Haber HTŞ'den Yeni Kararlar

Abdullah el Hanbeli

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Esselamu aleykum we rahmetullah kardeşim, Receb Baltacı hakkında malumatınız var mı? Gerçekten tutuklandı mı? Tutuklandıysa sebebi nedir?
Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu, gözaltına alındı ama sebebini bilmiyorum akhi. Telegramda idlibin sesi ve ilim paylaştıkça çoğalır kanallarını takip et. Sosyal medyada saçma sapan iddialar ortaya atılıyor, resmi açıklamalar, sahadan güvenilir kardeşlerin açıklamaları dışındaki tüm kişilerin iddialarını sorgulayıp araştırın. Bugün okuduğum en komik iddia, İdlib'de HTŞ'nin resim müzesi açtığı haberi oldu, yakında opera salonu da açar ?
 

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Moderatör
Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu, gözaltına alındı ama sebebini bilmiyorum akhi. Telegramda idlibin sesi ve ilim paylaştıkça çoğalır kanallarını takip et. Sosyal medyada saçma sapan iddialar ortaya atılıyor, resmi açıklamalar, sahadan güvenilir kardeşlerin açıklamaları dışındaki tüm kişilerin iddialarını sorgulayıp araştırın. Bugün okuduğum en komik iddia, İdlib'de HTŞ'nin resim müzesi açtığı haberi oldu, yakında opera salonu da açar ?
Teşekkurler akhi, Allah swt seni hayırla mukâfatlandırsın
 

عبد الرحمن

قل آمنت بالله ثم استقم
İslam-TR Üyesi
Kardeş benim zanla hüküm verdiğim senin kendi yorumun. Kati olmayan deillerle hüküm verilmez diyorsun fakat sen yorumla benim hakkımda hüküm veriyorsun.
Türkçe'de veya Arapçada" ... değil mi? " Şeklindeki sorular "bu böyledir" manasına da gelir.
Basit bir araştırmayla önceki mesajlarımda ahrar hakkımda verdiğim bilgilerin çoğuna ulaşabilirsiniz.
Verdiğiniz iki isim de Türkiye Cumhuriyetine karşı sevgi besleyen isimler. Abdullah muhaysini tcyi neredeyse Osmanlının varisi ilan edecek. Muhaysini gibileri( Ebu Maria el Kahtani) Menderes ve Erbakan'a da rahmet okuyorlar. Ben bu akideden beriyim.
Zaten biz lailik için savaşıyoruz demiyorlar, demeleri de stratejik olarak onlara zarar verecektir. Şeriatı getirmek için parti kuranlar da bunu söylemiyorlar. Belki de niyetleri bu değildir. Allah'a tevekkül etmek yerine akılları(nı) kendilerine vekil ettikleri için bu onları küfre kadar götüyor. Hamas, İhvan, hüda par gibi. Fakat ileriki dönemlerinde Hamas da aksini söyledi, hüda para yakın isimlerden Abdülkadir turan da aksini söyledi. İkinci isim bunu söylerken de laikliği amaç değil şeriata geçiş sürecinde araç olarak kullandıklarını söylediler.
Hüda par çevresinin veya kendilerinin savaşın başında bir olmaları şartıyla ahrar grubuna destek vereceklerini söylemeleri ayrı bir önemli nokta. İkisinin de ulaştığı yer de aynı yer oldu.
Bahsettiğin meclisin liderinin geçmisine bakarsanız kim olduklarını daha iyi anlarsınız.
Bir örnekEkli dosyayı görüntüle 26454

Bunun dışında kardeş, bir süredir seni takip ediyorum. Genel olarak aynı metinleri kaynak alsak da meselelere ve kişilere bakışımız farklı. Sosyal medyada yapılan tartışma ile de çok şey değişeceğini sanmıyorum. Bu yüzden tartışmadan ve cedelden de kaçıyorum. Tartışmak istemiyorum. Mesele uzamazsa iyi olur.
Bu saydıklarında tekfiri meşrulaştıran bir beyyine yok, zandan kastım da buydu; istidlâlin zannî olması. Tekfirin tartışılması gerçekten sıkıcı, çünkü eğer küfür sabit değilse, tekfirden kaçınmak lazım.

Bunun dışında Suriye İslam Meclisi Müslüman Kardeşlere yakın bir yapılanma. Liderinin Sufi olması bir şey ifade etmez, Müslüman Kardeşler her mezhepten Müslümanları barındırıyor. Suriye'de Selefiler ve Sufiler sömürge döneminden beri toplumsal liberalizme ve Hristiyan misyonerliğine karşı beraber çalışa gelmişlerdir. Savaş döneminde (ve onun dışında da) tüm Müslümanların bir lider etrafında birleşmesi farzdır, imam facir olsun fasık olsun. Eğer bir yapılanmada çoğunluk bir Sufiyi seçerse, buna rıza göstermek gerekir. Bu liderlik siyasi bir vekalettir, dini değil. Rus ve Fransız işgallerine karşı mücadele veren İmam Şamil Nakşıbendi, Abdülkadir el-Cezairi ise Kadiriydi. Aynı şekilde Rakka'da, Deyr ez-Zor'da ve Irak'ta Müslümanlar IŞİD'in bayrağı altında PKK'ya ve Rafızilere karşı savaştılar. Bugün Müslümanlar birbirleriyle iyi geçinmek zorundalar tüm anlaşmazlıklara rağmen. Enfal 73 meali: "İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar."

Herkes kendi cemaatinin içinde kalsın, ama askeri kumandanın birleştirilmesi vaciptir, İdlib'in fethinde olduğu gibi.
 
Son düzenleme:

عبيد

إذا لم تخلص فلا تتعب
Bu saydıklarında tekfiri meşrulaştıran bir beyyine yok, zandan kastım da buydu; istidlâlin zannî olması. Tekfirin tartışılması gerçekten sıkıcı, çünkü eğer küfür sabit değilse, tekfirden kaçınmak lazım.
Ben bunu kastetmedim, konu uzamasın diye de cevap vermeyeceğim.
Bu sufi liderin ziyaret ettiği kişinin hiçbir zaman Müslüman dahi olmadığına inanıyorum. Eğer o da bu itikattaysa onun için de aynı şeyi düşünüyorum. Gerek önceki okumalarımda gerek bu konu dahilindeki araştırmalarımda buna işaret ediyor.


Bunun dışında Suriye İslam Meclisi Müslüman Kardeşlere yakın bir yapılanma. Liderinin Sufi olması bir şey ifade etmez, Müslüman Kardeşler her mezhepten Müslümanları barındırıyor. Suriye'de Selefiler ve Sufiler sömürge döneminden beri toplumsal liberalizme ve Hristiyan misyonerliğine karşı beraber çalışa gelmişlerdir. Savaş döneminde (ve onun dışında da) tüm Müslümanların bir lider etrafında birleşmesi farzdır, imam facir olsun fasık olsun. Eğer bir yapılanmada çoğunluk bir Sufiyi seçerse, buna rıza göstermek gerekir. Bu liderlik siyasi bir vekalettir, dini değil.
Eskiden hudapar çevresindeyken onlar da senin söylediklerinin aynısını veya benzerini söylüyordular. Bu camiadan çokça örnek vermem geçmişten bugüne evrildikleri konumun beni çok etkilemesi ve benzeri duruma düşmekten korkutması.

Geçmişlerimde canlarını mallarını bu yolda feda etmiş evlerini terk etmiş, çocuk çoluk demeden işkence zulüm görmüş insanlar bu zihniyetle yola çıkıp türlü türlü sapık fırkayı kardeş ilan ettiler. Gün geçtikçe de bu zihniyetin yansıdığı organları taviz veriyor. İnşâAllah şeytanın saptırmalarına örnek olması için tarihten günümüze bu camianın ayağının kayması itikadi ve menheci değişim ile ilgili forumda bir yazı yazmayı düşünüyordum. Size tavsiyem bu düşünceden uzak durmanız. Geçmişlerine bakıp bir de bu günlerine bakınca şaşırıp kalıyorum. Nice Allah yoluna niyet ederek fedakarlıkta bulunan insan, eskiden tekfir ettiği kemalist ve komünistleri kardeş ilan etti. Bunun da sadece kendi camialarına destek ve oy olması nedeniyle yapıldığı kanısındayım. İlk adımı maslahat adı altında attılar. Şeytanın küçük bir adımına uymak devamında çok daha kötü sonuçlara neden olabiliyor
 

عبد الرحمن

قل آمنت بالله ثم استقم
İslam-TR Üyesi
Eskiden hudapar çevresindeyken onlar da senin söylediklerinin aynısını veya benzerini söylüyordular. Bu camiadan çokça örnek vermem geçmişten bugüne evrildikleri konumun beni çok etkilemesi ve benzeri duruma düşmekten korkutması.

Geçmişlerimde canlarını mallarını bu yolda feda etmiş evlerini terk etmiş, çocuk çoluk demeden işkence zulüm görmüş insanlar bu zihniyetle yola çıkıp türlü türlü sapık fırkayı kardeş ilan ettiler. Gün geçtikçe de bu zihniyetin yansıdığı organları taviz veriyor. İnşâAllah şeytanın saptırmalarına örnek olması için tarihten günümüze bu camianın ayağının kayması itikadi ve menheci değişim ile ilgili forumda bir yazı yazmayı düşünüyordum. Size tavsiyem bu düşünceden uzak durmanız. Geçmişlerine bakıp bir de bu günlerine bakınca şaşırıp kalıyorum. Nice Allah yoluna niyet ederek fedakarlıkta bulunan insan, eskiden tekfir ettiği kemalist ve komünistleri kardeş ilan etti. Bunun da sadece kendi camialarına destek ve oy olması nedeniyle yapıldığı kanısındayım. İlk adımı maslahat adı altında attılar. Şeytanın küçük bir adımına uymak devamında çok daha kötü sonuçlara neden olabiliyor
Bu kaygını anlıyorum akhi, bu konuya değinmenden de önemli. Ancak bir şey olmadan onu olmuş gibi kabul etmek ve buna binaen hükümet vermek yanlıştır. Eğer o kadar ikna olduysan Halep'teki tüm grupların aynı yolu izleyeceklerinden, ona göre tedbir alınması gerektiğini vurgulayabilirsin. Benim kastettiğim vahdet ile senin anlattığın Komünist, Kemalist ve benzerleri ile girişilen ittifaklar farklı şeyler. Müslümanların vahdeti aklen ve şeran vacip bir maslahattır, bunu kimse kafasından uydurmuyor. Bu yolda zorluklarla karşılaşılabilir, ama bu vahdet vecibesini ortadan kaldırmaz, terkini de meşrulaştırmaz. Ama tabi küfür dairesini daha geniş buluyorsan o takdirde bu dediklerim anlamsız kalacaktır.
 

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Moderatör
Telegramda idlibin sesi ve ilim paylaştıkça çoğalır kanallarını takip et.
Akhi ben Şeyh Makdisi'nin yakınında bir yerde değilim lâkin onun ilminden ve nasihatlarından dolayı samimi bir müslüman olduğuna kanaat ediyorum.
Bazılarınca sert ve aşırı olduğu düşünülen tavırlarının, hiçbir ta'vize tahammulü olmayıp dinî hassâsiyetinden kaynaklanan doğal ve ilmî tepkiler olduğunu düşünüyorum.
Bunları buraya yazma sebebim tavsiye ettiğin "ilim paylaştıkça çoğalır" isimli telegram kanalında saygısızca ifâdeler kullanılmasıdır. Hatta saygısızca ifâdesi hafif kalır, çünkü Şeyh'in "mucâhidleri hâricileştirme projesi" olduğunu yani dolaylı olarak bir ajan olduğu imâsı ile onu tekfire kadar varan bir anlama yol açmak, en azından onun hârici zihniyetli olduğu iftirâsında bulunmak büyük bir vebâl ve ahlaksızlıktır. Bununla birlikte Şeyh'in nefsini temize çıkarmak veya onu masumlaştırmak niyetinde değilim, samimi âlim bir müslümanın haysiyetini mudâfa etmek niyetindeyim. Elbette uygun bir uslub ile eleştirilebilir, ama bu(aşağıda ekran görüntüsünü verdiğim) uslub hiç olmamış..
Sözlerimi şahsına alınma kardeşim, kanal ile iletişime geçemeyişimden dolayı buraya yazdım, kanaldan da ayrıldım.
Böylelikle taassub ehli de ifşâ' olmuş olsun.
Screenshot_20200813-153818.jpg
 
Son düzenleme:

Abdullah el Hanbeli

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Akhi ben Şeyh Makdisi'nin yakınında bir yerde değilim lâkin onun ilminden ve nasihatlarından dolayı samimi bir müslüman olduğuna kanaat ediyorum.
Bazılarınca sert ve aşırı olduğu düşünülen tavırlarının, hiçbir ta'vize tahammulü olmayıp dinî hassâsiyetinden kaynaklanan doğal ve ilmî tepkiler olduğunu düşünüyorum.
Bunları buraya yazma sebebim tavsiye ettiğin "ilim paylaştıkça çoğalır" isimli telegram kanalında saygısızca ifâdeler kullanılmasıdır. Hatta saygısızca ifâdesi hafif kalır, çünkü Şeyh'in "mucâhidleri hâricileştirme projesi" olduğunu yani dolaylı olarak bir ajan olduğu imâsı ile onu tekfire kadar varan bir anlama yol açmak, en azından onun hârici zihniyetli olduğu iftirâsında bulunmak büyük bir vebâl ve ahlaksızlıktır. Bununla birlikte Şeyh'in nefsini temize çıkarmak veya onu masumlaştırmak niyetinde değilim, samimi âlim bir müslümanın haysiyetini mudâfa etmek niyetindeyim. Elbette uygun bir uslub ile eleştirilebilir, ama bu(aşağıda ekran görüntüsünü verdiğim) uslub hiç olmamış..
Sözlerimi şahsına alınma kardeşim, kanal ile iletişime geçemeyişimden dolayı buraya yazdım, kanaldan da ayrıldım.
Böylelikle taassub ehli de ifşâ' olmuş olsun.
Ekli dosyayı görüntüle 26457
Şeyh Makdisi'yi harici, tekfirci ilan etmek yanlış olabilir, ben bu konuda bir fikir beyan etmek istemiyorum zira alimlerin etleri zehirlidir. Haberleri okurken uslubunu ve hakaretlerini kerih gör ama vakıa ile alakalı söylediklerinde doğru tespitlerin de olabileceğini bil kardeşim.

Eski bir yazı ama faydalı, Hurras'ın içinde Htş'yi müslüman, ehli sünnet ve aralarındaki ihtilafı ictihadi, siyasi olduğunu kabul edenler olduğu gibi, Htş'yi zalim hatta tağutun hizmetinde diyerek neredeyse tekfir edecek duruma gelenler var.

Telegram'da Sham Olayları adlı kanalın paylaşımı:
HURRASSUD-DİN’İN TAHRİRUŞ-ŞAM’A BAKIŞI HAKKINDA

Birkaç gündür yaşanan sorunlarla ilgili ortalıkta dolaşan bilgi kirliliği nedeniyle yanlış anlaşılan birkaç hususa değinmek istiyorum. Öncelikle çatışmalara kadar varan sorunların mahiyetinin ne olduğunu doğru kavramamız gerekir. Hurras ile Tahriru’ş-Şam arasındaki sorunun temeli, akide farklılığı değil, hareketseldir. Bunu Hurras’ın kendi emirleri ve şer’ileri söylemektedir. Bunun böyle olduğunun en bariz delili ise, Hurras ile Tahriru’ş-Şam arasında gerçekleşen en önemli anlaşmalardan birisinde, anlaşmanın ilk maddesinde, “tarafların birbirlerini Ehli Sünnet ve cihad menheci üzere olan cemaatler olarak” kabul etmeleridir.

Bunun dışında, Türkiye noktalarıyla ilgili görüşmelerde Hurras tarafını temsilen gelen ve cemaat içerisinde muteber kabul edilen Şeyh Sehl, Tr noktalarının konulmasına izin verilmesinin bir ictihad olduğunu, ancak hatalı bir ictihad olduğunu belirtmiştir. Noktaların ne zaman ve hangi şartlarda verildiğini bildiği için, hiçbir şekilde konuyu iman-küfür ya da satma ve ihanet zemininde değerlendirmemiştir.

Dr. Sami Ureydi Hey’et’in Ehli Sünnet olduğunu kendi merkezlerinde bulunan unsurlarına anlatmış, itiraz edenlerin şüphelerini gidermiştir. Bunu Hurras’da bulunan birçok kardeş ikrar etmektedir.

Aynı şekilde merkez el-Kaide ile Tahriru’ş-Şam arasındaki sorun da akidevi değil, beyatın bozulması vb. hareketsel ve siyasi konulardır. Aradaki tartışma konularına bakıldığında bu açık bir şekilde görülür.

Yine yaşanan son problemlerin nedeni de, Hurras’dan olmayan iki kişinin tutuklanmasıdır, itikadi konularla bir ilgisi yoktur. Konunun temelinin itikadi olduğunu iddia edenler, bulanık suda balık tutmaya çalışmaktadırlar. Bununla ilgili ne resmi açıklamalarda ne de Hurras’tan olan yetkili kimselerin yazılarında konuyu bu zeminde ele alan bir kimse bulunmamaktadır.

Hatta konuyu bu boyutta değerlendiren cemaat içerisindeki eski şer’ilerden Ebu Yahya Cezairi ve Ebu Zer Mısri gibi aşırı tekfirciler bu fikirlerinden dolayı Hurras’tan kovulmuştur. Başlı başına Hurras’ın bu tavrı bile Hey’et’e olan bakışını ortaya koymaktadır.

Konuyu itikat zeminine çekmeye çalışanlar ise, Hurras içerisinde Makdisi’nin “islami projenizi uygulayabilmeniz için mürted Türkiye’nin dayanaklarını ortadan kaldırmalısınız” türünden fetvalarına uyanlardır. (Makdisi bu açıklamasını çatışmaların birinci gününde yapmıştır.) Bunların açıklamalarında çoğu zaman tekfir imaları ya da açıktan tekfir bulunur. Son problemde kontrol noktaları kuranlar, geçen mücahidleri tutuklayanlar, kimden olduğunu tespit etmek için yoldan geçen insanların telefonlarını kontrol edenler, ele geçirdikleri bazı kontrol noktalarında soğukkanlılıkla infazda bulunanlar, sivil müslümanların yaşadığı bölgelere rast gele ateş açanlar, hep bu aşırı kesimdir. Zira yapılan bu hadsiz uygulamalar Hurras’ın idari kadrosu tarafından alınan bir karar değildir. Hatta başlangıçta yönetim kadrosunun olanlardan haberi bile yoktur. Bununla birlikte durumun vahametini görüp daha fazla müslüman kanı akması korkusuyla geri adım atan ve ortamı yatıştıran Hurras emirlerinin bu tavırları da takdire şayandır. Nitekim bunun benzeri tavırlarına daha önceki olaylarda da tanık olduk.

Yapı içerisindeki bu farklılığın ve çok başlılığın en büyük kanıtlarından birisi de, her bir bölge için ayrı ayrı anlaşmaya oturulmasıdır. Örneğin Cisir bölgesinde ayrı, Arab Said’de ayrı, Harim’de ayrı kişilerle anlaşmaya oturulmuş, anlaşma maddeleri farklı farklı olmuştur. Bunun nedeni, Hurras’ın tek bir mekanizmadan yönetil(e)memesi, farklı fraksiyonların başına buyruk hareket etmesi ve aşırıların kontrol altına alınamamasıdır.

Yine hem Hurras’ın hem de Fesbutu Operasyon odası içerisinde bulunan grupların Tahriru’ş-Şam’a bakışlarının Ehli Sünnet olduğunun kanıtlarından bir diğeri de, bu çatı altında bulunan bazı grupların ve birçok üyelerinin Tahriru’ş-Şam’a karşı savaşmayı kabul etmemeleri ya da durumun vahametini gördükten kısa bir süre sonra müslüman kanına girme korkusuyla olaydan ellerini çekmeleridir. Aksi halde, eğer yaşanan bir akide savaşı olmuş olsaydı, bu kardeşlerin içerisinde Allah yolunda ölümüne savaşacak cesur kimselerin bulunduğunu biliyoruz. Arab Said bölgesinde bulunan bazı aşırıların dışında -ki kan akıtanlar ve sivil müslümanlara rast gele ateş açanlar da gene bunlardır- hiçbir bölgede bir direniş gösterilmemiştir.

Hurras’da bulunan Türklerle ilgili olarak, bu kardeşler arasında sorumluluk alan ve iş yapanların birçoğunu tanıyoruz ve aramızdaki hukuk, kardeşlik hukukundan başkası değil. Bir araya geldiğimizde, ihtilaf edilen konular konuşulduğunda, konu siyasi, askeri ve hareketsel çerçevede ele alınır. En azından şahsen konunun akide zemininde ele alındığına tanık olmadım. Nitekim bu kardeşlerin savaşa dahil olmamaları da bu düşüncelerinin bir kanıtıdır. Sosyal medya üzerinden savaş çığırtkanlıkları yapanların ise, bir sorumluluğu olmayan ve itaat altına girmek istemeyen başı boşlar ya da cihadı terk edip Türkiye’ye dönen ve sahayı iyi bildikleri izlenimi verip cihad nimetinden mahrumiyetlerini bu türden sudan bahanelerle gerekçelendirmeye çalışanlardır.

Son olarak, Ürdün’de ya da Türkiye’de, oturdukları yerden ahkam kesen, müslümanların birbirlerini kırması için adeta can atan, savaşın acılarını ve bedellerini bilmeden ve hissetmeden bol keseden atanlara ise söylenecek fazla bir şey yok.

Allah Teala’dan dileğimiz, müslümanları fitnelerin ve fitnecilerin şerrinden koruması, saflarını hak üzere birleştirmesi ve hayırlı fetihlerle rızıklandırmasıdır.
Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

Muhammed Ata
 

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Moderatör
Allah Teala’dan dileğimiz, müslümanları fitnelerin ve fitnecilerin şerrinden koruması, saflarını hak üzere birleştirmesi ve hayırlı fetihlerle rızıklandırmasıdır.
Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.
Amin diyorum ve daha fazla konuşursam oturduğum yerden Allah swt için herşeyini fedâ edip sâdıklardan olma yoluna adım atan kardeşlerin hakkına girmekten korktuğum için geri çekiliyorum akhi..
Fakat içimde bir ukde var ki; Allahu a'lem asrımızın en büyük fitnesi ve fitnecisi vasfına aday olarak ilk sıralarda ma'lûm beldemizi görüyorum maalesef..
 

Abdulafuv

Hak Ehli Susarsa Batıl Ehli Kendini Hak Zanneder
İslam-TR Üyesi
ahrarın mürted olduğunu ben söylemiyorum kendileri demokrasi ile hükmedeceklerini söyledikleri için bunu söylüyorum şeriatın dışında kim ne ile hükmederse kafirdir. ayrıca artık ahrar diye birşey kalmamış ve ahrar tamamen smonun çatısı altına girmiştir smo da türk hükümetinin istediği laiklik ile fırat kalkanı zeytin dalı ve barış pınarı bölgelerinde demokrasi ile yönetiyor.
 

عبد الرحمن

قل آمنت بالله ثم استقم
İslam-TR Üyesi
ahrarın mürted olduğunu ben söylemiyorum kendileri demokrasi ile hükmedeceklerini söyledikleri için bunu söylüyorum şeriatın dışında kim ne ile hükmederse kafirdir. ayrıca artık ahrar diye birşey kalmamış ve ahrar tamamen smonun çatısı altına girmiştir smo da türk hükümetinin istediği laiklik ile fırat kalkanı zeytin dalı ve barış pınarı bölgelerinde demokrasi ile yönetiyor.
Tekfir bu kadar kolay bir iş değildir, hele de Ahrar veya başka bir grup idareci değil savaşan kesim iken. Laik bir anayasa (veya benzeri açık bir beyan) olsa dersin, bu küfrî anayasayı koruyan ordular kafirdir diye. Nereden biliyorsun, Ahrar'ın böyle bir anayasa veya küfri bir kanun, düzenleme ya da karar çıktığında baş kaldırmayacağına? Adamlar aynı adamlar, sadece daha üst bir komuta altına girdiler, ancak kendi bünyelerini belli ölçülerde muhafaza etmişlerdir. Libya'da da durum aynı. Bingazi'deki müstakil gruplar Hafter'e karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti yanında savaşarak birleşik orduya katıldılar. Ensar eş-Şeria, Libya Kalkanı, Bengazi, Derne ve Ecdebiyye meclislerinin binlerce savaşçısı şu anda nerede, ne yapıyorlar?

Demokrasi Allahu teâlanın şeriatının üstüne kanunlar teşri etmek olduğunda küfürdür, 'demokratik' denilen seçim, oy verme vb. araç-gereç kendi başına küfür değildir malum olduğu üzere. Darül Harpte had cezaları (Hanefi) ulemaca tehir edilebildiğini göze önünde bulundurursak, neden (inkar etmediği halde) zâniyi recm etmeyen, hırsızın elini kesmeyen mürtet oluyor da, Müslümanların kafasını kesenler şeriatçı muvahhid Müslümanlar olarak biliniyorlar? Halep'teki idarenin eleştirecek bir çok ciddi yanı var, ama tekfiri meşru kılan bir delil takdim etmediniz.
 

Abdulafuv

Hak Ehli Susarsa Batıl Ehli Kendini Hak Zanneder
İslam-TR Üyesi
Tekfir bu kadar kolay bir iş değildir, hele de Ahrar veya başka bir grup idareci değil savaşan kesim iken. Laik bir anayasa (veya benzeri açık bir beyan) olsa dersin, bu küfrî anayasayı koruyan ordular kafirdir diye. Nereden biliyorsun, Ahrar'ın böyle bir anayasa veya küfri bir kanun, düzenleme ya da karar çıktığında baş kaldırmayacağına? Adamlar aynı adamlar, sadece daha üst bir komuta altına girdiler, ancak kendi bünyelerini belli ölçülerde muhafaza etmişlerdir. Libya'da da durum aynı. Bingazi'deki müstakil gruplar Hafter'e karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti yanında savaşarak birleşik orduya katıldılar. Ensar eş-Şeria, Libya Kalkanı, Bengazi, Derne ve Ecdebiyye meclislerinin binlerce savaşçısı şu anda nerede, ne yapıyorlar?

Demokrasi Allahu teâlanın şeriatının üstüne kanunlar teşri etmek olduğunda küfürdür, 'demokratik' denilen seçim, oy verme vb. araç-gereç kendi başına küfür değildir malum olduğu üzere. Darül Harpte had cezaları (Hanefi) ulemaca tehir edilebildiğini göze önünde bulundurursak, neden (inkar etmediği halde) zâniyi recm etmeyen, hırsızın elini kesmeyen mürtet oluyor da, Müslümanların kafasını kesenler şeriatçı muvahhid Müslümanlar olarak biliniyorlar? Halep'teki idarenin eleştirecek bir çok ciddi yanı var, ama tekfiri meşru kılan bir delil takdim etmediniz.
Söylediklerin bazı meselelerde haklı olabilirsin lakin bu onların biz demokrasiyi istiyoruz beyanını değiştirmez bizzat kendi açıklamalarına binaen ben tekfir ediyorum bununla ilgili ben sana yüzlerce delil getirebilirim
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt