Çözüldü Unutularak Bozulan Yemin İçin Kefaret Gerekir mi?

Mustafa19 Çevrimdışı

Mustafa19

الله أكبر
İslam-TR Üyesi
Selamun Aleyküm.

Unutularak bozulan yemin için kefaret ödenmesi gerekir mi? Hanefi mezhebinde olan bir Müslümanın bu konuda Cumhur Ulemaya uyması caiz midir?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

Hanefi mezhebine göre bir kişi, Allah adına geçerli bir yemin etmiş, daha sonra yeminini unutarak yeminine aykırı davranmış olsa bile yemini bozulmuş (hânis) sayılır ve kefaret gerekir. Hatta sadece unutmadan dolayı değil; yanılma, ikrah, bayılma ve benzeri durumlarda yemin hükmünün devam ettiği belirtilmiştir.
Hanefîlere göre kişi: “Vallahi bunu yapmayacağım.” diye geleceğe yönelik sahih bir yemin eder, sonra bunu unutarak yaparsa, yemin bozulmuş olur ve kefaret gerekir.
Kâsânî (rahimehullah):

وَلِأَنَّ الْأُمَّةَ أَجْمَعَتْ عَلَى أَنَّ الْكَفَّارَةَ لَا يَمْتَنِعُ وُجُوبُهَا لِعُذْرٍ فِي الْحَانِثِ، بَلْ تَتَعَلَّقُ بِمُطْلَقِ الْحِنْثِ، سَوَاءٌ كَانَ الْحَانِثُ سَاهِيًا أَوْ خَاطِئًا أَوْ نَائِمًا أَوْ مُغْمًى عَلَيْهِ أَوْ مَجْنُونًا...​
“Ummet, hânis olan kişinin bir mazeretinin bulunmasının kefaretin vacip olmasına engel olmadığı hususunda ittifak etmiştir. Bilakis kefaret mutlak olarak hınsa bağlanır. Hânis ister unutmuş, ister hata etmiş, ister uyuyor, ister baygın, ister deli olsun [kefaret gerekir].”
(Kâsânî, Bedâiʿu's-Sanâiʿ fî Tertîbi'ş-Şerâiʿ, Kitâbu'l-Eymân, C. 3, Sf: 18
)
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللَّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَٰكِنْ يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ الْأَيْمَانَ ۖ فَكَفَّارَتُهُ...​
“Allah, Sizi yeminlerinizdeki lağvden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bilerek bağladığınız yeminlerden dolayı Sizi sorumlu tutar. Bunun kefareti...” (Mâide 89)

عَقَّدتُّمُ الْأَيْمَانَ : bağladığınız yeminler
Hanefi mezhebine göre; kişi geleceğe yönelik gerçek bir yemin akdi yapmıştır. Sonradan unutması, başlangıçta yapılmış olan yemin akdini ortadan kaldırmaz. Unutmak, yeminin kurulmasını geriye dönük olarak ibtal eden bir unsur değildir.
Kefaretin sebebi sadece 'günah işlemek' değildir
Bu konuda Hanefi mezhebini tenkid edenler 'Adam unutarak yaptı. Dolayısıyla günah işlemedi. Günah yoksa kefaret de olmamalıdır.' demektedirler.
Hanefi'ler ise buna "Kefaretin tek sebebi günah değildir." diyerek şöyle izah ederler;
Kâsânî (rahimehullah):

أَوْ لِأَنَّ الْحِنْثَ مِنْهُ يَخْرُجُ مَخْرَجَ الِاسْتِخْفَافِ بِالِاسْتِشْهَادِ بِاسْمِ اللَّهِ تَعَالَى مِنْ حَيْثُ الصُّورَةِ... فَوَجَبَ عَلَيْهِ التَّكْفِيرُ جَبْرًا لِمَا هَتَكَ مِنْ حُرْمَةِ اسْمِ اللَّهِ تَعَالَى صُورَةً لَا حَقِيقَةً...​
“Hıns, görünüş itibarıyla Allah Teâlâ'nın ismini şahit tutarak yemin etmeyi hafife alma görüntüsü oluşturduğundan, Allah'ın isminin görünüş itibarıyla ihlâl edilen hürmetini telafi etmek üzere kefâret gerekir.” (Kâsânî, Bedâiʿu's-Sanâiʿ fî Tertîbi'ş-Şerâiʿ, Kitâbu'l-Eymân, C. 3, Sf: 18)
https://www.islamweb.net/ar/library/content/12/1253/فصل-في-حكم-اليمين-بالله-تعالى
Yâni kefâret ile günah aynı şey değildir. Bir insanın yaptığı fiilde günah bulunmaması, bâzı durumlarda kefâret hükmünün de bulunmayacağı anlamına gelmez.
Kişi 'Vallahi bunu yapmayacağım.' şeklinde kendi kendini bağlamışsa, yemin sahibinin üzerine düşen şey o fiili yapmamaktır. Fiil gerçekleştiğinde ise yemin ile fiil birbirine aykırı hale gelir. Hanefîler buna حنث (hıns) derler. Dolayısıyla hınsın gerçekleşmesi için ayrıca 'Ben o anda yeminimi hatırlıyor muydum?' şartı aranmaz.
Yemin gelecekteki fiile bağlanmıştır. Fiilin gerçekleşmesiyle yemin ile fiil arasındaki aykırılık ortaya çıkmıştır. Bu sebeble Hanefîler, unutma ve hatta bazı zorlayıcı durumlarda bile hınsın gerçekleşebileceğini söylemişlerdir.

Kefaret, asıl yükümlülüğün halefidir​

Bu, Hanefî fıkhındaki en teknik delillerden biridir.

Serahsî bu konuda özetle şöyle der: Kişi yemin ettiğinde aslolan birr'dir; yani yeminin gereğini yerine getirmesidir. (Serahsî, el-Mebsût)
Mesela 'Vallahi yarın falan yere gideceğim.' dedi. Asıl yükümlülük Gitmesidir. Gitmediğinde bu asıl yükümlülük kaçırılmış olur ve kefaret onun yerine geçen bir telafi olur.
Serahsî (rahimehullah) bunu şöyle ifade eder:
الكفارة تجب خلفا عن البر الواجب باليمين
“Kefaret, yemin sebebiyle gerekli olan birr'in (yemine vefanın) yerine geçen bir telafidir.” (Şemsu'l-eimme es-Serahsî (ö. 483 h.), el-Mebsût, Kitâbu'l-Eymân, C. 9, Sf: 129, Dâru'l-Mâ'rife, Beyrut baskısı)
Hanefî mezhebi, meselenin neden 'unutma' ile tamamen ortadan kalkmadığını açıklamalarında önemlidir.



Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre; bu durumda yemine aykırı hareket edilmesi halinde yemin bozulur, ancak kefâret gerekmez.


رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا​
“Rabb'imiz! Unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma.” (Bakara 286)
إن الله تجاوز لأمتي الخطأ والنسيان وما استكرهوا عليه ​
“Allah, ummetimden hataen yaptıklarını, unutarak yaptıklarını ve zorlandıkları şeyleri bağışlamıştır.”
(İbn Mâce, Talâk 16)
Hanefî Mezhebinden bir Müslüman; Cumhurun görüşüyle amel edebilir
Fakat bunun usûlî bazı şartları vardır. Bu meselede Cumhurun görüşü muteber bir fıkhî görüştür; yâni kişi: 'Hanefî mezhebinde bu görüş yok, dolayısıyla Cumhurun görüşünü almak haramdır' diyemez. Nitekim burada Şâfiî ve Hanbelî mezheblerinin açıkça dayandığı bir görüş vardır. Dolayısıyla zarûret derecesinde bir durum olmaksızın da, ehil bir âlimin fetvasına dayanarak bu görüşle amel edilmesi prensip olarak mümkündür. Ancak burada önemli bir ayrım var:
'Canım istediği için mezheb değiştiriyorum' şeklinde ruhsatların peşine düşemez, farklı âlimlerin kolay hükümlerini araştırıp seçmeyi (Tetebbuʿ-ı ruhas) adet edinmeden, meselenin; 'Hanefî mezhebinde kefaret gerekiyor ama bana ağır geldi, o halde hiçbir delile bakmadan Şâfiî görüşünü alayım' şeklinde keyfî ruhsat arama haline getirilmesi doğru değildir. Fakat kişi isterse;
'Bu konuda Cumhurun delilini daha kuvvetli buldum' veya 'Güvenilir bir âlim, bu görüşle amel edebileceğimi söyledi.'
diyerek Cumhurun görüşünü alabilir.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt