Peygamber efendimizin mirası

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Kur’an’ın içeriğini kavrayıp bilgiyle donanmak bizlere kalan nebevî mirastır. Kur’an öğrenmeyi Hz. Peygamberin mirası olarak algılayan bir zihniyetin, öğrenme işinde birbiriyle yarışa gireceği kaçınılmazdır. Konuyla ilgili şöyle bir örnek verilir: Ebû Hureyre; “Ey Pazar halkı! Sizi alıkoyan nedir?” onlar; “Bu sözünü ettiğin nedir?” dediler.
O da, “Hz. Peygamberin mirası paylaştırılıyor, siz hala buradasınız! Gidip ondan payınızı almalı değil misiniz?” karşılığını verdi. Onlar “Nerede?” diye sordular.
O da “Mescidde” dedi. Pazar halkı süratle mescide gitti. O, orada bekledi. Onlar dönüşte, paylaşılan bir şey olmadığını söylediklerinde, Ebû Hureyre; “Mescidde kimseyi görmediniz mi?” dedi.
Onlar: “Orada, namaz kılan, Kur’an okuyan, helal ve haramı müzakere eden guruplar gördük” dediler. Bunun üzerine Ebû Hureyre; “Vah size, işte bu efendimiz Hz. Muhammed’in mirasıdır” dedi.[1]
Sahâbe, bu mirastan; Kur’an öğreniminden ve onu anlamaktan almış oldukları nasip oranında birbirlerine karşı üstünlük kazanıyorlardı.
[2]

[1] Kettanî, et-Terâtibu’l-İdariyye, III, 144.
[2] Zerkanî, el-Menâhil, I, 241.


Prof Mehmet Sürmeli hoca.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt