Çözüldü Sadece Farz İbadetler Cennet İçin Yeterli mi ?

Hacı M.

Üye
Üye
Selamün aleyküm değerli hocam,
aşağıdaki hadis sahih mi ?
Sahih ise Sadece Farz ibadetleri yerine getirerek ve Namazların sadece Farzlarını kılarak Cennete girmek mümkün mü ?
Birde Namazda hep aynı sureleri okumak caiz mi ?
Mesela ikindi'nin sünnetinde 1 ve 2. Rekatta zammı sure olarak kevser ve İhlas okuyup 3 ve 4. Rekatta da yine kevser ve ihlas okumakta sorun var mı ?
Rabbim size dünyada ve ahirette iyilik versin...

Hadis:
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e Necid ahâlisinden bir adam geldi. Saçları karışıktı. Kulağımıza sesinin mırıltısı geliyordu, ancak ne dediğini anlayamıyorduk. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e iyice yaklaşınca gördük ki, İslâm'dan soruyormuş.

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

"Gece ve gündüzde beş vakit namaz" demişti ki adam tekrar sordu:

"Bu beş dışında bir borcum var mı?" Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

"Hayır ancak istersen nâfile kılarsın." dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

"Ramazan orucu da var." deyince adam:

"Bunun dışında oruç var mı?" diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

"Hayır! Ancak dilersen nâfile tutarsın." dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona zekâtı hatırlattı. Adam:

"Zekât dışında borcum var mı?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

"Hayır, ama nâfile verirsen o başka!" dedi. Adam geri döndü ve gider ayak:

"Bunlara ilâve yapmayacağım gibi noksan da tutmayacağım." dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) da:

"Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir." buyurdu. Veya "Sözünde durursa cennetliktir." buyurdu.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
Âleykum selam we rahmetullahi kardeşim;

...Talha b. Ubeydillah (r.anh)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Necid'lilerden, saçları dağınık bir adam Rasûlullah (s.a.v.)'a geldi: Sesinin fısıltısı duyuluyor, fakat iyice yaklaşmadıkça ne dediği anlaşılmıyordu. (Yaklaşınca) bir de ne görelim. Rasûlullah (s.a.v.)'a İslâm (farzların)dan soruyor;
Rasûlullah (s.a.v.): “Gece ve gündüzde beş (vakit) namaz"(sana farzdır)" buyurdu.
Adam: Bana onlardan başkası yok mu? diye sordu.
Efendimiz: "Hayır, ama nafile kılarsan mustesna','cevabını verdi.
Peygamber Ramadan ay'ının orucunu söyledi.
Adam yine: Bana ondan başkası yok mu? diye sordu.
Rasûlullah: " Nafile tutmandan başka yok','buyurdu.
Efendimiz bundan sonra zekâtı zikretti.
Adam: Bana ondan başkası yok mu? diye sordu.
Peygamber (s.a.v.): "Hayır, fakat sadaka vermen mustesna" buyurdu.
Bunun üzerine bu adam: Vallahi, ne bunu artırırım ne de eksiltirim, diyerek dönüp gitti.
Rasûlullah (s.a.v.) (arkasından); "Eğer doğru söylüyorsa, kurtuldu','buyurdu.
(Ebu Davud, Salat, Bab 1, Hadis no: 391; Buhârî, hıyel 3; iman 3; savm I; şehâdât 26; Muslim, iman 8-9; Nesâî, salât 4, siyam 1, iman 23; Muvatta', sefer 94; Dârimi, 208; Ahmed b. Hanbel, I, 162)
Hadis sahihdir.

Cumhurun görüşü şudur: İslâm, zahirî bağlanma, ve Peygamber'in getirdiklerine boyun eğmedir.
İman ise, noksan sıfatlardan munezzeh kemâl sıfatlarla muttasıf olduğunu bilerek Cenab-ı Allah'ın varlığım, melekleri, kitabları, peygamberleri, âhirat gününü ve Muhammed aleyhisselâmın getirdiği her şeyi seksiz şubhesiz tasdik etmektir.
Buna göre iman ve İslâm birbirinden ayrı olmaktadır.

İmam Şafiî şöyle der: "İman, kalb ile tasdik, dil ile ikrar ve erkân ile ameldir."
Buna göre de iman ile İslâm bir olmuş oluyor. Şafiî'nin bu görüşü, Mâlik, Ahmed ve ashab-ı hadisten de nakledilmiştir.

Hadis-i şerifte üç defa tekrarlanan istisnaların, hem munkatı, hem de muttasıl olmaları mümkündür. Şâfiîler bunu "lâkin" manasına munkatı kabul etmişler ve "ancak senin tetavvu olarak yapman mustehabdır" şeklinde anlamışlardır. Bundan dolayı da "Nafileye başlayınca bitirmek vâcib değil, mustehabdır" demişlerdir.

Hanefîler ve Mâlikîler ise, muttasıl kabul etmişlerdir. Buna göre mana, "Hayır ama, tetavvuya başlarsan tamamlaman vâcib olur" şeklinde terceme etmişlerdir.
"Amellerinizi bozmayınız" (Muhammed 8) âyet-i kerimesi ve tetavvu olarak başlanan bir haccın tamamlanmasının ittifakla vâcib oluşu bu görüşü daha haklı çıkarmaktadır. Bu görüş sahiblerine göre başladığı bir nafile ibâdeti tamamlamayıp yarıda kesen kimsenin kaza etmesi vâcibdir.

Hadis-i şerifin sonunda, Peygamber'in adamın cevablarına karşı "eğer doğru ise kurtuldu" buyurması, bu zâtın "Vallahi bunu eksiltmem" demesi ile alâkalıdır. "Artırmam" demesi ile ilgili olamaz. Çünkü sadece farz ve vâcibleri ifâ etmekle kurtuluşa eren bir kimsenin bunlara ilâve olarak sünnet ve nafileleri de işlemesi durumunda evleviyetle kurtuluşa ereceği gayet açıktır. Gerçi, bu hadiste İslâmın bütün erkânı zikredilmediği için bu kadarcık bir amelle insan nasıl felaha erebilir, şeklinde bir soru hatıra gelebilir. Fakat, bu hadisin Buhâri'deki rivayetinin sonunda zikredilen "Rasûlullah (s.a.v.) ona İslâm'ın esaslarını haber verdi..." ifâdeleri bu soruya cevab olur.
Ayrıca, bu zâtın "Ben vallahi bunu ne artırır ne eksiltirim" demekten maksadı, kendisi kavminin elçisi olabileceği için, "hâdiseyi olduğu gibi haber veririm, senin sözüne ne bir şey ilâve eder, ne de bir şey eksiltirim" manâsında olma ihtimali de vardır.



Namazların belli rekatlarında zamm-ı sure olarak sunnet olmadığı halde kişinin kendi kendine bir tutum sergileyerek belli sureleri okuması ; eğer bu surelerin okunuşunu sunnet olarak kabul etmeyerek okuyorsa ve başka surelerin de okunabileceğini mubah görüyorsa câizdir.

Sabah namazının sünnetinin ilk rekatında Kâfirun, ikinci rekatında ihlas suresini okumak ise sunnettir.
 
Üst Alt