Tunuslu Siyasi Analist Aide ibn Ömer

Culeybib Horasani Çevrimdışı

Culeybib Horasani

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Tunuslu Siyasi Analist Aide bin Ömer عايدة بن عمر İrancıları neden sevmediğini açıklıyor.
(Tercüme E. A.)

Bazıları bana, neden İran yanlılarına karşı sert bir üslup kullandığımı soruyor. Benim cevabım şudur:

Yıllar önce, Musul’dan faziletli hoca Suad es-Seb‘âvî bana, “Râfizîlerin hapishanelerini ve oradaki tecavüz odalarını” anlattı. Bu odalara “Âişe odaları” adı veriliyordu. Bu yerlerde Irak’ta, boğazlanan bir coğrafyada, Ehl-i Sünnet kadınlarının onuru ayaklar altına alınıyor; toplu tecavüz partileri düzenleniyordu. Bakireler, anneler, nineler tecavüze uğruyordu. Bazen babaları ve oğulları da getirilip elleri bağlı, zincirlenmiş şekilde bu iğrençlikleri izlemeye zorlanıyordu. Erkekler öyle çığlıklar atıyordu ki, birçoğu aklını yitiriyor, deliliğe sürükleniyordu.

Bu asil hanım bana şunu da anlattı: Evi Amerikalılar tarafından basıldığında, kocası eski rejim kadrolarından olduğu için, duvardan atlayarak kaçmıştı. Büyük bir ilmî birikime sahip olmasına rağmen, tecavüze uğrayan kadınlar ona “intihar caiz midir?” diye sorduklarında dili tutuluyor, sağır kesiliyordu. Çünkü bu kadınlar yeniden topluma uyum sağlayamıyor, kendilerinden ve çevrelerinden nefret ediyorlardı.

Ben de yaklaşık on beş yıldır İstanbul’da yaşıyorum. İnsan hakları faaliyetleri, siyasi ve akademik etkinlikler içinde aktif olarak yer aldım. Suriye’deki Esed rejiminin mağduru kadınlarla yapılan onlarca etkinliğe, konferansa ve dinleme oturumuna katıldım. Orada anlatılanlara göre, Şamlı özgür kadınlar camilerde tecavüze uğruyor, çığlıkları minare hoparlörlerinden yayınlanıyordu; bu, ümmeti ve sahabe yolunun takipçilerini aşağılamaya yönelik bir sahneydi. Esed’in şebbihaları, oğulu annesine, babayı kızına tecavüz etmeye zorladı; erkek kardeşleri birbirine tecavüz ettirdi. Hatta işkence yöntemlerinde daha ileri gidip, masum kadınlara ve insanlara tecavüz ettirmek için hayvanlar getiriyorlardı. Ben eve döndüğümde günlerce yemek yemeden duruyor, haftalarca uyuyamıyordum; o sahneleri hayal ediyor, ruhumun kanadığını hissediyordum.

Yemen’de ise, önde gelen hukukçu ve tanınmış avukat Abdurrahman Berman aracılığıyla, tutukluların kadın yakınlarına ve kızlarına yapılan işkenceleri takip ediyoruz. Yaşlı anneler hakarete uğruyor, dövülüyor, dişleri kırılıyor, soyuluyor. Aktivist kadınlar ya sistematik şekilde öldürülüyor ya da hapsediliyor.

Geçtiğimiz cumartesi günü, Süleymaniye’deki Türk KİM Kültürlerarası Diyalog Merkezi’nde, tanınmış Iraklı davetçi Afnan ile özel bir görüşme yaptım. Bana, Bağdat’ta Sünni gençler arasında yürüttüğü davet faaliyetleri nedeniyle Şii milislerin kendisini tehdit ettiğini ve bu yüzden ailesiyle birlikte Irak’tan kaçtığını anlattı. Ona “Susmazsan seni Âişe odasına götürürüz” demişler, ayrıca kendisine ve Felluce kökenli ailesine ağır hakaretlerde bulunmuşlar.

Kendi adıma ise, yaklaşık on dört yıl önce, özellikle Kuzey Afrika’da ve bilhassa Tunus’ta Fransız lobisinin etkisi ve bunun Şiiliğin yayılmasıyla ilişkisi hakkında konuştuğum için yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma kampanyasına maruz kaldım. Ben, Mağrip’te Şiiliğin, iki asır boyunca kendisine direnen Sünni İslam’dan intikam almak isteyen Fransa’nın araçlarından biri olduğunu söyledim.

Sonra da birileri çıkıp sana “tartışma adabı” ve “ihtilaf fıkhı” anlatıyor.

Burası benim sayfam. Burada istediğimi söylerim. Televizyon yayını yapmıyorum ki kanunlara bağlı olayım; bir konferansta ya da seminerde de değilim.

Burada özgürüm; istediğimi söylerim. İran yanlısı olan, saygıyı hak etmez; aksine küçümsenmeyi, hor görülmeyi ve toplumsal boykotu hak eder. Çünkü o, onursuzdur, değerlerini kaybetmiştir; hakikatten gafildir, Peygamber’e yalan isnat eder, sünneti çarpıtır, tarihi tahrif eder, kutsalları çiğner.

Aide bin Ömer
Yazı telegram dan alıntıdır..
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt