TOKİ Sözleşmesi
Son süreçteki gelişmelere binaen TOKİ’nin ilan ettiği konutlardan ev almanın İslami açıdan caiz olup olmadığı sıkça sorulur oldu. Bu sebeple herkesle paylaşmak istiyorum. Açıkça söylemem gerekirse TOKİ’nin şartnamelerini okuma imkânım olmadı ancak soru soranların açıklamalarına göre bu sözleşmede fıkhi açıdan üç temel pürüz bulunuyor. Bunlar kısaca;
I- Satış için başlangıçta bir bedel konulmuş olsa da, bunun memur maaşlarına göre sürekli değişeceği belirtilmiştir ki bu durum, bedeli meçhul hale getiriyor. İslam hukukunda ise hem satılan malın hem de bedelinin cehalete mahal bırakmaksızın belli olup bilinmesi, akdin sıhhat şartlarındandır. Dolayısıyla sürekli değişerek meçhul hale gelen bedel, akdi batıl yapar.
II- Sürekli yapılacak olan artış her ne kadar enflasyona karşı bedelin güncellenmesi olduğu söylense de, süreye karşı artışa daha yakın duruyor ve bu da faiz şüphesi barındırıyor. Buna ilaveten İslam borç hukukunda; “menfaat celbeden her borç faizdir” şeklinde bir kaide var ve bu borç ilişkisindeki sürekli güncelleme TOKİ’ye menfaat sağlıyor. Dolayısıyla yine faize kapı aralamış oluyor. Faizin haram olmasının yanında, bu tür şartlar ayrıca Hanefilere göre akitleri fasit, cumhura göre ise batıl yapar.
III- TOKİ evi verirken rehin alıyor ve aslında mülkiyeti müşteriye tam olarak geçmiyor. Bu da rehin akdinin de batıl olduğu anlamına geliyor. Çünkü bu akitte müşteri kiracı gibi sadece intifa hakkına sahip olmuş oluyor yani ev mülkiyetine geçmiş değildir. Dolayısıyla mülkü olmayan bir şeyi rehin vermiş oluyor ki bu da batıldır. Dahası satılan malın kendisi semenine karşılık rehin verilip verilemeyeceği mevzusu da fukahâ arasında tartışma konusu olmuştur.
Malumdur ki böyle bir proje, özellikle kiraların çok fahiş olduğu günümüz kent hayatında ciddi bir ihtiyaçtır ve imkânları kısıtlı olan insanlar için büyük fırsat olduğundan ciddi önem taşıyor. Ancak İslami hassasiyeti olan insanlar için bu pürüzlerin giderilmesi gerekirdi fakat belli ki pek kimsenin umurunda değildir. Dahası imkânı kısıtlı olan kesimin ekseriyeti de muhafazakârdır. Hem hükümet ve hem de TOKİ yetkilileri bunu gözetmeliydi. Üstelik çeyrek asırdır muhafazakâr insanlar maslahat diye onları her şeye rağmen ayakta tutuyor. Ne var ki onlar, hiç olmadığı kadar muhafazakârları faize bulaştırdılar.
Son olarak günümüzde yeni fetvalar üreten kendince fıkıhçılar da yok değildir ve muhtemelen buna fetva verenler olacaktır. Orası da artık kalbi tatmin işidir, eğer böylesi fetvalar varsa ve ev almak isteyenlerin kalbini tatmin ediyorsa, o da onların bileceği iştir.
Son süreçteki gelişmelere binaen TOKİ’nin ilan ettiği konutlardan ev almanın İslami açıdan caiz olup olmadığı sıkça sorulur oldu. Bu sebeple herkesle paylaşmak istiyorum. Açıkça söylemem gerekirse TOKİ’nin şartnamelerini okuma imkânım olmadı ancak soru soranların açıklamalarına göre bu sözleşmede fıkhi açıdan üç temel pürüz bulunuyor. Bunlar kısaca;
I- Satış için başlangıçta bir bedel konulmuş olsa da, bunun memur maaşlarına göre sürekli değişeceği belirtilmiştir ki bu durum, bedeli meçhul hale getiriyor. İslam hukukunda ise hem satılan malın hem de bedelinin cehalete mahal bırakmaksızın belli olup bilinmesi, akdin sıhhat şartlarındandır. Dolayısıyla sürekli değişerek meçhul hale gelen bedel, akdi batıl yapar.
II- Sürekli yapılacak olan artış her ne kadar enflasyona karşı bedelin güncellenmesi olduğu söylense de, süreye karşı artışa daha yakın duruyor ve bu da faiz şüphesi barındırıyor. Buna ilaveten İslam borç hukukunda; “menfaat celbeden her borç faizdir” şeklinde bir kaide var ve bu borç ilişkisindeki sürekli güncelleme TOKİ’ye menfaat sağlıyor. Dolayısıyla yine faize kapı aralamış oluyor. Faizin haram olmasının yanında, bu tür şartlar ayrıca Hanefilere göre akitleri fasit, cumhura göre ise batıl yapar.
III- TOKİ evi verirken rehin alıyor ve aslında mülkiyeti müşteriye tam olarak geçmiyor. Bu da rehin akdinin de batıl olduğu anlamına geliyor. Çünkü bu akitte müşteri kiracı gibi sadece intifa hakkına sahip olmuş oluyor yani ev mülkiyetine geçmiş değildir. Dolayısıyla mülkü olmayan bir şeyi rehin vermiş oluyor ki bu da batıldır. Dahası satılan malın kendisi semenine karşılık rehin verilip verilemeyeceği mevzusu da fukahâ arasında tartışma konusu olmuştur.
Malumdur ki böyle bir proje, özellikle kiraların çok fahiş olduğu günümüz kent hayatında ciddi bir ihtiyaçtır ve imkânları kısıtlı olan insanlar için büyük fırsat olduğundan ciddi önem taşıyor. Ancak İslami hassasiyeti olan insanlar için bu pürüzlerin giderilmesi gerekirdi fakat belli ki pek kimsenin umurunda değildir. Dahası imkânı kısıtlı olan kesimin ekseriyeti de muhafazakârdır. Hem hükümet ve hem de TOKİ yetkilileri bunu gözetmeliydi. Üstelik çeyrek asırdır muhafazakâr insanlar maslahat diye onları her şeye rağmen ayakta tutuyor. Ne var ki onlar, hiç olmadığı kadar muhafazakârları faize bulaştırdılar.
Son olarak günümüzde yeni fetvalar üreten kendince fıkıhçılar da yok değildir ve muhtemelen buna fetva verenler olacaktır. Orası da artık kalbi tatmin işidir, eğer böylesi fetvalar varsa ve ev almak isteyenlerin kalbini tatmin ediyorsa, o da onların bileceği iştir.
Burhanüddin Aldiyaî
