V
Çevrimdışı
İbn Teymiyye ve İbn Kayyım gibi İslam alimlerine Cehennem fani olacak görüşünü isnat etmek, meselenin bağlamını tam anlamamaktan kaynaklanır. Alimlerin eserlerinde yer alan bazı ifadeler, onların nihai inancı değil, bazen tarihsel aktarımları veya zorlama akli çıkarımlarıdır. Tabi bunları göz ardı eden bazı arkadaşlar buralardan ilim ehl-i ne iftira atmak zarar vermek en azından karalabilmek için cımbızlıyorlar
Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin eserlerinin genel bütünlüğü incelendiğinde, cennet ve cehennemin ebediliği konusunda icma ile hareket ettiği net biçimde görülür. O, cehennemin sonlu olduğunu savunmak bir yana, bu sapkın görüşü dile getirenleri çürüten reddiyeler kaleme almıştır
İbn Kayyım'ın bazı kitaplarında özellikle Şifaü'l-Alil bu görüşe meyletmesi, alimler tarafından bir alimin sürçmesi kabul olarak nitelendirilmiştir. Şeyh İbn Useymin, bu durumu büyük bir alimin ilmi bir tökezlemesi olarak görüp, Kur'an'ın açık hükmünü hatırlatmıştır.
Alimler arasında bu tartışmanın çözümü, ateşin iki türü ayrımıyla yapılmıştır. Birincisi kafirler için olan ebedi ateş; ikincisi ise günahkar Müslümanların cezalarını çekip çıkacakları ateştir. İbn Kayyım'ın kastettiği fani olma durumu, bu ikinci kısma yönelik olabilir.
Şeyh el-Elbani, İbn Kayyım'ın el-Vâbilü's-Sayyib eserindeki ayrımının kilit nokta olduğunu belirtir. Orada ateşin ikiye ayrıldığını; birinin kafirler için daimi, diğerinin günahkarlar için geçici olduğunu vurgular. Bu ayrım, karmaşayı çözen en sağlam ilmi yaklaşımdır.
Kur'an'da cehennemin ebediliği Nisa, Ahzab ve Cin surelerinde kesin ve sarih ayetlerle sabittir. Allah, kafirlerin oradan asla çıkamayacağını defalarca vurgular. Bir alimin şahsi içtihadı veya bir eserdeki muhtemel sürçmesi, Kur'an'ın bu kesin nassını asla geçersiz kılamaz.
İbn Baz'ın da ifade ettiği üzere, cehennemin fani olduğunu söylemek, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in çoğunluğuna göre zayıf ve itibarsız bir görüştür. İslam alimleri, bu görüşü İbn Kayyım'a nispet etseler bile, bunun onun genel inanç dünyasını temsil etmediğini vurgularlar.
ilmi bir meseleyi değerlendirirken alimleri savunanlar ve karşı olanlar diye ikiye bölmek, onların eserlerini okumayanların düştüğü bir hatadır. Alimler, tarihi görüşleri naklederken bazen detaylı analizler yaparlar; bu analizler, onların inancı gibi sunulmamalıdır.
İbn Teymiyye ve öğrencisi İbn Kayyım, Kur'an ve Sünnet'e bağlılıkta zirve isimlerdir. Onların eserlerindeki bazı zorlama akli yorumları, sanki cehennemi inkar ediyorlarmış gibi lanse etmek, hem onlara karşı insafsızlıktır hem de İslam ilim geleneğine karşı bir cahilliktir.
Şeyh İbn Useymin'in dediği gibi: Hakkı şahıslarla değil, delillerle tanırız. İbn Kayyım gibi büyük bir alimin bile bu konuda hataya düşmesi mümkündür. Önemli olan, alimin hata yapıp yapmaması değil; hatanın Kur'an'ın açık nassıyla nasıl düzeltildiğidir. Biz nassa bakarız.
Cehennemin fani olması görüşünü yaymaya çalışanlar, genelde Ehl-i Sünnet alimlerinin bu konudaki titiz uyarılarını gizlerler. Oysa Elbani'den Useymin'e kadar tüm büyükler, bu görüşün Kur'an'ın ebediyet vurgusuna aykırı olduğunu, delilleriyle ve açıkça ortaya koymuşlardır.
İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'ı cehennemin fani olduğunu savunan sapkın biri gibi göstermek, ilmi bir sahtekarlıktır. Onlar sadece meselenin farklı boyutlarını tartışmış, ancak kafirler için cehennemin ebedi olduğu noktasında hiçbir şüphe bırakmamışlardır. Hak budur.
Ehl-i Sünnet metodu, zahiri ifadeleri değil, alimin külliyatının bütününü esas alır. İbn Kayyım'ın bir eserinde geçen tartışmalı bir ifadeyi, onun Cennet ve Cehennemin ebediliği üzerine yazdığı yüzlerce sayfalık kesin hükümlerinin önüne koymak, ilmi bir metodoloji değil, bir çarpıtmadır.
Bir alimin yazdığı eserlerdeki tartışma gereği yapılan ifadeleri, onun inancı gibi sunmak art niyet belirtisidir. İbn Kayyım, Hadi'l-Ervah gibi eserlerinde farklı görüşleri zikrederken, bu görüşlerin batıl olduğunu zaten beyan eder. Onu savunmak için okumak, insafın gereğidir.
Alimlerin hata yapabileceği gerçeği, onların ilmi değerini düşürmez. Aksine, İbn Useymin gibi büyüklerin bu hataları tökezleme olarak nitelendirmesi, onların ilmi dürüstlüğünü gösterir. Hatayı savunmak değil, hatanın neden kaynaklandığını ve nasıl düzeltildiğini anlamak, ilim ehlinin yoludur.
İbn Teymiyye'nin fani görüşünü savunduğunu iddia edenler, aslında onu Hariciler ve Mutezile'nin sapkın inançlarıyla aynı kefeye koymaya çalışmaktadır. Oysa İbn Teymiyye, hayatını bu sapkın ekollerin Kur'an'a aykırı yorumlarını çürütmeye adamış bir önderdir. Buna iftira denmez de ne denir?
Allah Teala, kafirler için ebeden ifadesini kullanırken hiçbir boşluk bırakmamıştır. İnsanoğlunun akli kurguları, ayetin kesin hükmünü iptal edemez. İbn Kayyım'ın eserlerindeki tartışmalar, bu ayetleri iptal etmek için değil, "nasıl anlaşılmaları gerektiği" üzerine bir kelami egzersizdir.
İlim ehli, bir meseleyi çözmek için tüm kaynakları tarar. Sadece işine gelen bir cümleyi cımbızlayıp bak, bu alim böyle demiş demek, akademik bir hırsızlıktır. İbn Kayyım, cehennemin ebediyetine dair sayfalar dolusu delil sunarken, o sayfaları görmezden gelmek, kör bir taassuptur.
Sadece Kur'an değil, sahih sünnet ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ebediyet üzerine kurduğu tebşir ve tehditler, cehennemin sona ereceği iddiasını kökünden yıkar. İbn Teymiyye, hadislerin zahirine en bağlı alimlerden biridir. Onu, hadislerin ruhuna aykırı bir görüşle yaftalamak imkansızdır.
İnsan nefsi, cehennemin ebedi olması fikrinden ürker ve belki son bulur diyen görüşlere meyleder. Ancak İslam inancı, nefsin arzularına göre değil, vahyin bildirdiğine göre şekillenir. İbn Teymiyye ve öğrencisi, nefsin bu zaafına değil, vahyin otoritesine teslim olmuş zirve şahsiyetlerdir.
İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'ı, kendi dönemlerinin kelami tartışmalarında kullandıkları ifadelerle mahkum etmek, onlara yapılan en büyük haksızlıktır. Onlar, Ehl-i Sünnet'in kalesi olmuş, cehennemi inkar eden değil, onu tasvir edip korkusunu yüreklerde diri tutanlardır. Gerçek budur.
Bir meseleyi anlamak için parçaya değil, bütüne bak. İbn Teymiyye'nin bir cümlesine takılıp onun koca bir ömür verdiği inanç sistemini göz ardı etme. İlmi dürüstlük, bir alimi, eserlerinin tamamıyla ve bağlı olduğu naslarla anlamayı gerektirir. Sığ tartışmalara aldanmayın.
Kaldı ki kardeşler cehennemin fani olduğuna dair selef ve sahabeden bazı rivayetler nakledilmiştir bu bir gerçektir. Ancak İslam alimleri bu rivayetleri, Kur'an'ın ebediyet bildiren kesin ayetleri karşısında delil kabul etmemiştir. Çünkü Kur'an'daki sonsuzluk vurgusu mütevatirdir ve kesindir. Sahabeye nispet edilen bu münferit görüşler hem isnad açısından zayıftır hem de ümmetin icmasıyla çelişir. Hiçbir alim, bu tekil rivayetleri Kur'an'ın açık hükmüne tercih ederek bir inanç esası oluşturmamıştır.
Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin eserlerinin genel bütünlüğü incelendiğinde, cennet ve cehennemin ebediliği konusunda icma ile hareket ettiği net biçimde görülür. O, cehennemin sonlu olduğunu savunmak bir yana, bu sapkın görüşü dile getirenleri çürüten reddiyeler kaleme almıştır
İbn Kayyım'ın bazı kitaplarında özellikle Şifaü'l-Alil bu görüşe meyletmesi, alimler tarafından bir alimin sürçmesi kabul olarak nitelendirilmiştir. Şeyh İbn Useymin, bu durumu büyük bir alimin ilmi bir tökezlemesi olarak görüp, Kur'an'ın açık hükmünü hatırlatmıştır.
Alimler arasında bu tartışmanın çözümü, ateşin iki türü ayrımıyla yapılmıştır. Birincisi kafirler için olan ebedi ateş; ikincisi ise günahkar Müslümanların cezalarını çekip çıkacakları ateştir. İbn Kayyım'ın kastettiği fani olma durumu, bu ikinci kısma yönelik olabilir.
Şeyh el-Elbani, İbn Kayyım'ın el-Vâbilü's-Sayyib eserindeki ayrımının kilit nokta olduğunu belirtir. Orada ateşin ikiye ayrıldığını; birinin kafirler için daimi, diğerinin günahkarlar için geçici olduğunu vurgular. Bu ayrım, karmaşayı çözen en sağlam ilmi yaklaşımdır.
Kur'an'da cehennemin ebediliği Nisa, Ahzab ve Cin surelerinde kesin ve sarih ayetlerle sabittir. Allah, kafirlerin oradan asla çıkamayacağını defalarca vurgular. Bir alimin şahsi içtihadı veya bir eserdeki muhtemel sürçmesi, Kur'an'ın bu kesin nassını asla geçersiz kılamaz.
İbn Baz'ın da ifade ettiği üzere, cehennemin fani olduğunu söylemek, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in çoğunluğuna göre zayıf ve itibarsız bir görüştür. İslam alimleri, bu görüşü İbn Kayyım'a nispet etseler bile, bunun onun genel inanç dünyasını temsil etmediğini vurgularlar.
ilmi bir meseleyi değerlendirirken alimleri savunanlar ve karşı olanlar diye ikiye bölmek, onların eserlerini okumayanların düştüğü bir hatadır. Alimler, tarihi görüşleri naklederken bazen detaylı analizler yaparlar; bu analizler, onların inancı gibi sunulmamalıdır.
İbn Teymiyye ve öğrencisi İbn Kayyım, Kur'an ve Sünnet'e bağlılıkta zirve isimlerdir. Onların eserlerindeki bazı zorlama akli yorumları, sanki cehennemi inkar ediyorlarmış gibi lanse etmek, hem onlara karşı insafsızlıktır hem de İslam ilim geleneğine karşı bir cahilliktir.
Şeyh İbn Useymin'in dediği gibi: Hakkı şahıslarla değil, delillerle tanırız. İbn Kayyım gibi büyük bir alimin bile bu konuda hataya düşmesi mümkündür. Önemli olan, alimin hata yapıp yapmaması değil; hatanın Kur'an'ın açık nassıyla nasıl düzeltildiğidir. Biz nassa bakarız.
Cehennemin fani olması görüşünü yaymaya çalışanlar, genelde Ehl-i Sünnet alimlerinin bu konudaki titiz uyarılarını gizlerler. Oysa Elbani'den Useymin'e kadar tüm büyükler, bu görüşün Kur'an'ın ebediyet vurgusuna aykırı olduğunu, delilleriyle ve açıkça ortaya koymuşlardır.
İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'ı cehennemin fani olduğunu savunan sapkın biri gibi göstermek, ilmi bir sahtekarlıktır. Onlar sadece meselenin farklı boyutlarını tartışmış, ancak kafirler için cehennemin ebedi olduğu noktasında hiçbir şüphe bırakmamışlardır. Hak budur.
Ehl-i Sünnet metodu, zahiri ifadeleri değil, alimin külliyatının bütününü esas alır. İbn Kayyım'ın bir eserinde geçen tartışmalı bir ifadeyi, onun Cennet ve Cehennemin ebediliği üzerine yazdığı yüzlerce sayfalık kesin hükümlerinin önüne koymak, ilmi bir metodoloji değil, bir çarpıtmadır.
Bir alimin yazdığı eserlerdeki tartışma gereği yapılan ifadeleri, onun inancı gibi sunmak art niyet belirtisidir. İbn Kayyım, Hadi'l-Ervah gibi eserlerinde farklı görüşleri zikrederken, bu görüşlerin batıl olduğunu zaten beyan eder. Onu savunmak için okumak, insafın gereğidir.
Alimlerin hata yapabileceği gerçeği, onların ilmi değerini düşürmez. Aksine, İbn Useymin gibi büyüklerin bu hataları tökezleme olarak nitelendirmesi, onların ilmi dürüstlüğünü gösterir. Hatayı savunmak değil, hatanın neden kaynaklandığını ve nasıl düzeltildiğini anlamak, ilim ehlinin yoludur.
İbn Teymiyye'nin fani görüşünü savunduğunu iddia edenler, aslında onu Hariciler ve Mutezile'nin sapkın inançlarıyla aynı kefeye koymaya çalışmaktadır. Oysa İbn Teymiyye, hayatını bu sapkın ekollerin Kur'an'a aykırı yorumlarını çürütmeye adamış bir önderdir. Buna iftira denmez de ne denir?
Allah Teala, kafirler için ebeden ifadesini kullanırken hiçbir boşluk bırakmamıştır. İnsanoğlunun akli kurguları, ayetin kesin hükmünü iptal edemez. İbn Kayyım'ın eserlerindeki tartışmalar, bu ayetleri iptal etmek için değil, "nasıl anlaşılmaları gerektiği" üzerine bir kelami egzersizdir.
İlim ehli, bir meseleyi çözmek için tüm kaynakları tarar. Sadece işine gelen bir cümleyi cımbızlayıp bak, bu alim böyle demiş demek, akademik bir hırsızlıktır. İbn Kayyım, cehennemin ebediyetine dair sayfalar dolusu delil sunarken, o sayfaları görmezden gelmek, kör bir taassuptur.
Sadece Kur'an değil, sahih sünnet ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ebediyet üzerine kurduğu tebşir ve tehditler, cehennemin sona ereceği iddiasını kökünden yıkar. İbn Teymiyye, hadislerin zahirine en bağlı alimlerden biridir. Onu, hadislerin ruhuna aykırı bir görüşle yaftalamak imkansızdır.
İnsan nefsi, cehennemin ebedi olması fikrinden ürker ve belki son bulur diyen görüşlere meyleder. Ancak İslam inancı, nefsin arzularına göre değil, vahyin bildirdiğine göre şekillenir. İbn Teymiyye ve öğrencisi, nefsin bu zaafına değil, vahyin otoritesine teslim olmuş zirve şahsiyetlerdir.
İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'ı, kendi dönemlerinin kelami tartışmalarında kullandıkları ifadelerle mahkum etmek, onlara yapılan en büyük haksızlıktır. Onlar, Ehl-i Sünnet'in kalesi olmuş, cehennemi inkar eden değil, onu tasvir edip korkusunu yüreklerde diri tutanlardır. Gerçek budur.
Bir meseleyi anlamak için parçaya değil, bütüne bak. İbn Teymiyye'nin bir cümlesine takılıp onun koca bir ömür verdiği inanç sistemini göz ardı etme. İlmi dürüstlük, bir alimi, eserlerinin tamamıyla ve bağlı olduğu naslarla anlamayı gerektirir. Sığ tartışmalara aldanmayın.
Kaldı ki kardeşler cehennemin fani olduğuna dair selef ve sahabeden bazı rivayetler nakledilmiştir bu bir gerçektir. Ancak İslam alimleri bu rivayetleri, Kur'an'ın ebediyet bildiren kesin ayetleri karşısında delil kabul etmemiştir. Çünkü Kur'an'daki sonsuzluk vurgusu mütevatirdir ve kesindir. Sahabeye nispet edilen bu münferit görüşler hem isnad açısından zayıftır hem de ümmetin icmasıyla çelişir. Hiçbir alim, bu tekil rivayetleri Kur'an'ın açık hükmüne tercih ederek bir inanç esası oluşturmamıştır.

