Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Çözüldü Teravih - Nafile Namazları Evde mi, Mescidde mi Kılmak Sünnettir?

I Çevrimdışı

ibni abbas

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Buhari ezan babının 81.hadisinin sonunda bu namazı evinizde kılınız. Çünkü farz dışında en faziletli namaz evde kılınandır diyor.

Bu hadisin başında teravih namazı anlatılıyor.Sonunda ise yukarıdaki yazı yazıyor. Bu hadise göre teravihi evde kılmak daha faziletli değil mi? Bu konudaki diğer hadislerde yukarıdaki son kısım yok ; ama bu iki hadis zıt düşmez. Peygamber cemaatle bu namazı kılmıştır ;ama caiz olduğunu göstermek için yapmıştır.Yazdığım hadiste ise açıkça bu namazı evde kılmanın faziletli olduğunu beyan etmiştir.

Mesela mekkenin fethinde peygamberimiz tek abdestle namazlarını kıldı. Bu durumda tek abdestle namazları kılmak sünnet mi oluyor, hayır olmuyor. Peygamberimiz bu ruhsatı bildirmek,caiz olduğunu bildirmek için tek abdestle kıldı namazlarını. Aynı şey bu teravih namazı için de geçerli olamaz mı?

Bu konuyu izah etmenizi rica ediyorum. Allah razı olsun şimdiden.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Konuyla ilgili hadisleri gördükten sonra değerlendirmeyi yapalım :

عَنْ زيدِ بنِ ثابتِ رضِيَ اللَّه عَنْهُ ، أَنَّ النَّبيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قالَ
صلُّوا أَيُّها النَّاسُ في بُيُوتِكُمْ ، فَإنَّ أفضلَ الصَّلاةِ صلاةُ المَرْءِ في بَيْتِهِ إِلاَّ المكْتُوبَةَ

متفقٌ عليه -
Zeyd İbni Sâbit radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre;
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zirâ, farz namaz dışındaki namazların en makbûlu, insanın evinde kıldığı namazdır.
(Buhârî, Ezân 81, İ`tisâm 3; Muslim, Musâfirîn 213; İbni Mâce, İkâmet 186, 198; Riyazu's Salihin, Nafile namaz, 1130)

وعن ابنِ عُمَرَ رضي اللَّه عنْهُما عَنِ النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال
اجْعَلُوا مِنْ صلاتِكُمْ في بُيُوتِكُمْ ، ولا تَتَّخِذُوهِا قُبُوراً

متفقٌ عليه -
İbni Ömer radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre;
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız da oraları kabirlere çevirmeyiniz.”
(Buhârî, Salât 52, Teheccud 37; Muslim, Musâfirîn 208, 209; Ebû Dâvûd, Salât 199, Vitir 11; Tirmizî, Salât 213; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl 1; Riyazu's Salihin, Nafile namaz, 1131)

وعَنْ جابرٍ رَضِي اللَّه عَنْهُ قالَ : قَالَ رسولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم
إذا قَضَى أَحَدُكُمْ صلاتَهُ في مسْجِدِهِ ، فَلَيجْعَلْ لِبَيْتهِ نَصِيباً مِنْ صَلاتِهِ ، فَإنَّ
اللَّه جَاعِلٌ في بيْتِهِ مِنْ صلاتِهِ خَيْراً

رواه مسلم -
Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre;
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Biriniz farz namazını mescidde kıldığı zaman, o namazından evine de bir pay ayırsın. Zira Allah Teâlâ bu namaz sebebiyle evinde hayır yaratır.
(Muslim, Musâfirîn 210; İbni Mâce, İkâmet 186; Riyazu's Salihin, Nafile namaz, 1132)


İlk hadisin sebeb-i vûrudu, Ramadan ayında Peygamberin bir kaç gün insanlarla birlikte cemaatle teravih namazını kılmasıdır. Sonra insanlara farz olacağından korktuğu için, cemaatle teravih namazını kılmaktan vazgeçti ve gelenlere “gidin evlerinizde kılın” dedi. Ve farz namazların dışında bütün nafilelerin evlerde kılmanın daha faziletli olduğunu bildirdi.
Rivâyetteki sadece bu ifadeye bakarak, teravihleri evde kılmanın daha faziletli olduğunu söylemek mümkündür. - Fakat, Peygamberin -az da olsa- bir kaç gün cemaatle teravih namazını kılması, daha sonra evlerinde kılmalarını tavsiye derken, “farz olmasından korktuğu” gerekçesini bildirmesi, ayrıca onun vefatından sonra “farz olma” ihtimalinin ortadan kalkması, bununla beraber, Ömer (r.anh)’in teravih namazını cemaatle kılınması için imam tayin etmesi ve buna bütün sahabenin onay vermesi gibi hakikatlere bakıldığı zaman, Teravih namazının -şartlarına ve adabına uygun olması durumunda- camilerde cemaatle kılınmanın daha faziletli olduğunu söylemek de mümkündür.
İslam aleminin bugünkü teravih pratiği de, Ömer (r.anh)’in başlattığı ve sahabenin icmaını taşıyan bir uygulamaya dayanır.
Hadislerden yalnız birine bakarak 'teravih namazını kılmasının hikmetinin, bunun caiz olduğunu göstermek' veya 'teravih namazını evde kılmak, mescidde kılmakdan daha faziletlidir' denilemez. Ayrıca bunu gösteren hiç bir delil yoktur. Misal olarak bazı rivayetlere göre, “Evlerde namaz kılmayı tavsiye etmenin gerekçesi, onun farz olma ihtimali veya korkusu” (Buhari, Ezan, 80; Muslim, musafirin, 213) gerekçesidir ki; bu da Teravih namazının camide cemaatle kılınmasının, asıl maksat olduğunu, evlerde kılınması ise -farz olma korkusu gibi- bir mazerete binaen olduğunu göstermektedir. Ömer (r.anh)’in başlattığı ve sahabenin ittifakla kabul ettiği bir uygulama da, işin aslının teravihin camide cemaatle kılınması olduğunu göstermektedir. Çünkü sahabe bizden daha çok meseleye vâkıftır.
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Size benim sünnetime ve benden sonra raşid halifelerin sünnetine sarılmanızı tesviye ederim.
(Tirmizî, Kitâbu’l-İlm, bab 16, Hadis no: 2676)

Bir başka rivâyette : Benden sonra gelecek iki kişiye yani Ebu Bekir ve Ömer’e uyunuz.”
(Tirmizi, Menakıb: 16, 37; İbni Mâce, Mukaddime, 11)
1400 senedir İslam ummeti de, teravih namazını cemaatle kılarak Ömer (r.anh')’ın sünnetine uymaktadır.

Sünnet - nâfile olan namazları evlerde kılmanın sebeblerinden biri de evlerin şerefini artırmak, oraları bereketlendirmek olduğu son iki hadiste açıkça belirtilmektedir.
Çok önemli bir diğer sebeb de, evlerde kılınan namazın, insanın mânevî dünyasını alt üst eden riyâ ve gösteriş belâsından insanı korumasıdır. Zirâ Rasulullah (s.a.v.)’in evinin mescide bitişik olduğu halde sünnet namazları evinde kılardı.
Evlerde namaz kılmanın bir diğer hikmeti, evleri mezarlık gibi cansız ve ölü hale getirmemektir. Kabirlere girmiş kimseler, “namaz kıl!”, “Kur’an oku!” emirlerinden muaf tutulmuştur. Bu sebeble onlar kabristanda ne namaz kılınır ne de Kur’an okunur.
Rasûl-u Ekram
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
Evlerinizi kabristana çevirmeyiniz. Şubhesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar
(Muslim, Musâfirîn 212)

Ayrıca diğer rivâyette insanın evinde kıldığı namaz sebebiyle Allah Teâlâ’nın orada hayır yaratacağı belirtilmektedir. Bu hayır, orada kılınan namaz, okunan Kur’an sebebiyle meleklerin bu evi ziyaret etmesi, şeytanların oradan kovulması, Allah Teâlâ’nın orayı bereketli kılması, böylece o saâdet yuvasında oturanların kendilerini huzurlu ve mutlu hissetmeleridir.
Kâdî İyâd, “Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız” hadisini farz namaz olarak anlamıştır. Ona göre insan bazı farzları evinde kılmalı, ev halkından câmiye gidemeyen kadınlara ve çocuklara imam olmalı, böylece onlara hem namazın bilmedikleri yanlarını öğretmeli hem de cemaatle namaz kılmanın sevabından faydalanmalarını sağlamalıdır. (İbni Hacer el-Askalânî, Fethu’l-bârî, I, 630, Salât 52)

Genel Olarak Nâfile Namazların Cemaatle mi Yoksa Tek Olarak mı Kılınmasının Fazileti

Hanefilere göre; Bir kimse farz namazı imam olarak kaldırmışsa, onun nafile namaz kılmak için kendi yerinden başka yere geçmesi mekruhtur. İmama uyarak farz namazı kıldıktan sonra nafile kılacak olan kimseye gelince, olduğu yerde kılabileceği gibi, başka tarafa geçerek de kılabilir. Ancak bu kişinin eski yerinden başka tarafa geçerek nafile kılması daha güzeldir.

Şafiilere göre; Farz namazı kılan kişinin, namazını tamamladıktan sonra, nafile kılmak için başka yere geçmesi sünnettir. Ancak kalabalık ve benzeri nedenlerden ötürü başka tarafa geçmesi zor olursa, Farz namazını sona erdirdim demek gibi, namaz amelleri dışında bir söz söyleyerek farzdan ayrıldığını ifade etmesi ve bundan sonra kılmak istediği nafile namaza başlaması sünnet olur.

Malikiler göre; Bir kimsenin kıldığı nafile namaz, ratîbelerden ise -ki bunlar, farzlardan sonra kılınması istenen sünnetlerdir-, en faziletlisi, mescidde kılmasıdır. İster farzı kıldığı yerde kılsın, isterse başka tarafa geçerek kılsın fark etmez. Kıldığı nafile namaz, kuşluk namazı gibi ratîbe olmayanlardan ise, en faziletlisi evinde kılmasıdır. Yalnız, Rasulullah (s.a.v.)'in mescidinde kılınanlar bundan mustesnadır. Medine'deki bir kişinin nafile namazını, Rasulullah (s.a.v.)'in kıldığı yerde kılması mendubdur. Rasulullah (s.a.v.), namazını mihrabın ön tarafında ve minberin yanı başına gelecek şekilde mescidin ortasında kılardı.

Hanbelilere göre; Ratîbe olan ve olmayan sünnet namazların her halûkârda evde kılınmaları daha faziletli olur. Yalnız, cemaatle kılınması gerekli nafile namazlar bu hükme tâbi değildirler. Bunları mescidde kılan kişi, farzı kıldığı yerde kılabileceği gibi, başka tarafa geçerek de kılabilir.

(Abdurrahman Cezîrî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı- I, Çağrı Yayınları, 7. Baskı, İstanbul, 1993: 446-447)
 
I Çevrimdışı

ibni abbas

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Rivâyetteki sadece bu ifadeye bakarak, teravihleri evde kılmanın daha faziletli olduğunu söylemek mümkündür. - Fakat, Peygamberin -az da olsa- bir kaç gün cemaatle teravih namazını kılması, daha sonra evlerinde kılmalarını tavsiye derken, “farz olmasından korktuğu” gerekçesini bildirmesi, ayrıca onun vefatından sonra “farz olma” ihtimalinin ortadan kalkması, bununla beraber, Ömer (r.anh)’in teravih namazını cemaatle kılınması için imam tayin etmesi ve buna bütün sahabenin onay vermesi gibi hakikatlere bakıldığı zaman, Teravih namazının -şartlarına ve adabına uygun olması durumunda- camilerde cemaatle kılınmanın daha faziletli olduğunu söylemek de mümkündür.


Hocam hadis gidin evinizde kılın kısmına kadar olsa evet farz olma endişesinden dolayı peygamberimiz insanları evde kılmaya teşvik etmiş olabilir diyebiliriz; ama hadisin devamında kişinin farz dışında kıldığı en faziletli namaz evde kıldığıdır diyor. Teravih namazı eğer diğer nafile namazlar gibi olmayıp cemaatle kılmak faziletli olsaydı peygamberimiz neden hadisin son kısmını söylesin? Çünkü farz kılınmasından korkmasıyla bu son cümle arasında bağlantı yok. Farz kılınmasından korktum demesi ile gidin evlerinizde kılın cümleleri bağlantılıdır. Gidin evinizde kılın ki farz olmasın niyetindedir zaten peygamberimiz. Ama işte dediğim son cümleyle bu konunun yani farz kılınma korkusunun alakası yok. Siz alakası var gibi yazmışsınız.Bu son cümle teravihin de diğer nafileler gibi olduğunu ve evde kılmanın faziletli olduğunu ifade ediyor.


Hadislerden yalnız birine bakarak 'teravih namazını kılmasının hikmetinin, bunun caiz olduğunu göstermek' veya 'teravih namazını evde kılmak, mescidde kılmakdan daha faziletlidir' denilemez. Ayrıca bunu gösteren hiç bir delil yoktur. Misal olarak bazı rivayetlere göre, “Evlerde namaz kılmayı tavsiye etmenin gerekçesi, onun farz olma ihtimali veya korkusu” (Buhari, Ezan, 80; Muslim, musafirin, 213) gerekçesidir ki; bu da Teravih namazının camide cemaatle kılınmasının, asıl maksat olduğunu, evlerde kılınması ise -farz olma korkusu gibi- bir mazerete binaen olduğunugöstermektedir.

Hadislerin hepsine baktım. Hadislere bütüncül bakıldığında benim anladığım budur. Hiçbir delil yoktur demişsiniz; ama daha nasıl delil olacak anlamadım. Hadiste açıkça evlerde kılmanın faziletli olduğunu söylüyor. Bunun zıddını söyleyen bir hadis de mevcut değil .Bu durumda başka nasıl bir delil aramalıyız?

Farz olma korkusundan dolayı cemaatle kılmak istememiştir diyorsunuz. Tamam kabul ediyorum. Peki evlerde kılmayı teşvik eden hadisin son kısmına ne diyeceksiniz? Biz bu hadisin son kısmından ne anlamalıyız? Evlerde kılmanın faziletli olmasıyla farz kılınmasından korkması arasında nasıl bir bağlantı kurmalıyız?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Kardeşim; nafile olan namazları bir bütün halinde değerlendirmek gerekir. Ayrıca teravih namazına özel bakmamız gerekir. Çünkü ilgili rivâyetin vurudu esnasında teravih namazının farz kılınma ihtimali sürmekteydi. Ömer (r.anh) hilafeti döneminde teravihin farz olma ihtimalinin kalmamış; Ömer (r.anh) bu hadise vâkıf olarak cemaatle mescidde kılmış ve razı olmuştur!
Şimdi ilgili rivâyetleri ve açıklamalara geçelim:


Bize Abdu'1-A'lâ ibn Hammâd tahdîs edip şöyle dedi:
Bize Vuheyb tahdîs edip şöyle dedi: Bize Mûsâ ibn Ukbe, Salim Ebu'n-Nadr'dan; o da Busr ibn Saîd'den; o da Zeyd ibn Sâbit'ten olmak üzere tahdîs etti (O, şöyle demiştir):
Rasûlullah, ramadânda, zannederim hasırdan bir hucre edindi de birkaç gece namaz kıldı.
Sahâbîlerinden bir takım insanlar da O'nun namazına uyarak namaz kıldılar.
Rasûlullah onların yaptıklarını bilince oturmağa başladı. Muteakiben onların yanına çıktı da şöyle buyurdu:
"Yaptığınızı gördüğüm şu işi tanıyıp beğendim. Lâkin ey insanlar, siz (bu nâfileyi) evlerinizde kılınız. Çünkü farz olanı mustesna, insanın namazının en faziletlisi kendi evinde kıldığı namazdır"
(Buhari, Ezan, Bab 81, Hadis no: 121)



Nafile Namazı Evde Kılmanın Mustehab Oluşu, Mescidde Kılmanın Dâhi Cevazı Babı

Bize, Muhammedu'bnu'l-Musennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize, Yahya, Ubeydulah'dan rivayet etti. Demiş ki: Bana, Nâfi', İbni Ömer'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)''den naklen haber verdi ki :
«Namazlarınızın bir kısmını evlerinizde kılın! Evlerinizi kabirlere çevirmeyin!» buyurmuşlar.
(Muslim, Yolcu Namazı, Bab 29, Hadis no: 208 (777)

Bize, İbnu'I-Musennâ rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Abdulvehhâb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Eyyûb, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den naklen haber verdi ki:
«Evlerinizde namaz kılın; onları kabirlere çevirmeyin!» buyurmuşlar.
(Muslim, Yolcu Namazı, Bab 29, Hadis no: 209)
Hadîs-i şerîfde zikredilen namazdan murâd, nafilelerdir.

Bâzıları «Namazınızın bir kısmını...» ifâdesini zâhiri üzere bırakmışlardır. Ancak bundan «farz namazların bir kısmını da evde kılın.» mânâsını çıkarmamalıdır.
Kaadî İyâz: «Bu hadîs, farz namaz hakkındadır. Mânâsı: Farz namazların bâzısını evlerinizde kılın ki, mescide çıkamayan kadınlar, köleler, hastalar ve emsali size uysunlar demekdir.» mutealâasını ileri sürenler bulunduğunu söylemiş; cumhura göre ise hadîsin nafile namaz hakkında vârid olduğunu bildirmişdir. Zira bir hadîsde :
«Farz namazlar mustesna olmak üzere kişinin en faziletli namazı, evinde kıldığı namazdır.» buyurulmuşdur.
Demek oluyor ki, bu hadîse iki türlü mânâ verilmişdir.
Birinci takdire göre, hadîsdeki «Min» edatı ziyâdedir; Mânâ: Namazınızı evde kılın! demek olur. Namazdan murâd da, nafilelerdir.
İkinci takdire göre, hadîsdeki «min» edatı mutlak sûretde teb'îz mânâsınadır. Namazdan murad da, mutlak olan namazdır; Mânâ: Namazlarınızdan bazılarını evlerinizde kılın! demek olur. Buradaki mutlak namazdan murâd, yine nafiledir. Vâkıâ namaz mutlak zikredildiği zaman hem farza hem nafileye şâmil olursa da, başka delillerden farz namazların mescidde kılınacağı anlaşıldığından buradaki namaz'ı, nafileye hamletmek gerekir. Evde kılınmasına teşvik buyurulan namaz, nafile namazlardır. Çünkü öyle bir namazı evde kılmak, riyadan uzak ve sevabını kayıran sebeblerden masumdur. Bir de nafile namazın evde kılınması, o eve bereket, rahmet ve meleklerin inmesine sebeb olur; şeytanlar oradan kaçar. Binâenaleyh bu hadîsden murâd: Nâfile namazlarınızdan bâzılarını evlerinizde kılın! evlerinizi, kabirler gibi namazdan hâli ve mehcûr bırakmayın! demek olur.
Hattâbî, hadîsin zahirî mânâsını tercih ederek: «İhtimâl bu hadîsin mânâsı: Evlerinizi uyku yeri yapmayın; demekdir. Zîrâ uyku, ölümün kardeşidir. İlâh...» şeklinde mutâleada bulunmuşdur. Hâlbuki bu tevcihe luzum yokdur. Çünkü hadîsde «Teşbîh-i helîğ» vardır Yâni içinde namaz kılınmayan ev, kabire benzetilmiş ve mubâleğa için teşbih edatı atılmışdır.


Hadis-i Şerifden Çıkarılan Hükümler:
1-
Hattâbî, bu hadîsle istidlal ederek: «Kabristanda namaz kılmak caiz değildir.» demişdir. Bu bâbda başka hadîsler de vardır,
2- Babımız hadîsi hakkında ulemâ iki kısma ayrılmışlardır.
Birincilere göre, bu hadîs nâifle namazlar hakkında vârid olmuşdur. Çünkü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) farz namazları cemaatla kılmış; şeriatta bu mesele böylece tekarrur etmişdir.
İkincilere göre hadîs, farz namaz hakkında vârid olmuşdur. Onu evde kılmakdan murâd, câmiye gidemeyenlerin cemâat sevabına ermesidir. Bu ciheti az yukarıda gördük.

Namazı evinde cemaatla kılan kimse de, cemâat faziletine nail olur.
İbrahim Nehaî: «Bir adam birine uyarak namaz kılsa, ikisi' cemâat teşkil etmiş olurlar. Onlara da yirmibeş derece sevab vardır.» demişdir.
Rivayete nazaran ulemâdan İshâk, Ahrned b. Hanbel ve Alîyu'bnu'l-Medînî, imam Ahmed'in evinde toplanmışlar, o sırada ezan okunmuş; içlerinden biri: «Mescide gidelim.» demiş.
İmam Ahmed ona : «Mescide gitmemiz, cemâat teşkil etmek içindir. Biz burada da cemâatız!» cevâbını vermiş; bunun üzerine ikaamet getirerek namazı evde kılmışlar.

Ashâb-Kirâm 'dan bir cemâat, mescidde nafile namaz kılmazlarmış. Huzeyfetu'bnu Yemân, Sâib b. Yezîd, Rabî'b. Hasyem ve Suveyd b. Gafe1e (Radiyallahû anhûm) bunlardandır. Ulamamız mezkûr zevatın yaptıklarına bakarak, farzlardan gayrı namazların evde kılınması efdal olduğunu söylemişlerdir. Nafilelerin evde kılınmasının efdal olduğuna delâlet eden bir çok hadîsler vardır. Bunları Ebû Dâvûd, İbni Mâce, Tahâvî ve Taberânî gibi hadîs imamları tahrîc etmişlerdir. Yalnız ramadanda terâvîh'in cemaatla mı yoksa yalnız mı kılınacağı mes'elesi ihtilaflıdır. Bâzılarına göre terâvîh'i mescidde imamla kılmak, evde yalnız kılmakdan evlâdır.
Hanefîler 'den bir cemaatla Şafiî'lerden bir çoklarının mezhebi budur. Mezkûr kavil Ömer (Radiyallahû anh) ile Tabiînden Muhammed b. Sîrîn'in ve Tâvûs'un mezhebleridir.
Tahâvî'nin beyânına göre, başkaları bu husûsda muhalefet ederek nafile namazları ve bu meyânda terâvîh'i evde kılmanın efdal olduğunu söylemiş ve: «Kişinin evinde kıldığı nafile namaz, imamla beraber kıldığı nafileden daha faziletlidir.» demişlerdir. Bu kavil imam Mâ1ik'le Şafiî'den, Rabîa, İbrâhîm, Hasan-ı Basrî, Esved ve Alkame 'den rivayet olunur.

Bize, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize, Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Ebû Sufyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
«Biriniz mescidinde namazını bitirdimi, namazından evine de bir nasîb bıraksın! Çünkü Allah, onun namazından evinde bir hayır halk eder.» buyurdular.
(Muslim, Yolcu Namazı, Bab 29, Hadis no: 210 (778)

«Çünkü Allah, onun namazından evinde bir hayır halk eder.» cümlesinin mânâsı: O namaz sebebi ile evine melekler gelir; şeytan oradan kaçar, evdekiler rahat ederler; demekdir. Zîrâ babımız hadîsi ile emsali hadislerdeki hayır kelimesi hep bu mânâya tefsir edilmişdir. Hattabi evde kılınacak namazdan murâd, nafilelerdir. Hattâ bu hadis, bu husûsda nassdır.

Bize, Abdullah b. Berrâd EI-Eş'arî ile Muhammedu'bnu'l-Alâ' rivayet ettiler. Dediler ki: Bize, Ebû Usâme, Burayd'den, o da Ebû Burde'den, o da Ebû Musa'dan, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Efendimiz :
«içersinde Allah zikir edilen ev ile içinde Allah' zikredilmeyen evin misâli ölü ile diri gibidir,» buyurmuşlar.
(Muslim, Yolcu Namazı, Bab 29, Hadis no: 211 (779)

Ev ; hayât ve ölümle vasf edilemez. Bu vasıf onun sakinlerine âiddir. Binâenaleyh ifâdede mahalli zikir ile hâili irâde kabilinden «mecâz-ı mursel» vardır. Allah'ı zikreden kimse ile ölü arasındaki benzerlik munâsebeti, insan sayılması fayda vermesi, yardım etmesi v.s. gibi şeylerdir. Zikri terk edenle, ölü arasındaki benzerlik ise zahirde her ikisinin de hareketleri muattal kalması bâtın en dahî butlaan üzere bulunanlarıdır.


Bu Hadisden, Şu Hükümler Çıkarılmışdır:
1-
Hadîs-i şerîf evde Allah Teâlâ'yı zikre teşvik ve evi hiç bir zaman zikirden 'hâlî bulundurmamaya tenbîh etmektedir.
2- Bir şey'i temsil suretiyle anlatmak caizdir.
3- Allah'a ibâdet ve tâatda bulunarak, uzun zaman yaşamak fazîletdir. Gerçi ölen bir mu'min de hayira intikaal etmiş sayılırsa da, yaşayan mü'min dahî günün birinde ona iltihâk edeceği cihetle dünyâda fazla yaşayarak kazandığı fazla sevablarla onu geçer.



Bize, Muhammedu'bnu'l-Musennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize, Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Abdullah b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Ömer b. Ubeydillâh'ın âzâdlısı Salim Ebû'n-Nadr, Busr b. Saîd'den, o da Zeydu'bnu Sâbit'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine hurma yaprağından yahud hasırdan bir hucrecik yaptı da çıkıp orada namaz kıldı.
Derken bir takım adamlar kendisini ta'kîb ettiler ve (oraya) gelerek onun namazına uydular. Sonra bir gece gelib orada hazır oldular. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ağır davranarak yanlarına çıkmadı. Bunun üzerine onlar seslerini yükselttiler; ve kapıyı taşladılar.
Derken Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öfkeli bir hâlde Onların yanına çıktı ve kendilerine şunu söyledi:
«Yaptığınız şey'e o kadar devam ettiniz ki, bunun size farz olacağından korktum. Binâenaleyh siz, bu namazı evlerinizde kılmalısınız. Çünkü yalnız farz namaz müstesna; kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığı namazdır
(Muslim, Yolcu Namazı, Bab 29, Hadis no: 213 (781)

Bana, Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Behz rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Vuheyb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize, Mûsâ b. Ukbe rivayet etti. Dedi ki: Ebû'n-Nadr'ı, Busr b. Saîd'den, o da Zeydu'bnu Sâbit'den naklen rivayet ederken dinledim ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde hasırdan bir odacık yapmış da, orada birkaç gece namaz kılmış. Nihayet halk başına toplanmış...
Râvî yukarıdaki hadîsin benzeri şekilde rivayet etmiş. Yalnız burada : «Size farz kılınmış olsa, onu yapamazdınız.» demiştir.
(Muslim, Yolcu Namazı, Bab 29, Hadis no: 214)


Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

1- Nafile namazı, evde kılmak, mescidde kılmakdan efdaldir. İsterse mescid başkalarına nisbetle sevabı kat kat fazla olan mescidlerden olsun. Ebû Dâvûd'un bir rivayetinde bu cihet tasrîh edilmişdir. Şu hâlde bir kimse Mescid-i Nebevi'de kıldığı bir nafile namaz mukaabilinde bin sevab kazanacaksa, ayni namazı evinde kıldığı takdirde binden daha fazla sevab kazanacakdır. Kabe ile Kudüs'deki Beyt-i Makdis'in hükümleri dahî budur. Yalnız Mekke 'nin her yeri bu katlama hükmünde müsavidir. Nevevî'nin sahih olarak kabul ettiği kavle göre sevabın katlanması, haremin her yerinde birdir.
Yalnız Nevevî, babımız hadîsinin umûmundan bir takım nafile namazları istisna etmişdir ki, bunları evde kılmamak daha faziletlidir. Bayram namazları ile istiskaa ve kusûf namazları bu cümledendir.
Şâfıîler mezkûr namazlara: Tahiyyetu'l Mescid ile iki rek'ât tavaf namazını, iki rek'ât ihram namazını, Cumua gününde zevalden önce ve sonra kılman nafile namazları ilâve etmişlerdir.

2-
Hadîs-i şerîf, gece olsun gündüz olsun bütün nafile namazların mescidde kılınmasını mustahab sayanlar aleyhine delîl olduğu gibi yalnız gündüz namazlarını mescidde mustahab görenler aleyhine ise delildir.
Kaadî İyâd, Selefden bir cemâatin bütün nafile namazların mescidde kılınması efdal olduğunu söylediklerini, Sufyân-ı Sevri ile İmam ve Mâ1ik'in de gündüz nafilelerinin mescidde kılınmasına tarafdâr olduklarını rivayet etmişdir.

Hadîs-i şerîf, Buhârî 'nin rivâyetindeki ramadan kaydı ile terâvîh'in esâs itibârı ile subûtuna delildir. Zîra bir kaç gece kıldıkdan sonra farz olur endîşesi ile terk ettiği namaz, ramadan gecelerindeki terâvîh'dir.

Ulemâ terâvih'in sünnet olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir.
Bâzıları: «Teravih sünnet, fakat onu cemaatla edâ etmek mustehabdır.» demişlerdir. İmam Hasen b. Ziyâd 'in, Ebû Hanîfe 'den rivayetine göre, terâvîh sünnetdir; terki câiz değildir. «Cevâmiu'l-Fıkıh» nâm eserde: «Terâvîh sünnet-i muekkededir; onu cemaatla kılmak vâcibdir.» denilmektedir.
Bâzı rivayetlerde, terâvîh'i cemaatla kılmanın fazilet; diğer bir takım rivayetlerde de cemâatin sünnet-i kifâye olduğu bildirilmişdir.

Rek'ât sayısına gelince: Hanefîler'le Şâfiîler'e ve Hanbelîler'e göre terâvîh yirmi rek'âtdır. Kaadî İyâz, bunu cumhurun kavli olmak üzere nakletmişdir.
Ulemâdan Esved b. Yezîd terâvîh'i kırk rek'ât olarak kılar; yedi rek'âtla da vitir yaparmış.
İmam Mâlik'e göre terâvîh dörder rek'âtda bir selâm vermek üzere otuzaltı rek'ât olarak kılınır. Vitr namazı bunda dâhil değildir. Delîli Medine'lilerin amelidir.

«Terâvîh yirmi rek'âtdır» diyenlerin delili, Beyhakî'nin sahîh bir isnâdla Sâib b. Yezîd (Radiyalîahû anh) 'dan rivayet ettiği hadîsdir. Mezkûr hadîsde ashâb-ı kiramın, Ömer, Osman ve Aliy (Radiyalîahû anhûm) zamanında terâvîh'i hep yirmişer rek'ât üzerinden kıldıkları bildiriliyor. Gerçi İmam Mâ1ik'in «El-Muvatta» nâm eserinde Yezîdu'bnu Rûmân'dan rivayet ettiği bir hadîsde, Ömer devrinde ramadanda terâvîh'in yirmiüç rek'ât olarak kıldırdığı rivayet olunmuşsa da Beyhakî bunun üç rek'âtıın vitir namazı olduğunu söylemişdir. Bir de râvî Yezîd, Ömer'e yetişmemişdir. Binâenaleyh hadîs munkatı'dır.

3- Cemaata manî olmamak şartı ile mescidde hasırdan hucre yapmak câizdir. Çünkü bu şekil hareket, önünden geçilmesini ve başkaları tarafından namazın huşû'una manî olunmasını önler. Ancak Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu işi daimî sûretde yapmamişdır. Bundan sonraki rivayette görüleceği vecihle, geceleyin hasırdan kendisine hucre yapar, gündüzün hasırı mescide yayarmış. Bir zaman sonra bu işden tamâmıyla vazgeçmiş. Ve nafileleri evinde kılmağa başlamıştır.

4- Hadîs-i şerîf nafile namazın mescidde kılınabileceğine delildir.

5- Nafile namazlarda cemâat olmak ve İmam olmağa niyet etmeyen kimseye uymak câizdir.

İlgili Konu:


"Nafile Namazı Evde Kılmak Daha Üstündür" Hadisi Sahih mi?
 
Üst Ana Sayfa Alt