Ihtisasın Kıymeti Ve Tartışmada Asalet

Muddessir

Well-known member
Moderatör
Üye
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Maide, 8)

Bize adil olmayı emrederek her koşulda izzetli kılan Allah'a hamdolsun.

Bu Müslüman bir tıp öğrencisinden kardeşlerine nasihattir.

Müslümanlar olarak zor zamanlardan geçiyoruz. İslam dünyasının çok yönlü problemleri bizleri çözüm aramaya sevkediyor. Ve Allah hepsini aziz kılsın, Müslüman gençler ayağa kalkıyor. Peki bu konuda Allah’ın dininin asılları bizim belirleyicimiz olmalıyken vakıada durum nedir?

Hikmet ve basiretle hakka davet eden kardeşlerime Rabbimden sebat diliyorum. Bugün bu çağrımı yönelttiğim kardeşlerimi ise, batılla ve kin duyduğumuz kavimlerle savaşımızda adaletten uzaklaşmış görmekteyim.

Kardeşlerim bu bir hatırlatmadır ki, biz kinle, galip gelme arzusuyla yanlış yöntemlere meylettiğimizde ancak izzetimizi yitirir ve bu mücadelede Rabbimizin yardımını kaybederiz. Muhataplarımızın gözünde heybetimiz azalır, delillerimiz sıhhatiniz yitirir, gücümüz azalır.

Bir fikir mücadelesine girişmenin esasları nelerdir? Böyle bir istekle yola çıkmadan önce nefsimizde adil bir seçim yapmamız gerekir.

Kardeşim, yanlış bulduğunuz fikirle hak ölçüsünde -profesyonelce- münazara etmeyi mi amaçlıyorsunuz, yoksa sevmediğiniz topluluklara olan kininiz size tartışmayı mı emrediyor?

"..Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Ali İmran, 66)

Kardeşlerim; bir alanda eğitim almamışken, konunun geneline dahi hakim değilken, ayrıntıları hakkında tartışmaktan Allah'a sığınalım.

Bugün genel bir İslami eğitimimiz dahi eksikse ne haddimize derin konularda tartışmalar yapacağız!?Tıp alanında hiç bir bilgimiz yokken, internetten yaptığımız araştırmayla hastalıklar ve tedavileri üzerine ahkam keseceğiz?!

Bu usul Rabbimizin emrine muhalefet etmektir, Alemlerin Rabbine muhalefet eden felah bulamaz. Bu usul müslümanların kalitesini tüketir, cehaleti yaygınlaştırır, düşmanı bize güldürür.

Bu satırların yazılmasının sebebi, sosyal medyada büyük bir kitlesi olan bir hesabın aşı karşıtı paylaşımlarıdır.

Aşıların etkilerinin tartışılmasından ziyade bu tartışmada taraf olan kardeşlerimizin delillerini, metodunu ve konuya yaklaşımlarını eleştirmekteyim.

Bu paylaşım kastımın anlaşılması için bir örnek teşkil edebilir.

Kardeşimizin Afrika'daki yavruların hallerine dair argümanı şudur:

"Açlıktan mı, yoksa üzerinde denenen aşılardan dolayımı bu çocukların kas sistemleri erimiş?

Açlıktan kemikleri sayılan bir çocuk omurgasını bu şekilde dik tutabilir mi?

Tamamen kas sistemini eriten kimyasala mağruz kalmanın resmidir bu!

Peki ya Afrika?

Çocukların bedenlerinden tümörler fışkırıyor!

Bir dakika ya! Aç insanda tümör olur mu? Biz kötü hücrelerimizi beden tolere etsin diye aç kalıyorken nasıl bu insanlar hem aç hemde "tümör, lenfodem, fil, parazit" gibi hastalıklar taşıyabilirler bedenlerinde?"

Durumun aslı ise şudur:

Protein-Enerji Malnutrisyonu (PEM), vücudun gereksinimi karşılayan kalori ve proteinin yetersizliği ile karakterli klinik sendromlar grubudur. Afrika'da çok yaygındır. PEM, bu ülkelerde 5 yaş altı çocuklar arasında, yüksek ölüm oranına yol açan en önemli faktördür. Kwashiorkor ve marasmus olmak üzere kabaca ikiye ayrılır. Yaş ve cins olarak normal kilosunun %60'ı düzeyine düştüğünde çocuğa marasmus tanısı konur. Marasmuslu bir çocuk kas ve yağ dokusu kaybı ile gelişme geriliği gösterir. Kas kitlesi vücudun protein gereksinimini karşılamak için yıkılır. Kas ve deri altı yağ dokusunun bu kayıplarıyla ekstremiteler (kollar ve bacaklar) çok zayıflamıştır. Baş vücuda göre çok büyük görünür. Anemi ve multivitamin eksikliği tabloları ile immün sistem yetersizliği tabloları ortaya çıkar. Eşlik eden enfeksiyonlar genellikle bulunur ve zayıflamış vücutta ek bir strese sebep olur. (Robbins, Temel Patoloji, Beslenme Hastalıkları, 2000)

Kardeşimizin bahsettiği lenfödem ve fil hastalığı, halk arasında aynı anlamda kullanılır. Lenfödem bir hastalık değil bulgudur. W. bancrofti adlı enfektif bir organizmanın sebep olduğu bacaklarda massif ödeme(şişlik) elefantiyaz (fil hastalığı) denir. Afrika'da görülür.

Türkiye'de yapılan 2-3 günlük açlıklarla, Afrikalı bir çocuğun maruz kaldığı açlığı kıyas etmek akla ziyandır. Reçete edilen açlık(otofaji) bir tedavi biçimidir ve bir prosedürü vardır.

Afrika'nın karşı karşıya kaldığı beslenme yetersizliği düzeyi bağışıklık sistemini çökertir. Bu durum kişiyi tüm enfeksiyonlara açık hale getirdiği gibi tümör oluşumunu kolaylaştırır. Zira kanserli hücrenin oluşumu ancak immun sistemle engellenir.

Bu argüman açık ifadesiyle bir münazarada delil getirilemeyecek statüde komik, basiretten uzak ve manipülatiftir.

Adaletten uzaklaşmak tam olarak budur.

Bizler kamuya açık paylaşımlar yaptığımızda, her kelimemizin sorumluluğunu taşıyor olmalıyız. Okuyanlarımızın bir konudaki bilgisizliği, dilediğimizi doğrudan uzak bir şekilde yazmaya itemez.

Ve biz kamu olarak, ehliyete sahip olmadığı halde, bilgisizce ahkam kesen kimselere engel olacak adımlar atmalıyız, zira kültürel normların yüksek olduğu topluluklar ancak değerli sözlerin yükselmesine izin verir.

Kendi ellerimizle cehaletin yayılmasına sebep olamayız.

Çünkü Rabbimiz İslam toplumunu adaleti tesis etmek, yeryüzünde hayrın yayılması ve şerrin önlenmesi için seçmiştir. Ve biz Müslüman olanlarız.

"De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim." (Yusuf, 108)

Sena Nur Aygen

(Alıntı)
 
Son düzenleme:

Ahzab21

New member
İslam-TR Üyesi
Üye
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Maide, 8)

Bize adil olmayı emrederek her koşulda izzetli kılan Allah'a hamdolsun.

Bu Müslüman bir tıp öğrencisinden kardeşlerine nasihattir.

Müslümanlar olarak zor zamanlardan geçiyoruz. İslam dünyasının çok yönlü problemleri bizleri çözüm aramaya sevkediyor. Ve Allah hepsini aziz kılsın, Müslüman gençler ayağa kalkıyor. Peki bu konuda Allah’ın dininin asılları bizim belirleyicimiz olmalıyken vakıada durum nedir?

Hikmet ve basiretle hakka davet eden kardeşlerime Rabbimden sebat diliyorum. Bugün bu çağrımı yönelttiğim kardeşlerimi ise, batılla ve kin duyduğumuz kavimlerle savaşımızda adaletten uzaklaşmış görmekteyim.

Kardeşlerim bu bir hatırlatmadır ki, biz kinle, galip gelme arzusuyla yanlış yöntemlere meylettiğimizde ancak izzetimizi yitirir ve bu mücadelede Rabbimizin yardımını kaybederiz. Muhataplarımızın gözünde heybetimiz azalır, delillerimiz sıhhatiniz yitirir, gücümüz azalır.

Bir fikir mücadelesine girişmenin esasları nelerdir? Böyle bir istekle yola çıkmadan önce nefsimizde adil bir seçim yapmamız gerekir.

Kardeşim, yanlış bulduğunuz fikirle hak ölçüsünde -profesyonelce- münazara etmeyi mi amaçlıyorsunuz, yoksa sevmediğiniz topluluklara olan kininiz size tartışmayı mı emrediyor?

"..Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Ali İmran, 66)

Kardeşlerim; bir alanda eğitim almamışken, konunun geneline dahi hakim değilken, ayrıntıları hakkında tartışmaktan Allah'a sığınalım.

Bugün genel bir İslami eğitimimiz dahi eksikse ne haddimize derin konularda tartışmalar yapacağız!?Tıp alanında hiç bir bilgimiz yokken, internetten yaptığımız araştırmayla hastalıklar ve tedavileri üzerine ahkam keseceğiz?!

Bu usul Rabbimizin emrine muhalefet etmektir, Alemlerin Rabbine muhalefet eden felah bulamaz. Bu usul müslümanların kalitesini tüketir, cehaleti yaygınlaştırır, düşmanı bize güldürür.

Bu satırların yazılmasının sebebi, sosyal medyada büyük bir kitlesi olan bir hesabın aşı karşıtı paylaşımlarıdır.

Aşıların etkilerinin tartışılmasından ziyade bu tartışmada taraf olan kardeşlerimizin delillerini, metodunu ve konuya yaklaşımlarını eleştirmekteyim.

Bu paylaşım kastımın anlaşılması için bir örnek teşkil edebilir.

Kardeşimizin Afrika'daki yavruların hallerine dair argümanı şudur:

"Açlıktan mı, yoksa üzerinde denenen aşılardan dolayımı bu çocukların kas sistemleri erimiş?

Açlıktan kemikleri sayılan bir çocuk omurgasını bu şekilde dik tutabilir mi?

Tamamen kas sistemini eriten kimyasala mağruz kalmanın resmidir bu!

Peki ya Afrika?

Çocukların bedenlerinden tümörler fışkırıyor!

Bir dakika ya! Aç insanda tümör olur mu? Biz kötü hücrelerimizi beden tolere etsin diye aç kalıyorken nasıl bu insanlar hem aç hemde "tümör, lenfodem, fil, parazit" gibi hastalıklar taşıyabilirler bedenlerinde?"

Durumun aslı ise şudur:

Protein-Enerji Malnutrisyonu (PEM), vücudun gereksinimi karşılayan kalori ve proteinin yetersizliği ile karakterli klinik sendromlar grubudur. Afrika'da çok yaygındır. PEM, bu ülkelerde 5 yaş altı çocuklar arasında, yüksek ölüm oranına yol açan en önemli faktördür. Kwashiorkor ve marasmus olmak üzere kabaca ikiye ayrılır. Yaş ve cins olarak normal kilosunun %60'ı düzeyine düştüğünde çocuğa marasmus tanısı konur. Marasmuslu bir çocuk kas ve yağ dokusu kaybı ile gelişme geriliği gösterir. Kas kitlesi vücudun protein gereksinimini karşılamak için yıkılır. Kas ve deri altı yağ dokusunun bu kayıplarıyla ekstremiteler (kollar ve bacaklar) çok zayıflamıştır. Baş vücuda göre çok büyük görünür. Anemi ve multivitamin eksikliği tabloları ile immün sistem yetersizliği tabloları ortaya çıkar. Eşlik eden enfeksiyonlar genellikle bulunur ve zayıflamış vücutta ek bir strese sebep olur. (Robbins, Temel Patoloji, Beslenme Hastalıkları, 2000)

Kardeşimizin bahsettiği lenfödem ve fil hastalığı, halk arasında aynı anlamda kullanılır. Lenfödem bir hastalık değil bulgudur. W. bancrofti adlı enfektif bir organizmanın sebep olduğu bacaklarda massif ödeme(şişlik) elefantiyaz (fil hastalığı) denir. Afrika'da görülür.

Türkiye'de yapılan 2-3 günlük açlıklarla, Afrikalı bir çocuğun maruz kaldığı açlığı kıyas etmek akla ziyandır. Reçete edilen açlık(otofaji) bir tedavi biçimidir ve bir prosedürü vardır.

Afrika'nın karşı karşıya kaldığı beslenme yetersizliği düzeyi bağışıklık sistemini çökertir. Bu durum kişiyi tüm enfeksiyonlara açık hale getirdiği gibi tümör oluşumunu kolaylaştırır. Zira kanserli hücrenin oluşumu ancak immun sistemle engellenir.

Bu argüman açık ifadesiyle bir münazarada delil getirilemeyecek statüde komik, basiretten uzak ve manipülatiftir.

Adaletten uzaklaşmak tam olarak budur.

Bizler kamuya açık paylaşımlar yaptığımızda, her kelimemizin sorumluluğunu taşıyor olmalıyız. Okuyanlarımızın bir konudaki bilgisizliği, dilediğimizi doğrudan uzak bir şekilde yazmaya itemez.

Ve biz kamu olarak, ehliyete sahip olmadığı halde, bilgisizce ahkam kesen kimselere engel olacak adımlar atmalıyız, zira kültürel normların yüksek olduğu topluluklar ancak değerli sözlerin yükselmesine izin verir.

Kendi ellerimizle cehaletin yayılmasına sebep olamayız.

Çünkü Rabbimiz İslam toplumunu adaleti tesis etmek, yeryüzünde hayrın yayılması ve şerrin önlenmesi için seçmiştir. Ve biz Müslüman olanlarız.

"De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim." (Yusuf, 108)

Sena Nur Aygen

(Alıntı)
 

Benzer konular

Üst Alt