Şeyhülislâm İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle demiştir:
“Günahlar, sahibini Tevhid’in engin bahçesinde dolaşmaktan ve salih amellerin meyvelerini toplamaktan alıkoyan zincirler ve kilitler gibidir.”
(Mecmûʿu’l-Fetâvâ, 14/49)
“Günahlar, sahibini Tevhid’in engin bahçesinde dolaşmaktan ve salih amellerin meyvelerini toplamaktan alıkoyan zincirler ve kilitler gibidir.” Bu ifade, kalbin Allah’a yönelişindeki özgürlüğün ahlâkî arınmayla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyar. Tevhid yalnızca dilde kalan bir ikrar değil, kalbi bağlayan her şeyden kurtulma hâlidir; günah ise bu bağlanmayı tersine çevirerek kulun iradesini zincirler, basiretini kilitler. Kul her günahla hakikatin ferahlığından biraz daha mahrum kalır, ibadetin tadı azalır ve salih ameller zahmetli bir yük hâline gelir.
Oysa kalp temizlendikçe niyet saflaşır, amel kolaylaşır ve kulluk lezzet verir. Tevbe bu zincirleri çözen, istiğfar bu kilitleri açan bir rahmet kapısıdır. Kul, hatasını hafife almadan Rabbine döndüğünde tevhidin genişliği yeniden hissedilir; kalp serbest kalır, amel bereketlenir ve iman canlılık kazanır.
Bu sebeple kulun en büyük mücadelesi, dış engellerden önce iç bağları çözmektir. Nefsin alışkanlıkları, erteleme ve gafletle güç kazanır; farkındalık ve istikrarla zayıflar. Küçük görülen kusurlar kalpte yer edindikçe büyük kopuşlara yol açar. Sürekli muhasebe, samimi dua ve doğru çevre, yürüyüşü diri tutar. Böylece kalp, yüklerinden arındıkça hakikate daha hızlı varır; az amel çok bereket taşır, niyet yol olur, sebat menzil olur.
“Günahlar, sahibini Tevhid’in engin bahçesinde dolaşmaktan ve salih amellerin meyvelerini toplamaktan alıkoyan zincirler ve kilitler gibidir.”
(Mecmûʿu’l-Fetâvâ, 14/49)
“Günahlar, sahibini Tevhid’in engin bahçesinde dolaşmaktan ve salih amellerin meyvelerini toplamaktan alıkoyan zincirler ve kilitler gibidir.” Bu ifade, kalbin Allah’a yönelişindeki özgürlüğün ahlâkî arınmayla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyar. Tevhid yalnızca dilde kalan bir ikrar değil, kalbi bağlayan her şeyden kurtulma hâlidir; günah ise bu bağlanmayı tersine çevirerek kulun iradesini zincirler, basiretini kilitler. Kul her günahla hakikatin ferahlığından biraz daha mahrum kalır, ibadetin tadı azalır ve salih ameller zahmetli bir yük hâline gelir.
Oysa kalp temizlendikçe niyet saflaşır, amel kolaylaşır ve kulluk lezzet verir. Tevbe bu zincirleri çözen, istiğfar bu kilitleri açan bir rahmet kapısıdır. Kul, hatasını hafife almadan Rabbine döndüğünde tevhidin genişliği yeniden hissedilir; kalp serbest kalır, amel bereketlenir ve iman canlılık kazanır.
Bu sebeple kulun en büyük mücadelesi, dış engellerden önce iç bağları çözmektir. Nefsin alışkanlıkları, erteleme ve gafletle güç kazanır; farkındalık ve istikrarla zayıflar. Küçük görülen kusurlar kalpte yer edindikçe büyük kopuşlara yol açar. Sürekli muhasebe, samimi dua ve doğru çevre, yürüyüşü diri tutar. Böylece kalp, yüklerinden arındıkça hakikate daha hızlı varır; az amel çok bereket taşır, niyet yol olur, sebat menzil olur.

