Çözüldü Dinde Cezanın Yeri ve Suçlularla Doğru Müdahale Usülü Nasıl Olmalıdır?

Esad Çevrimdışı

Esad

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Selamun aleykum,
İslamda sosyal düzenin sağlanması için suç işleyen/günahkara yapılması gerekenlerle ilgili yaşanan bir diyalogta karşı tarafın iddaaları aşağıdaki şekildedir. Bu üsule karşı nasıl cevap verilmelidir?

"Hz. Peygamber her zaman affedici bir tutum gösterdi, bir tek sürekli kendisine zina suçunu işlediğini söyleyen kadın için recm cezasını uyguladı. Bu sebeple bugün toplumun düzelmesi için ceza yöntemi değil affetme ve sevgi yöntemi kullanılmalıdır. Yoksa insanlar etrafınızdan dağılır giderler. Bakınız menzil tarikatı içerisinde bir çok eski alkolik ve uyuşturucu bağımlısı olmasının sebebi ya da gençlerimizin farklı ateist ve sosyalist derneklere yönelmesinin sebebi bu grupların gençleri sahiplenip onları dinleyip sevmesidir. İslamda sürekli bu haram bunun cezası sopa- el kesme- öldürme denirse insanlar islama yönelmez. Bir başka örnek ise mevlananın sarhoşla olan muamelesidir ki yolda sarhoş birini görünce mevlana sarhoşun ayağına kapanıp "Biz İslam'ın güzelliğini ve şefkatini sana vaktinde ulaştıramadık ki sen bu teselliyi şarapta aramak zorunda kaldın. Suç senin değil, sana doğru zamanda rehberlik edemeyen bizimdir" diyerek özür dilemesidir."
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Selamun aleykum,
İslamda sosyal düzenin sağlanması için suç işleyen/günahkara yapılması gerekenlerle ilgili yaşanan bir diyalogta karşı tarafın iddaaları aşağıdaki şekildedir. Bu üsule karşı nasıl cevap verilmelidir?
"Hz. Peygamber her zaman affedici bir tutum gösterdi, bir tek sürekli kendisine zina suçunu işlediğini söyleyen kadın için recm cezasını uyguladı. Bu sebeple bugün toplumun düzelmesi için ceza yöntemi değil affetme ve sevgi yöntemi kullanılmalıdır. Yoksa insanlar etrafınızdan dağılır giderler."
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;
Karşı zihniyetin savunduğu usûl İslami değil nefsidir. Nefsin de emmaresi olanıdır. Allah'ın ve Rasulunun verdiği hükmü duygusallıkla, iyi niyetle hatalı gördüğünün farkına varamayan câhillerin dâvete muhatab olmaları, İslamın usuluyle tanıştırılması gerekir. Israrı durumunda Kâdı, hükmünü tâzir, celde, sürgün hatta katline kadar indirebileceği bildirilmelidir.

Evet, afvedici olma, sevgi, şevkat, merhametle yaklaşmak önemli ve gereklidir ama bu şahsi maslahati meselelerimizde böyledir. Allah ve Rasulunun hüküm bildirdiği meselelerde nefsi yaklaşımlar kişinin imanını tehlikeye düşürür! İslamda meselelere yaklaşım merhamet + tebliğ + eğitim + tevbe + gerektiğinde ceza şeklindedir, bunlardan birini diğerinin alternatifi hâline getirmek doğru değildir. Allah Teâlâ merhameti emreden bir din gönderdiği hâlde, bazı durumlarda cezanın uygulanmasını da emretmektedir. 'Merhamet varsa ceza olmamalı.' önermesi İslâm'ın kendi kurduğu sistemle uyuşmaz.

اَلزَّانِيَةُ وَالزَّان۪ي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۚ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَٓائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ​
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine 100'er değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mû'minlerden bir topluluk da Onların cezalandırılmasına şâhid olsun. ﴾Nur 2﴿

'Rasulullah
ﷺ hep afvetti, yalnız bir kadını recmetti' iddiası, açıkça yanlıştır; Çünkü Rasulullah (s.a.v) , 8 kişiye zina haddi (recm) tatbik ettirmiştir.
Hırsızın elini kesin ayetine rağmen, Allaha muhalif olarak hırsıza nasıl bir yaptırım planlamaktadır merak konusu.
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا​
“Erkek hırsız ve kadın hırsızın ellerini kesin...” (Mâide 38)
Hatta Rasulullah (s.a.v.) hırsızlık yapan kadını elini kesmiş, ve Sizin sualinizde geçtiği üzere Hırsızın eli kesilmesin diye aracılık yapan Usâme b. Zeyd (r.anh)'a ; Rasulullah (s.a.v.) : أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ؟
'Allah'ın hadlerinden bir had konusunda aracılık mı ediyorsun?' demiştir. (Sunen Ebî Dâvûd, Kitâbu'l-Hudûd, 4373)

'Ceza uygulanırsa insanlar İslâm'dan uzaklaşır.' yaklaşımı duygusal ve bâtıl bir anlayıştır. Allah'ın ahkamını hatalı bulmaktır. Ayrıca İslam her hataya günaha recm, el kesme gibi son noktadaki hadler değildir. Daha hafif caydırıcı cevalar da vardır. Bununla beraber 1 tepsi baklava çalan küçük çocuklara 18,5 sene hapis cezası da yoktur ama kendisi Laik ülkeden dağılıp uzaklaşıp gitmemektedir.
Şunu bilmelidir ki İslâmî bir hükmün doğru veya yanlış olduğunu belirleyen ölçü 'İnsanlar bunu sever mi?, ne der?' değildir.

فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ
“Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve Rasul'e götürün.” (Nisâ 59)

'İnsanlar neyi seviyor?' değil; Allah ve Rasulü bu konuda ne hükmetti?'
Elbette davetçinin hikmetli, yumuşak, merhametli ve güzel uslûblu olması gerekir. Ama güzel uslûb, Allah'ın koyduğu hükmü kaldırmaz.
Rasulullah
ﷺ insanları aşağılamazdı.
Bir bedevi mescide bevlettiğinde sahâbe onu dövmek için üzerine yürümek istemiş; Rasulullah
ﷺ ise engellemiş ve sonra mescidin temizlenmesini emretmiştir.
Yine bir bedevinin Rasulullah
ﷺ'in elbisesini sertçe çekmesi üzerine ona güzel muamele etmiştir.
Bunlar davet ve eğitimde merhametin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Fakat Rasulullah
ﷺ'in merhametli oluşundan dolayı 'Öyleyse hiçbir şer‘î ceza uygulanmamalıdır.' sonucu da çıkmaz. Çünkü aynı Rasulullah ﷺ zina haddini uygulamıştır, hırsızlık haddini uygulamıştır, kısas hükümlerini uygulamıştır, savaş ve kamu düzeniyle ilgili cezalar uygulamıştır. Dolayısıyla Peygamber'in sünnetinin tamamı alınmalıdır.
Bakınız menzil tarikatı içerisinde bir çok eski alkolik ve uyuşturucu bağımlısı olmasının sebebi ya da gençlerimizin farklı ateist ve sosyalist derneklere yönelmesinin sebebi bu grupların gençleri sahiplenip onları dinleyip sevmesidir. İslamda sürekli bu haram bunun cezası sopa- el kesme- öldürme denirse insanlar islama yönelmez. Bir başka örnek ise mevlananın sarhoşla olan muamelesidir ki yolda sarhoş birini görünce mevlana sarhoşun ayağına kapanıp "Biz İslam'ın güzelliğini ve şefkatini sana vaktinde ulaştıramadık ki sen bu teselliyi şarapta aramak zorunda kaldın. Suç senin değil, sana doğru zamanda rehberlik edemeyen bizimdir" diyerek özür dilemesidir."
Evvela üstte söylediğimiz mevzular Dar'ul İslam' için geçerlidir. Yani cezalar, hadler İslam ahkamıyla hükmedilen ülkede tatbik edilir. Laik dinsiz yasaların pratize edildiği ülke liderini Halife edinen tarikatlerin pratikleri kıyas alınamaz. Zira bababaları ölen Menzil tarikatının 3 oğlu halifelik ve mal paylaşımı sırasında birbirlerine nasıl küfürlü hakaretli sövüştüklerini, ardından anlaşamayınca ihtilaf durumunda kendilerine muhakemeye çağıranların kendi aralarındaki ihtilafta tağuti mahkemelere kendileri başvurmuştur.
Siz (Gaws kardeşler) Hırsızsınız!
İslam Şeriatının tatbik edildiği Afganistan'da önceki kukla hükümetin uyuşturucu yaygınlaştırma politikası sebebiyle mubtela olan hastalar, Talibanın tesis ettiği uyuşturucu rehabilitasyon merkezlerinde Allah'ın izniyle şifa buluyorlar. İslam diyarında zaten içki uyuşturucu alenen reklam ve satışı yapılamayacağından mubtela da ancak, İslamı karalayarak nefsinden çözüm arama bahanesiyle İslamı tahrif ettiklerin mukim oldukları laik, seküler ülkelerde olur.
**
Bir başka örnek ise mevlananın sarhoşla olan muamelesidir ki yolda sarhoş birini görünce mevlana sarhoşun ayağına kapanıp "Biz İslam'ın güzelliğini ve şefkatini sana vaktinde ulaştıramadık ki sen bu teselliyi şarapta aramak zorunda kaldın. Suç senin değil, sana doğru zamanda rehberlik edemeyen bizimdir" diyerek özür dilemesidir."
Evet, vahdet-i vucûdcu Celaleddin-i Rûmi (Mevlana)'ya kadar geldiğimize göre bir sonraki aşama şeytan olduğu anlaşılmıştır. Mevlana'nın 'Yırtık Cübbe, Zahidin karısı, Kabak hikayesi vs. Mesnevi ve içerisindeki pornografik menkıbeler de başucu eserlerin olmalı. Bilmiyorum anlattığın hikaye Mesnevi'de var mı da olsa da müslümanı bağlayıcı bir eser değildir. 'Sarhoşa merhamet etmek' ile 'şarabı meşrulaştırmak' farklı şeylerdir.
Hırsızın eli kesildikten sonra Rasulullah ﷺ Onu terk etmemiştir. Bir rivayette itiraf ederek hadd uygulanan hırsıza sonrasında
أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ
“Allah'tan bağışlanma dile ve O'na tevbe et.” demiş ve Onun için dua etmiştir
.
(Sunen Ebî Dâvûd, Kitâbü'l-Hudûd (كتاب الحدود), “el-Telkîn fî'l-Hadd” (باب في التلقين في الحد) babı, Hadis no: 4380; Sunen en-Nesâî, Kitâbu kat'i's-sârik, Hadis no: 4877; Sunen İbn Mâce, Kitâbü'l-Hudûd, Hadis no: 2597; Musned Ahmed, Hadis no: 22508)
Ceza uygulamak = merhametsizlik değildir, tıpkı Merhamet etmek = cezayı kaldırmak olmadığı gibi.

Ayrıca örnek olarak verdiği şahıs (Mevlâna) devlet idaresinden, hükümlerden haberi olmayan sapkın bir kimsedir. Hükümlerin icrasıyla alakasız bir kimsenin şahsı davranış ve sözleri kendisini bağlar. Zaten bunu söyleyen kişinin İslam tarihinden hatta Adem (a.s.)dan bugüne İslam ahkamını hükmeden, şeytanın fısıldamasını değil Allah'ın Vahyine muhatab bir peygamberden ve ashabından hatta hükümran şahıslardan bir örnek verememesi menhecini ve yapısını deşifre etmektedir. Rabb'im tanıştırsın.

 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt