Mescid-i Haram'da Yapılan Iyilik Ve Kötülükler !

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Frm. Yöneticisi



Atâ'ya göre: "Mescid-i Haram çevresi ile birlikte mescit sayılır. Yani Harem bölgesinin neresinde olursa olsun kılınan iki rekât namaz için yüz bin rekât namaz sevabı yazılır." Bu ister Mina'da olsun, ister Müzdelife'de olsun her rekât, yüz bin rekât sayılmaktadır. Çünkü Müzdelife de, Mina da harem bölgesi içerisindedir. Mekke'nin evlerinin tamamı hatta haremin en ücra yerine kadar aynıdır.

Ata (rahimehullah) buna şu ayet-i celileyi delil göstermektedir:

"Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir." (İsra, 1)

Âyet-i kerimede Rasulullah'ın Mescid-i Haram'dan alınarak götürüldüğü zikredilmiştir. Bunun zahirine bakıldığında Rasulullah'ın Mescid-i Haram'ın içinde uyumuş olması icab etmektedir.

Halbuki Rasulullah (sav) mescidin bizzat içerisinde değil bilakis Ümmü Hani'in evinde uyumaktaydı. Ümmü Hani'nin evi mescide dahil değildi. Bu da gösteriyor ki sadece Mescid-i Haram'ın içi değil Mekke ve çevresi de Mescid-i Haram'ın hükmündedir.

Bütün bu bölgede iyilikler kat kat artar, kötülükler ise büyür. Dikkat edin kötülükler artmıyor, sadece büyüyor. Bu Allah'ın bir lütfudur. Nitekim bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmuştur:

"Mescid-i Harama girmekten menedenlere ve orada zulm ile doğru yoldan saptırmak isteyenlere acı bir azab tattırırız." (Hacc, 25)

Bu nedenle İbn Abbas gibi bazı sahabeler Mekke'de yaşamaktan korkmuş ve orayı terk edip Taife gitmişlerdir. İbn Abbas (ra) "İyiliklerin katlandığı gibi kötülüklerin de büyük olarak değerlendirildiği bir beldede oturmam" demiştir.

Abdullah bin Ömer (ra)'ın da iki tane çadırı vardı. Biri Harem bölgesi dışındaki yerde diğeri de Harem bölgesinin içinde idi.

Hanımına kızdığı zaman onu Harem bölgesi dışındaki çadırına götürür orada ona sitem eder ve kızgınlığını orada giderirdi. Aile efradından razı olunca ve hayırlı sözler söylemeye müsait olunca da Harem bölgesindeki çadırına dönerdi. Evet, onun iki çadırı vardı, iki...

Evet, bu insanlar Cenneti istiyorlardı. Ona çok âşık ve düşkünlerdi. Bizlere benzemiyorlardı. Hatta günümüzdeki Mekke ve Medine halkına bile; "Sen Mekke'de yaşıyorsun veya Medine'de yaşıyorsun" dediğinde cevapları şu oluyor; "Rabbimiz bize edepli olmayı lütfetsin" (bu kutsal topraklara yakışır şekilde davranmayı nasip etsin).

Ey Mekke'li Ömer ne dersin?

Evet, Harem, kutsal yerler edeb ister edeb. Fakat sen Mekke'de oturur da haccetmek için o kutsal topraklara gelen genç kızları kovalarsan veya faiz yersen yahut yalan söylersen ya da müslümanları aldatırsan vay haline. Allah'dan kork Allah'dan.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt