Çözüldü Başsız veya Uzuvsuz Heykeller ve Başı Olmayan Kelebek Şekilli Yüzüğün Hükmü ?

Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Aleykum selam ;

Sûret, başsız olduğu veya başı kesik olduğu zaman, hiçbir mekrûhluk yoktur. El-Hulâsa'da ve ona tâbi’ olarak Tenvîru’l-Ebsâr, el-Hilye, el-Bahru’r-Râik, Câmiu’r-Rumûz, el-Ğunye, Sağîrî
(El-Halebî’s-Sağîr olabilir), eş-Şurunbilâliyye ve ed-Durer üzerine olan AbdulHalîm'de “yüz”de ziyâde edilmiştir. Çünkü ‘yüz’ün yok edilmesi ‘baş’ın kesilmesi gibidir.
Zahîratu’l-Ukbâ’da, ez-Zeyleî üzerine yazılan Şelbî'de, ed-Durer üzeri ne yazılan Hasan Acemî'de, el-İnâye üzerine yazılan Sa’di Efendî' de, el-Kenz üzerine yazılan el-Miskîn'de, hatta çoğu kez ed-Durru’l-Muhtâr'dan alan Ebû's-Suûd el-Ezherî'de yüzün ziyâde edilmesinden söz edilmemiştir.

Yüzün zikredilmesi, hakîkatte ziyâde değildir. Çünki baş, çoğu kere yüz yerine kullanılır. Boynun kesilip ayrılması, ancak başın kesilmesinde kullanılır. O bakımdan yüzü yok etmekten maksad, aynen başı kesmek gibidir. Onun ibâresi, "eğer başı kesikse, onda bir beis yoktur. Şâyet sûretin yüzü yok edilse, o başı kesmek gibidir" şeklindedir.
Diğer uzuvlar, yaşamanın bağlı olduğu şeyler olmaları hususunda benzer olsalar bile, yüz ve baş mânâsında değillerdir. Çünkü yüz canlı sûretinde asıldır. İşte Ebû Hurayra (radıyallâhu anhu), sadece bu sebeble yüzü ‘sûret’ diye isimlendirdi. Şubhe yoktur ki, Onlar yüz için sûret derlerdi. Sûret yapanlar yüz ile yetiniyorlar. Paralarda sûretlerinin bulunmasını isteyen Hristiyan kralları, çoğu kez yüz ile yetiniyorlar. Şubhe yoktur ki, sûret yapmaktaki maksadların çoğu yüzle hâsıl oluyor. Bir şey de ancak maksadlarıyla hasıl olur.

İmâm Ebû Ca’fer et-Tahâvî, Ebû Hurayra (radıyallâhu anhu)’dan şöyle rivâyet etti: "Sûret baştır; başı olmayan hiçbir sûret, sûret değildir."

(Tahâvî, Ş. Meânî’l-Âsâr (4/287)

El Hidâye’nin ‘timsâlin başı kesik olursa, o, timsâl değildir’ dediği yerdeki sözü ancak bu yana bakmaktadır. İşte İmâm Muhammed'in, el-Câmiu’s-Sağîr’deki ibâresi aşağıdaki gibi dir:
“Muhammed Ya’kûb'dan (Ebû Yûsuf’dan) O da Ebû Hanîfe'den rivâyet etti: ‘Sûretin başı kesikse, O, sûret değildir.’
"İmâm Nesefî, el-Vâfî isimli kitâbında açıkça, ‘sûretin başı kesik değilse, mekrûhluk kalkmaz’ demektedir.
Nesefî’nin ibâresi işte şudur: "Başının üzerinde, tavanda, önünde veya hizasında, başı kesilmemiş bir sûret bulunursa mekrûh olur."
Zâhir olan şudur ki, bu söz ‘göğüse ulaşan veya boyun yarısına kadar olan sûretin, başı kesik değilse, yasaklık hükmünün kalk mayacağı’nı ifâde etmektedir. Allah celle celâluhû en iyisini bilir.

Hâşiye sâhiblerinin kabûllendikleri ve el-Hâdimî’ nin de ed-Durru'l Muhtar üzerine yazdığı hâşiyesinde ona tâbi’ olduğu ed-Durru’l-Muhtâr kavlini düşün. Orada şöyle demişti: ‘Başı kesik olması’ ile murâd edilen, ‘onsuz yaşamanın mümkün olmayacağı yüz gibi uzvu silmek’tir.

İbnu’l-Humâm şöyle dedi: "Ellerini, ayaklarını keserse mekrûhluk kalkmaz. Çünki insan, bazen el ve ayakları kesik olarak da yaşar."
Allâme Tahtâvî, el-Feth'in bu ifâdesinden tâmîm'i/genellemeyi çıkarmış ve Merâkı’l-Felâh hâşiyesinde şöyle yazmıştır:
"Başı kesik ifâdesi kayıd değildir. Başı kesik olmakla murad edilen bu sûreti her ne şekilde olursa olsun yaşamayacak bir hâle getirmektir."
Bu mânâ çıkarmakta, gizli kalmayacak bir söz kaldırır yan vardır. Çünki el-Feth'in sözünden hulâsa olarak anlaşılan, ‘sûretin, hayât olabilecek bir hâlde bulunduğu için mekrûh olduğu’dur. Her bir sûret ki, bu hâldedir, o mekrûhdur. Bundan da, ‘Mekrûh olan her bir şey bu hâlde olur’ mânâsı anlaşılmaz.

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ: حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ،أَنَّ رَجُلًا جَاءَ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ: إِنِّي رَجُلٌ أُصَوِّرُ هَذِهِ الصُّوَرَ، فَأَفْتِنِي فِيهَا.فَقَالَ لَهُ: ادْنُ مِنِّي. فَدَنَا مِنْهُ.ثُمَّ قَالَ: ادْنُ مِنِّي. فَدَنَا مِنْهُ حَتَّى وَضَعَ يَدَهُ عَلَى رَأْسِهِ،وَقَالَ: أُنَبِّئُكَ بِمَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ:سَمِعْتُهُ يَقُولُ: «مَنْ صَوَّرَ صُورَةً، عُذِّبَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، حَتَّى يَنْفُخَ فِيهَا الرُّوحَ، وَلَيْسَ بِنَافِخٍ فِيهَا أَبَدًا».فَرَبَا الرَّجُلُ رَبْوَةً شَدِيدَةً وَاصْفَرَّ وَجْهُهُ،فَقَالَ: وَيْحَكَ! إِنْ كُنْتَ لَا بُدَّ فَاعِلًا، فَاصْنَعِ الشَّجَرَ وَكُلَّ شَيْءٍ لَيْسَ فِيهِ رُوحٌ​
“Bize Ali b. Abdullah rivayet etti. Dedi ki: Bize Sufyân rivayet etti. Dedi ki: Bana Abdullah b. Dînâr rivayet etti.
İbn Ömer’den, O da şöyle haber verdi:” Bir adam İbn Abbâs’a gelerek, “Ben bu resimleri yapan bir adamım; bu konuda bana fetva ver” dedi.
İbn Abbâs Ona “Bana yaklaş” dedi;
adam daha da yaklaştı; nihayet elini adamın başının üzerine koydu ve şöyle dedi: “Sana Allah’ın Rasûlu’nden işittiğim bir şeyi haber vereyim:
Onu şöyle buyururken işittim: Kim bir sûret yaparsa, kıyamet günü azab edilir; yaptığınıza ruh üfleyinceye kadar azab edilir. Hâlbuki Ona hiçbir zaman ruh üfleyemeyecektir.”
Adam bunu duyunca şiddetle sarsıldı ve yüzü sarardı.
Bunun üzerine İbn Abbâs şöyle dedi: “Eğer mutlaka bir şey yapacaksan, ağaç ve ruh bulunmayan şeyleri yap.”

(Buhârî, Libâs, Bab 90, Hadis no: 5954; Muslim, Ṣaḥîḥ, Kitâbu’l-Libâs, Hadis no: 2109)
Senedi muttasil, sahih, ravileri sikadır.

İmam Nevevî: “Ruhu olmayan şeyler”den maksad canlı olmayan cisimlerdir, ağaç, dağ, nehir, gemi, eşya, ev, arabalar vb. Tasvir yasağının illeti ruhu olan varlıkları taklit etmedir. (
İmam Nevevî – Şerhu Sahîh-i Muslim)

İbn Hacer: Bu hadis, tam bir canlı tasvirinin yasak olduğuna, ruhsuz nesnelerin ise câiz olduğuna açık delildir. İbn Abbas’ın uygulaması, “baş” ve “ruh taşıyan suret” kavramını açıklar. (İbn Hacer , Feth’ul-Bârî)

İbn Teymiyye: “Canlı suretler haramdır; fakat cansız varlıkları çizmekte hiçbir beis yoktur.” (İbn Teymiyye , Mecmû‘u’l-Fetâvâ)

Kadı İyad : Allah ve Rasulunun tehdidi, canlı oluşturmayı taklid eden tavir eden tasvir içindir. (Kadı İyad, İkmâl ve Şifâ)

Canlı olan varlıkların tam suretini yapmak haramdır. Canlı olmayan nesneleri (ağaç, dağ, bitki, eşya) yapmak caizdir. Tasvirde yasak olan şey: ruhu olan varlığı taklit etmektir.
حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ: سُئِلَ ابْنُ عَبَّاسٍ عَنْ صُورَةٍ؟ فَقَالَ
إِنْ مَسَحْتَ رَأْسَهَا فَلَيْسَتْ بِصُورَةٍ
​
İbn Abbas’a bir suret (canlı resmi) hakkında soru soruldu.
O da şöyle dedi: “Eğer Onun başını silersen, artık o suret değildir.”
(Musannef ibn Ebi Şeybe, C. 5, Sf: 166, Hadis no: 25999; Abdurrezzâk es-San‘ânî – el-Musannef, C. 10, Sf: 399; Hadis no: 19590 benzer lafızla)

Hadisin İsnad Analizi: Râvî zinciri:
İbn Ebî Şeybe : imam, sika
İbn Fuḍayl (Muhammed b. Fuḍayl) : sika, Hafız
Leys b. Ebî Suleym : sadûk fakat hafızası zayıflamıştır / ihtilaflıdır
Atâ b. Ebî Rebâh : sika, imam
İbn Abbas (radıyallahu anhuma) : sahabî

Hüküm:
İsnadda tek problemli isim Leys b. Ebî Suleym’dir.
Hadis, hâdis olarak hasen li-gayrihi derecesindedir.
Rivayet mevkuftur (İbn Abbas’a aittir, Peygamber’e merfû değildir). Mevkuf olması da zaten fetvâ nevinden olduğu için sahabe sözleri içinde makbuldur.
Sonuç:
Sened: Zayıf , fakat amel edilebilir (hasen li-gayrihi)
Metin: Sahabenin fıkhî görüşü (mevkuf)
Manası bakımından: İslâm fıkhında kabul edilen kaideye uygundur
Sahabe ve tâbiîn döneminde canlı sureti yapmak yasaktır. Ancak Baş tamamen silinirse, Yüz özellikleri yok edilirse, İllet olan "ruh taşıyan canlı" özelliği kalmamış olur. Bu, tasvir yasağının illetine dayanır.

: حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ
قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: «إِذَا قَطَعْتَ مِنَ الصُّورَةِ شَيْئًا، أَوْ نَقَصْتَ مِنْهَا شَيْئًا، فَلَيْسَتْ بِصُورَةٍ
​
İbn Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle dedi: “Bir sûretin herhangi bir parçasını kesersen veya ondan bir şeyi eksik bırakırsan, artık O sûret (yasaklanan canlı resmi - tasvir) değildir.”
(Musannef ibn Ebi Şeybe, C. 5, Sf: 167, Bab: mâ yukrahu mine’s-suver)
Rivayet mevkuf olarak İbn Abbas’tan (r.anhuma) nakledilmiştir.


Sened zinciri:
İbn Ebî Şeybe : imam, hâfız, sika
Vekî‘ b. Cerrâh : sika, imâm, huccet
Sufyân es-Sevrî : imam, sika, huccet
Mûsâ b. ‘Uḳbe : sika, imâm, Medine tâbiîsi
es-Sâib b. Yezîd : sahabî (ya da sahabî çocuğu / büyük tâbiî; ihtilaf olmakla birlikte güvenilir)
İbn Abbas (r.anhuma) : sahabî

Hüküm:
Bu sened tamamen sika ravilerden oluşmaktadır Leys b. Ebî Suleym gibi zayıf bir ravî yoktur. Râvi zinciri Medineli güçlü bir isnaddır
Sonuç:
Sahabeden mevkuf olduğu için zaten merfu hadis gibi sıhhat şartı aranmaz; daha kolay kabul edilir. Bu sebeble isnad sahih kabul edilir.

بِإِسْنَادِهِ قَالَ:حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ: أَنَّ عَلِيًّا كَانَ يَقْطَعُ وُجُوهَ التَّمَاثِيلِ الَّتِي فِي السُّتُورِ
وَيَقُولُ
: كُنَّا لَا نَدَعُهَا حَتَّى نَقْطَعَ وُجُوهَهَا
​
es-Sâib b. Yezîd dedi ki: “Ali, perdelerde bulunan heykellerin (tasvirlerin) yüzlerini keserdi; ve (şöyle) derdi: ‘Biz Onları, yüzlerini kesmeden bırakmazdık.’ ”
(Musannef ibn Ebî Şeybe, C. 5, Sf: 169, Bab: mâ yukrahu mine's suver; el-Musannef – Abdurrezzâk, C. 10, Sf: 398–399)
Sened zinciri:
Wekîʿ b. Cerrâh : sika, hâfız
Sufyân es-Sevrî : imam, huccet
Mûsâ b. ʿUḳbe : sika, sebt
es-Sâib b. Yezîd : güvenilir Medine'li tâbiî
Ali b. Ebî Tâlib (r.anh) :
(sahabe)
İsnad tamamen sika râvîlerden oluşmaktadır.

Hüküm:
Sahih mevkûf eser
Bu rivayet, sahabenin yüzü açık şekilde tasvir bulunan perdeleri ve kumaşları kesmelerini, sadece baş/yüz kısmını yok etmenin yeterli olduğunu gösteren güçlü bir delildir.
Canlı resmi (suret) taşıyan bir perdede yüz belirginse, tasvir hükmündedir. Yüz kesilirse artık tasvir hükmü kalkar. Ali (r.anh) bunu bizzat uygulamıştır.
Bu, sahabenin icraat ve fetvâsıdır. Dört mezheb bu prensibi delil olarak kullanmıştır.
: قال الإمام النووي رحمه الله
"الصُّورَةُ الَّتِي لَا رَأْسَ لَهَا أَوْ نَقَصَ مِنْهَا عُضْوٌ لَا تَتِمُّ بِهِ الْحَيَاةُ مُسْتَثْنًى مِنَ النَّهْيِ"
(شرح مسلم، ١٤/٨١)
​
İmam Nevevî rahimehullah şöyle der:
Başı olmayan veya yaşamın devamı için gerekli bir organı eksik olan canlı tasviri, yasak kapsamından istisna edilmiştir. (Nevevî, Şerhu Muslim, 14/81)


Bir canlı tasvirinin “canlılığının devamı için gerekli organa” sahip olmaması; fiilen insan/hayvan sayılmaması
Hadislerdeki azab tehdidi “ruh taşıyan tam suret” içindir. Buhârî’deki “Ruhu olmayan şeyi yap” hadisi Ağaç, dağ, cansız nesneler, başı olmayan veya hayatı olmayan şekiller istisna.
Hanefî, Şafiî, Hanbelî ve Malikî mezheblerinin çoğunluğu bu görüştedir.

: قالَ الحافِظُ ابنُ حَجَرٍ العسقلاني
وَالصُّورَةُ إِذَا قُطِعَ رَأْسُهَا، أَوْ أُزِيلَ مِنْهَا مَا لَا تَتِمُّ الْحَيَاةُ إِلَّا بِهِ؛ لَا تَدْخُلُ فِي النَّهْيِ
​
Hâfız İbn Hacer el-Askalânî der ki: “Kendisinde hayat özelliği bulunmayan tasvirler (başı olmayan, eksik organlı) haram kapsamına girmez.”(İbn Hâcer, Fethu’l-Bârî, 10/388)
İbn Hacer el-Askalânî’nin yukarıdaki hadisleri açıklarken yaptığı fıkhî istinbat kısaca: “Baş kısmı kesilmiş olan veya hayatın devamı için gerekli bir organı bulunmayan tasvirler, yasak kapsamına girmez.”
İbn Hacer bu hükmü mevkuf sahâbî etkileri üzerine bina ettiğini açıkça belirtir. Dolayısıyla tahkik açısından metin sabit ve sahihtir.

İbn Hacer’in istinbatı şudur: Başsız tasvir caizdir. Hayatın gerçekleşmeyeceği derecede eksik caizdir. Tam canlı tasviri haramdır. Bu, sahâbe fetvaları ve sahih hadisler üzerine kurulmuş bir şerhtir ve İmam Nevevî, Kurtubî, el-Aynî gibi şârihler tarafından da desteklenmiştir.

Hanefî Mezhebi
Başı olmayan tasvir, tasvir hükmüne girmez; câizdir.
İbn Âbidîn: “…Başını kesmek suretiyle tasvir hükmü kalkar.” (İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, C. 6, Sf: 373)
Kâsânî: “Bir suretin başı kesilirse artık suret değildir.”
(Kâsânî , Bedâi‘u’s-Sanâi‘, C. 5, Sf: 121)
Şafiî Mezhebi
Başsız veya hayatı mümkün olmayacak derece eksik tasvir haram değildir.
Nevevî : “Başı kesilmiş suret, tasvir hükmüne girmez.” (Nevevî , el-Mecmû‘ , C. 2, Sf: 199)
Nevevî : “Hayat özelliği bulunmayan veya başı olmayan tasvir yasaktan istisnadır.” (Nevevî, Şerhu Muslim, C. 14, Sf: 81)

Mâliki Mezhebi
Tam canlı şekli yasaktır; fakat eksik tasvir caiz görülmüştür.
Derdîr: “Tam suret yasaktır; eksik olursa kerahat kalkar.” (Ebu'l-Berekat Ahmed b. Muhammed b. Ahmed El-Adevi Ed-Derdir, eş-Şerhu’l-Kebîr , C. 2, Sf: 337)
Hattâb : “Hayatın tamamlanmadığı suretlerde ruh hükmü yoktur.” (
Ebû Abdillâh Şemsuddîn Muhammed b. Muhammed b. Abdirrahmân el-Hattâb er-Ruaynî , Mevâhibu’l-Celîl li-şerḥi Muḫtaṣarı Ḫalîl, C. 3, Sf: 217)

Hanbeli Mezhebi
Başsız, yüzü yok edilmiş, organları eksik tasvir haram değildir.

İbn Kudâme : “Baş kesilirse suret sayılmaz.” (Ebû Muhammed Muvaffakuddîn Abdullāh b. Ahmed b. Muhammed b. Kudâme el-Cemmâîlî el-Makdisî, el-Muğnî, C. 7, Sf: 216)
İbn Muflih: “Yaşaması mümkün olmayan tasvirde yasak yoktur.” (Ebû Abdillâh Şemsuddîn Muhammed b. Muflih b. Muhammed el-Makdisî er-Râmînî , Kitâbu’l-Furûʿ, C. 1, Sf: 257)


Genc-Tasarim-Pirlanta-Kelebek-Yu_1066_1.jpg


Başı kopuk/kesik kelebek şeklindeki yüzüğünüze gelirsek, kullanmamanızı öneririz. Çünkü, yüzükte bulunacak küçüklükteki bir kelebek heykelinin, (yakından incelenmediği taktirde) insanlar tarafından başı olmadığı zaten fark edilemez.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt