Çözüldü İmtihanları Şaka Konusu Yapmak Din ile Alay Etmeye Girer mi?

Abdullah el Hanbeli Çevrimiçi

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum hocam,

Bazı kardeşler Koronavirüs ile ilgili espirili paylaşımlar yapıyorlar, Allah'ın imtihanı ve azabıyla alay ettiği için din ile alay etmeye girer mi bu yoksa mesela sakat birisiyle alay etmek gibi haram olan şeylerden midir? Tabii bu kardeşler bazen islam düşmanlarının ölümü ile alay ediyorlar bu başkadır zannımca ama bazen virüsün kendisi ile alay ediyorlar, bunun hükmü nedir?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;
Bu mesele, Ehl-i Sünnet menhecinde amellerin niyetlerine, sözlerin zahirine ve kastın taalluk ettiği hedefe göre derecelendirilir. İtikad ve fıkıh usûlünde lafızların gayesi ile fiillerin yöneldiği mecra birbirinden tefrik edilmeden genel hüküm verilmez. Meselenin hükmü 3 temel kısımda tahlil edilir;

1- Virüs ile İlgili Yapılan Genel Şakalar ve Mizah
İnsanların karantina halleri, evde kalmaları, temizlik takıntıları veya bizzat virüsün mikroorganizma boyutunu konu alan espriler yapması; dini alaya almak (istihzâ bi'd-dîn) ve küfür kapsamında değerlendirilmez.
Kastın Hedefi; Buradaki niyet ve zahir; Allah’ın kudretini, kaderini, ayetlerini veya şeriatını küçük düşürmek değildir. İnsanların başlarına gelen dünyevî zorluk veya bizzat mikrobik bir hastalık tablosu karşısındaki beşerî rahatlama ve mizahtır.
Şer'î Sınır; Bu tür espriler doğrudan küfür olmasa da, mûminin musibet anındaki ciddiyet ve vakarını zedeler. Zira hastalıklar ve afetler Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın kullarını ikaz ettiği, tevbe ve yakarışa çağırdığı birer âyettir (ibret vesilesidir).

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا إِلَىٰ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَخَذْنَاهُم بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ ﴿٤٢﴾ فَلَوْلَا إِذْ جَاءَهُم بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلَٰكِن قَسَتْ قُلُوبُهُمْ​
"Andolsun ki, senden önceki ummetlere de (peygamberler) gönderdik; sonra yalvarsınlar (boyun eğsinler) diye Onları darlık ve sıkıntıyla yakaladık. Hiç olmazsa kendilerine böyle baskınımız geldiği zaman yalvarsalardı ya! Fakat kalbleri katılaştı..." (En'âm Sûresi, 42 – 43)
Musibet anında mûminin şiarı; şımarıklık ve lakayt mizahtan ziyade istiğfar, tefekkür ve kulluk vazifelerine yönelmektir. Bu sebeble işi sulandırmak mekruh ve kalbi katılaştıran bir gaflet halidir; ancak niyet dinden bir hükmü veya ayeti tahkir olmadıkça kişiyi dinden çıkarmaz.

2- Dini Alaya Alma (İstihzâ) Sınırına Giren Durumlar
Eğer yapılan mizah veya sözler mahluk olan virüsü aşıp doğrudan Allah’ın kaderini, azabını, rahmetini veya dindeki hükümleri hedef alırsa durum değişir.
* 'Allah bizi virüsle mi korkutacak?', 'Kader bize haksızlık etti', 'Virüs Allah’ın kontrolünden çıktı' gibi sözler veya Kur’an âyetleriyle, Rasûlullâh ﷺ'in sünnetindeki taun ve veba hadisleriyle dalga geçmek.
* Allah Azze ve Celle'nin azabını veya kudretini tahfif etmek (hafife almak).
Cenâb-ı Hak; Tevbe Sûresi'nde bu konuda sarih hükmünü bildirmiştir:

وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ ۚ قُلْ أَبِاللَّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ ﴿٦٥﴾ لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ​
"Şayet Onlara soracak olsan: 'Biz sadece lafa dalmış, eğleniyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun Rasûlü ile mi alay ediyordunuz?' Özür dilemeyin, şubhesiz ki Siz imanınızdan sonra küfre girdiniz!" (Tevbe Sûresi, 65 – 66)
İşte bu sınır, katıksız bir şekilde dini alaya almaktır ve sahibini İslam dairesinden çıkarır. Ancak bir kişinin doğrudan virüsü veya beşerî halleri tiye alması buna hamledilemez; zira tekfirde şubhe ve zahir olmayan ihtimallerle hüküm verilmez (el-yakînu lâ yezûlu bi'ş-şekk).

3- İslam Düşmanlarının Ölümüne Sevinmek veya Onları 'Ti'ye Almak
İslam'a, Müslümanlara, mukaddesata açıkça savaş açmış, düşmanlık etmiş tağutların veya kafirlerin helak olmasına sevinmek, Allah'ın Onlara verdiği cezayla rahatlamak dinen meşrudur. Nitekim Cenâb-ı Hak, Tevbe Sûresi'nde şöyle buyurur:

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ​
"Onlarla savaşın ki Allah, Sizin ellerinizle Onlara azab etsin, Onları rezil rusvay eylesin, Onlara karşı Size nusret versin ve mûminler topluluğunun göğüslerine şifa versin (ferahlatsın)." (Tevbe Sûresi, 14)
Selef-i Sâlihîn devrinde de zalimlerin, bid'at önderlerinin ve İslam düşmanlarının ölümü veya zelil düşmesi karşısında mûminlerin ferahladığı ve şükür secdesine kapandığı sabittir. Fakat burada da had aşılmamalıdır: Düşmanın helakine sevinmek meşru olmakla birlikte; meseleyi cıvık bir maskaralığa, Allah Teâlâ'nın azabının celalini unutturan gayr-i ahlâkî bir eğlenceye dönüştürmemek gerekir.

4- Genel Mûsibetler Karşısında Selefin Menheci
Mûmin, gerek taun/salgın hastalık gerek deprem veya kuraklık gibi genel belalarda tefekkür ve yakarış halinde olmalıdır. Konuyla alakalı Enes b. Mâlik'ten
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ rivayet edilen hadis-i şerîf bu vakara işaret eder:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْأَعْلَى، حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) قَالَ
: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
الطَّاعُونُ شَهَادَةٌ لِكُلِّ مُسْلِمٍ
​
Bize Muhammed b. el-Musennâ haber verdi, dedi ki: Bize Abdu'l-A'lâ rivâyet etti, dedi ki: Bize Dâvud rivâyet etti, Amr b. Saîd’den, O da Sahâbî Enes b. Mâlik’ten رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakletti;
Enes b. Mâlik رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ anlatıyor;
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurdu: "Tâun (bulaşıcı salgın hastalık), her Müslüman için bir şehâdettir."
(Buhârî, es-Sahîh, Kitâbu't-Tıbb, Bâbu Mâ Yuzkeru fi't-Tâûn, C. 7, Sf: 130, Hadis no: 5732; Muslim, es-Sahîh, Kitâbu'l-İmâre, Bâbu Beyâni'ş-Şuhedâ, C. 3, Sf: 1522, Hadis no: 1916)
 
Üst