Makale Kadın ve Nankörlük

Burhanuddin Aldiyaî

Aktif Üye
İslam-tr Yazar
Kadın ve Nankörlük
30085

Bugün çok ilginç bir hadis okudum, gerçi bildiğim bir hadisti ama herhalde içeriğine fiilen şahid olduğumuz için bugün ayrıca ilginç geldi. Başta Buhari [5198] ve Muslim [6449] olmak üzere birçok hadis kaynağında aktarılan bir hadiste Resûlullah ﷺ der ki: «Cennete muttali oldum, çoğunluk ehlinin fakirler olduğunu gördüm. Cehenneme muttali oldum, çoğunluk ehlinin kadınlar olduğunu gördüm.»

Bunun sebebini de yine başta Buhari [29] ve Müslim [907] olmak üzere birçok hadis kaynağında geçen başka bir hadiste; «Nankörlük edip iyiliği inkâr ederler. Bir ömür birisine iyilik edersin, sonra senden ufak bir şey gördüğünde, senden hiç hayır görmedim der.» şeklinde açıklanmıştır.

Hemen şunu belirtelim ki bu tür hadisler, modern cahiliyenin çağdaş hastalıklı ve feminist fikirler için kadına hakaret, kadını değersiz görmek vb. argümanlarla ciddi eleştiri konusudurlar. Gayrimuslim için İslam’ın kendisi eleştiri konusudur fakat çok üzücüdür ki günün Müslüman kadınları da bu hasta feminist fikirlerden azade değillerdir. Sebep bilgisizlik veya başka şeyler olur, hadislerin amaç ve hedeflerine bakmaksızın bir antipati duyarlar böylesi hadislere karşı. Oysa örneğin bu hadisin amacı, hepsinde olmasa bile çoğunda bulunabilen kötü bir davranışa karşı kadınları uyarmaktır. Peygamber ﷺ çok açık ve net bir şekilde kadınlara diyor ki; bakın sizde böyle böyle olumsuz huy ve davranışlar vardır, bunlara karşı dikkatli olun, kendinizi kontrol edin, hemen duygu krizine girerek nankörlüğe girişmeyin. Aksi halde bu tür davranışlar sizi Allah katında ciddi sorumluluğa maruz bırakır. Açıktır ki bu uyarıyı, ancak kadın için büyük iyilik isteyen yapar.

İşte bundan dolayı olsa gerek Allah Teâlâ Peygamber ﷺ için; «Andolsun ki size kendi içinizden; (her türlü) sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) unun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.» [Tevbe 9/128] demektedir. Bizler de onun izinde olan mü’minler olarak onun yaptığı tavsiyeleri yaparız.

Buradan hareketle bu yazının muhatabı, çağın hastalıklı fikirlerine peyra olmuş olanlar değil, her hâlükârda kendini Kur’an ve Sünnet’e muhatap gören ve her hükmünün büyük hikmetler amaçladığına iman etmiş sadakatli kişilerdir. Çünkü en azından böyle bir platformda onlar nasihate kabildirler. Diğer taraftan birileri hemen karşı pozisyona geçecek endişesine kapılarak Kur’an ve Sünnet’in hükümlerini gizlemek gibi bir aşağılık kompleksine de kapılmayacağız biiznillah.

Neticede hayatın gerçeklerine geldiğimizde, bu hadislerde geçen uyarının ne kadar gerçekçi ve dolayısıyla önemli olduğunu görmek hiç zor değildir. Belki hepimiz hayatımızda şu veya bu şekilde kadınların bu tür olumsuz huy ve davranışlarını görmüş veya şahid olmuşuzdur. Örneğin ufak şeylerde bile duygu krizine girebilen, Allah’ın büyük lütuflarına nail olmasına rağmen, basit şeylerle bile nankörlüğe kayan hatta –akraba, arkadaş- başkasıyla eşini çekiştiren, arkasından konuşan, gıybetini yapıp Kur’an’ın tabiriyle etini yemekten çekinmeyen, eşi için hakaret içerikli sözler sarf eden, ettiren veya hakaret edilmesine ses etmeyen, bu tür aile içi hukuku hiçe sayan davranışlardan sakınmayan, ufak şeyleri bile başkasıyla paylaşarak aile mahremiyetini peymal eden, eşinin gerektiğinde gece gündüz demeden kendileri için hayatından ve rahatından geçtiğini görmeyen, hiçbir şiddet ve kötülük görmediği halde basit şeylerle dahi artık dayanamıyorum, nefret ediyorum, kafayı yiyeceğim gibi nankörlüğün dibi olan sözler sarf eden, eşine yönelik kötü laflara susan, hayatın doğası gereği olan zorluklar dışında bir zorluk çekmediği halde büyük sıkıntılar yaşıyormuş gibi davranan, özellikle kendisini günümüz cahiliye toplumunun kirliliklerinden koruyan ailesinin değerini zedeleyen davranışlar sergileyen, bunlara benzer daha nice olumsuz davranışları olan kadınlar vardır. Üstelik bu tür kadınların bazısı eşine karşı başka, başkasıyla çekiştirirken de başka konuşabilecek kadar münafık tiplidir!..

Allah’ın verdiği o kadar nimete basit şeylerle böyle nankörlük eden kadının (aynı şey erkek için de geçerli) müstahakkı ateş değil de nedir? Neticede bu davranış en başta Allah’ın lütuf ve nimetlerini inkâr etmektir. Bu yüzden Rasûlullah ﷺ bir hadiste; «İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.» [Tirmizi Hadis No. 1954] demiştir. İşte Rasûlullah ﷺ bu hadislerle kadınları bu tür davranışlara karşı uyarmış ve çok dikkat etmeleri gerektiğini söylemiştir. Aksi halde bunun aslında Allah’ın nimetlerini inkâr anlamına geldiğini ve dolayısıyla cezasının da cehennem olacağını söylemiştir.

Müslüman erkeklerde böylesi davranışlar hiç yoktur denilemez belki ama kadınlar kadar çok değildir. Örneğin kötü dahi olsa bir erkeğin eşini ailesine veya bir başkasına kötülediği, kötü laflar ettiği, edilmesine izin verdiği çok nadirattan olur. Bunları yapabilmesi için temelden onursuz olması gerekir. Kendileri baş edemedikleri ciddi sorunlar olmadığı sürece aile içi ufak olumsuzlukları başkasına anlatmak, erkeklik karakterine aykırıdır. Bu yüzden olsa gerek, erkeklere yönelik böylesi bir uyarı yapılmamıştır.

Buna mukabil gerçekten sorunları olan, şiddet gören, dövülen, sövülen, en temel hakları bile ihlal edilen kadınlar da vardır. Bu durumda olan kadınların sorunlarına çare bulmak adına yaşadıklarını başkasına anlatması veya en azından insan olmanın doğası gereği dertleşmek ve ne yapacağını çözmek için birisiyle konuşması, malumdur ki onu hadisin kapsamına sokmaz. Ama asalet çok farklı bir şeydir, böylesi durumlara maruz kaldığı halde, asaletinden ödün vermeyen kadınlara da şahsen şahit oldum.

Sonuç itibariyle insanın bir doğası vardır ve asla melek gibi hatasız olamaz. Nitekim Rasûlullah ﷺ bir hadiste der ki: «Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, yerinize başka bir topluluk getirirdi. Onlar da günah işler, Allah’tan bağışlanma diler ve Allah da onları bağışlardı.» [Muslim Hadis No. 2749]. Yani Allah Teâlâ sizi bir doğa üzere yaratmıştır, ne yaparsanız yapın, melekler gibi hatasız ve günahsız olamazsınız. Önemli olan hata ve günahlarınızda ısrar etmeden pişman olup Allah’tan bağışlanma dilemenizdir. Dolayısıyla aile hayatında da eşler birbirilerinde hoşnut olmayacakları huy ve davranışlar göreceklerdir, bu kaçınılmazdır. Bazen hoşnut olmadıkları davranışlar aslında hata bile olmayabilir, sadece karşı tarafın hoşuna gitmiyordur. Bu sebeple, ne olursa olsun, aile hayatını çekilmez yapmadığı, çok büyük olmadığı ve aile içinde çözümü mümkün olduğu sürece, aile sorunları aile içinde kalmalıdır. Çok ciddi bir gereklilik olmadığı sürece, ailenin hiçbir iç problemini dışa vurmamak lazım. Eşinin kusurlarını, eksikliklerini veya hoşnut olmadığı yönlerini başkasıyla paylaşmak, eş olmaktan çok uzak, en basit tabirle aile eşkıyalığı olur. Bunun idrakinde olmayan bir eş, aile olmanın ne olduğunu hiç anlamamış şuursuz ve pespaye biridir.

Allah her Müslümana, nankör olmayan, olur olmaz sıkıntıları, sinirlenince basit şeyleri bile koşup ailesine, arkadaşlarına vb. kişilere ulaştırmaya kalkışmayan, aile hukukunun şuurunda ve aile sırlarının bilincinde olan, aile olmanın ne demek olduğunu idrak etmiş ve bu asaleti gösterebilen, başkasıyla eşinin etini yemeyen, her hâlükârda eşinin haysiyetini düşünen ve koruyan, ailesini ve eşini hiç kimseye kötülememe, çekiştirmeme asaletine sahib eşler nasib etsin.


Burhanüddin Aldiyaî
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Amiiinnn... Küçük bir kötülükte dahi, "geçmişte yapılan tüm iyilikleri yok saymaya meyilli olan bizlere" bu yüzden boşama hakkı verilmemiş olsa gerek. O hak bize verilse idi, evlilik namına bir şey kalmazdı Allahu alem.

Not: Bahsedilen yapıdan uzak değilim, ancak bu hadisi öğrendiğim günden beri dikkat etmeye çalışıyorum. Elhamdülillah ki fıtratı ve beraberinde nasıl yola getirileceğini öğreten bir dinimiz var.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt