Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh değerli kardeşler,
Günlük ilim serimizin ikinci gününde, İslam dininin üzerine bina edildiği üç-dört temel hadisten biri olan, fıkhın ve akidenin adeta omurgasını oluşturan o meşhur kaideyi ve fıkhî boyutlarını ele alalım: "İnnelâmâlu bin-niyyât" (Ameller ancak niyetlere göredir).
İmam Şafiî ve İmam Ahmed bin Hanbel gibi büyük müctehidler, bu hadis-i şerif için "İslam ilminin üçte biridir ve fıkhın yetmiş ayrı babını ilgilendirir" demişlerdir.
Hadis-i Şerif (Delilimiz):
Hz. Ömer (r.a.) minberde iken Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
"Ameller ancak niyetlere göredir ve her kişiye niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Rasulü’ne ise, onun hicreti Allah’a ve Rasulü’nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya nikahlayacağı bir kadın içinse, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir." >
(Kaynak: Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; Müslim, İmare 155; Ebû Dâvûd, Talâk 11)
Niyetin Fıkıhtaki İki Büyük Görevi:
İslam fıkhında niyet, sadece kalpten geçirilen bir his değildir; iki temel fıkhî fonksiyonu vardır:
Akidevi Boyutu: İhlas ve Şirkten Arınma
Bu hadis sadece bir fıkıh kuralı değil, akidenin en hassas noktası olan İhlasın tanımıdır.
Hadiste geçen "Hicret" örneği çok çarpıcıdır. Mekke'den Medine'ye yürüyen iki sahabe de aynı yolu yürümüş, aynı çileyi çekmiş, aynı fiziksel ameli yapmıştır. Ancak birinin niyeti Allah rızası olduğu için "Muhacir" şerefi kazanmış; diğerinin niyeti gizlice aşık olduğu "Ümmü Kays" adlı kadınla evlenmek olduğu için Selef arasında onun adı hicret sevabından mahrum kaldığı için "Muhacirü Ümmi Kays" (Ümmü Kays'ın Muhaciri) olarak kalmıştır.
Buradan çıkan akidevi ders şudur: Allah katında amellerin büyüklüğü veya çokluğu değil, kalpteki ihlasın saflığı önemlidir. İhlasın zıddı ise amele riya (gösteriş) karıştırmaktır ki bu da "Gizli Şirk" (Şirk-i Hafî) olarak adlandırılmıştır.
Hayatımıza Pratik Yansıması:
Bu kaide mümin için muazzam bir fırsattır. Bu kaide sayesinde bir Müslüman, gün içindeki tüm sıradan (mübah) davranışlarını ibadete çevirebilir:
Hülasa:
Amelsiz niyet makbul olmadığı gibi, niyetsiz (ihlassız) amel de ruhsuz bir ceset gibidir ve Allah katında hiçbir ağırlığı yoktur. Rabbim amellerimizi rızasına muvafık, niyetlerimizi ise her türlü şaibeden uzak ve halis eylesin.
VAllahu Alem.
Günlük ilim serimizin ikinci gününde, İslam dininin üzerine bina edildiği üç-dört temel hadisten biri olan, fıkhın ve akidenin adeta omurgasını oluşturan o meşhur kaideyi ve fıkhî boyutlarını ele alalım: "İnnelâmâlu bin-niyyât" (Ameller ancak niyetlere göredir).
İmam Şafiî ve İmam Ahmed bin Hanbel gibi büyük müctehidler, bu hadis-i şerif için "İslam ilminin üçte biridir ve fıkhın yetmiş ayrı babını ilgilendirir" demişlerdir.
Hadis-i Şerif (Delilimiz):
Hz. Ömer (r.a.) minberde iken Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
"Ameller ancak niyetlere göredir ve her kişiye niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Rasulü’ne ise, onun hicreti Allah’a ve Rasulü’nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya nikahlayacağı bir kadın içinse, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir." >
(Kaynak: Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; Müslim, İmare 155; Ebû Dâvûd, Talâk 11)
Niyetin Fıkıhtaki İki Büyük Görevi:
İslam fıkhında niyet, sadece kalpten geçirilen bir his değildir; iki temel fıkhî fonksiyonu vardır:
- İbadetleri Adetlerden Ayırmak: Bir insan sabahtan akşama kadar aç ve susuz kalsa, bu eylemi sırf diyet yapmak veya sağlık için yapsa buna "adet/alışkanlık" denir ve sevabı yoktur. Ancak aynı açlığı Allah rızası için oruç tutmaya niyet ederek yaparsa bu "ibadet" olur. Niyet, sıradan bir fiili Allah katında kıymetli bir ibadete dönüştürür.
- İbadetlerin Derecelerini Birbirinden Ayırmak: Öğle vakti camiye girip 4 rekat namaz kılan iki kişiyi dışarıdan gören biri ayırt edemez. Ancak niyet; birinin kıldığı namazı "Öğlenin farzı", diğerininkini ise "Kaza namazı" veya "Nafile" olarak birbirinden ayırır.
Akidevi Boyutu: İhlas ve Şirkten Arınma
Bu hadis sadece bir fıkıh kuralı değil, akidenin en hassas noktası olan İhlasın tanımıdır.
Hadiste geçen "Hicret" örneği çok çarpıcıdır. Mekke'den Medine'ye yürüyen iki sahabe de aynı yolu yürümüş, aynı çileyi çekmiş, aynı fiziksel ameli yapmıştır. Ancak birinin niyeti Allah rızası olduğu için "Muhacir" şerefi kazanmış; diğerinin niyeti gizlice aşık olduğu "Ümmü Kays" adlı kadınla evlenmek olduğu için Selef arasında onun adı hicret sevabından mahrum kaldığı için "Muhacirü Ümmi Kays" (Ümmü Kays'ın Muhaciri) olarak kalmıştır.
Buradan çıkan akidevi ders şudur: Allah katında amellerin büyüklüğü veya çokluğu değil, kalpteki ihlasın saflığı önemlidir. İhlasın zıddı ise amele riya (gösteriş) karıştırmaktır ki bu da "Gizli Şirk" (Şirk-i Hafî) olarak adlandırılmıştır.
Hayatımıza Pratik Yansıması:
Bu kaide mümin için muazzam bir fırsattır. Bu kaide sayesinde bir Müslüman, gün içindeki tüm sıradan (mübah) davranışlarını ibadete çevirebilir:
- Sırf lezzet almak için değil, "Rabbime ibadet edecek gücü bulayım" niyetiyle yemek yemek,
- "Helal rızık kazanıp ailemin iffetini koruyayım, kimseye muhtaç olmayayım" niyetiyle işe gitmek,
- "Vücudum Allah'ın bana bir emanetidir" diyerek uyumak veya spor yapmak...
Hülasa:
Amelsiz niyet makbul olmadığı gibi, niyetsiz (ihlassız) amel de ruhsuz bir ceset gibidir ve Allah katında hiçbir ağırlığı yoktur. Rabbim amellerimizi rızasına muvafık, niyetlerimizi ise her türlü şaibeden uzak ve halis eylesin.
VAllahu Alem.
