Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
ÇözüldüMüslüman Kimse, Müşrik Anne Babası veya Kimsenin Cesedini Yıkayıp Kefenleyebilir, Taziyesine Katılabilir mi?
İman etmiş biri müşrik olan annesinin babasının veya akrabasının ölüsünü yikayabilirmi kefenliyebilirmi ve taziyesine katılabilir mi. Esselamun aleykum
Önce selam sonra kelam;
Ayrıca soru konu başlığına dikkat edin, nasıl düzelttim , "ölülerin Yıkanması" diye soru başlığı olmaz.
Aleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;
Âlimlerin çoğunluğuna (cumhur) göre Müslüman bir kimsenin, muşrik/putperest/kâfir / laik yakınını yıkaması ve kefenlemesi câiz değildir.
"Peygamber ve mûminlerin, muşrikler için -yakınları da olsalar- bağışlanma dilemeleri caiz değildir." (Tevbe 113)
Buradan ulema, cenaze namazı kılma, yıkama gibi dini şeairin muşriklere uygulanamayacağını istinbat etmiştir.
Hanefilerden bazı âlimler Eğer hiç kimse yoksa ve cenazenin ortada kalması fitneye sebeb olacaksa, sadece defnetmeye yardımcı olabilir, ama bunu ibadet niyetiyle değil, insanlık gereği yapabilir. Nitekim Ali (r.anh), babası Ebu Tâlib’in cenazesini gömülmesi için hazırlamış, fakat yıkama/kefenleme yapmamıştır. Burada amaç, insani yönden kabirde bırakılmaması ve kötü kokmaması için defin işlemine destek olmaktır.
Ali (r.anh)'dan demiştir ki: (Babam Ebû Talib ölünce) Nebi (s.a.v.)'e (vardım ve):Senin dalâlette olan amcan öldü, dedim.
"Git baba'nı kabr'e koy! Sonra yanıma gelinceye kadar(kimseye bununla ilgili) bir söz söyleme" buyurdu.
Bunun üzerine gidip O'nu kabre koydum ve (Nebi'in) yanına geldim. Bana yıkanmamı emretti. Ben de yıkandım. Bana dua etti. (Ebu Davud, Kitabu't Cenâiz, Bab 64 - 66, Hadis no: 3214)
قال عليّ رضي الله عنه: لما أخبرت النبي ﷺ بوفاة أبي طالب بكى، ثم أمرني: «اغسله وكفّنه ثم ادخله القبر». ففعلت ذلك وعدت إليه، فقال لي: «اغسل». واستمر النبي ﷺ في الاستغفار له أياماً من دون أن يخرج من بيته. ثم نزل عليه جبريل عليه السلام بهذه الآية: «وما كان للنبِيِّ والمؤمنين أن يستغفروا للمشركين ولو كانوا أقاربهم» [التوبة: 113].
Ali (r.anh) dedi ki: Ebû Talib'in öldüğünü Nebi (s.a.v.)'e haber verdiğim zaman Rasûlullah (s.a.v.) ağladı.
Sonra bana -git Onu yıka, kefenle, sonra da kabre koy- buyurdu.
Ben de bu emri yerine getirip yanına döndüm.
Bana - git yıkan- buyurdu.
Rasûlullah (s.a.v.) evinden çıkmadan Onun için günlerce istiğfara devam etti. Bunun üzerine Cebrail (a.s) kendisine şu âyet-i kerimeyi indirdi.
"Akraba bile olsalar cehennemin halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek, ne Nebi'nin ne de inananların yapacağı bir iş değildir." (Tevbe 113)" (İbn Sâd, et-Tabakâtu'l-Kubrâ)
Taziyeye katılmak Câizdir.
Müslüman, gayr-ı muslim bir komşusunun, akrabasının veya ebeveyninin ölümü üzerine taziyede bulunabilir. Ancak taziye esnasında kâfir kişin cenaze yakınlarına "Allah rahmet etsin" veya "mekânı cennet olsun" gibi rahmet ve dua içerikli sözleri söylenmez.. Bunun yerine: "Başınız sağ olsun", "Allah Size sabır versin" gibi dünyevi teselli sözleri kullanılır.
Not:
Ebû Talib'in asıl adı "Abdumenaf'tır. Ebû Talib Nebiliğin onuncu yılında hicretten üç yıl önce vefat ettiği zaman 78 yaşında idi,