İlmi Konu Feyzullah Birışık'ın Tuhaf Kâder İnancı !!

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Ah Feyzullah ah...

Kendini iyice yedin bitirdin. Sana demistim derin sularda yüzme o sularda boğulursun diye.

Allah kork be adam, her cümlende ayri bir facia var, sapikligin sonucunda olsa gerek...

Adam açık açık diyor ki ben cüzi iradeyi red ediyorum ama diyor ki ben sizi anlamıyorum ben Allaha inanmayı red etmedim ki nicin beni böyle eleştiriyorsunuz cüzi irade imanın asli meselesi olan Allaha imanla ayni degil ki beni nicin eleştirirsiniz diyor.

Hic bir hocanın kader inancının tanımı sahabenin yaptigi kader inancıyla ayni değilmiş, vah vah yazık bizlere basimizdaki hocalar sahabenin kader anlaysindan da uzak oldu feyzullaha göre.

Iftira ve yalanlarına devam eger samimi ise Buhari vakfından gelen hocaların isimlerini ve ses kayitlarini da yayınlar.


Bu mesele ciktigindan beri feyzullah birisin kendisine kale gibi ön tarafa vay efendim ben su kadar kitap yazdım, su kadar kitap bastırdım, su kadar konferans verdim diyip kendi yaptigi pisliği kapatmaya calismakta.

Yazık ki ne yazık tamamen kibrin göstergesi olan cümleler ayrıca özele inmek gerekiyor kimin hangi kitapları külliyatları hangi ticari kaygılarla bastiridigi da açık.

Kimse suan Türkiyede babasının hayrına kitap bastırmıyor. Görende diyecek ki basılan kitaplar babasının hayrına bedava dagitiliyor.

Bu kitap piyasasını biliyorum ve yine diyorum ki Türkiyede kitap okunmasına yayılmasına en çok engel olan kisiler bu tür tüccar kisilerdir.

Hem isin tüccarligini yaparlar hem de islami yaymış gibi övünürler.

Bu konuda meseleyi kaydırmaya calisirlarsa biz de artık konuşuruz.


Meseleye gelince artık lafı egme bükme yok açık açık video da cüzi iradeyi red ettigini ilan etmiş bir de üstüne ben yüzlerce davet veren kisiyim ben hastamiyim , kim bana nasihat edebilir gibi ukala ukala konuşuyor.

Feyzullah artık cevrende kandirabilecegin o gencleri de yakin zamanda bulamayacaksın, o kaderi bilmiyor diye lanse ettigin hocalar o genclere senin nasıl bir sapik oldugunu sindire sindire anlatırlar da zamanla o gencleri de yanında bulamayacaksın.


Umarım bu sapikligindan tevbe edersin.

Rabbim size hidayet etsin kardeşim.


Vesselam.
 

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
...Feyzullah birışık aynı istikamette yalpa yaparak devam ediyor.!
Bunu üç gün önce paylaştı.!sormak lazım;
Hakim verdiği hükmden sorumluyken nasıl oluyor da verdiği yanlış ya da doğru hüküm Allah azze ve celle nin verdiği hüküm oluyor.!
Feyzullah a göre senaryo yazılmış ve oyunculara da oynamak kalmış.!
Yarın hesap günün de yanlış hüküm verenlere Rabbimiz ,niçin böyle hüküm verdiniz.? diye buyurduğun da bu insanlar şöyle itiraz etmeyecek mi.? Rabbimiz doğru da olsa yanlışta olsa ben Senin yazdığın hükmü verdim.!
Subhanallah. Rabbim bu adamı yanlışından döndürüp ıslah etsin.!
...............................................................................
HAKİM: Neden sizi endişeli göremiyorum?
ZANLI: Hakkımda verilecek hükmü sizin vereceğinize inanmadığımdan dolayıdır!
HAKİM: Senin geleceğin hakkındaki hükmü ben vereceğim ama?
ZANLI: Siz öyle zannedin! Yerin ve göklerin hakimi olan Allah hükmü verir. Ben böyle iman ediyorum. Sen istediğin kadar zalim ol! Allah beraat dilerse senin o dudaklarından beraat hükmü çıkar... İdam dilerse bana, o dudaklarınızdan idam kararı çıkar. Buna iman eden bir insan niçin endişe duysun ve niçininsanlardan korksun ki?
HAKİM: Dudaklarımdan çıkacak hüküm benim kararım ve bana ait değil mi?
ZANLI: Öyle inansaydım karşında ezilirdim. İki büklüm olurdum.... Öyle inanmadığım için kalbim rahat ve Ben sadece hakkımdaki hükmü merak ediyorum hepsi bu.....
KENDİSİNİ BİR ANLIK TAŞERON OLARAK HİSSEDEN HAKİM Tevekkül karşısında neye uğradığını şaşırır... İYİ BİR TEVEKKÜL, DOĞRU BİR KADERE İMANDAN BESLENİR UNUTMAYIN BUNU.
 

Ademoqlu

Sözünde duranlar; durdular sözünde..
İslam-TR Üyesi
Bugünde bir takipçisi "hocam şantiyede ölmüş bir kedi bulduk. Kedinin taşeronu olarak onu gömdük" diyordu. Taşeron, kendi iradesiyle değilde verilen bir emre göre hareket eden demek. Dua edelim. Allahu Teala işledigi salih amellerin vesilesiyle ona doğruyu göstersin, bu hastalıklı düşünceden vazgeçersin.
 

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
bu gün de şöyle soru soran yorumcuya şu kitabın resmini göndermiş;
Soru; -Hocam Sizin dediklerinize göre kulun niyetini de Allah belirler, ancak kulu nefsiyle baş başa bırakırsa kul hata ve günah işler.
Peki kulun nefsiyle baş başa bırakmasında Allah'ın dilemesi nereye gider?
Kul nefsiyle baş başa kaldığındaki hata ve günah tercihini kim yapar? (cevap lütfen)

Siz farkında olmadan kulun günahlarını kula yüklemek için böyle bir ayırım çıkarmışsınız.
Ama sizin sözlerinize göre kulun kendi dilemesi yoktur. O halde kulun hatalarının tercihini de Allah diledi demelisiniz.!
ibn kayyım ın medaricussalikn kitabından bir sayfa.

 

عبد الرحمن

قل آمنت بالله ثم استقم
İslam-TR Üyesi
Birışık'ın söyledikleri Mustafa Sabri Efendi'nin Mevkifu'l Beşer tahte Sultani'l Kader eserinde açıkladıklarıyla örtüşüyor, bilmiyorum belki de o kitabı okumuş da değişmiştir kader inancı. Mustafa Sabri Efendi insanların iradesiz olsalar dahi yaptıklarından (fillerin gerçekleştiği mahal olmaları itibariyle) sorumlu olduklarını söylüyor ve Cebriye'nin sorumluluğu inkar ettiğini ekleyerek kendi çizgisini Eş'arilerin "Cebriyye Mutavassita" anlayışına benzetiyor, bununla birlikte Eş'arilerin bu inançtan saptıklarını ileri sürüyor.

Ehl-i sunnet itikadına göre evet Allah (c.c.) kullarının başına gelecek (rızk, ecel, amel ve cennetlik ya da cehennemlik oluşu) şeyleri kaderine yazması, Allah'ın İlm sıfatının gereği o kulun dünyada yapacaklarını bilmesinden dolayı yazmasıdır.
Yazının bu kısmı farklı yönlere çekilebilir, çünkü yazının başka yerlerinde de belirtildiği üzere, Allah kullarını dilediği şekilde rızıklandırır ve bunda kulların ne irade üzere olduklarının önemi de olması gerekmez; rızıklandırmayı dilediğinde Allah kulların fillerini de (iradeleri üzerinden) tevfik ve fazlıyla (veya aksini dilediğinde terk veya kahrıyla) o tarafa yönlendirebilir.

Birışık'ın ilim konusundaki itirazına (cüzi iradeyi reddetmesi bir yana) ben bu yönüyle anlam verebiliyorum, çünkü kader anlatımında (sizleri kastetmiyorum, benim tecrübe ettiklerime binaen söylüyorum) iradeyi ispata odaklanıldığında, rızık, ecel, musibetler, tevfik gibi bir çok şeyin Allah'ın kaderiyle gerçekleştiği unutuluyor. Allah'ın birisini başarısız kılması veya rızkını azaltması ilmi dahilinde gerçekleşiyor tabii ki, ama böyle söylendiğinde Allahu tealanın bunları aynı şekilde kendi gücüyle takdir ettiği gerçeği arka planda kalıyor. Demek istediğim, Maturidilerin, Selefilerin ve başkalarının dediği gibi fiiller insanların iradesiyle gerçekleşiyor olsa da, Allah türlü şekillerde (dolaylı dolaysız önemi yok) bu fillere tesir eder ve neticede insan başarısız olabilir, musibete uğrayabilir, rızkı azalabilir. Tabi bunda Allah'ın tesiri ne kadardır, kulun kendi suçu ne kadardır, onu bilemeyiz ve bu yüzden her daim sebepleri araştırarak kendimizi muhasebe etmeliyiz. Ancak her şey (külliyen) kulun iradesiyle gerçekleşiyor dediğimizde, insanı haddinden fazla yüceltmiş oluruz.

Ayrıca yazıda muhaddislerin meseleye nass ekseninde baktığı, kelamcıların ise akıl ve mantığı devreye sokarak cedelleştiği öne sürülmüş, oysa cüzi irade kavramı da kelamcılardan gelmektedir ve bunu yanlış inançları ret amaçlı kullanmışlardır. Kelamcıların (özellikle de efali ibad konusunda) arzettikleri nazariyeler kaderi anlamada oldukça yardımcı oluyor ve Birışık'ın şüphelerini giderme konusunda da bunlardan yararlanılabilir.

Bu konuda kesin sözler söylemek karşı tarafa yardımcı olur. Mesela kediyi gömme misali reddedildiği zaman, o insanların kediyi tamamiyle kendi iradeleri ile gömdüğünü düşündüğümüz izlenimi ortaya çıkıyor. Oysa o insanları oraya getiren, kediyle karşılaştıran ve hatta kediyi gömmelerini kalbine ilham eden fazlıyla Allah tealadır.

İmam Begavi Tekvir suresi 29'uncu ayeti şöyle açıklıyor:

وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ (29)
" وما تشاؤون إلا أن يشاء الله رب العالمين "، أي أعلمهم أن المشيئة في التوفيق إليه وأنهم لا يقدرون على ذلك إلا بمشيئة الله، وفيه إعلام أن أحداً لا يعمل خيراً إلا بتوفيق الله ولا شراً إلا بخذلانه.
Hakim misalinde de yine hakimin hüküm vermesi kendine bırakılmış değildir. İradesinin fiilde payı olması, fiilin tamamen kendisinden olmasını gerektirmez. Bâkıllâni'nin nazariyesine göre mesela filler Allah'tan gelir, ancak kulların o fiili işlerken ki tavrı, kastı vs. gibi içindeki mevcut iradeleri onları sorumlu kılar. Bu misale uygulandığında, hakim Allah'ın takdiri ile hüküm veriyor, ancak aynı zamanda zulüm niyeti ve haliyle yapıyor bunu ve bu yüzden kınanmaya layıktır.

Hülâsa, kader sırdır, Allah en iyisini bilendir. Cüzi iradeyi inkar etmek aklen ve şeran batıldır. Allah'ın kulları üzerindeki tasarruf kudretini unutmak da aynı şekilde yanlıştır.
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Hülâsa, kader sırdır, Allah en iyisini bilendir. Cüzi iradeyi inkar etmek aklen ve şeran batıldır. Allah'ın kulları üzerindeki tasarruf kudretini unutmak da aynı şekilde yanlıştır.
Cûz'i iradeyi kabul eden ehl-i sünnet 'Allah'ın kulları üzerindeki tasarruf kudretini' unutmuyor, inkâr etmiyor;
Fakat :
Allah'ın kulları üzerindeki tasarruf kudreti onaylamakta aşırıya kaçan birileri, Cûz-i iradeyi bidatlikle itham edip inkâr edebiliyor. Buraya dikkat edelim.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt