Âleykum selam we rahmetullahi we berakâtuhu;
Ezan ve kamet çocuğa yapılan ilk iman telkinidir. Çünkü ezanın mana ve muhtevasında tekbir, tevhid, nubuvvet ve namaz gibi dinin esasları bulunmaktadır. Usul olarak yeni doğan çocuğu, babası veya kim ismini verecekse sağ kulağı göğse gelecek şekilde kucağına alır. Normal sesle ezan okur. Sonra da ‘Yavrum, senin ismini (Abdullah)….. koyduk. Allah sana bereket versin’ der.
وعن أبى رافع رضِىَ اللَّهُ عنهُ قال : رَأيْتُ رَسُولَ اللَّهِ # أذَّنَ في أُذُنِ الحسنِ بنِ عليّ رضى اللَّهُ عنه حينَ وَلدتْهُ فاطمةُ رَضِىَ اللَّهُ عنها
[. أخرجه أبو داود والترمذى وصححه. زاد رزين : وقرأ في أذنِهِ سورةَ ا“خص وحنَّكهُ بتمرةٍ وسماهُ .3
Ebu Rafi (r.anh) anlatıyor: "Hasan bin Ali (r.anh) dünyaya geldi zaman Peygamber (s.a.v.)'in Onun kulağına ezan okuduğunu gördüm."
(Ebu Davud, Edeb, 107 - 116, (5105); Tirmizî, Edahî, Bab 17, Hadis no: 1514; Ahmed b. Hanbel, VI / 9,291).
Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
Tirmizi her ne kadar bu rivâyet hakkında hasen, sahih dmeiş olsa da, diğer muhaddisler zayıf olduğunu delillendirmişlerdir.
Rezîn şu ziyadeyi kaydeder: "Kulağına İhlas sûresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu
Yeni doğan çocuğa tatlı bir şey çiğneyerek ağzına vermek, dudağına sürmek Sunnet-i seniye’dir. Bunu sâlih bir kimsenin yapması ise mendubdur. Kuru üzüm ve şeker gibi tatlılarla yapılabilirse de kuru hurma ile yapmak mustehabdır, daha faziletlidir.
Âişe (radiyallahu anhâ) Vâlidemiz der ki:
“Yeni doğan çocuklar Rasulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) getirilirdi. O da bunlara mubârak olmaları için duâ eder ve ağzında yumuşattığı hurmanın suyunu çocuğun ağzına sıkardı.”
(Muslim: 2147)
Âlimlerin büyük çoğunluğu yeni doğan çocuğa yedinci günde isim vermenin daha fadîletli olduğu görüşüne varmış ve şöyle demişlerdir:
"Enes b. Mâlik'in (Allah ondan râzı olsun) rivâyet ettiği hadis, sadece doğduğu ilk günde çocuğa isim vermenin câiz olduğuna delâlet eder. Fakat mustehab olduğuna delâlet etmez." (İbn-i Kudame, el-Muğnî, C. 9, sf: 356)
Mâliki mezhebinin bazı âlimleri ile Nevevî -Hanbelilerin bir görüşü de bu doğrultudadır- şöyle demişlerdir: "Doğduğu ilk günde çocuğa isim vermek mustehabdır. Aynı şekilde yedinci günde de isim vermek mustehabdır."
Nevevî (Allah Ona rahmet etsin) şöyle demiştir: "Sünnet olan; doğumunun yedinci gününde veya doğduğu günde çocuğa isim vermektir." (İmam Nevevi, el-Ezkâr, sf: 286; "el-İnsaf", C.4, Sf: 111)
Akika Kurbanı :
Yeni doğan çocuğun yedinci günde saçlarının kesilmesi (traş edilmesi) ve aynı günde Akika kurbanının kesilmesi sünnettendir.
Nitekim Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda şöyle buyurmuştur:
كُلُّ غُلَامٍ رَهِينَةٌ بِعَقِيقَتِهِ، تُذْبَحُ عَنْهُ يَوْمَ سَابِعِهِ، وَيُـحْلَقُ وَيُسَمَّى
رواه الترمذي وأوب داود وصححه الألباني في إرواء الغليل
"Yeni doğan her çocuk, Akika'sı ile rehindir (Akika'sı kesilmeden ölürse, kıyâmet günü anne ve babasına şefaat etmekten men edilir). Akika'sı doğumunun yedinci gününde kesilir, başı traş edilir ve o günde kendisine isim verilir."
(Tirmizî; Edahi 23, hadis no: 1572- 1522; Ebu Dâvud; Edahi 21, hadis no: (2837, 2838 - 3838; Nesai, Akika 5, (7, 166); Elbânî, "İrvâu'l-Ğalîl'; hadis no: 1165'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)
Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: Hasan bin Ali (r.anh) için akika olarak bir koyun kurban etti ve: "Ey Fatıma!" dedi, "Çocuğun başını tıraş ettir ve saçının ağırlığınca gümüş tasadduk et!"
Bu emir üzerine saçı tarttık, ağırlığı bir dirhem veya buna yakın bir şeydi.
(Tirmizi, Edahi 20, (1519)
Câfer İbnu Muhammed, babasından O da Fatıma (r.anha)'dan rivayet ettiğine göre, Fatıma, Hasan ve Huseyin'in, Zeyneb'in, Ummu Kulsum (r.anha)'nın saçlarını tarttı. Bunların ağırlığınca gümüş tasadduk etti.
(Muvatta, Akika 2, (2, 501)
Âişe'den (Allah Ondan râdı olsun) rivâyet olunduğuna göre O Akika kurbanı hakkında şöyle demiştir:
يـُجْعَلُ جُدوُلاً ، يُؤْكَلُ وَيُطْعَمُ
[ رواه ابن أبي شيبة في المصنف ]
"(Akika kurbanının etleri), kemikleri kırılmadan ve her kemik başka bir kemikle karıştırılmadan mafsaldan kesilir, sonra ondan yenir (sahibi ondan yer) ve (başkalarına da) yedirilir."
(İbn-i Ebî Şeybe, el-Musannef).
Muhammed b. Salih el-Useymîn, hadiste geçen ( جُدوُلاً ) lafzını şöyle açıklamıştır: "Yani, azalara ayrılır ve kemikleri kırılmaz. Aksine azalar, mafsallarından (eklem yerlerinden) kesilir."
(Muhammed Salih b. Useymîn, eş-Şerhu'l-Mumti alâ Zâdi'l-Mustakni; c: 7, sf: 545)
Amr b. Şuayb babasından, O da dedesinden rivâyet ettiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
مَنْ وُلِدَ لَهُ وَلَدٌ فَأَحَبَّ أَنْ يَنْسُكَ عَنْهُ فَلْيَنْسُكْ، عَنِ الْغُلَامِ شَاتَانِ مُكَافِئَتَانِ، وَعَنِ الْجَارِيَةِ شَاةٌ
رواه أبو داود وحسنه الألباني في صحيح أبي داود
"Her kimin bir çocuğu olur da Onun için kurban (Akika kurbanı) kesmek isterse, onu kessin. Erkek çocuğu için birbirine denk iki, kız çocuğu için ise tek koyun kessin"
(Ebu Davud; Hadis no: 2842; Elbânî; "Sahîh-i Ebî Davud"da hadis hasendir" demiştir)
Bir kimse, çocuğa yedinci günden başka bir günde isim verirse veya Akika kurbanını yedinci günden başka bir günde keserse, bunda herhangi bir sakınca yoktur.
Aynı şekilde Akika kurbanını bir günde keser, saçlarını da başka bir günde traş ederse, bunda da herhangi bir sakınca yoktur.
İbn-i Abdilberr (Allah ona rahmet etsin) bu konuda şöyle demiştir:
"Çocuğun Akika kurbanının kesildiği günde başının traş edilmesine gelince, âlimler bunu mustehab olarak görürlerdi." (İbn-i Kayyim; "Tuhfetu'l-Mevlûd"; Sf: 67).
İbn-i Kudâme (rahimehullah) kesilmesi gereken akika kurbanın cinsiyyeti hakkında şöyle demiştir:
"Akikada erkek ve dişi koyun câizdir. Fakat erkek koyun daha fazîletlidir. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Hasan ve Huseyin için Akika olarak birer koç kesti. Yine (Kurban bayramında alacalı ve) boynuzlu iki koç kesti."
(İbn Kudâme, el-Muğnî", c: 9, sf: 364; İmam Nevevi, el-Mecmu Şerhu'l-Muhezzeb, c: 8, sf: 438)
******
Sadece sağ kulağa ezan okunması hadisi
عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ أَذَّنَ فِي أُذُنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ، حِينَ وَلَدَتْهُ فَاطِمَةُ، بِالصَّلَاةِ
Ebû Râfi‘ (radıyallahu anh) şöyle dedi: “Fatıma (radıyallahu anhâ) Hasan’ı doğurduğunda, Rasulullah ﷺ Onun sağ kulağına namaz ezanı okuduğunu gördüm.”
(Ebû Dâvûd, Sunen, Hadis no: 5105; Tirmizî, Sunen, Hadis no: 1514; Ahmed b. Hanbel, el-Musned, 6/9; Hâkim, el-Mustedrak, 4/397)
Tirmizî: “Hadîs hasenun sahîhun.”
Hâkim: “Sahîh alâ şartil-Buhârî.”
Zehebî: Hâkim’in tasdîkini kabul etmiştir.
el-Albânî, Sahîh Ebî Dâvûd, Hadis no. 5105 “Sahîh.”
Rasûlullah ﷺ sadece torunu Hasan (radıyallahu anh) doğduğunda sağ kulağına ezan okumuştur. Sol kulağa kamet okuma ise sahih hiçbir senedle sabit değildir; dolayısıyla dini bir sünnet değildir.
: سئلت اللجنة الدائمة
هل يُشرع الأذان والإقامة في أذن المولود؟
: فأجابت:
«يُشرع الأذان في الأذن اليمنى للمولود؛ لورود الحديث الصحيح في ذلك عن النبي ﷺ
أما الإقامة في اليسرى فلم يثبت فيها حديث، فلا تُشرع
Soru: “Yeni doğan bebeğin kulağına ezan ve kamet okumak meşru mudur?”
Cevab: “Sağ kulağa ezan okunması meşrudur; çünkü bu konuda sahih hadis vardır.
Fakat sol kulağa kamet okunmasına dair sahih hiçbir hadis sabit değildir, bu sebeble meşru değildir.” (el-Lecne ed-Dâime -Suudi Fetva Heyeti- Daimi Fetvalar Heyeti’nin Fetvaları, C. 11, Sf: 432)
Çocuğun Sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamed hadislerinin zayıflığı:
عَنْ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ قَالَ
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : مَنْ وُلِدَ لَهُ مَوْلُودٌ فَأَذَّنَ فِي أُذُنِهِ الْيُمْنَى وَأَقَامَ فِي أُذُنِهِ الْيُسْرَى لَمْ تَضُرَّهُ أُمُّ الصِّبْيَانِ
Huseyin b. Ali (radıyallahu anh) şöyle dedi;
Rasulullah ﷺ buyurdu ki: “Her kimin bir çocuğu doğarsa, Onun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okursa, O çocuğa ummu’s-sıbyân (çocuklara zarar veren cin) zarar vermez.”
(İbnus-Sunnî, ʿAmelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, Yeni Doğan Çocukla İlgili Uygulamalar, 200/617 - 624; Ebû Ya’lâ, el-Musned, C. 4, Hadis no: 1602 - 6780; el-Beyhakî, Şuʿab al-Îmân, Çocukların Terbiyesine ve Onlara Ezan Okumaya Teşvik, Hadis no: 8620 - 8659; Feyzu'l-Kadir, 6: 237)
وَرُوِيَ مِنْ حَدِيثِ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ
«مَنْ وُلِدَ لَهُ مَوْلُودٌ فَأَذَّنَ فِي أُذُنِهِ الْيُمْنَى وَأَقَامَ فِي أُذُنِهِ الْيُسْرَى لَمْ تَضُرَّهُ أُمُّ الصِّبْيَانِ»
فِيهِ عَاصِمُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، وَهُوَ ضَعِيفٌ
İbn Hâcer dedi ki: “Huseyin b. Ali’den şu rivayet nakledilmiştir: ‘Kim çocuğu doğunca sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okursa, Ona ummu’s-sıbyân (cin) zarar vermez.’
Ancak senedinde Âsım b. Ubeydillah vardır; O zayıftır.”
(İbn Hacer el-Askalânî, Telhîsu’l-Habîr fî Tahrîci Ehâdîsi’r-Râfi‘î el-Kebîr, C. 4, Sf: 150)
قال النووي رحمه الله : وَيُسْتَحَبُّ أَنْ يُؤَذِّنَ فِي أُذُنِ الْمَوْلُودِ الْيُمْنَى بِالأَذَانِ، وَقَدْ وَرَدَ فِيهِ حَدِيثٌ فِي سُنَنِ أَبِي دَاوُدَ وَالتِّرْمِذِيّ، وَهُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ
وَأَمَّا الإِقَامَةُ فِي أُذُنِهِ الْيُسْرَى فَرُوِيَ فِيهِ حَدِيثٌ ضَعِيفٌ لا يَثْبُتُ
Nevevî dedi ki: “Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan okunması mustehabdır. Bu konuda Ebû Dâvûd ve Tirmizî’de geçen bir hadis vardır ve hasen hadistir. Sol kulağına kamet okunması hakkında ise zayıf bir hadis rivayet edilmiştir; sabit değildir.” (İmam Nevevî, Kitâbu’l-Ezkâr el-Muntehabe min Kelâmi Seyyidi’l-Ebrâr, Sf: 382)
el-Albânî (رحمه الله) :
حديث الإقامة في الأذن اليسرى حديث باطل، لا أصل له في شيء من كتب السنة المعتبرة، وسنده مظلم، وآفته عاصم بن عبيد الله، وهو متروك الحديث
«موضوع. أخرجه ابن السني... وفي إسناده عاصم بن عبيد الله وهو متروك، والحديث لا أصل له في شيء من كتب السنة المعتبرة»
el-Albânî (رحمه الله) : “Sol kulağa kamet okunmasına dair hadis bâtıldır, muteber hadis kitablarında aslı yoktur. Senedi karanlıktır, âfeti de Âsım b. Ubeydillah’tır; O metruk (terk edilmiş) râvidir.”
“Uydurmadır (mevdû). Bunu İbnu’s-Sunnî rivayet etmiştir... Senedinde Âsım b. Ubeydillah vardır; O metruk (terk edilmiş) bir ravidir. Bu hadisin muteber sünnet kitablarında aslı yoktur.” (Şeyh Muhammed Nâsıruddîn el Albânî, Silsiletu’l-Ahâdîsi’d-Da'îfe ve’l-Mevdûʿa ve Eseruhâ’s-Seyyiʾ fi’l-Umme, C. 1, Sf: 493–495, Hadis no: 321)
Râvilerinden olan, Yahyâ b. el-Alâ er-Râzî ve Mervân b. Suleyman, hadis uydurmuşlardır.
Hadisin senedinde yer alan Mervan b. Salim el-Ğifarî “metruk (rivayetlerine itibar edilmez)” bir kimse olduğundan bu rivayet zayıf kabul edilmiştir. (Nuraddin el Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, Hadis no: 6206)
Bu hadis, isnadındaki ravilerden biri olan İsmail b. Muslim el-Mekki sebebiyle zayıf - daif olarak değerlendirilmiştir. Hadis ilmiyle uğraşan âlimler, İsmail b. Muslim’i "zayıf raviler" arasında saymışlardır. İbn Hacer el-Askalânî ve diğer otoriteler bu ravinin güvenilir olmadığını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla hadis, dinî bir hüküm çıkarmada temel alınabilecek sahih rivayetlerden değildir.
Bu hadisin uydurma olduğu, zikirler ve virdler hakkında kitab yazan bir kısım ilim ehlinin gözünden kaçmıştır. İmam en-Nevevî (rahimehullah) rivâyetin zayıflığına işaret dahi etmeden kitabında bu hadisi zikreder. Kitabı şerheden İbn Allân (6 / 95) hadis hakkında susarak senedi hakkında hiç bir şey söylemez!
en-Nevevî’den sonra gelen İbn Teymiyye hadisi el-Kelimu’t-Tayyib’te, öğrencisi olan İbn Kayyım da Ona tabî olarak el-Vâbil es-Sayyib’te hadisi zikrederler. Ancak her ikisi de rivâyeti yâni zikrolunduğuna göre kelimesi ile başlattıklarından, bu sözle hadisin zayıf olduğuna işaret etmişlerdir. Gerçi bu, o ikisinden hadisin zayıflığına sukût etme mesuliyyetini kaldırsa bile, hadisi kitablarında zikretme mesuliyyetini kaldırmaz. Çünkü onların bu sözlerinde hadisin uydurma olduğuna değil, yalnız zayıf olduğuna işaret vardır. Yoksa öyle olmasaydı hadisi kitablarına almazlardı. Bunu, her ikisinin kitablarına muttali olan herkes anlar. Bu konudaki yanlış anlaşılma gayet açıktır. Çünkü Onlardan sonra gelen birisi, O ikisinin bu hükmüne aldanarak; « her ikisi de büyük imamlardır, bunda bir beis yoktur, zayıf hadis ile fadâilu’l-a’mâl’da amel edilir» diyebilir. Veya bu hadis, zannınca zayıf olduğundan başka bir zayıf hadis için bunu şâhid olarak sayıp hadisi böylece kuvvetlendirir. Bu esnada her iki rivâyetin zayıflığının şiddetli olmaması şartını da unutarak bunu yapabilir.
Bu zikrettiğimiz yanlışa düşen kişiyi örnek verebiliriz;
el-Buhârî: “Munkeru’l-hadîs.”
İbn Ma‘în: “Leyse bi şey’in.”
en-Nesâî: “Zayıf.”
İmam Nevevî, el-Ezkâr, Sf: 382 ve İbn Hacer, Telhîsu’l-Habîr, C. 4, Sf: 150 ’de bu rivayeti zayıf olarak zikretmiştir.
el-Albânî, İrvâʾ al-Ghalîl Hadis no. 1173 ’te hadisin batıl (uydurma derecesinde zayıf) olduğunu belirtmiştir.
“السُّنَّةُ أَنْ يُؤَذَّنَ فِي أُذُنِ المَوْلُودِ عِنْدَ وِلَادَتِهِ، ذَكَرًا كَانَ أَوْ أُنْثَى، وَيَكُونُ الأَذَانُ بِلَفْظِ أَذَانِ الصَّلَاةِ”
… “… قَالَ جَمَاعَةٌ مِنْ أَصْحَابِنَا: يُسْتَحَبُّ أَنْ يُؤَذَّنَ فِي أُذُنِهِ اليُمْنَى، وَيُقَامَ فِي أُذُنِهِ اليُسْرَى.”
İmam Nevevî, “yenidoğan bebeğin kulağına, doğar doğmaz ezan okunmasının sünnet olduğunu” belirtir; ezanın sağ kulağa, ikamet ise sol kulağa yapılmasının güzide bir tercih olduğunu aktarır.
Sonra bazı Şâfiî fakihlerinden naklediyor: يُسْتَحَبُّ أَنْ يُؤَذَّنَ فِي أُذُنِهِ اليُمْنَى، وَيُقَامَ فِي أُذُنِهِ اليُسْرَى
“Bebeğin sağ kulağına ezan okunması, sol kulağına ise ikamet yapılması mustehab (güzel, yapılması hoş olan) görülmüştür.”
(İmam Nevevî, el-Mecmû‘ Şerhu’l-Muhezzeb, İsim koyma bahsi / ezan-kamet faslı, C.8, Sf:442)
Dolayısıyla Nevevî burada “bu rivayet sahih değildir” demiş oluyor, fakat Şâfiî mezhebinde bazı alimlerin “mustehab” olarak zikrettiğini naklediyor. Fıkıh usûlünde bazen zayıf hadis veya alimlerin kıyası üzerine bina edilmiş uygulamalar “mustehab” diye mezheb kitablarına giriyor. Yani: Bir fiil doğrudan sahih hadisle sabit olmasa bile, alimler onu “faydalı, dinin ruhuna uygun, zarar da yok” görürse “mustehab” (güzide, yapılması güzel) diye yazabiliyorlar.
İbn Kayyim, sağ kulağa ezan, sol kulağa ikamet uygulamasını kaydeder, ama bu rivayetlerin “sahih olmadığını” açıkça belirtir; buna rağmen bu uygulamanın içinde hikmetli yönler bulunduğunu, iyi niyetle yapılan şeyleri destekler.
et-Tirmizî zayıf bir senedle Ebî Râfi’den, Onun şöyle dediğini rivâyet eder:
رأیت رسول الله صلى الله عليه وسلم أَذَّنَ في أُذْنِ الحسن بن علي حين ولدته فاطمة بالصلاة
"Rasûlullâh (s.a.v.)’i gördüm Fâtıma, el-Hasen b. Ali’yi doğurunca, kulağına ezan okudu."
(Ebu Davud, Edeb, 107 - 116, (5105); Tirmizî, Edahî, Bab 17, Hadis no: 1514; Ahmed b. Hanbel, VI / 9,291)
et-Tirmizî şöyle der: « Hadis hasen sahihtir, amel bu hadis üzeredir! »
Sunen-i Tirmizi'yi şerheden el-Mubârakfurî, hadisin senedinin zayıf olduğunu açıkladıktan sonra şöyle der: « Hadis zayıf olmasına rağmen nasıl olurda amel bu hadis üzeredir? Derim ki : Evet, bu hadis zayıftır, ancak el-Hasen b. Ali hadisini, Ebû Ya’lâ ve İbn Sunni’nin rivâyet ettikleri diğer bir hadis destekleyib kuvvetlendirmektedir. »!
Tirmizi’nin bu rivayetinin de zayıf olduğunu söyleyen alimler olmuştur. Bunun sebebi de senette yer alan “Asım b. Ubeydullah” adındaki râvinin bulunmasıdır. Çünkü, bu şahıs, İmam Mâlik, İbn Mâin ve İbn Hibban tarafından zayıf kabul edilmiştir. (Ebi'l-Ula Muhammed Abdurrahman b. Abdurrahim el-Mubârakfuri, Tuhfetu’l-ahvezi, 5/90)
Düşün, nasıl da zayıf bir hadisi uydurma bir hadis ile kuvvetlendiriyor. Tabi ki bunun sebebi, hadisin uydurma olduğunu bilmeyişinden ve zikrettiğimiz ilim ehlinin bu hükmüne aldanışından dolayıdır.
Konuyla ilgili başka bir hadis ise :
أن النبي صلى الله عليه وسلم أَذَّنَ في أُذْنِ الحسن بن علي یوم ولد، وأقام في أذنه اليسرى
Abdullah b. Abbas (r.anhuma)'dan rivâyeten:
"Peygamber (s.a.v.) el-Hasen b. Ali doğduğu gün kulağına ezan okur, sol kulağına da kâmet getirir."
(El- Beyhaki, eş-Şuab ul iman, 11/106, Hadis no: 8255)
Çok Zayıf Hadis, hatta bazı muhaddislere göre mevdu / uydurmadır.
Bu rivayette yer alan râvilerden Hasan b. Amr b. Seyf, Buhari tarafından yalancılıkla suçlanmıştır. (Buhari, et-Tarihu’l-Kebir, 2/299)
Muhammed b. Yunus adındaki râvi de Ebu Davud ve İbnu’l-Cevzi tarafından kezzab - yalancılıkla suçlanmıştır. (İbn Hacer el Askalâni, Tehzibu't-Tehzîb, 9/541; İbnu'l-Cevzî, el-Mevduat, 2/299)
Bu hadisin, et-Tirmizî de gelen zayıf hadis için şahid olması imkansızdır. Çünkü bu rivâyetin senedinde, biri yalancı ve biri de metrûk (terkedilmiş) olmak üzere iki râvi vardır.
Ancak tuhaf olan el-Beyhakî ve İbn Kayyım gibi iki büyük alimin hadis hakkında zayıf hükmüyle yetinmeleridir!
Çocuğa İsim Koyarken Kulağına Ezan veya Kâmet Okunması
Şeyh Suleyman el Ulvan
İlgili Konu:
Akika Kurbanı Vaktinden Sonra Kesilebilir mi?
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatu Akhiler kız çocunun veyahutta erkek cocugunun saçlarını 7 günlükken tıras edemeyen bu işlemi daha sonraki zamanlarda yapsa ve agirliğinca gümüş'dü ? Allahu a'lem verse bu yine gecerli olurmu ? yani o sevabi alirmi ? cocuk 10 aylıkken falan...
www.islam-tr.org