Türkiye Eğitim Sistemi

yener yılmaz Çevrimdışı

yener yılmaz

Üye
İslam-TR Üyesi
Türkiye Eğitim Problemi ve Çocuk Eğitiminde Birkaç Kural

Bu ay daha önce Türkiye’de çok görmediğimiz, toplumun sosyal olarak da etkilendiği iki büyük olay yaşandı. Bu olaylar, düşünen insanlar için birçok ibret barındıran ve her bireyin kendisini ve ailesini tekrar gözden geçirmesine sebep olan iki büyük olaydı.
İki olayda da yaşları küçük olan, genç olan, çocuk olan kişiler ellerine silah alıp okullara girdiler ve çocukları katlettiler, öldürdüler, yaraladılar. Sadece çocukları değil, öğretmenleri de yaraladılar. Olaylardan biri, yani Kahramanmaraş’taki olay, daha büyük bir olaydı. Bir çocuk eline beş tane silah ve yedi tane şarjör alıp okula girebildi ve okulda önüne geleni taradı. Yani vurdu, öldürdü. Çocuklar vefat etti, öğretmenler vefat etti.
Burada birkaç sebep var, birkaç mesele var.
Bunlardan biri şu: Bu dönemdeki evlatlar, bir önceki nesil gibi değil. Yeni nesil farklı. Eskiden nesilleri aileler eğitiyordu, hocalar eğitiyordu, öğretmenler eğitiyordu. Şimdiki nesli ise biraz ailesi, annesi, babası eğitmiyor; daha çok internet yetiştiriyor. Bundan dolayı şimdiki nesil, önceki nesil gibi değil. Bizim evlatlarımıza daha fazla eğilmemiz gerekiyor. Daha fazla dikkat etmemiz lazım.
Eline tablet verilmiş, telefon verilmiş bir çocuğun kendi kendini eğitmesini ve ondan hayırlı bir evlat çıkmasını beklemek abesle iştigal olur. Yanlış bir düşünce olur. İstesek de istemesek de artık çocukları teknolojiden tamamen uzak tutamıyoruz. Öyle bir ortamdayız. Fakat onu kontrol altına almazsak, çocuğun ne yaptığını kontrol etmezsek, çocuğu internet ortamıyla baş başa bırakırsak, başımıza gelecek bu gibi belalara hazırlıklı olmamız gerekir.
Dolayısıyla bizim ilk etapta anne baba olarak, eğer evlatlarımız varsa, onları eğitirken “ver eline tableti, ver eline telefonu, bırak evde ne yaparsa yapsın” anlayışından uzak durmamız lazım. Vallahi sabretmemiz lazım. Sıkıntı çekmemiz lazım. Ağlıyor, bağırıyor, çağırıyor. Ne yapalım? Biz de çocukken ağladık, bağırdık, çağırdık ama anne babamız bizi bir şekilde terbiye etmeye çalıştı. Şimdiki nesil ise biraz telefonla, internetle terbiye edilmeye çalışılıyor. Telefonla, internetle terbiye edilen nesil de bu hale geliyor.
Bu bir. İkincisi, şu anda çocuklar asosyal. Eskiden çocuklar daha sosyaldi. Sokaklarda oynuyorlardı. Enerjilerini oyunla atıyorlardı. Şimdi sürekli oturan bir çocuk enerjisini farklı yöntemlerle atmaya başlıyor. İşte vahşetle atmaya başlıyor. Bu çocukların bir şekilde enerjilerini kanalize etmek gerekiyor. Çocukları küçük yaştan itibaren, yani Allah Resulü (s.a.v.)’in sünnetini uygulasak zaten, yüzmeye yönlendirmek gerekir. Çocuklara yüzmeyi öğretin. Güreş de böyledir. Bunlar sünnette yer alan şeylerdir. Daha küçük yaştan itibaren çocukları sportif faaliyetlere de vermek gerekiyor. Sadece dini eğitim değil, sportif faaliyetler de lazım. Çocuk enerjisini bu şekilde atsın diye. (Yüzme ve benzeri eğitimlerin tavsiye edildiğine dair rivayetler çeşitli kaynaklarda aktarılır; “çocuğun baba üzerindeki hakkı” lafzıyla Beyhakî’de, spor tavsiyeleri bağlamında da tali kaynaklarda zikredilir. Bu rivayetlerin sıhhat dereceleri aynı seviyede değildir.)
Bir de üçüncü olarak; Müslümanlar, görüyoruz ki bize dayatılan eğitim sistemi, son yirmi beş yılda takip ettiğimiz kadarıyla, defalarca değiştirildi. Allahu alem belki sekiz kere değiştirdiler. Zaten son yüz yıla baktığımızda da defalarca değiştirilmiş bir eğitim sistemi var. Mesela önce beş artı üç sisteminden sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçildi. Daha sonra 4+4 sistemi ve daha sonra dört artı dört artı dört sistemine geçildi. Yani şu an itibariyle Türkiye’de on iki sene eğitim mecburi. Peki on iki yıl eğitim alan çocuk gerçekten eğitiliyor mu? Şimdi okulları görüyorsunuz. Gidin bu mahallelerdeki okullara bakın. Sınıfta kırk tane çocuk var. Bir öğretmen bağırıp susturmaya çalışıyor. Kırk tane çocuğu bir öğretmen nasıl susturacak, nasıl eğitecek? Kolay değil. Okulların durumu maalesef bu anlamda içler acısı.
Bu eğitim sisteminin sürekli değişiyor olması ve eğitim sistemindeki hatalar, eğitilmeyen bir nesil ortaya çıkardı. Ana babaya isyan eden, öğretmenine karşı çıkan bir nesil. Biliyorsunuz, eskiden öğretmen sınıfa girdiğinde genelde çıt ses çıkmazdı. Öğretmenlerin çoğunda durum böyleydi. İstisnalar vardı elbette, çocuklara söz geçiremeyen öğretmenler de olurdu. Ama genel itibariyle çocuklar öğretmene karşı saygılı olur, içeride çıt çıkarmadan beklerlerdi. Ama şu an itibariyle öğretmenler de bu konuda muzdarip. Çocuklara söz geçiremiyorlar. Bir şey diyemiyorlar. En ufak bir vursa, aile hemen okulu basıyor. Öğretmenler bu anlamda mağduriyet yaşadıklarını söylüyorlar. Öğretmenlere sorduğumuzda onlar da bunu anlatıyor.
Eskiden diyorlar ki, öğretmenler yeri geldiğinde bizi dövüyordu. Burada dayak iyi bir şeydir anlamında söylemiyorum. Ama yeri geldiğinde otorite uygulanmazsa eğitim ciddi anlamda verilemiyor. Öğretmenler de bu anlamda muzdarip. Çocuk en ufak bir şikayette bulunsa aile hemen okulda beliriyor. Şikayetler ediliyor. CİMER’e yazılıyor. Bir öğretmen hakkında WhatsApp grubunda yazılmış, “Beni on kişi CİMER’e şikayet etmiş” demiş. Bu artık çok basit hale geldi. Hemen öğretmeni şikayet et deniliyor. Artık öğretmenlerin elleri kolları bağlı. Onlar da zaman geçirmek için, çocukları eğitmekten ziyade, zamanı nasıl geçirebiliriz diye düşünmeye başlamışlar.
Bir de Müslümanlar, çocuklara evde İslami eğitim verilmezse, din ve iman kalplerine yerleştirilmezse, o çocuktan her şeyi bekleyin. Sen elinden geldiği kadar, dilin döndüğü kadar evladına başkalarına zarar vermenin Allah tarafından yasaklandığını, haksız yere kan akıtmanın, başkalarına zarar vermenin İslam’da haram olduğunu ufak ufak öğretmezsen, kendi evladının başkasına zarar verdiğini gördüğün halde müdahale etmezsen, bu senin sorumluluğundur.
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Her biriniz çobansınız. Güttüklerinizden sorumlusunuz. Baba ailenin çobanıdır. Her bir bireyden sorumludur.” Eğer baba ya da anne çocuğunda böyle bir huy görse, başkalarına sataşıyor, başkalarına müdahale ediyor, zarar veriyor; eğer o çocuğa müdahale etmez, onu engellemezse, Allah katında bunun hesabını verir. Burada herkesin başını önüne eğip düşünmesi gerekiyor. Yapılan hatalar nelerdir? Bunu düşünmek gerekiyor. (Buhari, Cuma, 11; Müslim, İmare, 20)
O yüzden Müslümanlar, artık kendimizi ve ailemizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden korumak biraz daha zorlaşıyor. Daha fazla mücadele etmemiz gerekiyor. Allahu Teala bizleri inşallah bu dini güzelce yaşamaya çalışan kullarından eylesin. Evlatlarımızı da hayırlı, salih ve saliha evlatlardan eylesin. Birçok evlat babasını cennete götürecek, ona vesile olacak. Birçok evlat da ana babasını belki cehenneme götürecek, ona vesile olacak. Allahu Teala evlatlarımızı inşallah cennet vesilesi olan evlatlardan eylesin.
Bir de geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız, evladınıza yatırım yapın. Yapılacak en büyük yatırım evlada yapılan yatırımdır. Evladın evini diz demiyorum, parasını biriktir demiyorum. Onlar zaten olacak şeyler. Onları fakir bırak demiyorum. Ama biz evladın geleceğini sadece madde olarak düşünüyoruz. Evladını hayırlı bir evlat olarak yetiştir. Senin evladın dua alan bir çocuk olsun. Sen öldükten sonra da sana hayırlı ameller yazılmaya devam etsin. Senin evladın dua alan bir çocuk olmalı, beddua alan bir çocuk olmamalı. Bunun için mücadele etmemiz gerekiyor Müslümanlar. Allahu Teala evlatlarımızı hayırlı evlatlar eylesin inşallah. Bu gibi belalardan ve musibetlerden bizleri ve ailelerimizi muhafaza eylesin inşallah. Dini, imanı ve güzel ahlakı anlayacak şekilde bir çocuk eğitimi için kısaca birkaç not bırakalım, Rabbim bize kolaylaştırsın bu konuda bizleri muvaffak eylesin;


İslami Çocuk Eğitiminde Temel İlkeler:
Sevgi ve Şefkat Temeli: Çocuklara yaklaşım, peygamberî bir metot olan sevgi ve merhamet üzerine kurulmalıdır. Korkutmak yerine sevdirmek esastır.
Örnek Olmak (Model Alma): Çocuklar, anne-babanın sözlerinden ziyade davranışlarını taklit ederler. Namaz kılan, dürüst, merhametli ebeveynler, aynı vasıfları çocuklarına aktarırlar.
Allah Sevgisiyle Başlamak: Din eğitimi, korku odaklı değil, Allah’ın yarattıklarını sevmesi, nimetler için şükretmesi gibi sevgi temelli konularla, özellikle "Allah sevgisi" ile başlatılmalıdır.
Fıtrata Uygunluk: Çocuğun günahsız ve tertemiz (fıtrat) olduğu unutulmamalı, zorlama yerine merak duygusu beslenerek eğitim verilmelidir.
Güzel Ahlak Eğitimi: Doğruluk, güvenilirlik, yardımseverlik, tevazu ve temizlik gibi ahlaki değerler, uygulamalı olarak öğretilmelidir.
İbadet Alışkanlığı: 7 yaşından itibaren namaz gibi ibadetler, sevdirilerek, yavaş yavaş ve ceza içermeyen bir yaklaşımla öğretilmelidir.
Kuran ve Peygamber Sevgisi: Peygamber kıssaları, masal tadında anlatılarak manevi gelişimleri desteklenmelidir.

Yaş Dönemlerine Göre Yaklaşım:
0-6 Yaş (Okul Öncesi): Temel kavramlar, "Allah yaratmış" bilinci, sevgi ve oyunla din eğitimi, güzel davranışların taklidi.
7-10 Yaş (Eğitim Dönemi): Namazın öğretilmesi, temel inanç esaslarının (amentü) detaylandırılması, helal-haram bilincinin kazandırılması.
11 Yaş ve Sonrası (Ergenlik): Vicdan eğitimi, ibadetlerde süreklilik, arkadaş seçimi, sorumluluk bilinci ve sorgulayan zihne mantıklı cevaplar verilmesi.

Ebeveynlere Tavsiyeler:
Kendi dini bilginizi sürekli güncelleyin, çocukla vakit geçirin, onu dinleyin ve sabırlı olun. Tevazu sahibi olmasını tembihleyin, rütbe veya mal ile övünmemeyi öğretin. Allah azze ve celle bizleri ve nesillerimiz hayırlı kişilerden eylesin, kendi uğrunda mücadele eden O’nun yolunda can verenlerden kılsın…
Yener Yılmaz Nisan 2026
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt