(Eşini) Kıskanma ve İffetsizliğe Göz Yumma

Daimaİslam

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
10307- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah kıskanır, mümin de kıskanır. Allah'ın kıskanması, müminin Allah'ın haram kıldığını işlemesi hususundadır."
Buhari bu hadisi Ebu Nuaym kanalıyla Şeyban'dan, o da Yahya'dan rivayet etti.


Tahric: İsnadı sahihtir ve ravileri güvenilirdir. - Buhari, nikah (156).



10308- Zeyd b. Eslem'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Muhakkak ki; kıskançlık imandandır. Miza' (kıskanmamak) ise münafıklıktandır. Miza, deyyus demektir. ''
Hadis bu şekilde mürsel olarak nakledilmiştir.


Tahric: İsnadı mürseldir. Abdürrezzak, Musannef 1 0/409 (19521).

Bu hadis bize Ebu Merhum kanalıyla Zeyd b. Eslem'den, o da Ata b. Yesar'dan, o da Ebu Said el-Hudri'den, o da Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Eşini) kıskançlık imandandır ... " şeklinde nakledilmiştir. - Bezzar, Müsned (2/188) ve Heysemi, Mecma (4/327).

Halimi der ki: Miza, kişinin kadınları ve erkekleri bir araya getirip birbirleriyle sohbet etmelerini sağlamaktır. Bu kelime mezi'den alınmıştır. Diğer bir anlamı, miza'nın, kadınları erkeklerle beraber göndermektir. Bir at otlanması için bırakılınca: "Atı yolladım (=mezeytu [eresen)" denir. Yüce Allah şöyle buyurur: "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. ''[Nur 31], ''Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.''[Tahrim 6]

Bu ayetlerde, kişinin hanımını ve kızını erkeklerle bir arada bulunmaktan ve onlarla yalnız kalıp konuşmaktan koruması istenmiştir. - Halimi, el-Min hac (3/397.



10309- İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şu üç kişi cennete giremez: Anne babasına asi olan, erkeklere benzemeye çalışan kadın ve deyyus. ''


Tahric: İsnadı hasendir. Nesai (S/80-81).



10310- Ammar b, Yasir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şu üç kişi cennete giremez: Deyyus olan erkekler, erkekleşen kadın ve içkiye müptela olan." Sahabe: "Ey Allah'ın Resulül İçkiye müptela olanı anladık; deyyus olan erkekler ne demektir?" diye sorunca, Hz, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ailesinin yanma kimin girdiğini önemsemeyendir" cevabını verdi. Biz: "Erkekleşen kadın ne demektir?" diye sorunca ise: "Erkeklere benzemeye çalışan kadındır" cevabını verdi.

İsnadında durumu bilinmeyen bir ravi vardır.

Buhari, Tarih'inde Abdurrahman b. Şeybe kanalıyla İbn Ebi Fudeyk'ten, o Musa b, Yakub'dan, o Ebu Rezin el-Bahili'den, o da Malik b. Yuhamir'den bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu okudum: "Allah kıyamet günü sukur'un hiçbir iyiliğini kabul etmez." Biz: "Sukur nedir ey Allah'ın Resulü?" diye sorunca da: "Ailesinin yanına erkekleri sokandır.'' cavabını verdi.



10311 - Ümmü Seleme'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanındayken o sırada orada bir muhannes vardı. Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah b. Umeyye'ye ait olan (köle) muhannes, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer Allah size Taifi fethetmeyi nasib ederse sana Gaylan'ın kızını göstereceğim. O sana doğru gelince (şişmanlığından dolayı karın bölgesindeki) dört büklüm ile gelir, geriye döndüğünde sekiz büklümle gider." Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu (bir daha) yanınıza girmesin" buyurdu.


İsnadı sahihtir. Nesai (363).

Buhari bu hadisi Osman b. Ebi Şeybe'den, Buhari ve Müslim ise başka yollarla Hişam b. Urve'den rivayet ettiler. - Buhari, nikah (159). - Buhari, libas (55) ve Müslim, selam (32).

Beyhaki der ki: Zikrettiğimiz kıskançlık, şüphe anında olursa güzel bir şeydir. Ancak kişinin kızının oğluyla, kız kardeşini erkek kardeşiyle bir araya gelmesini bile kıskanıyorsa bu, istenen bir kıskançlık değildir. Bu konuda aşağıdaki hadis nakledilmiştir.- Halimi, el-Minhac (3/398).



10312- İbn Cabir b. Atik'in bildirdiğine göre Hz. Peygamber {Sallallahu aleyhi ve Sellem} şöyle buyurdu: "Allah'ın sevdiği kıskançlık olduğu gibi sevmediği kıskançlık ta vardır, Allah'ın sevdiği kıskançlık; kuvvetli zan beslendiği zaman duyulan kıskançlıktır. Allah'ın hoşlanmadığı kıskançlık ise şüpheyi gerektiren bir durum olmamasına rağmen duyulan kıskançlıktır, Allah'ın sevdiği gurur duyma; kişinin savaş meydanında ve sadaka verirken gururlanmasıdır, Allah'ın kızdığı gurur ise kişinin (yaptığıyla değil) kendi benliğiyle gurur duymasıdır, ''


Tahric: İsnadı zayıftır. Ebu Davud 3/114 (2659) ve Nesai (5/78),



10313- Ebu Abdillah Muhammed b. Ahmed b. Musa er-Rizi der ki: Musa b. İshak el-Kadı'nın yanındayken bir kadın gelip kocasını şikayet ederek ondan mehir olarak beş yüz dinar alacağı olduğunu iddia etti. Adam bunu inkar edince kadının vekili: "Şahitlerimi getirdim" dedi. Şahitlerden biri: "Kadına bakmam lazım" deyince hem kendisi, hem kadın kalktılar. Kadının kocası: "Hanımıma nasıl bakar!" dedi. Ona: "Bilakis, bakacak" denilince: "Hanımımın mehir olarak benden hepsi aynı ağırlıkta altın olan beş yüz dinar alacağına kadıyı şahit tutuyorum. Yeter ki yüzünü açmasın" dedi. Kadın: "Ben de bunları kocama bağışladığıma kadıyı şahit tutuyorum" deyince kadı: "Bu, ahlakın güzellikleri arasında yazılacak (bir davranıştır)" dedi.


Tahric: İsnadı ceyyiddir. Hatib, Tarihu Bağdad (13/53).

Beyhaki ekledi: Halimi dedi ki: "Kıskançlık konusuna, islam'a söven birine karşı susmamak ta girer. Müşriklere karşı müslümanların namusunu savunmak, Müslümanların evlerine girip kadın ve çocukları esir almalarına engel olmak için Allah yolunda cihad etmek te bu konuya girer. Her müslümanın günahlardan kaçınmada gayret sahibi olması da bu konunun başında gelir." Halimi, konuyu daha detaylı olarak işlemeye devam etmiştir. Allah, bizi taatine muvaffak kılsın.- Halimi, el-Minhac (3/399).

Kaynak:İmam Beyhaki Şuabül İman
 

Daimaİslam

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Cabir b. Atik'den rivayet olunduğuna göre,

Allah'ın peygamberi (Muhammed) (s.a.v.) şöyle buyururmuş:

"Allah kıskançlığın kimisini sever, kimisine de öfkelenir. Allah'ın sevdiği kıskançlık, şüphe (doğuran işler) hakkındaki kıskançhk(lar)dır. Allah'ın kızdığı kıskançlık ise şüphe (doğuran işlerin) dışındaki kıskançlık(lar)dır.

Yine Allah büyüklük taslamaların kimisine kızar, kimisini de sever.

Sevdiği, büyüklük taslama kişinin savaş esnasında büyüklük taslaması ile sadaka verirken büyüklük taslamasıdır. Allah'ın kızdığı büyüklük taslama ise zulümden büyüklük taslamadır.

(Bu hadisin ravilerinden) Musa (b. İsmail son cümleyi zulümde ve) övünmekte (büyüklük taslamadır, şeklinde) rivayet etti.


İzah:
Nesâî, zekât; Ahmed b.Hanbel, V,63, 445-446.

Yüce Allah, insanın annesi, bacısı ve eşi hakkında duyduğu kıskançlık duygularının bir kısmını sevdiği halde bazı kıskançlıklardan hoşlanmaz ve bu tür kıskançlıkların sahibine buğzeder, öfkelenir.

Allah'ın hoşlandığı kıskançlıklar, kadınların kendilerine nikah düşen kimselerle şakalaşıp karşılıklı gülüşmelere kadar varan samimiyet kurmaları karşısında duyulan kıskançlıklardır.

Yabancı bir kadınla erkek arasında kurulan ve karşıdan bakan, insanların kalbinde haklı olarak bir şüphe tevlid eden bu çeşit samimiyetler ve senli benli olmaları, karşısında duyulan kıskançlıklar Allah'ın hoşuna giden davranışlardır. Yüce Allah yabancı erkek ve kadınlar arasında kurulan bu gibi ahbablıklar için; "Allah'dan daha kıskanç kim olabilir? İşte Allah zinayı da bu kıskançlığından dolayı haram kılmıştır." buyurmaktadır.

Allah'ın hoşlanmadığı ve sahibine buğzettiği kıskançlıklar ise Allah'ın caiz kıldığı meşru davranışlar ve muameleler karşısında duyulan kıskançlıklardır. Bir kimsenin, annesinin, kızkardeşinin veya yakını olan diğer kadınların evlenmeleri karşısında duyduğu kıskançlık gibi.

Müslümana yaraşan Allah'ın razı olduğu herşeye razı olmak, razı olmadığı şeylere de razı olmamaktır.

Aynı şekilde büyüklük taslama, bir başka tabirle kibirlenme veya büyüklenme de iki kısımdır. Bunlardan Allah'ın sevdiği btiyüklenmeler; harpte düşmana karşı gösterilen buyüklenmeler, çalım satmalar ve kasılmalardır. Çünkü harpte düşmana karşı takınılan bu gibi tavırlar, müslümamn heybetli görünmesini sağlayıp düşmanın moralini bozmaya yaradığı gibi, müslümanların da cesaretini yükseltir. Bu bakımdan harp esnasında büyüklük taslamak Allah'ın hoşuna gider. Harp esnasında düşmana karşı gösterilecek tevazu ise, kibrin tam tersine düşmanın moralini yükseltmeye ve mtislümanın cesaretini kırmaya yarayacağından makbul değildir, mezmûmdur.

Allah'ın hoşlandığı büyüklenmelerden biri de sadaka verirken gösterilen büyüklüktür. Bir başka ifadeyle sadaka veren kimsenin verdiği sadakanın mikdarına hiç önem vermemesi ve verdiği sadakayı devamlı olarak küçük görüp kendisinin ona hiçbir ihtiyacı olmadığını içinde hissetmesi içten gelerek vermesi ve dolayısıyla hiçbir zaman verdiği sadakayı başa kakmamasıdır.

Allah'ın gazabettiği büyüklenmeler ise, kişinin yaptığı zulümlerle asalet ve soy iddialarıyla övünmesi gibi, böbürlenme ve başkalarını küçük görmeleridir. Oysa şan, şeref, soy ve sopta değil takvadadır. Allah Teâlâ, insanların biribirlerine övünmeleri için değil biribirlerini rahatlıkla tanıya-bilmeleri için, onları ayrı ayrı kabileler halinde yaratmıştır.

Kaynak: Ebu Davud 2659
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt