Ibretlik Bir Kıssa

Muvahhid Mücahid

İyi Bilinen Üye
Üye
Şeyh Salih el-Müneccid - Allah kendisini esaretten kurtarsın- Nefis Terbiyesi adlı kitabında şunları söyler: Çeçen bir adam bana şöyle bir olay anlattı : "Ruslar gelip bize saldırdılar.Bir evde bulunuyorduk.Bizi kuşatma altına aldılar.Kaçabilen kaçtı.Ben tek başıma kaldım.Evin yanında patates konulan bir çukur vardı.O çukura girdim.Ruslar eve girdiler ve arama yapmaya başladılar. Bağırıp çağırıyorlardı.Yanıma yaklaştılar.Savaşabileceğim bir silahım yoktu, üstelik kaçamazdım.Allah'a tevekkül etmekten başka çarem yoktu.Rasulullah s.a.v'in hayatından bir tabloyu hatırladım ve Kur'ân'dan bazı ayetler okumaya başladım.Rus komutanın askerlere şöyle dediğini işittim: "Git ve oradaki çukuru ara." Çukurun yanına yaklaşan o askerin ayak seslerini işitiyordum.Çukurun içinde kendimi tuzağa düşmüş bir fare gibi hissediyordum.Asker çukurun içinde bana baktı ve geri dönerek, 'Çukurda kimse yok' dedi.Bu duruma şaşırmıştım.Oysa ki onunla göz göze gelmiştik!" Çeçen'e hangi ayetleri okuyordun?" diye sordum.Çeçen, "O esnada Yasin sûresindeki âyet aklıma gelmişti:'Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.'(Yâsin 36/9) O esnada Allah'a tevekkül etmekten başka çarem kalmamıştı" cevabını verdi."

Bu tür kıssalar beni derinden etkiliyor.Düşünüyorum.Acaba biz neden böyle şeyler yaşayamıyoruz? Şu cevap karşıma çıkıyor: Yakîn!
Yakînimiz azaldıkça bazı şeylerin ters gitmesi noktasında bahaneler üretiyoruz.Aslında ne kadar zayıf olduğumuz ortaya çıkıyor.Yine Şeyh Salih el-Müneccid Nefis Terbiyesi adlı kitabında Hâlid bin Velid'den bahseder. Hâlid bin Velid ordusuyla Rumları bir kalede kuşattığı zaman Rumlar kendisinden gözleriyle şahit olacakları bir olağanüstülük göstermesini istiyorlar.Hâlid bin Velid'e bir zehir verip bu zehri içmesini, eğer bu zehri içerse ve kendisine bir şey olmazsa teslim olacaklarını söylüyorlar.İslam'ın maslahatını her şeyden önce düşünen Hâlid bin Velid zehri hiç düşünmeden içiyor ve kendisine hiçbir şey olmuyor.Sonuç olarak Rumlar bu olağanüstü olay karşısında teslim oluyorlar.

Bugün İslâm ümmetinin üzerindeki kara bulutların sebebi de bu mudur acaba? Allah'a güven, teslimiyet zayıflığı mıdır? "Onların uçakları var."
"Onların atom bombaları var."
"Onlar her türlü teknolojiye sahip."
"Bizler ne yapabiliriz?"
"Onlarla barış masalarına oturmalıyız." gibi düşünceler midir yoksa?

Şu ayet aklıma geldikçe gerçekten etkileniyorum:
"Talut orduyla birlikte ayrılıp çıktığı vakit dedi ki: Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim de ondan tatmazsa şüphesiz ki bendendir. Eliyle bir avuç alanlar başka. Derken onlardan birazı müstesna olmak üzere hepsi de ondan içiverdiler. Talut ve beraberindeki mü'minler ırmağı geçtikleri vakit; bizim bugün Calut ve ordusuna karşı gücümüz yoktur, dediler. Mutlaka Allah'a kavuşacaklarını bilenlerse dediler ki: Nice az topluluk, Allah'ın izniyle pek çok topluluğu yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir."(Bakara,249)
Allah Azze ve Celle bizleri Yakîni güçlü, teslimiyeti büyük kullarından eylesin.
 

Benzer konular

Üst Alt