Makale Psikologluk Vaka ve Tümörleşmiş İnsan

أهل الحديث Çevrimiçi

أهل الحديث

لا لله الا الله
İslam-TR Üyesi
Esselamu aleykum we rahmetullah,

Bugün iki tane olgu üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle ne demek istediğimi açayım ki tanımlamamız doğru olsun.

Psikologluk vaka, derken kastettiğim; birine tebliğ yaptığımızda, nasihat ettiğimizde, herhangi bir konuda tavsiye verip fikir söyleyip destek olduğumuzda değişme ihtimali olabilen ve bazı rahatsızlık ve nefsin hâllerinden dolayı o hâle düşmüş olan kişilerdir. Mesela anksiyete, okb, kınayıcının kınamasından korkma, makâm mevki kaybından korkma vs... bu kategoride değerlendirebiliriz.

Tümörleşmiş insan ise artık kendini kapatan, değişmek istemeyen, ortada bir sorun varken onu görmezden gelen, herkesi suçlayan, herkesi riskli gören, manipülatif davranışlar içinde olan, kendisine yardım etme niyetiyle yaklaşan herkesi ve her şeyi bir şekilde sabote edip tahakküm altına almaya çalışan, içgörü eksikliği yaşayan, narsistik belirtiler gösteren, her eleştiriyi veya nasihati aynı perspektif ile yorumlayan, tek bir meseleye takan ve bu konuda takıntılı olan, gerçeklikle bağını giderek zayıflatan, derin bir melankoli hâli ile bu hâlini realist/gerçekçilik kisvesine büründüren kişileri kastediyorum. Peki neden "Tümör" diyoruz, aşağılmak/yermek için mi? Hayır, psikolojide amaç bir rahatsızlıği tetkik edip onu tedavi etmektir. Ama rahatsızlık, tümör gibi kişinin tüm benliğini sarıp ele geçirdiyse artık o kişi tümörleşmiş yani kişinin kendi benliği ile tümör bütünleşmiş ve bir olmuştur. Bugün biraz bunun belirtileri hakkında tartışacağız.

1) Hakikatten Rahatsız Olmak
Bu, en belirgin tanıdır. Artık sorun yanlış yapmak değildir. Doğrunun, gerçeğin, hakikatın varlığından rahatsız olmaktır. Bu dillendirilmese bile sadece karşısındaki kişinin bunu bilmesi, düşman görülmesi için yeterlidir. Onlar hakkında bir şey bilen, nasihat eden, tavsiye veren vb. davranış sergileyen herkes "riskli" kategorisindedir.

2) Dolaylı veya Direkt Olarak Sürekli Kendini Haklı Çıkarmak
Önce ortaya bir varsayım atarlar ve daha sonra onu gerçekleştirerek kendileri haklı çıkmış olurlar. Bununla vicdan susturmaya çalışırlar, her bahane ve varsayım bir sonrakini doğurur. Katmerlenerek büyür. Yalnızca kendi görüşleri ve saygı duyduklarını söyledikleri diğer görüşler...

3) Gerçekleri Eğip Bükmek
Bu kişiler gerçeklere göre düşünmez. Düşüncelerine göre gerçekler üretirler. Karşılarındaki insanlar önce onlara güzellikle tavsiye verir, dinlemezler. Tavsiye dinlenmeyince biraz etkisini arttırarak sivrileştirirler. Karşılarındaki insanı sivri gördükleri nispette, hatta onlardan daha fazla sivrilirler. Ve o raddeden sonra artık sınırlar yoktur.

4) Karakterin Katılaşması ve Örtülmesi
Artık bu kişilerin davranışları, bütünleşik kalıp olarak kişiliğin ayrılmaz parçası hâline gelir. Ve üzeri de gizlenmek üzere örtülmüştür. Artık kibir, refleks olur. Öfke, refleks olur. Manipülasyon, refleks olur. İnkâr, refleks olur. Ellerinin işlediği meşru veya gayrimeşru ne varsa hepsi savunma mekanizmasıdır...

5) Öğrenmenin Sona Ermesi
Kişi başka meselelerde bilgiyi alır ve kabul eder. Ama asıl alması gereken konu ve meselelerde artık bilgi aramaz. Kendini surların ardına hapsetmiştir. Artık aradığı hakikat değildir, onaydır.

6) Zihinsel Taşlaşma
Bu noktada insanın en büyük sorunu, cehalet değildir. Artık kendini kapatmış olmasıdır. En büyük kaybı, hata yapması değildir. Hata yaptığını görememesidir. Kapıyı kimse kilitlememiştir, anahtar hâlâ içeridedir. Fakat onu çevirmeyi reddeden kendisidir. Ve Allah subhânehû we teâlâ, başka türlü dilemedikçe artık onu çevir(e)mezler.

Bunu yaşayan kimse, değişim iradesini kaybetmiştir. Algısal çöküşün içindedir. Anonim olmak da bir şeyi değiştirmez. Anonimlik kim olduğunu, ismini, şehrini, geçmişini belki gizleyebilir ama "karakterini" gizleyemez. Aynı inkâr, aynı manipülasyon, aynı algısal çöküş, aynı körlük devam eder.

Bir süre insanlar etkilenebilir, bir süre rüzgarına kapılabilir. Bir süre güven kazanılabilir. Hatta bu süre belki senelerce devam da edebilir. Fakat karakter, zamanın en büyük testisidir ve vakti geldiğinde onu kıracak ve içindekini açığa çıkaracaktır.

Böyle biri hayır işi yapmak istediğinde de ciddi pürüzler ortaya çıkacaktır. Çünkü hayır, yalnızca doğru ve güzel işler yapmak değildir. Güven inşa etmek, etki yaratmak, kalpleri etkileyebilmektir.

Bu olmadan bağ kurulmaz, yalnızca çıkar ilişkisi kurulabilir... Vakti geldiğinde yıkılmak üzere

Artık tüm bunların arasına hapsolmuş yapayalnız bir insan vardır. Labirentte kaybolan, kaçamadığı tek yer olan kendi zihninin algısına hapsolan ve belki de akletmesi gereken asıl konuda kalbi akletmeyen...
 
طالب بن عايد Çevrimdışı

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Frm. Yöneticisi
We aleykum esselam we rahmetullahi we beraketuhu kardeşim,

Çeşit çeşit marazlar ve marazlılar var..

Allah swt hepimizi nefsani şeytani cismani ve her türlü şerden muhafaza etsin, sıkıntısı olanlarımıza hiçbir dert bırakmayacak şifalar versin.. Allahumme amin
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum kardeşim.

Kalp taşıyan, geçmişini ve yaşadıklarını bilmediğiniz ve işinin ehli ve sabırlı biri tarafından doğru müdahele görecek olursa "ölene dek değişme imkanı taşıyan" bir insan için, saydığınız belirtilere bakarak "psikologluk vaka ve tümörleşmiş insan" demek iyi bir seçim mi bilemedim. Bunun yerine gereken sözleri daha incelikli ve genel olarak ifadeleri de daha anlayış çerçevesinde seçmek daha iyi olmaz mı?

Öyle ki, bu yazıyı temel alıp da, birileri birileri için bu tanımlamaları yüzüne karşı kullanırsa bu çok incitici olur. Bu arada yüzüne karşı konuşulmaması gerekenlerin gıyapta söylenilmesi de yanlıştır tabii.

Hani insan anlık sinirle söyler, ona bir şey diyemem ama bunlar belli ki üzerinde düşünülerek yazılmış şeyler, dolayısıyla o incelikli özeni göstermek gerek. Rabbim sözü güzel söyleyenlerden eylesin bizleri.

Bir de genel olarak nasihatim, ki insallah kabul edersiniz:

Psikolojiye dair yazılarınızı yayınlamadan önce psikolojiden anlayan birilerine danışmanız da hayırlı olur inşallah. Çünkü bu tür yazılarınızı genel olarak kim okur, kimler ne anlar, nelere sebep olur... Bunlar düşünülmesi gereken çok önemli detaylar. Siz de bilirsiniz: Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir, aynı şekilde şerre vesile olan da.

Tüm bunları nasihat olarak almanızı dilerim kardeşim. Maşallah bu konulara ilgili görünüyorsunuz, bir de okuyanlar nasıl anlayabilir diye düşünürseniz çok daha güzel olur inşallah.
 
أهل الحديث Çevrimiçi

أهل الحديث

لا لله الا الله
İslam-TR Üyesi
We aleykum esselam we rahmetullahi we beraketuhu kardeşim,

Çeşit çeşit marazlar ve marazlılar var..

Allah swt hepimizi nefsani şeytani cismani ve her türlü şerden muhafaza etsin, sıkıntısı olanlarımıza hiçbir dert bırakmayacak şifalar versin.. Allahumme amin
Allahumme amin ecmâin kardeşim. Doğru söylüyorsun...

Es selamu aleykum kardeşim.

Kalp taşıyan, geçmişini ve yaşadıklarını bilmediğiniz ve işinin ehli ve sabırlı biri tarafından doğru müdahele görecek olursa "ölene dek değişme imkanı taşıyan" bir insan için, saydığınız belirtilere bakarak "psikologluk vaka ve tümörleşmiş insan" demek iyi bir seçim mi bilemedim. Bunun yerine gereken sözleri daha incelikli ve genel olarak ifadeleri de daha anlayış çerçevesinde seçmek daha iyi olmaz mı?

Öyle ki, bu yazıyı temel alıp da, birileri birileri için bu tanımlamaları yüzüne karşı kullanırsa bu çok incitici olur. Bu arada yüzüne karşı konuşulmaması gerekenlerin gıyapta söylenilmesi de yanlıştır tabii.

Hani insan anlık sinirle söyler, ona bir şey diyemem ama bunlar belli ki üzerinde düşünülerek yazılmış şeyler, dolayısıyla o incelikli özeni göstermek gerek. Rabbim sözü güzel söyleyenlerden eylesin bizleri.

Bir de genel olarak nasihatim, ki insallah kabul edersiniz:

Psikolojiye dair yazılarınızı yayınlamadan önce psikolojiden anlayan birilerine danışmanız da hayırlı olur inşallah. Çünkü bu tür yazılarınızı genel olarak kim okur, kimler ne anlar, nelere sebep olur... Bunlar düşünülmesi gereken çok önemli detaylar. Siz de bilirsiniz: Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir, aynı şekilde şerre vesile olan da.

Tüm bunları nasihat olarak almanızı dilerim kardeşim. Maşallah bu konulara ilgili görünüyorsunuz, bir de okuyanlar nasıl anlayabilir diye düşünürseniz çok daha güzel olur inşallah.

Aleykum selam kardeşim,

Bütün insanlar ölene dek değişim imkânı taşırlar. Bunu inkâr etmedim ki zaten ama Nisa 115 ayetini bildiğinizi zannediyorum:

"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir."

Vaktiyle bir kardeşimizden bu ayet ile ilgili bazı yazılar okumuştum. Diyordu ki: Kim bir yolda gitmeyi "isterse" o yönde bırakılır...
Değişimi "istemeyen biri" de o yönde bırakılır.

"Sabretmek lazım, ileride belki ister?"

Tabii ihtimal dahilinde ama mezarlar "ileride belki" diye düşünüp pişmanlıklarından kendilerini yiyip bitirenlerle dolu. Yoksa tabii ki "değişim" Allah dilediği anda gelir, ben şu anki durumu konuşuyorum.

Ele alınan iki kavram benim veya bir başkasının, onları niteleme üslubumuz değil, bunları bu yüzden yazmadım. Birine gidip "psikologluk vaka" diyerek zaten onu kazanamazsın. Ben sadece mesele anlaşılsın diye yontulmamış bir tanımlama, bir örnekleme, bir metafor üzerinden anlatım yapmaya çalıştım. Zirâ meseleyi doğru teşhis etmeden doğru tedaviyi uygulayamayız.

Tatlı dilli olmak ve karşımızdaki insana nefis yaptırmamak icâb eder. Nihayetinde karşımızdaki insanlar bize bakarak müslüman ahlâkı hakkında bazı çıkarımlarda bulunacaklardır. Biz kendimizi düzeltmesek, düzeltmeyi istemezsek kim bizi düzeltecek?

Ayriyeten yazı genel anlamda bazı sıfatları içermektedir ve forum genele açıktır. Birinin arkasından konuşulmak böyle olmaz. Ben yalnızca kafamdaki fikirleri, kendi üslubumca ifade ediyorum. Siz neden rahatsız olmuş gibi tavır aldınız?

Rabbim tabii ki sözü güzel söyleyenlerden eylesin bizleri ama aynı zamanda doğru söyleyenlerden de eylesin bizleri... Allahumme amin ya Rabb

Psikolojik yazılar için psikologa danışmam gerektiğinden ve sözlerimin kötüye anlaşabileceğinden söz etmişsiniz. Siz bıçak almaya gittiğinizde bunu birini kesmek için kullanırsanız şer olur. Ama bununla ekmek kesip insanlara dağıtmak için kullanırsanız o zaman da hayır olur. Oysa ki metaforlardan anlayan birine benziyorsunuz. Burada kendi örneklemelerim üzerinden metafor kullanarak bir anlatım yaptım ki yazı yanlış anlaşılmasın, kimseyi yerme, aşağılama niyetim yok diye de belirttim zaten. Yazıda "Gidin insanlara parazitli, tümörlü diyin" gibisinden bir cümle geçmiyor gördüğüm kadarıyla.

İkincisi, ben burada kendi hayat yaşantımdan yola çıkarak bir çıkarımımı "tartışmak" istediğimi belirttim zaten. Akademik manâda bir psikoloji makâlesi yazmadım. Veya yapay zekâ ile konuştuğum sohbetleri atmadım. Yani yaşadığım olaylardan yaptığım çıkarım hakkındaki duygu ve düşüncelerimi tartışmak istediğimi belirttiğim bir konu. Öte yandan, öyle olmasa bile İmam Malik, Rasûlullah sallallahu aleyhi we sellem'in kabrini göstererek "Şu kabrin sahibi dışında her adamın sözü alınır da, atılır da" diyor.
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
Allahumme amin ecmâin kardeşim. Doğru söylüyorsun...



Aleykum selam kardeşim,

Bütün insanlar ölene dek değişim imkânı taşırlar. Bunu inkâr etmedim ki zaten ama Nisa 115 ayetini bildiğinizi zannediyorum:

"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir."

Vaktiyle bir kardeşimizden bu ayet ile ilgili bazı yazılar okumuştum. Diyordu ki: Kim bir yolda gitmeyi "isterse" o yönde bırakılır...
Değişimi "istemeyen biri" de o yönde bırakılır.

"Sabretmek lazım, ileride belki ister?"

Tabii ihtimal dahilinde ama mezarlar "ileride belki" diye düşünüp pişmanlıklarından kendilerini yiyip bitirenlerle dolu. Yoksa tabii ki "değişim" Allah dilediği anda gelir, ben şu anki durumu konuşuyorum.

Ele alınan iki kavram benim veya bir başkasının, onları niteleme üslubumuz değil, bunları bu yüzden yazmadım. Birine gidip "psikologluk vaka" diyerek zaten onu kazanamazsın. Ben sadece mesele anlaşılsın diye yontulmamış bir tanımlama, bir örnekleme, bir metafor üzerinden anlatım yapmaya çalıştım. Zirâ meseleyi doğru teşhis etmeden doğru tedaviyi uygulayamayız.

Tatlı dilli olmak ve karşımızdaki insana nefis yaptırmamak icâb eder. Nihayetinde karşımızdaki insanlar bize bakarak müslüman ahlâkı hakkında bazı çıkarımlarda bulunacaklardır. Biz kendimizi düzeltmesek, düzeltmeyi istemezsek kim bizi düzeltecek?

Ayriyeten yazı genel anlamda bazı sıfatları içermektedir ve forum genele açıktır. Birinin arkasından konuşulmak böyle olmaz. Ben yalnızca kafamdaki fikirleri, kendi üslubumca ifade ediyorum. Siz neden rahatsız olmuş gibi tavır aldınız?

Rabbim tabii ki sözü güzel söyleyenlerden eylesin bizleri ama aynı zamanda doğru söyleyenlerden de eylesin bizleri... Allahumme amin ya Rabb

Psikolojik yazılar için psikologa danışmam gerektiğinden ve sözlerimin kötüye anlaşabileceğinden söz etmişsiniz. Siz bıçak almaya gittiğinizde bunu birini kesmek için kullanırsanız şer olur. Ama bununla ekmek kesip insanlara dağıtmak için kullanırsanız o zaman da hayır olur. Oysa ki metaforlardan anlayan birine benziyorsunuz. Burada kendi örneklemelerim üzerinden metafor kullanarak bir anlatım yaptım ki yazı yanlış anlaşılmasın, kimseyi yerme, aşağılama niyetim yok diye de belirttim zaten. Yazıda "Gidin insanlara parazitli, tümörlü diyin" gibisinden bir cümle geçmiyor gördüğüm kadarıyla.

İkincisi, ben burada kendi hayat yaşantımdan yola çıkarak bir çıkarımımı "tartışmak" istediğimi belirttim zaten. Akademik manâda bir psikoloji makâlesi yazmadım. Veya yapay zekâ ile konuştuğum sohbetleri atmadım. Yani yaşadığım olaylardan yaptığım çıkarım hakkındaki duygu ve düşüncelerimi tartışmak istediğimi belirttiğim bir konu. Öte yandan, öyle olmasa bile İmam Malik, Rasûlullah sallallahu aleyhi we sellem'in kabrini göstererek "Şu kabrin sahibi dışında her adamın sözü alınır da, atılır da" diyor.
Söyledikleriniz genel olarak doğru kardeşim.
Benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta şu: siz ilmi bir yazı ortaya koyarsınız ve bunu okuyan kişiler "sizi donanımlı gördükleri" için sunduğunuz bilgiyi de alır, üsluptan da etkilenir. Kendini bilen tabii etkilenmez ama herkes biliyor mu?

Ayrıca bir diğer nokta, insanların yüzüne karşı veya gıyabında olsun fark etmez: Allah için hüsnü zan üzere emrolunduk. Bir kişi belki dediğiniz gibi hiç değişmez. Ama değişmeyeceğini bizlerin bilme imkanı var mı? Bunu sadece Allah bilir. O yüzden çeşitli görünen şeylere bakarak "kişinin bugünü için bile olsa" değişmeyeceğini düşünmek ve ifade etmek doğru değil.

Son olarak da insanların hataları, kusurları olabilir ve kusur olan yönler üzerinden konuşulabilir. Bununla birlikte, herhangi bir kusuru "bir kişinin bütününü" ifade eden bir dille ifade etmek doğru değil. "Tümörleşmiş insan" dediğinizde, bir kişinin iyi-kötü huylarının ayrımını yapmaksızın tümüne tümörleşmiş demektesiniz. "Kişinin falanca yönü kusurlu" demek ayrı, kişinin tümü için "tümörleşmiş insan" demek ayrı.

Bu arada şunu sormadan edemem: yorumumu neden garipsediğinizi anlamadım, yazdıklarımda bir hata mı gördünüz?
Forum genele açıktır yazmışsınız, bu doğru. Ben de tam olarak bu yüzden fikirlerimi yazdım.

Yanlışım varsa düzeltebilirsiniz tabii, bu hepimizin görevidir.
 
أهل الحديث Çevrimiçi

أهل الحديث

لا لله الا الله
İslam-TR Üyesi
Allah için hüsnü zan üzere emrolunduk. Bir kişi belki dediğiniz gibi hiç değişmez. Ama değişmeyeceğini bizlerin bilme imkanı var mı? Bunu sadece Allah bilir. O yüzden çeşitli görünen şeylere bakarak "kişinin bugünü için bile olsa" değişmeyeceğini düşünmek ve ifade etmek doğru değil.
Haklısın kardeşim. O yüzden ben de "değişmezler" diye değil, "değişimi kabul etmiyorlar" yani "değişmek istemiyorlar" diye yazarak sebeplerini de, kendi gördüğüm şekilde belirttim.


artık kendini kapatan, değişmek istemeyen, ortada bir sorun varken onu görmezden gelen, herkesi suçlayan, herkesi riskli gören,
Bakabilirsiniz, yazımda "değişmezler" diye bir ibare yok. Veya "değişmeyeceğini düşünüyorum" gibi bir düşünce de belirtmemişim. Enfal suresi 24. Ayette Rabbimiz buyurur ki "...Allah kişi ile kalbi arasına girer..." Yani dediğinizin aksine ben de sizin gibi değişim olabileceğini kabul ediyorum. Siz benim hakkımda yanlış zan yapmışsınız sanırım.


Son olarak da insanların hataları, kusurları olabilir ve kusur olan yönler üzerinden konuşulabilir. Bununla birlikte, herhangi bir kusuru "bir kişinin bütününü" ifade eden bir dille ifade etmek doğru değil. "Tümörleşmiş insan" dediğinizde, bir kişinin iyi-kötü huylarının ayrımını yapmaksızın tümüne tümörleşmiş demektesiniz. "Kişinin falanca yönü kusurlu" demek ayrı, kişinin tümü için "tümörleşmiş insan" demek ayrı.

Bunun yanlış anlaşılabileceğini düşünmüştüm zaten. O zaman sizin seviyenize uygun bir metaforla anlatayım: Benlik direksiyonunda bir yabancı olduğunu hayâl edin. Direksiyon nedir? Kontrolü sağladığımız araçtır. Kontrol sizin benliğinizde değil de bir yabancıdaysa ne yapmak gerekir? Kontrolü ele almak gerekir. Yani burada tümör = yabancı gibi düşünebilirsiniz. Onu arabadan atmazsanız ona izin vermiş olursunuz.
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
Haklısın kardeşim. O yüzden ben de "değişmezler" diye değil, "değişimi kabul etmiyorlar" yani "değişmek istemiyorlar" diye yazarak sebeplerini de, kendi gördüğüm şekilde belirttim.



Bakabilirsiniz, yazımda "değişmezler" diye bir ibare yok. Veya "değişmeyeceğini düşünüyorum" gibi bir düşünce de belirtmemişim. Enfal suresi 24. Ayette Rabbimiz buyurur ki "...Allah kişi ile kalbi arasına girer..." Yani dediğinizin aksine ben de sizin gibi değişim olabileceğini kabul ediyorum. Siz benim hakkımda yanlış zan yapmışsınız sanırım.




Bunun yanlış anlaşılabileceğini düşünmüştüm zaten. O zaman sizin seviyenize uygun bir metaforla anlatayım: Benlik direksiyonunda bir yabancı olduğunu hayâl edin. Direksiyon nedir? Kontrolü sağladığımız araçtır. Kontrol sizin benliğinizde değil de bir yabancıdaysa ne yapmak gerekir? Kontrolü ele almak gerekir. Yani burada tümör = yabancı gibi düşünebilirsiniz. Onu arabadan atmazsanız ona izin vermiş olursunuz.
Ben sizin hakkınızda yorum yapamam kardeşim. Hakkında konuştuğum şey kaleme aldığınız yazıdır sadece.

Ve doğrudan değişmezler dememişsiniz ama tümörleşmiş insan diye tanım getirdiğiniz kişiler için "öğrenmenin sona ermesi, kişiliğin ayrılmaz parçası haline gelme" vb ifadeleriniz bu anlama çıkıyor ve genel olarak ağırlığı hep bu yönde tutmuşsunuz.
Başta psikolojik vaka diye andığınız kitlede sadece değişme ihtimalini belirgin anmışsınız. Oysa ki zor insanlar da aynı umudu taşımaya değerler.

"Tümörleşmiş insan" tanımınıza ifade olarak değinmek gerekirse de, zaten siz de tahmin etmişsiniz yanlış anlaşılabileceğini. Böyle şeyler en baştan kullanılmamalı diyorum ben de, böylelikle kimse yanlış anlamaz ve vermek istediğiniz mesajlar daha net ulaşır insanlara.
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
Bu arada en sonda "Sizin seviyeniz" diyerek aktardığınız metafor için yorum yapmamışım. O kısma da şöyle diyeyim: bir insanın zihninde tümör olması ayrı, bir insanın komple tümör olarak anılması ayrı.

Ya da sizin diğer ifadenizle: bir insanın zihninde bir yabancının direksiyonda olması ayrı, insanın o yabancı olması ayrı.

Demek istediğimi anlatabildim mi acaba?
Yani insan kusurlarından oluşmaz, kusurlar insanın parçasıdır. Bir kusuru ifade ederken kişiliğin tümüne dokunacak sözler yanlıştır.

Tabii tamamen kalbi mühürlenmiş, kötülükte karar kılmış, Allah için iyi hiçbir yönü olmayan ve asla olmayacak kişilerden bahsediyorsanız onu bilemem.
Ama onun için de "asla değişmezler" demiş olmanız gerekirdi, ama siz bunu demediğinizi özellikle ifade ettiniz. Sonuç olarak da bunu sadece Allah'ın bilebileceği konusunda da hemfikir olduğumuzu görüyorum.
 
أهل الحديث Çevrimiçi

أهل الحديث

لا لله الا الله
İslam-TR Üyesi
Bu arada en sonda "Sizin seviyeniz" diyerek aktardığınız metafor için yorum yapmamışım. O kısma da şöyle diyeyim: bir insanın zihninde tümör olması ayrı, bir insanın komple tümör olarak anılması ayrı.

Ya da sizin diğer ifadenizle: bir insanın zihninde bir yabancının direksiyonda olması ayrı, insanın o yabancı olması ayrı.

Demek istediğimi anlatabildim mi acaba?
Yani insan kusurlarından oluşmaz, kusurlar insanın parçasıdır. Bir kusuru ifade ederken kişiliğin tümüne dokunacak sözler yanlıştır.

Tabii tamamen kalbi mühürlenmiş, kötülükte karar kılmış, Allah için iyi hiçbir yönü olmayan ve asla olmayacak kişilerden bahsediyorsanız onu bilemem.
Ama onun için de "asla değişmezler" demiş olmanız gerekirdi, ama siz bunu demediğinizi özellikle ifade ettiniz. Sonuç olarak da bunu sadece Allah'ın bilebileceği konusunda da hemfikir olduğumuzu görüyorum.
İyi niyetiniz için teşekkürler kardeşim.
Yazımı bütüncül olarak okumadığınız için bazı zânlarınız olmuş ama tüm sorduklarınız ve söylediklerinizin cevabı zaten orada mevcut idi. Haa haklı olduğunuz taraflar da var tabii ki, insan ne oldum değil ne olacağım demeli...

Bir bakmışsın yapmam dediğin bir şeyi yapmışsın, girmem dediğin yere girmişsin, değişmem dediğin yerde değişivermişsin. Ne gariptir ki, hep iddialarımızdan sınanırız.

Rabbim hepimize dosdoğru, İnşirah üzere, akleden bir kalp nasip etsin. Hatalarımızı affetsin. Kalplerimizi dini üzere sabit kılsın. Ey kalpleri çeviren Rabbim! Kalbimi senin dinin üzere sabit kıl!
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
İyi niyetiniz için teşekkürler kardeşim.
Yazımı bütüncül olarak okumadığınız için bazı zânlarınız olmuş ama tüm sorduklarınız ve söylediklerinizin cevabı zaten orada mevcut idi. Haa haklı olduğunuz taraflar da var tabii ki, insan ne oldum değil ne olacağım demeli...

Bir bakmışsın yapmam dediğin bir şeyi yapmışsın, girmem dediğin yere girmişsin, değişmem dediğin yerde değişivermişsin. Ne gariptir ki, hep iddialarımızdan sınanırız.

Rabbim hepimize dosdoğru, İnşirah üzere, akleden bir kalp nasip etsin. Hatalarımızı affetsin. Kalplerimizi dini üzere sabit kılsın. Ey kalpleri çeviren Rabbim! Kalbimi senin dinin üzere sabit kıl!
Amin ecmâin kardeşim, sonuç olarak yanlış anlaşılabilecek yerlerin altını çizerek ortayı bulabilmiş olmamıza sevindim.
 
أهل الحديث Çevrimiçi

أهل الحديث

لا لله الا الله
İslam-TR Üyesi
Amin ecmâin kardeşim, sonuç olarak yanlış anlaşılabilecek yerlerin altını çizerek ortayı bulabilmiş olmamıza sevindim.
Katılımınız için teşekkür ederim kardeşim. Yazdıklarınızı da gerçekten iyi niyetle yazdığınız hakkında hüsnüzan ediyor ve biliyorum ki sizin kötü bir niyetiniz yok.

İnsan bazen kendini kullanılmış hissettiğinde hele ki kıymet verip önemsediği insanlar tarafından...
Doğru ifadeleri seçmekte tam isabet edemeyebilir. Yoksa siz ve ben değil, her insanın nasihate ihtiyacı vardır ve değişebilir.

Kırgınlığın nasıl bir his olduğunu bilirsiniz, bazen şeytanın yaklaşmasıyla, bazen yorgunlukla, bazen başka başka sebeplerle oluşabilir. Bu hususta tabii ki anlayış göstermek mühim bir husus ama anlayış bekleyen taraf olmayı sürdürmeye meyilliyiz. Bu hususta hata mı ediyoruz acaba, tecrübem buna yetmiyor. Ama en az anlayışı etrafımızdakilere gösteriyoruz bunu biliyorum...

Benim bu konuyu açmaktaki maksadım ise biraz olsun bunlardan bahsedebilmekti. Yoksa sizin olmadığı gibi benim de asla kötü bir niyetim yoktu. Ne kimseyi kırmak istedim, ne kimseyle küsmek veya darılmak istedim.

"İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur." (Fussilet 34)

İyilik yapma hususunda değil de, belki de kötülüğü önleme hususunda eksik kalıyoruz çoğu zaman. Bu herkes için geçerli.

Elhamdulillah ben nadiren sivri dil kullansam da kimseye karşı dargınlığım, küskünlüğum veya nefsimi araya sokmam yoktur.

Bu arada foruma hoş geldiniz kardeşim, hayırlara vesile olursunuz inşâAllah
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
Katılımınız için teşekkür ederim kardeşim. Yazdıklarınızı da gerçekten iyi niyetle yazdığınız hakkında hüsnüzan ediyor ve biliyorum ki sizin kötü bir niyetiniz yok.

İnsan bazen kendini kullanılmış hissettiğinde hele ki kıymet verip önemsediği insanlar tarafından...
Doğru ifadeleri seçmekte tam isabet edemeyebilir. Yoksa siz ve ben değil, her insanın nasihate ihtiyacı vardır ve değişebilir.

Kırgınlığın nasıl bir his olduğunu bilirsiniz, bazen şeytanın yaklaşmasıyla, bazen yorgunlukla, bazen başka başka sebeplerle oluşabilir. Bu hususta tabii ki anlayış göstermek mühim bir husus ama anlayış bekleyen taraf olmayı sürdürmeye meyilliyiz. Bu hususta hata mı ediyoruz acaba, tecrübem buna yetmiyor. Ama en az anlayışı etrafımızdakilere gösteriyoruz bunu biliyorum...

Benim bu konuyu açmaktaki maksadım ise biraz olsun bunlardan bahsedebilmekti. Yoksa sizin olmadığı gibi benim de asla kötü bir niyetim yoktu. Ne kimseyi kırmak istedim, ne kimseyle küsmek veya darılmak istedim.

"İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur." (Fussilet 34)

İyilik yapma hususunda değil de, belki de kötülüğü önleme hususunda eksik kalıyoruz çoğu zaman. Bu herkes için geçerli.

Elhamdulillah ben nadiren sivri dil kullansam da kimseye karşı dargınlığım, küskünlüğum veya nefsimi araya sokmam yoktur.

Bu arada foruma hoş geldiniz kardeşim, hayırlara vesile olursunuz inşâAllah
Bahsettiğiniz duyguları anlıyorum kardeşim, ben de çokça yaşadım, herkes de illa ki yaşıyor ve yaşayacak. Yeri geliyor hayatımızda olan bitenleri sakince karşılayabiliyoruz, yeri geliyor yorgunluk eseri tahammülümüz olmuyor ve sakinliğimiz elimizden kaçıp gidiyor. Hepsi insanlık hali ve geri dönüp bakınca "neden daha sakin olamadım ki?" diyoruz ama bundan kolay kolay kurtuluş yok, dediğim gibi hep insanlık hali.

Sadece belki kendimizi yormadan hayata devam edersek, sakinliğimizi daha uzun süre koruyabiliriz. Bunun için ben, tabii kendi adıma söylüyorum: eskiden yaptığımın aksine "daha az ve öz amele" yönelmeyi tercih ettim. Çok eskiden çok büyük hedefleri olan biriydim ve hayat sloganı "işimiz vaktimizden çok" olanlardandım. Ve bu şekilde çok uzun süre devam ettim, ve ama şu "acele işe şeytan karışır" gerçeği de hep hayatımda oldu. İstediğim gibi anlatamadım, istediğim gibi anlaşılamadım, yeterince sabırlı olmayışımın eseri olarak insanların asla değişmeyeceğini sandım ve Yunus (aleyhisselam) gibi insanları erkenden bıraktım.
Oysa aynı zamanda sabrın Nuh (aleyhisselam) gibi olması gerektiğini de hep söyler dururdum.

İnsanoğlu böyle işte. Hayalleri farklı, gücü ve sabrının sınırları farklı.
Ve bu iki alan arasında çelişki hepimizde var, ve bu hayallerimizle gerçekliklerimizin arası ne kadar uzaksa; ya da uzak olması önemli değil de, o uzak mesafeyi ne kadar hızlı katetmeye çalışıyorsak, o kadar işlerimiz sarpa sarıyor.

Ve karşımızdaki insanlar için de durum aynı, onlar da istesek de hızla değişemezler.
Üstelik bizlerin değişim için ön bilgimiz/farkındalığımız vardır ve bu sebeple gelişim bizde daha kısa sürede olur belki ama karşımızdaki kişide o bilgi/farkındalık yoksa, ek olarak bir de bunu anlama süreci yaşayacaklar demektir.

Yani onların işi, bizler gibi az-çok bazı konuları anlamış olanlardan da zor. Bu açıdan anlayış sahibi olmamız gerektiğini düşünüyorum. Erken karar vermemek, ki değişim için belki zihinlerinin toplayacağı 100 veriyi birleştirmeleri gerektiğini bilerek ve bunun için destek olmaya çalışıp sabrederek...

Bu arada ben de size teşekkür ediyorum kardeşim; ve hoş bulduk, Allah razı olsun.
 
أهل الحديث Çevrimiçi

أهل الحديث

لا لله الا الله
İslam-TR Üyesi
Bahsettiğiniz duyguları anlıyorum kardeşim, ben de çokça yaşadım, herkes de illa ki yaşıyor ve yaşayacak. Yeri geliyor hayatımızda olan bitenleri sakince karşılayabiliyoruz, yeri geliyor yorgunluk eseri tahammülümüz olmuyor ve sakinliğimiz elimizden kaçıp gidiyor. Hepsi insanlık hali ve geri dönüp bakınca "neden daha sakin olamadım ki?" diyoruz ama bundan kolay kolay kurtuluş yok, dediğim gibi hep insanlık hali.

Sadece belki kendimizi yormadan hayata devam edersek, sakinliğimizi daha uzun süre koruyabiliriz. Bunun için ben, tabii kendi adıma söylüyorum: eskiden yaptığımın aksine "daha az ve öz amele" yönelmeyi tercih ettim. Çok eskiden çok büyük hedefleri olan biriydim ve hayat sloganı "işimiz vaktimizden çok" olanlardandım. Ve bu şekilde çok uzun süre devam ettim, ve ama şu "acele işe şeytan karışır" gerçeği de hep hayatımda oldu. İstediğim gibi anlatamadım, istediğim gibi anlaşılamadım, yeterince sabırlı olmayışımın eseri olarak insanların asla değişmeyeceğini sandım ve Yunus (aleyhisselam) gibi insanları erkenden bıraktım.
Oysa aynı zamanda sabrın Nuh (aleyhisselam) gibi olması gerektiğini de hep söyler dururdum.

İnsanoğlu böyle işte. Hayalleri farklı, gücü ve sabrının sınırları farklı.
Ve bu iki alan arasında çelişki hepimizde var, ve bu hayallerimizle gerçekliklerimizin arası ne kadar uzaksa; ya da uzak olması önemli değil de, o uzak mesafeyi ne kadar hızlı katetmeye çalışıyorsak, o kadar işlerimiz sarpa sarıyor.

Ve karşımızdaki insanlar için de durum aynı, onlar da istesek de hızla değişemezler.
Üstelik bizlerin değişim için ön bilgimiz/farkındalığımız vardır ve bu sebeple gelişim bizde daha kısa sürede olur belki ama karşımızdaki kişide o bilgi/farkındalık yoksa, ek olarak bir de bunu anlama süreci yaşayacaklar demektir.

Yani onların işi, bizler gibi az-çok bazı konuları anlamış olanlardan da zor. Bu açıdan anlayış sahibi olmamız gerektiğini düşünüyorum. Erken karar vermemek, ki değişim için belki zihinlerinin toplayacağı 100 veriyi birleştirmeleri gerektiğini bilerek ve bunun için destek olmaya çalışıp sabrederek...

Bu arada ben de size teşekkür ediyorum kardeşim; ve hoş bulduk, Allah razı olsun.
Rabbim cumleten iyi yönde değişebilmemizi, bu değişimi kaldırabilmemizi nasip etsin. Nefsimizin hevâsına ve şeytanın oyunlarına fırsat vermesin. Her türlü kötü hasletten arinabilmeyi nasip etsin. Bizi affetsin ve üzerimize "sabrı" bol bol yağdırsın.

Allahumme amin, ecmâin
 
Sükut Çevrimdışı

Sükut

Üye
İslam-TR Üyesi
Rabbim cumleten iyi yönde değişebilmemizi, bu değişimi kaldırabilmemizi nasip etsin. Nefsimizin hevâsına ve şeytanın oyunlarına fırsat vermesin. Her türlü kötü hasletten arinabilmeyi nasip etsin. Bizi affetsin ve üzerimize "sabrı" bol bol yağdırsın.

Allahumme amin, ecmâin
Amin ecmâin kardeşim, Rabbim bu yolda cümlemize kolaylıklar versin dilerim.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt