Nüzûl Hadisi ve Arş'ın Hâli Meselesi

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.


Allah'ın dünya semasına nüzûl etmesi, Ehl-i Sünnet nezdinde sahih hadislerle sabit olan haberî sıfatlardandır. Buhârî, Müslim ve diğer hadis imamlarının rivayet ettiği hadiste Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner..." Bu hadis birçok sahabeden rivayet edilmiş olup muhaddisler tarafından kabul görmüştür. Dolayısıyla mesele, hadisin sıhhati değil, nasıl anlaşılması gerektiğidir.


Selef-i Sâlihîn'in metodu açıktır. Onlar Allah'ın Kitabında ve Resûlü'nün sünnetinde geçen sıfatları inkâr etmeden, tahrif etmeden, keyfiyet vermeden ve mahlûkata benzetmeden kabul etmişlerdir. Bu sebeple nüzûl sıfatı da hak olarak kabul edilir; ancak bunun nasıl olduğu hakkında konuşulmaz. Çünkü Allah'ın zatı da sıfatları da yaratılmışlara benzemez.


Muhaliflerin sıkça gündeme getirdiği meselelerden biri şudur: "Allah dünya semasına iniyorsa Arş boşalıyor mu?" Şeyhülislâm İbn Teymiyye bu soruyu Şerhu Hadîsi'n-Nüzûl isimli eserinde uzun uzun ele almıştır. Öncelikle bu konuda Selef arasında farklı ifadeler bulunduğunu nakleder. Bazı imamlar bu meseleye hiç girilmemesi gerektiğini söylemiş, bazıları ise Arş'ın hâli olmayacağını ifade etmiştir. İbn Teymiyye'nin tercih ettiği görüş ise Allah'ın dünya semasına nüzûl etmesine rağmen Arş'ın O'ndan hâli olmadığıdır.


Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şudur: İbn Teymiyye bunu söylerken Allah'ın aynı anda iki yerde bulunduğunu iddia etmez. Bilakis Allah'ın nüzûlünün mahlûkun inişi gibi olmadığını özellikle vurgular. Çünkü yaratılmışların hareketi, yer değiştirmesi ve intikali kendi özellikleridir. Allah ise hiçbir yönden mahlûka benzemez. Allah'ın fiilleri de mahlûkun fiilleri gibi değildir. Bu yüzden mahlûku ölçü alarak Allah'ın sıfatlarını değerlendirmek baştan yanlış bir kıyastır.


İbn Teymiyye ayrıca dünyanın farklı bölgelerindeki gece-gündüz meselesine de cevap vermiştir. Bazıları, "Dünyada sürekli bir yerde gecenin son üçte biri yaşanıyor, o halde Allah sürekli mi iniyor?" diyerek hadisi reddetmeye veya tevile yönelmiştir. İbn Teymiyye ise bu itirazın Allah'ı mahlûka benzetme düşüncesinden kaynaklandığını belirtir. Allah zamanın da mekânın da yaratıcısıdır. O'nun fiilleri, yaratılmışların zaman ve mekân kayıtlarına göre değerlendirilemez. Bu sebeple gece vakitlerinin farklı olması hadisin sıhhatine zarar vermez.


Nitekim İbn Teymiyye, dünyanın dönüşü, gece ve gündüzün farklı bölgelerde farklı zamanlarda gerçekleşmesi gibi hususları ayrıntılı şekilde açıklamış, buna rağmen Allah'ın nüzûlünün bütün müminleri kapsayan ilahî bir fiil olduğunu ifade etmiştir. Aynı zamanda bu rahmetin özellikle dua eden, istiğfar eden ve gece ibadetine kalkan mümin kullar için bir fazilet olduğunu da belirtmiştir.


Selef'in usûlü burada da değişmez. Onlar ne Cehmiyye gibi sıfatları inkâr etmişlerdir ne de müşebbihe gibi Allah'ı mahlûka benzetmişlerdir. İmam Mâlik'in meşhur sözü bu usûlü özetler: "İstivâ malûmdur, keyfiyeti meçhuldür, ona iman vaciptir, bu konuda soru sormak bid'attir." Aynı kaide nüzûl sıfatı için de geçerlidir. Nüzûlün manası bilinir; fakat keyfiyeti bilinmez. Çünkü Allah'ın keyfiyeti hakkında hiçbir mahlûkun bilgisi yoktur.


Ehl-i Sünnet'in yolu, nasları akla uydurmaya çalışmak değil; aklı vahyin rehberliğinde kullanmaktır. Allah'ın Arş'a istivâ ettiğine de, dünya semasına nüzûl ettiğine de iman edilir. Bunlar arasında çelişki yoktur. Çelişki vehmi, Allah'ın fiillerini yaratılmışların hareketleriyle kıyas etmekten doğmaktadır. İbn Teymiyye'nin tercih ettiği görüşe göre Allah nüzûl eder, fakat Arş O'ndan hâli olmaz. Çünkü Allah'ın nüzûlü mahlûkun inişi gibi değildir ve O'nun fiilleri hiçbir yönden yaratılmışların fiillerine benzemez. İşte Selef'in itikadı da budur: Nasları tasdik etmek, keyfiyeti Allah'a havale etmek, teşbih ve ta'tilden uzak durmaktır. Allah en doğrusunu bilendir.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt