Sâra fi'l Leyli Wâhîden
Cihâd Diyarına Gitmeyi Amaçlayarak Gece Tek Başına Yürüdü
سَارَ فِي اللَّيْلِ وَحِيدًا
سَارَ فِي اللَّيْلِ وَحِيدًا، قَاصِدًا أَرْضَ الْجِهَادِ
هَارِبًا يَرْجُو نَجَاةً، وَرِضَى رَبِّ الْعِبَادِ
سَارَ فِي اللَّيْلِ وَحِيدًا، قَاصِدًا أَرْضَ الْجِهَادِ
هَارِبًا يَرْجُو نَجَاةً، وَرِضَى رَبِّ الْعِبَادِ
صَاحَتِ الدُّنْيَا عَلَيْهِ: كَيْفَ تَنْسَى ذِكْرَيَاتِي؟
قَالَ: لَا أَبْغِيكِ دَارًا، فِي السَّمَا كُلُّ مُرَادِي
جَالَتِ الْأَفْكَارُ فِيهِ: كَيْفَ تَنْسَى وَالِدَيْكَ؟
كَيْفَ تَتْرُكُهُم حَيَارَى؟! بِرَّهُمْ فَضْلٌ عَلَيْكَ
قَالَ: لِلَّهِ اسْتَجَبْتُ, يَوْمَ أَنْ نَادَى الْمُنَادِي
شَاكِيًا حَالِي إِلَيْهِ، وَهْوَ رَحْمَانُ الْعِبَادِ
وَتَرَاءَتْ أُصْبُعُ اللَّوْمِ, تَقُولُ لَهُ: أَتَعْلَمْ؟
إِنَّ لِلْأَزْوَاجِ حَقًّا، وَلِأَبْنَاءٍ سَتَنْدَمْ
قَالَ: مَا كُنْتُ لِأَرْضَى عَيْشَ ذُلٍّ بَيْنَ أَهْلِي
بَلِّغُوا أَنَّ عَزَائِي نَصْرُي للدين مقدم
قَالَ: مَا كُنْتُ لِأَرْضَى عَيْشَ ذُلٍّ بَيْنَ أَهْلِي
بَلِّغُوا أَنَّ عَزَائِي نَصْرُي للدين مقدم
وَالْتَقَى الصَّفَّانِ زَحْفًا، وَرَأَى ظِلَّ الْمَنُونِ
فَمَشَى مِشْيَةَ كِبْرٍ, مُرْهِبًا ذَاتَ الْقُرُونِ
وَالْتَقَى الصَّفَّانِ زَحْفًا، وَرَأَى ظِلَّ الْمَنُونِ
فَمَشَى مِشْيَةَ كِبْرٍ, مُرْهِبًا ذَاتَ الْقُرُونِ
صَالَ فِي الْحَرْبِ وَجَالَ، مُسْعِرَ الْحَرْبِ الزَّبُونِ
أَشْبَعَ الْأَعْدَاءَ قَتْلًا، فَاتِحًا أَعْتَى الْحُصُونِ
صَالَ فِي الْحَرْبِ وَجَالَ، مُسْعِرَ الْحَرْبِ الزَّبُونِ
أَشْبَعَ الْأَعْدَاءَ قَتْلًا، فَاتِحًا أَعْتَى الْحُصُونِ
سَارَ فِي اللَّيْلِ وَحِيدًا
Geceleyin Tek Başına Yürüdü
سَارَ فِي اللَّيْلِ وَحِيدًا، قَاصِدًا أَرْضَ الْجِهَادِ
Cihad diyarına yönelerek, Geceleyin tek başına yürüdü
هَارِبًا يَرْجُو نَجَاةً، وَرِضَى رَبِّ الْعِبَادِ
Rabb'inin rıdasını umarak, insanların kurtuluşu için yola çıkmıştı.
سَارَ فِي اللَّيْلِ وَحِيدًا، قَاصِدًا أَرْضَ الْجِهَادِ
Cihad diyarına yönelerek, Geceleyin tek başına yürüdü
هَارِبًا يَرْجُو نَجَاةً، وَرِضَى رَبِّ الْعِبَادِ
Rabb'inin rıdasını umarak, insanların kurtuluşu için yola çıkmıştı.
صَاحَتِ الدُّنْيَا عَلَيْهِ: كَيْفَ تَنْسَى ذِكْرَيَاتِي؟
Dünya Ona seslendi: “Hatıralarımı nasıl unutursun?”
قَالَ: لَا أَبْغِيكِ دَارًا، فِي السَّمَا كُلُّ مُرَادِي
O dedi ki: “Seni yurt edinmek istemiyorum; bütün arzum göklerdedir.”
جَالَتِ الْأَفْكَارُ فِيهِ: كَيْفَ تَنْسَى وَالِدَيْكَ؟
Düşünceler (vesveseler) zihninde dolaştı: “Anne ve babanı nasıl unutursun?”
كَيْفَ تَتْرُكُهُم حَيَارَى؟ ! بِرَّهُمْ فَضْلٌ عَلَيْكَ
“Onları şaşkın ve üzgün halde nasıl bırakırsın? Onlara bakmak Senin üzerinde bir borçtur.”
قَالَ: لِلَّهِ اسْتَجَبْتُ، يَوْمَ أَنْ نَادَى الْمُنَادِي
O dedi ki: “Çağıran çağırdığında, Allah için dâvete icabet ettim.”
شَاكِيًا حَالِي إِلَيْهِ، وَهْوَ رَحْمَانُ الْعِبَادِ
Halimi O'na arz ediyorum; çünkü O kulların Rahmânıdır.
وَتَرَاءَتْ أُصْبُعُ اللَّوْمِ، تَقُولُ لَهُ: أَتَعْلَمْ؟
Kınamayarak O'na dendi ki: “Biliyor musun?”
إِنَّ لِلْأَزْوَاجِ حَقًّا، وَلِأَبْنَاءٍ سَتَنْدَمْ
“Eşlerinin Senin üzerinde hakkı vardır; çocukların için de bir gün pişman olacaksın.”
قَالَ: مَا كُنْتُ لِأَرْضَى عَيْشَ ذُلٍّ بَيْنَ أَهْلِي
O dedi ki: “Ailemin arasında zillet içinde yaşamaya radı olmazdım.”
بَلِّغُوا أَنَّ عَزَائِي نَصْرُي للدين مقدم
“Onlara haber verin ki; Tesellim, dinin yardımını her şeyin önüne koymaktır.”
قَالَ: مَا كُنْتُ لِأَرْضَى عَيْشَ ذُلٍّ بَيْنَ أَهْلِي
O dedi ki: “Ailemin arasında zillet içinde yaşamaya radı olmazdım.”
بَلِّغُوا أَنَّ عَزَائِي نَصْرُي للدين مقدم
“Onlara haber verin ki, Tesellim, dinin yardımını her şeyin önüne koymaktır.”
وَالْتَقَى الصَّفَّانِ زَحْفًا، وَرَأَى ظِلَّ الْمَنُونِ
İki saf savaşmak üzere karşı karşıya geldiğinde ve ölümün gölgesini gördüğünde,
فَمَشَى مِشْيَةَ كِبْرٍ، مُرْهِبًا ذَاتَ الْقُرُونِ
Heybetli ve kendinden emin bir yürüyüşle ilerledi; güçlü düşmanları korkuya salarak.
وَالْتَقَى الصَّفَّانِ زَحْفًا، وَرَأَى ظِلَّ الْمَنُونِ
İki saf savaşmak üzere karşı karşıya geldiğinde ve ölümün gölgesini gördüğünde,
فَمَشَى مِشْيَةَ كِبْرٍ، مُرْهِبًا ذَاتَ الْقُرُونِ
Heybetli ve kendinden emin bir yürüyüşle, güçlü düşmanları korkuya salarak ilerledi.
صَالَ فِي الْحَرْبِ وَجَالَ، مُسْعِرَ الْحَرْبِ الزَّبُونِ
Çetin savaşın ateşini harlayarak, Cihad meydanında atıldı..
أَشْبَعَ الْأَعْدَاءَ قَتْلًا، فَاتِحًا أَعْتَى الْحُصُونِ
En sağlam kaleleri fetheden biri olarak, Düşmanlara ağır kayıplar verdirdi..
صَالَ فِي الْحَرْبِ وَجَالَ، مُسْعِرَ الْحَرْبِ الزَّبُونِ
Çetin savaşın ateşini harlayarak, Cihad meydanında atıldı.
أَشْبَعَ الْأَعْدَاءَ قَتْلًا، فَاتِحًا أَعْتَى الْحُصُونِ
En sağlam kaleleri fetheden biri olarak, Düşmanlara ağır kayıplar verdirdi.