Yazar
Muhammed Kutub
Yayınevi
Risale
Genel anlamı ile İslam, kişinin Allah'a teslim olması, O'na ortak koşmaktan ve ortak koşmasına sebeb olacak şeylerden arınması, Allah'a tam anlamıyla yönelerek O'nun emirlerine kesin boyun eğmesidir. Kur'an-ı Kerim diyor ki: "Hayır, Onların dedikleri gibi değili Her kim taat ve amelinde muvahhid bir mûmin olduğu halde, kendini tamamen Allah'a teslim ederse, Onun için, Rabb'i katında amelinin mukâfatı olarak Cennet vardır. Onlara hiç bir korku yoktur; ve Onlar mahzun da olmazlar. " (Bakara, 112)
"İyilik eden bir kimse olarak kendini tam bir kalb arılığı ile Allah'a teslim edenden daha güzel din sahibi kimdir?" (Nisa, 125)
Yüce Allah'ın insanların ve evrenin yaratıcısı ve dilediğince idare edicisi olma niteliği ile insanlardan istediği, fertlerin O'na kesin teslimiyetidir. Bu aynı zamanda insanın, yaratıcısı olan Rabb'ine karşı kulluğunun da bir gereğidir. İslam, Adem, Nuh (a.s.) ve ondan sonraki Muhammed'e (s.a.v.) kadar olan peygamberlerin dinidir. Her ne kadar detaylarda değişmeler olduysa da, insanlığın doğumundan bu yana, peygamberlere uyanların dini hep İslam'dır.

Kur'an-ı Kerim İbrahim'den (a.s.) bahsederken şöyle der: "Kendini bilmeyenden başka kim İbrahim'in dininden yüz çevirir? Hakikat ki, Biz İbrahim'i seçtik. O, ahirette de sarihlerdendir. İbrahim, Rabb'i; "Benim emrime teslim ol." buyurduğu zaman o şöyle demişti: "Kendimi alemlerin Rabb'ine teslim ettim." (Bakara, 130, 131)
İbrahim ve İsmail'in (a.s.) dilinden de şöyle diyor: "Ve o zaman İbrahim ile İsmail Kâbe'nin temellerini yükselttiler ve şöyle dua ettiler: "Ey Rabb'imiz, Bizden bu hayırlı işi kabul et; hakikaten sen duamızı işitici, niyetimizi bilicisin." "Ey Rabb'imiz, bizi sana teslim ve ihlas sahibi olmakta sabit kıl. Soyumuzdan bir topluluğu da Sana boyun eğen bir ummet yap; Bize ibadet yollarımızı ve Hac vazifelerimizi göster, kusurlarımızı afvedip tövbemizi kabul buyur. Muhakkak ki Sen tövbeleri kabul edensin, mûminlere merhamet buyuransın." (Bakara, 127-128)
Yine Kur'an diyor ki: "Şubhesiz ki Tevrat'ı Biz indirdik. Onda bir hidayet, bir nur vardır. Allah'ın emrine boyun eğen peygamberler, onunla yahudiler arasında hüküm verirlerdi." (Maide, 44)
Yakub (a.s.) ve oğullarından da şöyle bahseder: "Yoksa Yakub'a ölüm hali geldiği vakit Siz ey Yahudiler, orada hazır mıydınız? O vakit Yakub, oğullarına "Ölümümden sonra neye tapacaksınız?" dedi. Onlar; ''Ataları İbrahim'in, İsmail'in ve İshak'ın Allah'ı olan tek İlah'a ibadet ederiz ve· Biz, O Allah 'a boyun eğen muslimleriz. "dediler. " (Bakara, 133)
Yusuf'un (a.s.) dilinden de şunları aktarıyor: "Ey Rabb'im! Sen, bana mülkten bir nasib verdin ve Bana rûyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada ve ahirette benim yardımcımsın; Beni müslüman olarak vefat ettir ve Beni salihlere kat." (Yusuf, 101)

Bu anlamı ile İslam, Adem'den (a.s.) yeryüzünün ve üzerindekilerin O'na döneceği güne kadar bütün peygamberlerin, Allah'a ve elçisine iman edenlerin dinidir. Lakin Allah, İbrahim'in (a.s.) duasına cevaben Muhammed'in (s.a.v.) ummetine bir lütufta bulunarak onu "İslam ummeti" ve "müslümanlar" ismi ile özelleştirmiştir:
''Allah uğrunda gerektiği gibi cihad ediniz. Allah, dinini muzaffer kılmak için Sizi seçti. Din işinde üzerinize bir güçlük de yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde olduğu gibi. Bundan evvelki kitaplarda ve bu Kur'an'da size müslüman ismini Allah taktı ki, Peygamber Size karşı şahid olsun, Siz de bütün insanlara karşı (Peygamberler için) şahidler olasınız. Artık gereği üzere namazı kılın, zekatı verin ve Allah'ın dinine sarılın ki, Mevla'nız O'dur. O ne güzel mevladır (dosttur), ne güzel yardımcıdır." (Hace, 78)
Yüce Allah'ın bu lütfunda Muhammed'in (s.a.v.) ummeti için bir ikram vardır; sanki, İslam'ın anlamı bu ummette diğerlerinden daha güzel gerçekleşmiş ve sanki bunun için "Müslümanlar" diye isimlendirilmeyi haketmişlerdir. Bunda bir gariblik yoktur. Çünkü Kur'an, bu ümmeti anlatırken şöyle diyor: "Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı ummetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkorsunuz ve Allah'a imanınızda devam edersiniz." (Al-i İmran, 110)
Şimdi de, bu ummeti yücelterek "İslam ummeti" ve "insanlık içinde meydana çıkarılmış en hayırlı ummet" yapan inanç esaslarını eseri okuyarak görelim.
****
Muhammed Kutub, 1919 yılında Mısır’ın Aysut yakınlarındaki Musha köyünde dünyaya geldi. Kardeşleriyle birlikte ailesinden iyi bir İslami eğitim aldı. Ağabeyi Seyyid Kutub ile birlikte hükümeti devirmeyi planlama gibi suçlamalarla mahkûm edilmiş, bu mahkûmiyet neticesinde ağabeyi idam edilirken kendisi uzun seneler hapiste kalmıştır. 1972 senesinde serbest bırakıldığında Suudi Arabistan’a iltica ederek akademik çalışmalarını ve Mısır yönetimine eleştirilerini buradan devam ettirdi. Hemen aynı sene içerisinde Mekke Ummu Kura Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak işe başlayan Kutub, psikoloji profesörü olmasının yanı sıra İngiliz Filolojisi ve pedagoji alanlarında da eğitim almış ve yaptığı çalışmalar sebebiyle Batı düşüncesini ve Yunan felsefesini yakından tanıyan oldukça donanımlı bir alimdi.

Eserlerinde Batı kültür ve medeniyetini masaya yatıran ve batılı ideolojileri ve fikir adamlarının savundukları ilkeleri İslami değerler ışığında sorgulayan Kutub, Müslümanların içinde bulundukları durumdan çıkış yolunu İslam tarihinden özenle seçtiği örneklerle anlatarak, köklü bir medeniyetin mirasçısı durumundaki günümüz Müslümanlarına onları yeniden ilim, irfan ve bilimin öncüsü hâline getirecek potansiyelin kendi iç dinamiklerinde saklı olduğu hatırlatmasını yaparak, bu dinamiği harekete geçirmenin ancak kolektif bir çabayla başarılabileceği konusunda uyarır. Kutub, Doğu ve Batı düşüncesi üzerinde yaptığı çalışmalar neticesinde şu sonuca varmıştır: İslam düşüncesi temel ve istikamet açısından doğrudur; fakat sonradan İslam üzerinde yapılan yorumlar ve içtihatlarda hatalar meydana gelmiş olabilir ve bunlar değerlendirmeye açıktır. Yine Kutub’a göre Batı, Allah’ı değil beşeri esas alırken, İslam’da bu tam tersidir: Tüm ilimlerin merkezinde Yaratıcı vardır; aksi bir yöneliş ise doğru istikametten sapma kabul edilir. Bu çıkarımlardan hareketle Muhammed Kutub sosyal ilimlerin Müslümanlar tarafından İslami açıdan yeniden ele alınarak yorumlanması gerektiğine inanarak, “orjinalleştirme” veya “aslileştirme“ olarak tanımladığı bu sürecin bilhassa uzmanlık alanları olan psikoloji ve sosyolojide yeni bilgi ve yorumların İslam’ın süzgeçinden geçirilmek suretiyle gerçekleştirilebileceğini savunur. Bu nedenle “İslami Açıdan Tarihe Bakışımız” adlı eserinde Müslümanların geçmişleriyle barışık ve değerleriyle örtüşen bir medeniyet inşa edebilmeleri için tarihi Batılı kaynaklardan öğrenmek yerine İslami açıdan ele alarak yeniden yorumlamaları gerektiğini belirtir.
“Sosyal İlimlerin İslami Kökene İrca Edilmesi” (Havle’t Te’sil el İslami Lilulumi’l İçtimaiyye) ve “Düzeltilmesi Gereken Kavramlar” (Mefahimyenbaği en tusahhah) adlı eserlerinde de ayrıntılı olarak bu konular üzerinde yoğunlaşmıştır. “Eserlerim benim evlatlarımdır.” diyen Kutub, “İslam ve Madde Arasındaki İnsan” (İnsan Beyn-el Madde ve El İslam) adlı kitabının ise tüm eserlerinin çekirdeğini teşkil ettiğini söyler. Aralarında “Çağdaş Dünyaya İslami Bakış”, “Çağdaş Fikir Akımları”, “İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler”, “Çağdaş Konumumuz”, “Biz Müslüman Mıyız?” gibi kitapların yer aldığı 50’ye yakın eser kaleme alan Kutub’un kitablarının birçoğunun Türkçe çevirisi mevcuddur.

Muhammed Kutub kendisini büyük İslam medeniyetinin bir parçası olarak gördüğünden diğer ülkeler ile bağlantısını hiç kesmemiş, yıllar boyu her yılın en az birkaç ayını İstanbul Beylerbeyi’ndeki evinde geçirmiştir. Bu sayede arzu ettiği gibi çocukları da Türkçe’yi Türkiye’de öğrenebilme fırsatını bulmuştur. Bosna Hersek’ten Afganistan’a kadar ümmetin tamamının meselelerini yakından takib ederek alakadar olan Kutub, ders kitabından akademik çalışmalara kadar çok geniş bir yelpazede vermiş olduğu eserler ve yaptığı çalışmalarla Müslümanları, İslam’ı ve insanlığı ilgilendiren meselelerde sorumluluk almaları konusunda da bilinçlendirmeye çalışmıştır.
Ardında 50’ye yakın eser ve yüzlerce öğrenci bırakan Muhammed Kutub, 4.4. 2014 tarihinde sürgündeki ikametgâhı Cidde’de 95 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bu büyük İslam düşünürünü rahmet ve saygıyla anıyoruz.
  • muhammed-kutup.jpg
    muhammed-kutup.jpg
    153.6 KB · Görüntüleme: 2
Yazar
Abdulmuizz Fida
İndirilme
8
Görüntüleme
19
İlk yayınlama
Son güncelleme
Değerlendirme
0.00 yıldız(lar) 0 rating

Abdulmuizz Fida ait diğer kitaplar

Geri
Üst Ana Sayfa Alt