Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Haber Suriyeden Haberler 2

Ebu Yusuf Çevrimdışı

Ebu Yusuf

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bir ayı aşkındır kendisi ile aynı evi paylaştığım bir kardeşim dün 24-6-2011 Cumâ namazına Câmiu’l-Hasen’e gitti ve hâlâ geri dönmedi.[1] Kendisi Dımeşk Üniversitesi Şeriat Fakültesinin 4. Sınıf talebesiydi ve bugünlerde son imtihanlarını vermekteydi. Şam merkezindeki muzâharalardan alınıp da öldürüleni şimdiye kadar duymadık. Ancak çok şiddetli bir şekilde darb ediliyor hattâ bâzıları sakat dahi bırakılabiliyorlar. Bütün kardeşlerimizden, kendisi ve diğer kardeşlerimiz için duâ bekliyoruz. Rabbim zâlimlerin elinden sağ sâlim kurtarsın. Kendilerine şerle uzanan elleri kırsın.

Geçen Cuma ve Bu Cuma Şam Merkezinde muzâhara/gösteri yapılan bölgelerin sayısı ciddî bir artış gösterdi. Câmiu’l-Hasen, Câmiu Saîd Paşa, Câmiu Hayyât, Câmiu Hanâbile, Câmiu’s-Süreyya, Câmiu Dakkâk, Câmiu Zeynilâbidîn, Câmiu’l-Ğavvâs, Berze Beled[2], Kisve ve diğer bâzı bölgelerde küçüklü- büyüklü muzâharalar gerçekleşti. Gösterilerden çekilen bâzı görüntüleri izlemek isteyenler:

مظاهرات دمشق- مظاهرات ركن الدين – مظاهرات البرزة - مظاهرات الميدان - مظاهرات الميدان المسائية 17-6-2011 ، 24-06-2011

yazarak Youtobe veya FaceBook’da arayabilirler. Rabbim katılanların yardımcısı olsun. Kalplerini ve ayaklarını sâbit kılsın.

Der’a’daki son haddine ulaşan eskerî baskıyı ve muhâsarayı Hıms’lı Müslümanların ayaklanması bir nebze olsun hafifletmişti. Der’a’ya yığılan asker önce Hıms’a sonra diğer bâzı şehirlere dağıtılmak zorunda kaldı. Der’a’lı bir kardeş diyor ki: “Hıms’lı kardeşler bize destek için çıkmadan önce bir yolda 4-5 teftiş barikatı ile karşılaşıyorduk. Artık bir en fazla iki barikat ile karşılaşıyoruz”. 17 Nisan akşamı Hıms’ta 250yi aşan insan katlettiler. Bacağına şarapnel parçaları isâbet eden bir Hıms’lı arkadaş “Gece boyunca yollardaki birçok cesedi çöp arabalarıyla alıp götürdüler” diyor. Hıms’ta ilk haftalarda gösteri yapanları dağıtmak için havaya ateş açıldığını, daha sonra bacaklara kurşun sıkmaya başladıklarını son iki haftadır ise artık ağırlıklı bir şekilde direk kafadan vurduklarını ifâde ediyor kardeşimiz. Muzâhara’ya katılanlara karşı sürekli gerçek mermi kullandıklarını bildiren kardeş, bâzı gösterilerdeki pankartlarda “Beşşar’ın askerleri İsrail’i örnek alsın! Plastik mermi kullansın!” yazılı bulunduğunu anlatıyor. Şu anda Hıms’ın her tarafı istihbârat ve asker dolu. Daracık sokakların başlarına 4-5 tank yerleştirilmiş durumda. Buna rağmen Müslümanlar hergün onbinlerle çıkıyorlar. Özellikle geceleri sokaklardaki bütün ışıkları söndürüp yürüyüş yapıldığını, zifiri karanlıkta askerin ve muhâberata bağlı emniyet güçlerinin kovalamayı göze alamadığını ifâde ediyorlar. Hıms’lılar “Bizler Der’alı kardeşlerimizden baskıyı hafiflettik, inşâallah diğer şehirlerde de tepkiler büyür ve bu zâlimlerin güçleri dağılır” diyorlar. Bu Şam’ın merkezi içinde böyle, gösteri yapılan yerlerin sayıları arttıkça, rejimin kuvvetleri âciz kalıyor. Nihâyetinde bu zâlimler ilâh değiller, her istedikleri yere asker ve istihbârat kuvveti yaratıp göndersinler.

Halep’te son günlerde keyfî tutuklamalar gerçekleşiyor. Bunun üzerine ciddî mânada sesi çıkmayan Halep halkı hareketlenmeye başladılar. Mâdem i’tidâya maruz kalıyoruz, bir şey yapmadan evlerde otururken tutuklanmaktansa, tepkimizi ortaya koyalım da ne olacaksa o zaman olsun’ mantığı hâkim olmaya başladı deniyor. Rabbim Şam’da da Halep’te de ciddî mânâda organize olabilmelerini sağlasın diye duâ ediyoruz. Zîra bu iki büyük şehirde en ciddî sıkıntı tanzîm…

Şam’da Osmanlı’dan kalma târîhî-turistik bir mekânın idâreciliğini yapan 1830larda Şam’a göçen Yörük Türklerinde bir amcamızla görüştük. Yaklaşık iki ay önce Meydân’da bulunan evine İstihbârat elemanları tekmeyle girmişler. “Bunlarda din-iman yok oğul. Ne yapacakları belli olmaz bu dinsizlerin” diyerek hanımını ve kızlarını Türkiye sınırına yakın bir köyde yaşayan akrabalarının yanına gönderdiğini söyledi. Oğullarından birisini Türkiye’ye göndermiş birisi ise kendisiyle kalıyormuş. Amca, 2 hafta önce cumâ günü istihbârattan gelip işçilere ve kendisine 50 dolar karşılığında ellerinde sopalarla Emevî câmiinin dışında beklemelerini ve muzâhara çıkarsa katılanları darb etmelerini teklif ettiklerini söylüyor. Âilerini ile ilgili yalandan mazeretler uydurarak yapamayacaklarını söylediklerini ilâve ediyor. Böyle gönüllü veya parayla tutulmuş çoğu alevî-dürzî ve de paraya tapan insanlardan oluşan 8-10 belediye otobüsü her hafta Dımeşk kalesinin önünden Şâriu Sevra’ya doğru diziliyor ve Emevî Câmisine adam taşıyor. Bunlar namaza katılmıyorlar sopaları ile cami dışında bekliyorlar. İsmini zikredemeyeceğim amcamız tatlı yörük lehcesiyle bize ‘artık dolduğunu, yaşananlara kalbinin tahammul edemediğini’ ifâde ediyor ve Der’alı emekliliğine bir yıl kalmış yaşlı bir işçiyi bize gösterek “Şu adam Der’a’da yaşadıklarını bir anlatsın size, taşlar bile ağlar taşlar!!!” diyor. Bunların sonunun geldiğine, daha fazla yönetimde kalamayacaklarına ve Allah’ın izniyle yıkılacaklarına inandığını beyân ediyor “ancak böyle giderse kendileri devrilmeden çok fazla müslümanı ezecekler” diyor. Öfke ve hüzünle karışık bir hâlet-i Ruhiye ile artık dayanamadığını-patlayacağı ve Türkiye’ye giderse bir yolunu bulup televizyona çıkacağını ve konuşacağını bize ifâde aden amcamızdan hüzün dolarak ayrılıyoruz. Lâkin kendisine de okuduğuz âyet ile tesellî olmaya çalışıyoruz “Sakın! Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.”



Rami Mahluf: Suriye Nusayrî rejimin uşaklığını yapan, Syria Tel, MTN ve daha birçok tekelleşmiş şirketin sâhibi. Son günlerde servetini hayır işlerine adayacağını ilan etmiş. Kendi halkının kanını emerek toplamış olduğu servetini güyâ halka iâde etme yalanlarıyla içine düşmüş oldukları kanlı çukurdan kurtulma çırpınışları bunlar… Türkiye’de olup bilmiyen kardeşler için ayaklanmaların başladığı ilk haftalarında gerçekleşen Rami Mahluf’un bu çıkışına benzer ancak ilginç ve komik bir hâdiseyi aktarayım. Seb’a Baharât Meydanında Beşşar Esad’ı te’yid mitingi düzenlemişti devlet… Çoğunu okullardan getirdikleri talebelerin oluşturduğu bir yapmacık gösteri oldu. Aynı gün cep telefonlarına şöyle bir mesaj geldi “Halkınız sâdık teveccühleri ve muhabbeti karşısında 60 dakika bedâva görüşme hediyesi…” Lâkin konuşmayı başarabilenlerden en çok konuşan 4-5 dakika ya konuştu ya konuşamadı. Hatlar kesilmeye başladı ve ertesi gün bedava konuşacağız diye telefona sarılanlar bir de baktılar ki kendi konturlarından gidiyor. :)



Hüsnü Mahhallî: Siyâsî ideolojiler uğruna haysiyet ve şahsiyetini yitirmeyi ve insânî vasıflarının körelmesini temsîl ettiğine inandığım Mahallî ile ilgili bizzât başımdan geçen bir olayı aktarayım. 11 Haziran’da Gaziantep üzerinden taksi ile Haleb’e geçme niyetiyle Anteb-Haleb taksilerinin bulunduğu taksi durağına birkaç dostumla beraber gittim. Durağı işleten genç ile laf açıldı Suriye’deki olaylar üzerinden konuşulmaya başlandı. Baktık ki genç Baas Rejiminin taraftârı! Kendisine Suriye’de öldürülen insanların sayısının (o zaman için) 1000i aştığı söylenmesi üzerine cevâbı “Böyle kritik durumlarda 1000 kişinin ölmesi normal, çok büyük bir hâdise değil bu! 300 de subay ölmüş zaten!?[3]” oldu. Sûriye’nin özgürlükler ülkesi olduğunu söyleyen eleman, bir de bize daha şaşırtıcı ve kendi gibi düşünenlerin zihin dünyâsını yansıtan ilginç bir özgürlük tanımı misali verdi “Size bir örnek vereyim mesela; başkent Dımeşk’te gece yarısı sokağa bir bayan sutyenle çıksa hiç kimse sataşır yada buna mâni olur mu? Başına bir şey gelir mi? Hâyır!? Suriye’nin bu kadar emniyetli ve hürriyet sahibi bir ülke olduğunu herkes bilir!?” Hak ve Hürriyet’in ahlâki çözülme ve fuhşun alenen yapılabilmesi şeklinde algılayan gence ‘Suriye’de resmî dâirelerde rüşvetsiz bir işin neredeyse işlemediğini, sorgusuz-sualsiz ve de sebepsiz hapsedilen insanların haddi hesâbının olmadığını, İslâmî okullarda okuyan yabancı öğrencilerden tüm resmi evrakları tam olmasına rağmen pasaport dâiresinden hapishâneye nakledilen ve bâzen 1-2 ay hiç sebepsiz içeride kalan onlarca arkadaşımızın olduğunu vs. kendisine sadece birkaç misal olarak naklettikten sonra, bir arkadaş “Siz Suriye’de yaşamadığınız için orda yaşananları ve ortamı pek bilmiyorsunuz her halde?!” dedi. Bunun üzerine genc “Olur mu canım! Biz oranın en siyâsîleriyiz. Benim babam Sûriye’de 18 yıl ikâmet etti. Hüsnü Mahallî’yi bilir misiniz? İşte o benim öz amcam!” diyerek eliyle bize Arapça olarak yazılı olan taksi durağının ismini gösterdi: Yahya Mahallî.

TRT Türk’ün Şam Temlcisi Musa Özuğurlu hakkında şimdiye kadar haberi olmayanlara şu yazıyı okumalarını tavsiye ediyorum. Haber dinlerken kimden dinlediğimiz hakkında basîretli olunması için. Hangi TRT Türk'e inanaca??z? "Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurât Suresi 6)



Haziran 11’de Baas Rejimi Emevî Meydanında bir destek mitingi gerçekleştirdiler. Mezze otobanında 2300 metrelik bir Suriye bayrağı gerdiler. Bu mitingde atılan sloganlardan birisi Rejim yandaşlarının Türkiye’deki Müslümanlara bakışlarını yansıtması açısından ilgi çekici ve bir o kadar da aşağılık. Aynı zamanda Türkiye’deki Müslümanların bunlar karşısındaki çıkan cılız sesi de bir o kadar acı verici. Şam’lı arkadaşların söylediğine göre; sövgü için Suriyelilerin halk lehçesiyle(ammiye olarak) kullandığı argo bir cümle şöyle: Elli mâbif’al kezâ; ümmû rakkâsa ve şarm… : Şöyle şöyle yapmayanın annesi dansöz yahu or….’dur. Bâzı gösterilerde gençler bu ifâdeyi ‘zulme karşı çıkmayanın annesi baasçıdır’ şeklinde değiştirerek kullanmışlar. Son dönemlerde Türkiye’den gelen bâzı tepkiler üzerine Sûriye kanalında Türkiye’yi eleştiren bâzı haberler çıkmaya başlamış ve Nusayrî’ler Türk Konsolosluğuna saldırmışlardı. Mitingde ise şöyle slogan atmakta idiler : “Elli mâ bisaffi’ ummû türkiyye” : “Alkışlamayanın anası Türk’tür.” Maslahatlarına ters düştüğü zaman ne kadar çabuk dostlukları unutup sırt çevirecekleri ve aşağılık hakâretlerde bulunmaktan çekinmeyeceklerini göstermesi açısından mânidâr… İbret alana tabiî ki…

Mâlesef Türkiye’de hâlâ bâzı Müslümanlar’ın tavırları net değil. Sûriye’deki zulüm ve katliamlar zikredilince bin bir türlü komplo teorilerini ve şizofrenik türden şüphelerini zikrediyorlar. Bu nasıl bir İslam kardeşliği şuurudur. Suriye’deki olaylar olsun ve diğer Müslüman ülkelerdeki olaylar karşısında olsun; elbette ki İslam düşmanları olayların Müslümanlar lehin seyretmesini ve İslâmî bir oluşuma doğru gidilmesini seyretmekle yetinmeyecekler ve kendi hesaplarını yapacaklardır. Bu sebeple bu firavnî rejimlerin düşmesinden sonra da Müslümanları büyük bir imtihân süreci beklemekte… Lâkin farz edelim ki şu anda kardeşlerimizin içinde bulunduğu süreç için zikredilen bu zırvaların hepsi doğru olsun, bu; binlerce Müslüman’ın katl, işkence ve tecâvüze mâruz kalmakta olduğu hakîkatini ve vâkıâsını değiştirir mi?! Bu ne biçim bir düşünce yapısı, nasıl bir anlayıştır. Bizim inançlarımıza göre, mazluma dini sorulmaz. Hıristiyan, Yahudi, Budist, ateist mazlum mazlumdur ve Müslüman zâlim karşısında onun yanında yer alır. Üstüne üstlük Suriye’deki zulme uğrayanlar Müslüman kardeşlerimiz ve de komşularımız. Bu şüpheler, İslam düşmanı odakların bu coğrafyalar üzerinde yapmış olduğu hesaplar ve oynadığı oyunlar ve zihinlerdeki ihtimallerin hepsinin ortadan kalkmasını mı bekleyeceğiz mazlumları yanında yer almak ve onlara destek olmak için!!! HEYHÂT… Zerre kadar akıl, izan ve insaf sâhibi herkes bilir ki bu beklentiler aslâ gerçekleşmeyecek hayaller ve bahâneler olmaktan öteye geçemez. VE bir Müslüman böyle zırvaları öne sürerek ALLAH katında mazlum kardeşlerini desteksiz bırakma mes’ûliyetinden kurtulamaz. Türkiye’de rahat bir şekilde faaliyetlerini sürdüren hiçbir cemaat ve câmiâ lideri yada fikir önderi bu mesûliyetten kurtulamayacaktır. Başında bulunduklar cemiyetin mazlumlara ellerinden geldiği ölçüne destek vermesini sağlamadıkları sürece bu ârdan hesâba çekileceklerdir. Fiilen onların yanında bulunamasak dahi mazlum kardeşlerimizden yana tavrınızı ortaya koymalısınız ki: Allah karşısında mazeretimiz bulunsun. "Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi.Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık.[4] Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık..

Sûriye’de ve İslam âleminde zulüm gören milyonlarca Müslüman şöyle duâ etmektedir:

اللهم انصر من نصر الدين واخذل من خذل المسلمين

Allah’ım dinini/İslamı destekleyene zafer nasip et. Müslümanları yardımsız bırakını ise yalnız/desteksiz bırak.

AMÎN.



--------------------------------------------------------------------------------


[1] İlk video geçen Cuma günü bir kardeşimizin Camiu’l-Hasen’den çektiği görüntüler. Câmini dışındakilerin ekserisi muhâberattan. İçeri giremeyen muhâberât güçlerinin câmiye taş ve sopalar fırlatması sonucu camini birkaç camı kırılıyor.

[2] Ebu’n-Nûr’un yeni öğrenci yurdunun bulunduğu Berze şu anda muhasara altında ve bütün telefon hatları kesik durumda... 2.video geçen haftadan...Uzun süre uğraşmama rağmen videoları ekleyemedim buradan izlersiniz:

[3] Ölen Subaylar Suriye’nin evladı değil ya onlar ayrı-mukaddes bir statüdeler!!! 300 rakamı ise o zaman için Baas rejimi tarafından bile zikredilmeyen uçuk bir rakamdı. Gencin bu rakamı nereden çıkarttığı da ayrı bir mevzu. Ayrıca askerlerden ölenlerinde ekseriyetinin yine rejim tarafında öldürüldüğünü biliniyor.


[4] Âyet ‘Boşuna niye uğraşıyorsunuz’ diyenleri kurtarılanlar arasında zikretmiyor. “kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık” buyuruyor. Bunun üzerinde iyice tefekkür etmeliyiz...



Hatırlatma...! Haberler ve yazılar arkadasıma aittir. Allah kendisini Korusun ve ayaklarını sabit kılsın. Bana ulaştırdığı haberleri sizlerle paylaşıyorum.
 

Benzer konular

Üst Ana Sayfa Alt