Emiru'l Mu'minin Molla Muhammed Ömer´in Topraklarından Faziletli Şeyh Ebu Muhammed Makdisi'ye Mektup

Hattab Amedi

İyi Bilinen Üye
Üye
Faziletli Şeyh Ebu Muhammed Makdisi'ye Mektup
Emiru'l Mu'minin Molla Muhammed Ömer'in topraklarından, Afganistan İslam Devletinden "Faziletli Şeyh Ebu Muhammed Makdisi'ye Mektup"





Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir. Onun tek olduğuna, ortağı olmadığına ve kendisinden başka ilah olmadığına şahiDlik ederim. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’inde onun kulu ve elçisi olduğuna şahiDlik ederim.

Ey Allah’ım, Hz.Muhammed’e ve O'nun âline salat et. İbrahim (aleyhisselam)'a ve âline salat ettiğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin, (Öğülmüş yalnız sensin), Mecidsin (Şan ve şeref sahibi yalnız sensin.)

Ey Allah’ım, Muhammed’e ve O'nun âline mübarek eyle. İbrahim (aleyhisselam)'a ve âline mübarek eylediğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin, (Övülmüş yalnız sensin), Mecidsin. (Şan ve şeref sahibi yalnız sensin)


الَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا اللَّهَ وَكَفَى بِاللَّهِ حَسِيبًا
O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter. Ahzab/39



شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Allah, şehâdet (şahiDlik) etti: Muhakkak ki O'ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahiD oldular) ki, O'ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz'dir, Hakîm'dir. ÂLİ İMRÂN Suresi, 18. ayet



وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِّ وَالْأَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ كَذَلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
Ve bunun gibi insanlardan, davarlardan, yürüyen hayvanlardan da çeşitli renkte olanlar vardır. Ancak kullarından ulema (âlimler), Allah'a karşı huşû duyar. Muhakkak ki Allah; Azîz'dir (üstün, yüce), Gafûr'dur (mağfiret eden). FÂTIR suresi, 28. ayeti



Onur ve şeref topraklarından, gerçek erkeklerin ve kahramanların diyarından... Dünyanın doğusundan batısına, muvahhidlerin kalplerindeki tutkunun ateşi ile esen rüzgarların diyarından... Küfrün en şiddetli fırtınalarının dağıldığı, ve en kuvvetli ordularının mUcahiDlerin kayalarına çarparak parçalandığı diyardan...

Dünyanın neresinde olursa olsun bütün müslümanlara kapılarını açan, dinin yükünü sırtlanmış olan muhacir ve ensara kucak açan, cesur topraklar sahibi Afganistan’dan, başına gelen musibetlere karşı uzunca bir dağ gibi dimdik duran, alimlerimizin içindeki samimiyet ve dürüstlüğün temsilcisi, davetini tıpkı gökyüzünde parlayan bir güneş gibi insanlara ulaştıran Şeyhimize...

O Şeyhimiz ki, ifrat ve tefrit arasında bocalamış aşırıcılar ile, nefislerine göre onu ılımlılaştırmaya çalışanların arasında İslam dininin fitri mutavassıt yapısını muhafaza ettirmiştir.Gece karanlığının ardından aydınlanan güneş gibi, insanlara hak olan tevhidi anlatmış, Millet-i İbrahim ile ümmetimizin kanayan yaralarına merhem olmuş, çağımızın mürcilerine bu kitabı ile aslında ormanın vahşi kanunları ile yönetildiklerini göstermiş ve Hak din olan İslamın tebliğini apaçık bir şekilde insanlara ulaştırmıştır.

Onun söylediği sözler ve yazdığı kitaplar, bir çok mUcahidin hafızasında ve kalbinde yer etmiş, ve mUcahiDler bu sözleri ve kitapları, kalplerinin en sağlam yerlerine yerleştirmişlerdir. Bu vesile ile mUcahiDlerimiz, çekilmiş bir yay gibi asrımızın malum fitnelerine, entrikalarına ve sapıklıklarına gark olmaktan kurtulmuşlar ve cihad yolunu seçmişlerdir.

Bu sözlerimiz, her daim hakkı konuştuğuna kâni olduğumuz ve rabbinin katında makbul olduğuna inandığımız Şeyh Ebu Muhammed Makdisi’ye dir. Allah c.c. onu yeryüzündeki tüm tağutların zulmünden korusun. Amin...

Pek muhterem Şeyhimiz, sizi tüm sıcak ve samimi duygularımızla, son derece büyük bir saygı ve hürmet ile, Allah c.c. ın müslümanların kalplerine koyduğu sevgi ve dostluk hissiyatlarının tamamıyla selamlarız. Zira bizler alimlere saygılı olmayı sizlerden öğrendik. Aslen bu ümmetimizin üzerinde olan bir vazifedir. Hassaten mUcahiDler olarak, siz faziletli şeyhimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.

Zira bizler sizin desteğiniz ve öncülüğünüz ile Tevhid ve CihaD yolunda ilerleyebildik. Zira İslam Davası, size temiz fıtrat üzere gidilen bu yolda, bir çok ağır yük ve mesuliyet yükledi. Tıpkı Rasuller ve Nebiler gibi... Öyleyse bizler, bizden öncekileri örnek almalı, onların bu davaya nasıl sarıldıklarını ve nasıl büyük sorumluluklar aldıklarını iyiden iyiye etüt etmeliyiz. Eski değerlerimizi ve Sahabemizi, Alimlerimizi her daim korumalı ve onları örnek almalıyız. Tıpkı Abdullah İbn-i Mubarek gibi, Ahmed Bin Hanbel gibi, İbn Teymiyye gibi, İzz bin Abdusselam ve daha niceleri gibi Allahın yolunda dosdoğru, hiç sapmadan yürüyen alimlerimiz gibi...

Şeyhimiz, bizim bu güzel temennilerimizi kabul ediniz. Yüce Allahın izni ile, yaptığınız bu tevhid daveti meyvelerini verecek, ve pek yakın bir zamanda tağutların kara bulutları darmadağın olacaktır. Yüce Allahın swt izni ile yeryüzü, yaratıcısının nuru ile aydınlanacak ve bizler atlarımızın toynakları ile, hem arap hem de acem tağutlarının boyunlara basarak Allahın nuruna ilerleyeceğiz .
Yüce Allahın izni ile buradan, Afganistan’dan başlayan kıyamımız, ta ki sancağımızı Beyt-ul Makdis’e dikinceye kadar devam edecektir.

Şeyhimiz... Seni müjdeliyoruz ! Seni, yeryüzü tağutlarının Allahın askerleri tarafından yokedileceği haberi ile müjdeliyoruz. Kafirler istemese bile, İslam Ordularının galebesi, ve Allahın Şeriatının tüm yeryüzüne hakim olması için çok az bir zaman kaldı.
Lakin her muhteşem doğuş, ancak sancılı bir doğum periyodunun ardından vuku bulur. Rasulümüzün a.s. bereketli daveti de, evvelinde kendisinin yalanlanması ve inkar edilmesi ile başlamıştı. Allahın yardımı müslümanlara tüm bu kötü zamanların nihayetinde erişmişti. Böylece hak geldi ve batıl zail oldu. İmtihan bittiğinde, tarih sayfaları, tüm insanların içinden, tağutların batıl kanunlarına karşı samimiyetle direnen ve ibadeti sadece Alemlerin Rabbi olan Allaha has kılan bu az sayıdaki insanı yazmakla yetindi.

Bizler Rabbimizden sizi de bu salihlerden kılmasını niyaz ediyoruz. Allah sizleri bu inkarcı zalimlerin şerrinden korusun. Amin.

Bizler seni selamlarız. Biliyoruz ki batıl ehli olan insanlar, senin davetine kızıp engel olmak istiyorlar. Senin bu kutlu davetine engel olabilmek için bir araya gelip ittifaklar kuruyorlar. Senden yayılan güneşin ışığını söndüremeyince de, onu saklamak, gizlemek, insanlardan uzak tutmak için mücadele veriyorlar. Böylece hem tevhid davasına, hem de onun sembollerinden biri olan şahsınıza karşı mücadele verip savaşıyorlar. Lakin bunu gerçekleştirmeleri mümkün değil!. Hiç koca denizler bir avuç insanın kirletmesi ile kirlenir mi ?

Bir kaç köpek bir araya gelip havlamaya başlasa, koskoca göğü o kötü sesleri ile doldurabilirler mi ? İstedikleri kadar bir araya da toplansalar, deniz aynı denizdir, gök aynı gök...

Size kötülük etmek isteyenler bir araya toplanıp ellerinden geleni yapsalar da hem doğunun hem de batının müslüman halkları sizin kim olduğunuzu, değişmediğinizi, hak üzere olduğunuzu bilmektedirler ve buna şahiDDirler. İşte biz sizi böyle biliyoruz. Sizin bu hayattaki çizdiğiniz yolu biliyoruz. Ve bizler de o yol üzere sebat etmeye devam ediyoruz. Biliyoruz ki Allahın melekleri seninle, Allah cc her daim seni gözetiyor. MUcahiDlerin dilleri her daim sana edilen dualarla dolu.

Yüce Allahın izni ile, Rasullerle, Salihlerle ve ŞehiDlerle birlikte cennette akan ırmakların kıyısında, hiç bir boş sözün olmadığı güven dolu bir ortamda birbirimizle buluşacağız. Hakîm olan Allahın izni ile...
Afganistandaki mUcahiD evlatlarınız...

Dualarınızda bizleri unutmayın...

Kaan ÇEBEN tarafından tercüme edilmiştir.
 
Üst Alt