürlüğü’de konuya aşağıdaki cevabı vermiştir.

“Emniyet Genel Müdürlüğü, Uyuşturucu İle Mücadele Şube Müdürlüğümüzü ilgilendiren herhangi bir konu bulunmamaktadır” ifadelerine yer verilmesi sistemin baştan çöktüğünü gösterdi.

8487b.jpg
Ağlanacak halimize gülüyoruz. Devlet halkı ölüme mahkum ediyor

Gelen cevabı değerlerinden Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:

“BİMER’e fotoğrafını da çektiğimiz 06 YB 5152 plakalı tırın asbestli malzeme taşıdığını, içerisinde Maltepe Havagazı yerleşkesindeki yıkımdan alınan kontamine demir olduğunu ve üstü açık bir şekilde hareket ettiğini belirttik. 27 Şubat’ta internetten yaptığımız ihbarda tırın saat 16.30’da Sıhhiyeden çevre yoluna doğru hareket ettiğini de bildirdik. Şikayet dilekçemizde ilgili bakanlıkların acilen bu tırdan örnek alması gerektiğini ifade ederek, bu aracın Ulusal Atık Formu olup olmadığını içinde kaç ton malzeme olduğunu sorguladık. İhbarımızın değerlendirilerek bize bilgi verilmesini istedik. Bu tır otobüs duraklarının ve insanların yoğun olduğu bölgeden kesin kanser yapıcı asbesti savura savura gitti. Şikayet dilekçemize gelen cevap gerçekten bir skandal.Bimer’in ve sistemin çöktüğünü gösteriyor. İnsanları panik eden durum bu çöküş.Kurumların suskunluğu,umursamazlığı ,insan sağlığının hiçe sayılması. Bu sistemin devam etmesini istemediğimiz için Hayır diyeceğiz. Bize bilimsel ölçümlerle açıklama yapsınlar, asbestli bölüm yıkılmadı gibi, farazi açıklamalar insanları paniğe sevk ediyor. Binanın asbestli olmayan bölümleri yok.Heryeri asbestli.Olmadığını bilimsel verilerle açıklasınlar, raporları ortaya koysunlar.”

Bimer’in Asbest ihbarına cevabı evlere şenlik

"Konuyu anlamayan, anlayanın da yanlış anladığı bir süreçte ağlanacak halimize gülecek cevaplar veriliyor" diyen Candan, BİMER’in cevabı evlere şenlik,“Asbesti uyuşturucu madde olarak görüp, ne olduğunu nasıl bir tehlikede olduğumuzu araştırma gereği bile duymayan devlet kadroları, adeta Ankara halkını ölüme mahkum ediyor.Çok yazık ki onlarda bu zehiri soluyor” dedi.



TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

Ankara 7. İdare Mahkemesi, 1 mart 2017'de yürütmenin durdurulmasına karar verdi ve yıkım işlemi aynı gün durduruldu.
hürriyet
cnn türk
sözcü

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, mahkeme kararına tepki gösterdi ve meslek odalarını tehdit etti.
dha

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, konu ile ilgili açıklama yaptı.
sözcü



asbestle çalışma konusunda izlenecek yol haritası ne olmalıdır?

İstanbul'da kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmakta olan eski binalar örnek gösterilerek asbest maruziyetinin bizler için yeni olmadığı, havagazı fabrikası faciasının büyütüldüğü dillendiriliyor. yıkımına başlanan bina alelade bir apartman değil; havagazı üretmek üzere inşaa edilmiş, dolayısıyla ısı yalıtımının önem arz ettiği ve 350 ton kadar asbestin her tarafında bol kepçeden kullanıldığı atıl durumdaki bir fabrikadır ve böyle bir fabrikanın usule aykırı biçimde yıkılması halinde etrafa saçılacak asbestin etkileri de yıkıcı olacaktır. yıkımı durdurulan havagazı fabrikasının bulunduğu arazi tez elden çevrilerek karantina altına alınmalıdır. sıfır noktasından ve civar semtlerden düzenli aralıklarla numuneler alınarak, serbest haldeki asbest lifi miktarının ölçümleri yapılmalı ve limit değeri aşan bölgelerde vatandaşların tahliyesi gerçekleştirilmelidir.

Olayın toplumsal histeri boyutuna geldiğini iddia eden kimselerin ne yazık ki asbest hususunda henüz yeterli bilince ulaşmamış oldukları kanaatindeyim. Hepimiz hayatımıza kaldığımız yerden devam etmek istiyoruz. Yetkili ağızlardan rahatlatıcı açıklamalar duymak, ertesi sabah çocuklarımızı gönül rahatlığıyla okul servisine bindirmek, işimize odaklanmak, soluduğumuz havanın bizi ölüme hızla yaklaştırmadığı geçmişe dönmek istiyoruz. Uyuşmak istiyoruz; zira zihnimizin uzun süreli yoğun stres altında sağlıklı biçimde işleyişini sürdürmesi mümkün değil. Akıl sağlığımızı koruyabilmemiz için olayın gerçekliğini ve etkilerini gözardı etmek, onu reddetmek, onu unutmak eğilimindeyiz. Fakat vaziyeti olduğu gibi kabul edip göz göre göre zehir solumamız, hayatlarımıza pervasızca devam etmemiz, ömrümüzün bir kısmından vazgeçmemiz kabul edilemez. Uyanık kalmalıyız. Ankara halkının bu faciayı minimum hasarla atlatmasını sağlayıcı tüm tedbirlerin alınması elzemdir. Öyle durumlar vardır ki; sizi radikal kararlar almak zorunda bırakır. Bir hortum, bir tsunami, yahut bir yanardağda hareketlilik beklendiğinde afetten etkilenme ihtimali olan insanlar bölgeden ivedilikle tahliye edilir. Akl-ı selim sahibi hiçbir kimse yoktur ki başına gelecek bir felaketin varlığını ve gerçekliğini idrak ettiği halde harekete geçmesin, hiçbir önlem almasın. Mimarlar Odası Ankara şubesi ve Kimyagerler Odasının yıkımı gerçekleştirilen binanın çevresinde yapmış oldukları ölçümler ve kamuoyuyla paylaştıkları veriler neticesinde, Ankara'da bir felaketin var ve yaşanmakta olduğundan emin olabilirsiniz. Ankara'da vuku bulan bu olay, herhangi bir doğal afetten daha az ciddi değildir. Bir doğal afetin sonuçları gerçek zamanlı olarak tecrübe edilmekte iken; asbest denen bu musibet sinsice ilerleyecektir ve neticelerini insanlar ancak seneler sonra çok acı bir biçimde tecrübe edecektir, tek fark budur.

İhmalkarlık, iş bilmezlik, liyakatsizlik, şark kurnazlığı ve cahil cesareti sonucu başkent Ankara'nın göbeğinde meydana gelen bu vahim tablonun Ankara halkına daha fazla zarar vermemesi için olaya bir afet ciddiyetiyle yaklaşmak elzemdir. Bölgede aldığımız her nefes, havada asılı duran asbest liflerine biraz daha maruz kalmamıza, ciddi solunum hastalıklarının vücudumuzda vuku bulma riskini artırmamıza sebep olacaktır.

Ankara halkı, kendi hayatları ve çocuklarının hayatları için harekete geçmelidir. Birey olarak sorumluluklarımız etrafımızdakileri bilinçlendirmek; Maltepe, Kızılay ve civarındaki semtlerde koruyucu maske kullanmak, içinde en azından biraz vicdan kırıntısı taşıdığına inandığınız yetkililerin açıklamalarını takip etmek ve talimatlarını dinlemek, sosyal medya yoluyla kamuoyu oluşturmaya yardımcı olmak, ilgili kurum ve kuruluşları telefon ve email yoluyla göreve davet etmek, havagazı fabrikasının yıkımının teknik yeterliğe sahip bir yıkım firması tarafından gerekli tüm tedbirler alınarak usule uygun biçimde sürdürülmesini talep etmek ve tatmin edici bir netice alana kadar pes etmemek, durumu kanıksamamaktır.

Asbest konusunda toplumsal farkındalık sağlanması ve yalnızca bu olay özelinde değil; Türkiye genelinde asbest ihtiva eden tüm binaların yıkım işlemlerinde azami ölçüde tedbir alınmasının ve yıkımın mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesinin talep edilmesi hususunda hepimize büyük sorumluluk düşmektedir
 
Üst Ana Sayfa Alt