Bin Ladin’in Eşleri Ve Devam Eden Sır

ibnikayyim

Yeni Üye
Üye
Atwan: Usame'nin Ailesini Kurtarmak Her Müslüman'ın Şeref Borcudur.

Bin Ladin’in Eşleri ve Devam Eden Sır










Bin Ladin’in Eşleri ve Devam Eden Sır

Abdulbari Atwan
12 Mayıs 2011

Şeyh bin Ladin’in eşleri ve çocukları bizim akrabamız ve şerefimizdir, her Müslüman şerefine sahip çıkmakla yükümlüdür." – Abdülbari Atvan

Mayıs ayının başında Pakistan’ın başkenti İslamabad’a yakın Abbotabad şehrinde, eşleri ve çocuklarıyla bir süredir yaşamakta olan olduğu eve baskın yapan ABD komando timi tarafından gerçekleştirilen Şeyh Usame bin Ladin suikastının ayrıntılarını hala beklemekteyiz. Şu ana kadar ABD yetkilileri Şeyh Bin Ladin’in kendisine ateş açtıktan sonra çektiklerini iddia ettikleri fotoğrafı, örgütün dünyanın dört bir yanına yayılmış olan sadık takipçilerinin öfkesini artırması kuvvetle muhtemel olduğu bahanesiyle yayınlamadılar.


Amerika Birleşik Devletleri’nde dolaşan son dedikodu, CIA merkezinde ABD kongresi Güvenlik Komitesi ve İstihbarat komitesinden seçilmiş bir gruba Bin Ladin’in öldürüldüğünü kanıtlamak için gösterildiğidir. Eğer bu fiilen uygulanmış olsa bile bu bizim ve İslam dünyasının dört bir yanındaki milyonların suçlamalarını ortadan kaldırmayacaktır.


Bize – biz üçüncü dünya ülkeleri evlatlarına- onlarca yıldır şeffaflığı sağlama ve haber alma özgürlüğüne uymamız konusunda nutuklar çeken Birleşik Devletler yetkilileri, yatak odasında savunmasız yakalanan silahsız bir adama karısı ve çocukları önünde düzenlenen suikast hakkında yalanın en çirkinlerini söylüyorlar ve gerçekleri örtbas etmeye devam ediyorlar.


ABD yetkililerinin bizim bilmemizi istemediği, dikkatleri üzerinden çekmek için elinden gelen her şeyi yaptığı ve insanların unutacağı varsayımına güvendiği “önemli bir sır” olduğu muhakkak. Çöpten bile bulunabilecek çok eski bir setin üzerindeki televizyondan, El Cezire uydu kanalı tarafından yayınlanan videokasetlerinden birini izleyen, sakalları ağarmış yaşlı bir adam olarak gösterilen ve hiçbir haber veya enformasyon değeri olmayan bu basit görüntülerin neden yayıldığı aşikâr.


Sadık takipçilerine göre Şeyh Usame bin Ladin şahadetinden sonra bile kasıtlı küçük düşürücü iftiraya, şahsiyet katline maruz kalıyor. İlk önce Amerikalılar onun lüks bir sarayda yaşadığını söylediler. Hâlbuki evin son derece mütevazı olduğu, iddia edildiği gibi 150.000$ değerinde olmadığı anlaşıldı. Daha sonra onun, kendisini televizyondaki video görüntülerinden izlemekten büyük bir haz duyan bir narsist olduğunu söylediler. Bizden yahut onlardan biri, özellikle politikacılar ve medya insanları nerede haklı nerede haksız, nerede doğru nerede yanlış yaptığını öğrenmek için kendi röportajlarını izlemezler mi?

Vefat etmiş bir adam üzerinde yürütülen şahsiyet katli girişimlerinden en adisi, en iğrenci ise ilaçlarının arasına yerleştirilen “bitkisel viagra”nın bulunmasıydı. Bu elbette dünyayı daha düzenli ve daha güvenli bir yer haline getirecekti! Bu Özgür Dünya’nın, kültürel ve demokratik değerlerin lideri olduğunu iddia eden bir devletin ahlaki değerlerden ne derece yoksun olduğu göstermektedir.


Yalanlar serisi devam ediyor ve en son yalan Şeyh Usame bin Ladin’in Hamza’nın ve diğer en genç oğlu olan Halid’in de kendisiyle şehit olduğu hikâyesinin uydurulmasıdır. ( Usame bin Ladin’in 4 hanımdan 25 oğlu ve kızı vardı) Saldırıdan hemen önce veya saldırı esnasında yapıda yaşayan Hamza ortadan kayboldu.

Şeyh Usame bin Ladin ile bir araya geldiğimde onu narsist veya kibirli değil aksine son derece mütevazı ve utangaç bulmuştum. Tüm aile bireylerine sade bir hayat yaşamayı öğütlüyordu, hatta Afganistan’a taşınmadan önce yaşadığı ve sıcaklığın sık sık 55 derecenin üzerine çıktığı Hartum’dayken, Sudan’ın çoğunluğunu oluşturan fakir halktan kendini ayrı tutmamak için evine klima taktırmayı reddetmişti. Hatta bu sade hayat koşullarına tahammül edemeyen oğlu Ömer Suudi Arabistan’a geri dönmüştü ve babasının çocuklarını oyuncaklar, meşrubatlar ve çikolatalardan uzak tuttuğunu söylemişti.

Şeyh Usame bin Ladin vefat etti. Ancak üzerinde anlaşamadığımız ve bilmek istediğimiz ayrıntılar var. Neden tüm insanlar gibi inancına, itikadına veya ulusuna bakılmaksın gömülmedi. Amerikalılar ve İngilizler yüz binlerce belki de milyonlarca insanın ölümüne neden olan Nazi üyelerini adil yargılamalardan sonra denize gömmediler. Yoksa tüm bunlar Pakistan’da ya da doğum yeri olan Suudi Arabistan’da gömülürse cenazesine yüz binler belki de milyonların katılacağı korkusundan dolayı mı?

Şeyh Usame bin Ladin suikastında her ne kadar aksini iddia etseler de Amerikalılarla işbirliği yapan Pakistanlı yetkililer, operasyonu gerçekleştiren dört ABD helikopterine karşı koymadıkları için kendi topraklarını kutsallığını ve egemenliğini savunmamış oldular. Bu yetkililer Şeyh Usame bin Ladin ve çocuklarını sorgulama bahanesiyle alıkoydular ve iddialara göre Pakistan hükümeti onları Amerika yönetimine teslim edecek. Şeyh bin Ladin’in eşleri ve çocukları bizim akrabamız ve şerefimizdir. Onlar hiçbir günah veya suç işlemediler. Her Müslüman şerefine sahip çıkmakla yükümlüdür. En genç hanımı olan ve kocasını cesurca savunurken hayatını tehlikeye atarak ağır yaralanan Emel as Sadah’ı, bu erdemli Yemen vatandaşını da unutmamalıyız. Bize Allah Resulü’nün muhterem kadın sahabelerini hatırlatan bu kahraman kadının Bin Ladin’in diğer eşleriyle beraber yanında durmamız, onun şeref ve haysiyetini korumamız gerekiyor.


Pakistan hükümetinin bu kadınları serbest bırakmasını ve ne pahasına olursa olsun onları ABD’ye teslim etmemesi için daha fazla baskı yapmamız gerekiyor. Bu hanımların alıkonmasının devam etmesi büyük bir suçtur çünkü onlar masumlar ve dünya tarihinin en büyük süper gücünü aşağılayan bir adamın eşi olmaktan başka suçları yok. O, süper gücü Afganistan ve Irak’ta trilyonlarca dolar maddi kayba, 5000’den fazla askerin ölümüne ve on binlerce yaralıya mal olan iki büyük savaşa sürükledi. Üstelik bu yara kanaya devam ediyor.


Ne yazık ki, iki hafta geçmesine rağmen [Bin Ladin’in ölümünden beri] Suudi Arabistan Krallığından Suud vatandaşı olan bu kadın ve çocukların serbest bırakılması talebine dair hiçbir şey duymadık. Daha da acı olanı Suudi Arabistan’ın İslamabad büyükelçisinin yurttaşlarını sorma zahmetinde bulunmaması ve onlara yıllardır süren dayanılmaz acılardan sonra babalarının ve atalarının yaşadığı topraklar olan ülkelerinde diğer tüm insanlar gibi aileleriyle birlikte yaşamaları için seyahat izni vermemiş olmasıdır. 15 yıldan daha fazla zamandır dünyanın tüm istihbarat servisleri tarafından aranan ve hayatının sonuna kadar onlardan saklanmayı başarabilen bir adamın oğlu, kızı veya eşi olmak kolay bir durum değildir.

El Kaide örgütü, liderine suikast düzenlenmesiyle zayıflayacak değildir; aksine artık merkezi bir örgüt olmadığı ve yeni neslin kurucu eski kadrodan daha militan olduğu için daha da güçlenecektir. Ne Hamas’ın, kurucusu olan Şeyh Ahmet Yasin’in şehadetinden sonra ne de İhvan’ın Şeyh Dr. Seyyid Kutub’un idamı veya kurucusu Şeyh Hasan El Benna’nın öldürülmesinden sonra zayıflamadığını hatırlamalıyız. Aksine, daha güçlü bir hale geldiler.

El Kaide örgütünün liderinin ölümünden sonra dünya, Başkan Barack Obama’nın, olayın hemen ardından haberlerde iddia ettiği gibi daha güvenli bir yer haline gelmedi. Bunun sebebi sadece El Kaide örgütünün, liderinin öldürülmesinin kaçınılmaz olarak intikamını almak istemesi değil; aynı zamanda İslam Dünyasında militan hareketlerin ve yapılanmaların ortaya çıkmasına neden olan sebeplerin -en başta İsrail terörü ve ABD’nin buna desteği olmak üzere- aynen devam ediyor olmasıdır.

En büyük süper güç hukuka boyun eğmedikçe ve muhaliflerini tasfiye etmek için mafya çeteleri ve kanun kaçakları gibi öldürmeye devam ettiği sürece dünyada istikrar ve güvenlik hâkim olmayacaktır. Silahsız bir adam, daha tehlikeli terörist eylemler gerçekleştirmiş birçokları gibi bağımsız bir yargı önüne çıkmaya hak eder. Bir milyon Iraklı’yı katledenlerin ve şu an Londra’da ve Teksas’ta zengin ve demokratik ülkelerdeki müreffeh hayat koşullarının ve özgürlüğün tadını çıkardığını unutmamız gerekir.
 
Üst Alt