Ibni Teymiye Kimdir Necidir Ehli Sünnet Midir ?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Müctehid-İmam

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Değerli kardeşlerim görüyorum ki bu sitedekilerin çoğu İbni Teymiye akımına kapılmış ne yazık ki İbni Teymiye'nin ehli sünnet dışına taşan noktaları vardır. Döneminde kendisini tekfir eden âlimler mevcuttur tuttuğunuz yolu gözden geçirin delilleri ile İbni Teymiye !

Konumu silmek yerine delil getirin !

Kürsüden inerken Allah benim gibi iner demiş.Allah'a cisim isnad etmiştir;itikadı sıkıntılıdır.Sizleri uyarmak benim acizane görevimdir !


1

2
3
4
5
6
7
8
10
11
 

EBU HANİFE

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Değerli kardeşlerim görüyorum ki bu sitedekilerin çoğu İbni Teymiye akımına kapılmış ne yazık ki İbni Teymiye'nin ehli sünnet dışına taşan noktaları vardır. Döneminde kendisini tekfir eden âlimler mevcuttur tuttuğunuz yolu gözden geçirin delilleri ile İbni Teymiye !

Konumu silmek yerine delil getirin !

Kürsüden inerken Allah benim gibi iner demiş.Allah'a cisim isnad etmiştir;itikadı sıkıntılıdır.Sizleri uyarmak benim acizane görevimdir !


1

2
3
4
5
6
7
8
10
11
Sen bizi bu halimizde birak be kardesim biz boyle yasamak istiyoruz.Boylede mutluyuz.
 

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
BU NECİS YALANCI CÜBBELİ MÜŞRİĞİNİN DELİLERİNE Mİ İNANACAĞIM ? YOKSA İLMİNE VE CİHADINA DÜŞMANLARININ BİLE GIBTA ETTİĞİ ŞEYHÜLİSLAM İBN TEYMİYYE (rahimehullah )nin SÜNNET VE KURAN İLMİNE Mİ ?
İBN TEYMİYYE CÜBBELİ VE BENZERLERİ GİBİ DÜNYA DOLUSUNDAN DAHA EHLİ SÜNNETTİR !
ÖNCE O ŞEYHUL EKBER DEDİKLERİ İBN ARABİ VE FELSEFESİ OLAN VAHDETİ VÜCUT SAPIKLIĞINI TEMİZLESİN !
 

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
parsa kardeş kimseyi tekfir falan ettiğim yok. Cübbelinin şirk amelleri ve konuşmaları yuotube de yığınla .
 

Müctehid-İmam

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
ALLAH İLE ARALARINA ARACI KOYAN VE ÖLMÜŞ ABDULKADİR GEYLANİ DEN MEDET UMAN KİMSELERİN İBN TEYMİYE,NİN EHLİ SÜNNET MİDİR DİYE SORGULAMASI ABESLE İŞTİGALDİR !
Kürsüden inerken Allah benim gibi iner demiş.Allah'a cisim isnad etmiştir;itikadı sıkıntılıdır.

Miladi 1943 senesinde vefat eden Seyyid Abdülhakim Efendi buyuruyor ki: “Dinde reform sapıklığını ortaya ilk çıkaran İbni Teymiyye oldu. Bu sapıklık sonradan, cahiller ve İslam düşmanları tarafından küfre kadar götürüldü.”

Yazıya başlamadan önce şöyle bir hatırlatma yapmak isteriz. İngiliz ajanı sayesinde Vehhabiliği kuran Muhammed b. Abdülvehhab’da İbni Teymiyye’nin ve talebesi İbnii Kayyım’ın kitaplarından etkilemiştir.

Bu gün dinde reformdan bahsedenlerin üstadı İbni Teymiyye’dir. Günümüzün reformdan bahseden ve durmadan yeni şeyler ortaya atan Porfesör ve hoca geçinenleri buna göre değerlendirmenizi tavsiye ediyoruz.

İbni Teymiyye’yi tanımak için fikirlerini ve o dönemdeki âlimlerin sözlerine kulak vereceğiz. Sizlerde bu bedbahtın ne derece tehlikeli olduğunun farkına varacaksınız.

İBNİ TEYMİYYE
Bu şahıs miladi 1263’de Harran’da doğdu ve 1328’de Şam’da ümmeti şerrinde korumak için hepsedildiği kalede hastalanarak öldü.

Ehlisünnet âlimlerini beğenmiyordu. Tasavvufu büsbütün inkar ediyordu. Muhyiddin-i Arabi, Sadreddin-i Konevi (Rahmetullahi aleyh) gibi İslamın göz bebeklerine kafir diyordu (haşa). Halbuki bir Müslümana kafir diyenin kendisinin kafir olacağını bilmeyecek akdar cahil değildi. Ne yazık ki, İslamiyeti kendi görüşüne, dar kafasına uydurmaya kalkışmış, aklı ermediği hakikatleri inkar ederek delalete düşmüştü.

İbni Teymiyyeciler Abdülvehhab Şa’rani’yi yalan ve iftira oklarına hedef yapmışlardır. Çünkü o “Tabakat-ül Kübra” adlı kitabın ön sözünde şöyle der:
“Veliyi ancak veliler tanır. Veli olmayanın ve velayetten haberi olmayanın, velayete inanması, onun inadcı ve cahil olduğunu gösterir. Şimdi İbni Teymiyye’nin tasavvufu inkar etmesi ve ariflere dil uzatması böyledir. Bunun gibi kimselerin kitabını okumamalı, yırtıcı hayvandan kaçar gibi onlardan sakınmalıdır”

MÜCTEHİDLERİ BEĞENMİYORDU
İbni Teymiyye, ilk müslümanların, Kur’an-ı Kerime ve hadis-i şeriflere uyduklarını, sonradan gelen mezheb imamlarının, kendi görüşlerini de işe karıştırdıklarını söylüyor. Ehlisünnete çatıyordu. Hâlbuki ehlisünnet âlimleri hiçbir zaman nakilden ayrılmamışlardır. Naklin olduğu hiçbir yerde kendi görüşlerine uymamışlardır. Hele İmam-ı Azam’ın kendi görüşünü nakilden aşağı tuttuğu İslam âlimlerinin söz birliği ile sabittir.

İbni Teymiyye bunu söylerken Kur’an-ı Kerimi hiçbir nakle dayanmadan kendi görüşüne tefsir ediyordu. Aynı bu gün “hadisi şerifleri inkâr” edip dini kendileri yorumlamak isteyenlerin olduğu gibi.

Ortalığa fitne atmak için elinden geleni yapıyordu. Ehli sünnet âlimlerinin Kur’an-ı kerimi ve hadisi şerifleri yanlış anladıklarını, Ashab-ı Kiramın bile çok yerde yanıldığını, Kur’an-ı Kerimin doğru manasını kendisinin anlamış olduğunu savunuyordu.

İslam âlimleri bu şarlatana kyıtsız kalmadılar ve görüşlerini kitaplarını inceleyerek reddiyeler yaptılar. Zatın son derece sapık olduğu anlaşıldı. Babasından miras kalan müderrislik kürsüsü elinden alındı. Fakat o yine rahat durmuyor, müşebbihe adı verilen bid’at fırkasının sözlerini ortaya çıkarıyor, Allah’u Teâlâ’ya madde ve cisim diyordu.

ALLAH BENİM GİBİ İNER! (Haşa)
Bu bozuk inancında o kadar ileri gitmişti ki, bir gün Şam Camii’nin minberinde“Cenab-ı Hak, gökten yere benim şimdi indiğim gibi iner” diyerek minberden aşağı indiğini, İbni Battuta haber veriyor. Dört mezhebin âlimleri İbni Teymiyye’nin bu sözüne reddiyeler yazarak, müslümanların itikatlarının bozulmasını önlediler.

Mısır Sultanı Nasır’ın yanında toplanmış olan âlimler ve devlet adamları, böyle bozuk sözleri yaydığı için, onu Kahire kalesi kuyusuna hapsettiler. Peygamberimiz hakkındaki sapık ifadeler sebebiyle de tekrar tekrar hapsedildi.

HANBELİYİM DEDİ, HANBELİ ALİM REDDİYE YAPTI
İbni Teymiyye Hanbeli mezhebinden olduğunu söylerdi. Hâlbuki 4 mezhepten olmak için öncelikle Ehlisünnet olmak icap eder.

Hanbelî âlimlerinden Mer’i, İbni Teymiyye ‘nin hal tercümesini yazmış “Kevakib”adlı kitabında onun mezhep imamlarını taklit etmediğini ve icma tanımayan yazılarını bildirmektedir.

Kıyas yaptıkları için ehlisünnet âlimlerine saldırdığı halde, çok yerde ve hele“mecmu’at ür-risale” kitabında, kendisi de pek çok kıyas yapmıştır.

“Ancak üç mescide ziyaret için gidilir” hadis-i şerifini “Ancak üç mescid ziyaret edilir” şekline çevirmiş, Resulüllah’ın kabrini ziyaret için bile gitmek günah olur demiştir. İbni Hacer-i Haytemi “Fetva-yı fıkhiyye” kitabında buna uzun uzun cevap vermiştir.

CEHENNEMİN SONSUZLUĞUNU İNKÂR EDERDİ
Ebül Hasen-i eş’ari hazretlerinin mezhebine ve bu derin âlimin, kaderi ve Allah’u Teâlâ’nın isimlerini açıklamasına ve azab yapılacağını bildiren ayetlere verdiği manalara çatmakta idi. Cehennem azabının kâfirlere de sonsuz olmayacağını söylerdi.

Hükümetlere verilen her çeşit vergi, zekât yerine geçer derdi.

Salahiyyede, el-Cebel Camiinde hazreti Ömer (Radıyallahu anh)ın çok hata yaptığını söylemiştir. Bir toplantıda hazreti Ali’nin üçyüz defa yanıldığını söylemiştir.

Münavi’nin “Künüz” kitabında ve İmam-ı Ahmedin sahihinde ve “Mir’at kainat”kitabında yazılı olan bir hadis-i şerifte: Allah’u Teala, doğru sözü Ömerin dili üzerine koymuştur” buyruldu. Resulüllah “Ömer yanılmaz” dediği halde İbni Teymiyye çok yanıldığını iddia ederek bu haids-i şeriflere de karşı gelmiştir.

İBNİ TEYMİYYE’NİN KÂFİR OLDUĞUNU SÖYLEYENLER BİLE VAR
İslam âlimlerinden bazısı, İbni Teymiyyenin Müslümanlıktan çıktığını, mürted olduğunu bildirmektedir. İbni Battuta, İbni hacer-i Mekki, Takıyüddin-i Subki ve oğlu Abdülvehhab, İzeddin bin Cem’a ve ebu Hayyan Zahiri Endülüsi gibi sözleri sened olan derin alimler, onu bid’at ehli, sapık saymışlardır.

ÖVÜYORDU ARAŞTIRINCA REDDİYE YAPTI
İmam-ı subki de, ibni Teymiyyenin ilmini, zekasını çok övüyordu. Burhaneddin bin Müflh “Tabakat”ta diyor ki: “İmam-ı Subki Zehebiye yazdığı mektupta İbni Teymiyye’yi çok övmüştü. Fakat, İmam-ı Subki de “Erreddü-li-İbni Teymiyye kitabında onun ehli sünnetten ayrıldığını, delalete düştüğünü yazmaktadırlar.

TALEBELERİ İBNİ KAYYIM VE ZEHEBİ
Fikirlerini aşıladığı birkaç kimse özellikle ibni kayyım ve Zehebi, onu aşırı övmektedirler. Mason Abduh da bu İbni Teymiyye’nin görüşleri ile zehirlenmiştir.

SAPIKLIĞI HERYERDE TESCİL EDİLDİ
Son asrın derin alimlerinden Yusuf nebhani (Şevahidül-hak) kitabında ve Şam alimlerinden Ebu Hamid bin Merzuk, iki cilt kitabında, Osmanlı alimlerinin büyüklerinden şeyhül İslam Mustafa Sabri Efendi “El-ilm ve akl” adlı kitabında İbni Teymiyye’nin sapıttığını vesikaları ile isbat etmişlerdir.

SAVUNANLAR NASIL SAVUNUYOR?
Bu reformisti savunanlar şöyle diyor: “Tasavvufcular aleyhindeki yazıları, onları darılttı. Talak hakkındaki fetvaları, fıkıh âlimlerini düşman etti. Sıfat-ı İlahiye hakkındaki fetvaları da kelam âlimlerini gücendirdi. Bu yüzden kelam, fıkıh ve tasavvuf âlimleri buna karşı birleşerek cezalandırdı” diyerek kısaca savunuyorlar.

Din âlimlerinin bir iki kelime için bir müslümana düşmanlık yapacağına, ona zulm edeceklerine, tuzağa düşereceklerine milleti inandıracaklarını sanıyorlar. Onu mazlum, İslam âlimlerini ise zalim yapıyorlar. Onun Ehlisünnete savaş açan bir sapık olduğunu gizliyorlar.

İBNİ TEYMİYYE HAKKINDA SÖYLENENLER
İbni Hacer-i Askalani “Dürer-ül kamine” kitabında, Zehebiden alarak diyor ki: “İbni Teymiyye ilim üzerine konuşurken hiddetlenir, karşısındakini mağlup etmeye çalışırdır.”

İmam-ı Suyuti “Kam’ul mu’arıd” kitabında buyuruyor ki: “İbni Teymiyye, hibirli idi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi”.

Şam alimlerinden Muhammed Ali Beğ, “hıttatüş-Şam” kitabında “İbni Teymiyyenin hedefi, Luther adındaki papazın hedeflerine benzer, fakat Hıristiyanlığın Müceddidi muvaffak oldu, İslam Müceddidi olamadı” diyerek onun planlarını alay ederek deşifre etmiştir.

Pakistan’ın büyük alimlerinden Sailküt şehrinin imam ve hatibi, Mevlana Muhammed Ziyaullah’ın “Vehhabiliğin Hakikati” kitabı urdu dilinde olup, 1969’da basılmıştır. 93. Sahifesinde diyor ki: Hindistan büyük alimi, dünyanın tanıdığı yüzlerce kıymetli kitabın yazarı Mevlevi Abdülhay Lüknevi “Gaysül Gamam” kitabında “Sonra gelen Şevkaninin de, önce gelen ibni Teymiyyet-el harrani gibi ilmi çok aklı az idi. Tıpkı onun gibi idi. Hatta onan daha şağı idi.” Demektedir.

SADREDDİN KONEVİ HAKKINDA BAKIN NE DİYOR
Bu gün Konya’da kabri bulunan ve Müslümanların uğrayıp Fatiha okumadan geçmediği Konevi hazretleri hakkında ibni Teymiyye diyor ki: “Muhyiddin-i Arabinin arkadaşı olan Sadreddin, akliyat ile kelam ilimlerinde, üstadından daha ileride olmakla beraber, ondan daha kafirdir, daha az bilgili, daha az imanlıdır. Bunların mezhepleri kafirlik olduğu için, daha hünerli olanları, daha çok kafir oluyor”

Yavuz Sultan Selim han devri alimlerinden Muhammed Şeyh-i mekki hazretleri bile Süleymaniye Kütüphanesi kısmında bulunan “El-canib-ül-garbi” kitabında, Muhyiddin-i Arabi Hazretlerine yapılan saldırıları cevaplandırdıktan sonra İbni Teymiyye’nin “Cennet ve cehennemin sonsuluğunu inkarına” reddiye yapmıştır.

ÇOK TEHLİKELİ VE SAPIK
Maalesef bu sapığın fikirlerini savunanlar, onu halen daha “müceddit” sayanlar vs. var. Bu kişilere çok dikkat ediniz. Nerede görev yapıyorsa yapsın ve kiminle olurlarsa olsunlar böyle sapıklara medhiye düzenlerin, onlardan alıntılar yapanların ilmi seviyeniz yok ise makale, video ve konuşmalarından uzak durunuz. İlmi çalışmalarına itibar etmeyiniz.

Sonra bir kıvılcım sıçrayıverir de bütün itikadınızı, ibadet ve inanç sisteminizi zayi ederler.

www.ihvanlar.net
 

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
mücahit ibn teymiyye nin kaç kitabını okudun ? SIRATI MÜSTAKİM isimli kitabını okumanı tavsiye ederim. iftiracı ve yalancıların karalamasıyla insanları karalama ! Tasavvufcuların ibn teymiyye ye düşmanlıkları yeni değildir. kuyruk acıları eskilere dayanır .Cübbeli önce şirkinden dönsün sonra başkalarına reddiye yapsın!
 

Müctehid-İmam

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
mücahit ibn teymiyye nin kaç kitabını okudun ? SIRATI MÜSTAKİM isimli kitabını okumanı tavsiye ederim. iftiracı ve yalancıların karalamasıyla insanları karalama ! Tasavvufcuların ibn teymiyye ye düşmanlıkları yeni değildir. kuyruk acıları eskilere dayanır .Cübbeli önce şirkinden dönsün sonra başkalarına reddiye yapsın!
Ebubekir Sifil hoca da mı tasavvufcu ?
Hem tasavvuf eskiden haktı dersiniz hemde nerdeyse her dönemini inkara kalkarsınız.
 

Bir tutam ilim

إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ
İslam-TR Üyesi
Her alim hata yapar kuluz çünkü Peygamberler günahsızdır ama onlarde zelle yapmıstır. bize düşen Ehli Sünnet alimlerinin iyilerini almak kötülerini onlarlarla bırakmaktır. iftira yada delil olmaksızın konuşmak batıldır. Selefi salihin yolu 4 mezheb imamını ameldede itikaddada tabi olmaktır. Akıl türü sonradan cıkan şeyleri kabul etmemek burdaki arkadaşların itikadi yani olduğu gibi kabullenmek. yok bura böyle şura şöyleymiş demek bidattır. birde bende siteye ilk geldiğimde senin gibi önyargılı davranmıştım.
 

Müctehid-İmam

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
izleyelim ehli sünnet cübbeliyi.
Kafasında mı sallıyor cübbeli ! Filmi bile var Abdulkadir Geylâni Hazretlerinin izlemeni tavsiye ederim. Ayrıca Abdulkadir Geylâni Hz.lerinin Fuyuzati Rabbaniye kitabını tavsiye ederim orada bu mevzuları anlamanız için bir çok konu vardır hakikat ilmi içerisinde.

Ayrıca İhsan Şenocak Hoca'da ne diyor bak IŞİD-El Kaide v.s. İbni Teymiye'ye dayanıyor muşş...

 

Ebu Muhammed Eymen

Bir adım öteside, Bin adım öteside toprak..
Frm. Yöneticisi
SEYYÂH İBN-İ BATUTA'NIN, ŞEYHU'L-İSLÂM İBN-İ TEYMİYYE HAKKINDAKİ İFTİRÂSI:

Şeyhu'l-İslâm rahımehullâh, bu gezginin dediği gibi gerçekten, "İşte Allah, dünya semâsına şu benim inişim gibi iner" demiş midir?

Eğer böyle bir şey dediyse, bu söz veya bu söze uygun cümleler neden kendi kitaplarında yoktur? Aksine bu sözün hılâfına sayısız açıklamalar bulunmaktadır! Bir an dediğini varsaysak bile; pekineden o dönemde çağdaşı olan Rabbânî İslâm âlimleri ve müctehidleri bu sözü, Şeyhu'l-İslâm'dan nakletmediler ya da nakzetmediler?

Yüce Allah'ı mahlûkâta benzetme (teşbîh)'den, misallendirme/örnekleme/benzetme (temsîl)'den, cisimlendirme (tecsîm)'den ve sıfatlarını keyfiyetlendirme (tekyîf)'den sakınma ve sakındırma konusunda hayatı boyunca çok hassas olmuş bir âlimin; tüm yaşam mücâdelesi, i'tikâdı, yetiştirdiği çok sayıdaki âlim ve müctehid talebeleri ve geride bıraktığı sayısız eserleri bu iftirânın yalan olduğuna şahitlik ederken, işi gücü yalan söylemek, iftirâ etmek ve insanları garip, tuhaf söz ve olaylarla etkileyip dikkat çekmek olan bir seyyâhın lafına hiç itibar edilebilir mi? Hem de bu yalana o dönemdeki âlimlerin karşı çıkmasına rağmen... Bu kadar kolay mıdır, bir kimseye iftirâ etmek? Sırf bozuk akîdelerini ıslah etmek için çabaladığı için, bir kimseye hakkın dışında yakıştırmalar uydurarak, onu itibarsızlaştırmaya çalışmak ne kadar büyük âcizliktir! Tarih bu zavallıları kaydetmiştir ve kendi avanelerinden başkasının gözünde de hiçbir itibarları kalmamıştır! Allah, dünyada iken bile suçlarına uygun cezayı kendilerine vermiştir! Yarın, Huzûr-u Rabbi'l Âlemîn'de hallerinin ne olacağını ise, Allah çok iyi bilmektedir!

İbn-i Teymiyye'nin eserlerini okumaktan, anlamaktan âciz olanlar, sırf kendi akîdelerine aykırı sözler söylediği için bu mübarek âlime muhalefet etmişlerdir. Keşke aleyhlerinde söylendiğini anladıkları kadar, ne söylendiğine de bakıp i'tikâdlarını düzeltselerdi! Böylesi, kendileri için daha hayırlı olurdu...

Uydurulmuş o hikâyeye gelelim...

Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye’ye, çağdaşı mutasavvıf, kelamcı ve bid’atçi hasımlarından çokça iftirâlarda bulunulduğu gibi, çağından sonra günümüze kadar da bu durum devam edecek gibi görünmektedir. Ancak bu iftirâlar arasında en şaşırtıcı olup hasım bid’atçilerin dayanak kabul ettikleri iftirâ ise gezgin İbn Batuta’nın, "Rihletu İbn-i Batuta (İbn-i Batuta Seyâhatnâmesi)" diye tanınıp meşhur olmuş "Tuhfetu’l-Enzâr..." adını taşıyan eserinde -Allah’tan layıkı ile muamele görmesini dileriz- söylediği şu sözlerdir:

"726 yılı muazzam Ramazan ayı 9’una tesadüf eden perşembe günü Şam’ın Dımeşk şehrine vardım... Dımeşk’de Hanbeli fukahasının büyüklerinden Şam’ın büyüğü ve çeşitli ilim dalları hakkında söz söyleyen Takıyyu’d-Dîn İbn-i Teymiyye vardı. Ancak aklı pek yerinde değildi. Dımeşk’liler onu çokça ta’zim eder, o da minbere çıkıp, onlara vaazlar verirdi..." diye sözlerini sürdürür ve daha sonra şunları söyler:

"Mescidin minberinde insanlara vaaz ederken cuma gününde huzurunda bulundum. Onlara öğüt veriyordu, söylediği sözler arasında şu da vardı:

Allah dünya semâsına benim şu inişim gibi iner, dedi ve minberin basamaklarından bir basamak indi. İbnu’z-Zehrâ diye bilinen Mâlikî mezhebine mensup bir fakih ona karşı çıktı ve onun söylediği bu sözü reddetti. Fakat herkes bu fakihe karşı çıktı, elleriyle, ayakkabılarıyla ona alabildiğine vurdular ve nihayet sarığı da düştü..."

İbn-i Batuta daha başka yalan ve iftirâlarını da bunların akabinde sıralamaya devam etmektedir. (Bkz. Er-Rıhle, I, 102, 109, 110, Tahkîk: Dr. Ali el-Muntasır el-Kettânî, Muessesetu'r-Risâle Baskısı.)

İbn Batuta’nın iftirâ sözleri bu. Bundan dolayı Şeyh Ahmed b. Îbrâhîm b. Îsâ "el-Kasidetu’n-Nûniyye" (Şerhu'l-Kasideti'n-Nûniyye, 1, 497)'ye yazdığı şerhinde şu sözleri söylemektedir: "Böyle bir yalandan Allah’a sığınırız. Bu yalanı söyleyen Allah’tan korkmaz mı? Bu iftirâda bulunan utanmaz mı?

İbn-i Batuta, Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye'ye iftirâ ederek, onun, Dimeşk'de bir mescidin minberinin basamağından bir basamak inerek "Allah dünya semâsına işte benim indiğim gibi iner" dediğini söylediğini/gördüğünü iddia (iftirâ) etmiştir. Mâlikî fakihlerinden İbn-i Zehrâ bu adamın sözlerine karşı çıkmıştır. (Bkz. Rıhle, 1/102, 109, 110)

İbn Batuta, Dımeşk'e 726 yılı 9 Ramazan'da geldiğini söylemektedir. İbn Teymiyye o sırada el-Kal'a'da hapiste idi. Bu durumu talebesi Hâfız Muhammed b. Ahmed b. Abdu'l-Hâdî Tabakâtu'l Hanâbile'de zikretmiştir.

Ebu'l Ferac: "Şeyhu'l-İslâm, 726 yılı Şaban ayının 6. gününden Zilkade ayının 28. gününe kadar el-Kal'a'da hapiste kaldı." (İbn-i Receb, ez-Zeyl alâ Tabakâti'l Hanâbile, 2/405)

Yalan söylemeyi ve iftirâ etmeyi meslek edinmiş bu türden adamlara, Peygamber Efendimizin Hadisiyle cevap veriyoruz. "Eğer utanmazsan dilediğini yap!" (Buhârî, Edeb, Bâbu İzâ lem testehı fef'al mâ şi'te, 78)

İbn Batuta’nın çokça yalan söylediğinin delillerinden birisi de onun seyâhatnâmesinde naklettiği çok acaip hikâyeleridir. O kadar ki, İbn Haldûn bu seyâhatnâmeden bir miktar nakillerde bulunduktan sonra şunları söylemektedir:

"... Onun anlattığı şeylerin çoğunluğu Hint ülkesinin hükümdarı ile ilgili olup onu dinleyenlerin çokça garip karşılayacağı halleri ile ilgili anlattıklarıdır... Nihayet o bu kabilden hikâyeler anlattı, bu sefer insanlar kendi aralarında onun yalancı olduğunu söylemeye koyuldular. O günlerde Sultan Faris b. Vardar’ın veziri ile karşılaştım. Bu hususta onunla konuştum ve ben bu adamın insanlar tarafından yaygın bir şekilde yalanlanmış olması dolayısıyla vermiş olduğu haberleri kabul etmediğini gördüm." (İbn Haldûn, Mukaddime, II, 565, Tahkîk: Ali Abdu'l-Vâhid Vâfi)

Şimdi bu iftirâdan medet umanlara soruyoruz. Moğol İstilası esnasında Moğol hükümdarı Kazan Han'ın karşısına büyük bir cesaret, vakar ve soğukkanlılıkla çıkıp, yanında herkesin korkudan titrediği o zâlime karşı en belîğ ifadelerle Müslümanların haklarını savunan ve yaptıkları zulümlerden dolayı kendisine nasihat eden bir kimseye, iftirâda böylesine aşırı gitmek ne büyük cüretkarlıktır! Bu cüretkarlık, insaf ve adalete mi dayanıyor yoksa cehalete mi? Şeyhu'l-İslâm'a karşı yalan söylerken bu kadar kahraman(!) kesilenler, Moğol istilası esnasında, o, cephede zâlimlere karşı kılıç sallarken, hangi köşelerde zikir çekmekle meşguldüler acaba? O müfteriler ve bu insafsız iftirâya çanak tutanlar; Moğol mezâlimi karşısında cesaretlerini mi kaybetmişlerdi? Ümmetin Şeyh’ine iftirâ ederken dilleri şakıyanların, Moğol hükümdarı ve komutanları karşısında nutukları mı tutulmuştu? O zamanlarda, ümmet zulümler altında inim inim inlerlerken, feryatları gök kubbeyi inletirken, sizlerin o merhamet ve şefkat âbidesi(!) ğavs'larınız, kutb'larınız size ve tüm mazlumlara neden yardıma gelemediler? Arkanızda evliyâ (!) ordusuyla Cengiz Han'ı sürklase etseydiniz ya! Yoksa siz mi onları yardıma çağırmadınız! Sizde durum böyle, ya Şeyhu’l-İslâm’da durum nedir? O da, sizin gibi, hasmından intikam alma ve onları itibarsızlaştırma sevdalarına mı düştü? Onu ve onun akîdesini sizden ayıran ayırıcı çizgilerden bir tanesi de işte budur! Hakkı savunan ve davası hak olan kimse, muhaliflere taşkınlık yapmaz, hakkın dışına çıkarak, tabir-i caizse belden aşağı vurmaz. Bu nedenle de o mübarek Şeyh -İbn-i Teymiyye- daha sonra kendisine muhalefet eden herkesten intikam alacak bir imkana ve iktidar gücüne sahip olduğu halde, onlardan asla intikam almamıştır. İşte hak yolunun yolcusunun muhteşem davranışı budur! Allah ona rahmetiyle karşılık versin.

Meyve veren ağacı taşlayan câhillerin yaptığı gibi yapmayın. Üzüm yemek istiyorsanız, bağa, bağcıya ve asmalara zarar vermeden üzüm yeyin ama nankörlük etmeyin! İbn-i Teymiyye’ye, sevgide aşırı gidenler olabilir. Bu durumu Şeyhu’l-İslâm’a saldırı malzemesi yapmayın! Bu durumu o istemedi. Siz de, ona buğz’da aşırı gidenler değil misiniz? Bu durumu da o istememişti hatta böyle yapanlardan razı olmamıştı. Bu nedenle bir kimseye karşı sevgi besleyenler de, sevmeyenler de, hatta sevgi ya da buğz’da aşırı gidenler de olabilir. Ama şu bir gerçektir ki, İbn-i Teymiyye’ye sevgi beslemeyen aklıselim, adil, insaflı bir muvahhid kimse göstermek neredeyse imkânsızdır. İtibar edilmeyecek zan, kuruntu ve nefsânî sözleri can simidi görmeyin; o sözler insanı selamet sahiline değil azaba sürükler! Ona düşmanlık edenler, genelde akîdeleri bozuk, sûfî, bid’atçı ve câhil kimselerdir. Onu sevenler ise tüm ümmet ve İslâm âlimleridir. Ümmetin imamı konumundaki çok değerli pek çok âlim de, İbn Teymiyye’nin talebesidir. Yahut da onun ilminden istifade etmişler ve etmektedirler. Onun ilminden yararlanma durumu –inşâAllah- kıyamete kadar da devam edecektir. Ya İbn Teymiyye’ye düşman olanlar kimler? Herkes biliyor ki, akîdeleri bozuk olup da, kendilerini Selef-i Sâlihîn akîdesi üzere ıslah etmeye çalıştığı birkaç güruhtur! Kendilerine iyilik eden bir imama düşmanlık etmek ancak câhillerin sıfatıdır! Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İyiliğin karşılığı iyilikten başkası olabilir mi?” (Rahmân: 60)

İftirâdan başka tutar dalı kalmayan yalancıların yalancı sığınaklarını emniyetli kaleler sanmaktan, Allah Teâlâ tüm kullarını muhâfaza etsin.
 

Müctehid-İmam

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ne diyor cübbeli hoca iyi dinle Allahtan başkasından yardım istenebilir;ama yaradan Allahtır diyor.Zaten Kur'anı kerimde Allah sadece yaratma hususunda ben yaptım/ettim ( yani yarattım diyor ) diğerlerinde hep biz geçer. (Onu biz indirdik biz koruyacağız. gibi v.s. ... )

Sen nasıl küçükken yere düşünce anne diye bağırıyon Allahtan yardım istemiyorsun ( hadi küçükken Allahı bilmion diek) büyüdün Allahı öğrendin kuyuya düştün naparsın yardım istersin ondan bundan bu da onun gibi senden güç kuvvet bakımından büyükAllah indinde makam sahibi kişilerden yardım istemektir. Hiç mi evliyalar menkıbesi okumadınız ?Hadi günümüzdekileri saymayalım geçmişteki tasavvufi kaynakları bari okuyun...
 

Ebu Mervan

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Arap müşrikleride Allah'ın yaratıcı olduğunu biliyorlardı ama Allah ile aralarına tanrıcıklar koyuyorlardı. Aynı sizin yaptığınız gibi. Güya ibn teymiyyenin o sözüne (eğerki varsa bu konuda bilgim yok) "reddiyeler" veriyorsunuz ama cüübbelam gibi adamların " ete kemiğe büründü mahmut diye göründü" kelineleri binbir türlü ifsad olmuş "tevillerle" korumaya çalışıyorsunuz. Allah'a ibadetlerde ortak koşmayın gelin tövbe edin.
 

Abdullah bin Selam

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
"Kürsüden inerken Allah benim gibi iner demiş.Allah'a cisim isnad etmiştir;itikadı sıkıntılıdır."

Bu sözü İbn-i Teymiyenin Kendi eserlerinden kaynak gösterirsen sana söz Ben İbn-i Teymiyeyi takip etmeyi bırakıcam.

Şu ayetin hakikatine neden uymuyorsunuz.

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah´a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.
(Maide, 8)

Hocalarınızda Kulaktan dolma kaynaksız bilgilerle sizi yönlendiriyorlar.Cübbeli Ahmettin o söylemi kesinlikle bir iftiradır.Ve sizin bu yaptığınız tamamen hocalarınızın size aşıladığı Kin ve Nefret duygusundan ileri gelmektedir.İbn-i Teymiyye'ye o kadar iftira attınız ki bu amellerinizle Kendinizi kötü bir akibete sürüklüyorsunuz.Allah için bırakın hocalarının ve takip ettikleri Kaynaklarda yazan iftiraları.Bizzat onun kendi eserinden bu açıklamayı getiriniz.O zaman size hak verelim.Ancak bu şekilde sizi kimse Ciddiye almaz ve boşa kürek çekersiniz.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt