Yaziyi okumadigini varsayip buraya kopya ediyorum.
Demiş ki;
Bir tasavvuf literatürü olarak ‘Mürşid-i Kâmil’i, usûl ve erkan öğretmede yüksek mertebeler kat etmiş üst hocaefendi/mürşid kimliği olarak anlayacaksak eğer, bunda ne sakınca olabilir?
En büyük ve yegâne mürşid-i kâmiliz ise...