Alimlerin Hamasi Elestirisi Hakkinda Ne Düsünüyorsunuz?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Ebu Hayseme

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ebu Muhammed El-Makdisi'nin ( rahimehullah) bir makalesinde Hamas'tan bahsetmiş.Daha doğrusu Hamas'ın müftüsünün risalesine reddiye vermiş ve bu makalede şöyle ifadeler kullanmış:

Şurası bilinen bir gerçektir ki, gerek “Hamas” gerekse “İhvanu Muslimiyn” hadiste belirtilen yardım edilen cemaatin (Taifetul Mansura’nın) yolundan en uzak olan cemaatlerdir.

Zira Taifetu-l Mansura’nın en önemli ayırıcı özelliği Allah’ın emirlerini ikame etmesidir. Bunların en yücesi ise Tevhiddir. Fakat Hamas hükümeti beşeri kanunlarla hükmetmekle, şirk olan demokrasiyi kendisine menhec edinmekle, alemlerin rabbinin hükümlerini işlevsiz kılmakla tevhidi bozmuştur.

"Diğer taraftan kendisine muhalefet edenlerin zerre kadar etkisi altında kalmaması Taifetul Mansura’nın bir diğer özelliğidir. Bu özelliğinden dolayı onlar, Tevhidi, Allah’ın şeriatini ve dinini açık bir şekilde ortaya koyar, bunun üzerinde ısrar eder ve bundan asla geri adım atmaz. İnsanlar tarafından kendilerine yönelik bir zarar görme endişesi ve bundan dolayı da Allah’ın hükümlerini uygulamaktan vazgeçmesi Taifetul Mansura için asla düşünülemez.

Hamas’a gelince… Bu saydığımız vasıflardan insanlar arasında en uzak olanı Hamas’dır. Zira Hamas Allah (sb)’nın “Artık insanlardan değil sadece benden korkun” (4 Maide/44) buyruğuna rağmen sadece insanlardan korkmasından dolayı Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmekte yüz çevirdi."

"Allah (sb)’nın kendilerine yeryüzünde hilafet bahşettiği kimselerin en önemli vasfı “Bana şirk koşmaksızın ibadet edin” (24 Nur/55) buyruğudur. Bu da Allah’a yönelik ibadetin şirkten hali olmasını gerekli kılar. Ancak Hamas’a gelince onlar kendileri için birden çok kanun koyucu rabler edinmekle, menhec olarak demokrasiye tabi olmakla Allah’a şirk koşmuşlardır."

Ve Hamas'ın içinden isimlerin küfür olan şu sözlerini naklediyor:

"Filistin parlamentosunun Hamas milletveli Hamid Beytavi “El-Gadil Urdunuyye” isimli gazetede 20.2.2006 yılında yaptığı bir röportajında şöyle demiştir:

“Kimileri bizim hükümette oluşumuzdan dolayı, irticayı getireceğimizden, kadınları örtünmeye zorlayacağımızdan, kişisel özgürlükleri kısıtlayacağımızdan yana –ki kadın hakları da buna dahildir- endişe duymaktadır. Ancak bu endişelerin hiç birisi haklı değildir. Zira Hamas hareketi yeni bir oluşum değildir ki… Aynı zamanda biz yaygaracı bir cemaatte değiliz. Hamas kökleri “İhvanu Müslimiyn” cemaatine dayanan bir harekettir. Biz onun uzantısıyız. Biz asla İslam şeriatini uygulamayacağız. Buna mukabil bizler mümkün mertebe gücümüz nispetince İslami ilkelere uymaya, güzel öğütle ve hikmetle İslamî şiarlara bağlı kalmaya davet edeceğiz. Hamas’ın hiçbir zaman İslam devleti kurmak ve İslam şeriatini tatbik etmek gibi bir düşüncesi olmamıştır.”

İsmail Heniyye’nin naibi Dr. Nasruddin Şair şöyle der: “Bizim çıkardığımız kanunlar herkese tatbik edilmek üzere konulmuştur. Kim bu kanunları istemiyorsa cehennemin dibine gitsin.”"

"Hamas hükümetinin meclis başkanı Aziz Duveyk 23.2.2006 yılında yaptığı bir konuşmada şöyle demiştir:

“Hamas’ın idaresi altındaki yeni hükümet hiçbir zaman Filistinlileri, günlük hayatlarında İslam şeriatinin kurallarını benimsemeye zorlamayacaktır. Yine aynı şekilde hiçbir zaman sinemaları, alkollü içeçek satan lokantaları kapatmayacaktır. Hamas hükümeti içinde hiçbir ferdin İslam şeriatini zorla tatbik etmek gibi bir niyeti yoktur. Tüm bunlar bizim proğramımızda olmayan şeylerdir ve bunları yapmaya da asla kalkışmayacağız.”

"Aziz Duveyk şöyle diyor: “Demokrasi’yi bu topraklarda en iyi uygulayacak bizleriz. Tüm konularda kendisine yöneleceğimiz temel kriter halkımızın kararıdır. Halk dilediği şekilde hükmeder. Dilediğini de reddeder. Uluslararası uygulamalar ve demokrasinin temel ilkeleri çerçevesince bu alanda tek söz sahibi halktır.”

Yine Aziz Duveyk bir Arap televizyonunda Cevz el-Huveni tarafından “Şayet İsrail devleti sizi tanırsa siz de onu tanıyacak mısınız” şeklinde kendisine yöneltilen bir soruya şöyle cevap vermiştir:

“Kesin sınırlar belirlendiği zaman bizlerin batının bizzat kendisinden dahi daha demokrat olduğu görülecektir. İşte o zaman biz bu konuyu Filistin halkına arzederiz. Şayet halk bunu kabul ederse demokrat olmamızın gereği bizler de bunu elbette kabul ederiz. Eğer halk bunu reddederse bilinmelidir ki bu toprakların tek sahibi halkımızdır.”

Yine Hamas Hükümeti’nin resmi sözcüsü “El-Kudsu-l Arabiyye” isimli gazetye verdiği bir demeçte şöyle demiştir:
“Şu an endişenin sebebi Hamas’ın seçimleri kazanmasından kaynaklananmamaktadır. Bilakis bugün insanların taşıdığı endişe bizlerin anayasayı ve mevcut kanunları yürürlükten kaldıracağımıza yönelik bir endişedir. Ancak bilinmelidir ki, Hamas hareketi el verdiği ölçüde anayasaya, mevcut kanunlara ve demokrasiye son derece bağlı kalacaktır.”

10.5.2005 Çarşamba günü İsmail Heniyye bir akşam proğramında şöyle demiştir:

“Filistin halkının birlik ve bütünlüğünü sağlamak, çok partili siyasi sistemin temelini atmak Hamas hükümetinin parlamentoya girme isteğinin temelinde yatan hedeflerdendir. Bilinmelidir ki Hamas hareketi halkın iradesine oldukça saygı duyan bir harekettir. Hamas, halkın tercihine ve iradesine mutlak surette saygı gösterecektir. Hamas seçimlerden çıkacak sonuca katlanacak, bundan razı olacak ve daima halkın iradesi ile beraber olacaktır. Seçim sandıklarından çıkan sonuç her ne olursa olsun bunu kabulleneceğiz. Çünkü seçim sandıkları ve demoktasi en selim yoldur.”

Ve en önemlisi Ahmed Yasin hakkında şunu söylüyor:

"Ahmed Yasin’e “Kominist bir parti seçimleri kazanırsa sizin tutumunuz ne olacaktır” şeklinde bir soru yöneltilir. Kendisi bu soruya şu şekilde cevap vermiştir:

“Şayet kominist parti seçimleri kazansa bile ben Filistin halkının bu tercihine saygı göstereceğim.”

Bunun arkasından bir başka soru…

“Peki seçimlerde Filistin halkının çok partili demokratik bir yönetim şeklini istediğini açığa çıkarsa o zaman sizin tutumunuz ne olacaktır.”

“Allah’a yemin olsun ki, biz bir değeri ve bir takım hakları olan bir milletiniz. Eğer halk İslam devletini istemediğini açıkça ortaya koyarsa ben yine de onların bu tercihlerine saygı duyacağım ve tercihlerini mukaddes addedeceğim.”"

Gördüğünüz gibi kardeşlerim Makdisi Hamas'tan bu sözleri nakletmekte.Onlara "Şirk koştunuz, Allah'ın indirdikleriyle hukmetmediniz." demekte. Ben Hamas'ın hükmünü Abdulmuizz Fida'ya sormak istiyorum. Bu konunun aslı nedir. Bir makalesinde ise Makdisi Hamas'ın emri altında savaşmanın caiz olduğunuda söylüyor. Bu meselenin aslı nedir. Hamas müslüman'mıdır? Ve ya tağut mudur? Ve yahutta Mücahid bir ordu mudur? Tağutsa askerleri de kafir hükmünde midir? Bunun dışında Eymen El-Zavahiri(hafizaullah) Hamas'ın askerleri için mücahid demektedir ve El-Kaide Ahmed Yasin için taziye yayınlamıştîr. Bu meselenin aslı nedir? Allah rızası için aydınlatır mısınız Abdulmuizz Fida. Cezakumullahu hayran.Ve'selamu Aleykum.
 

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Soruyu üyelere acik sormussunuz ama Abdulmuizz Fidadan yanit bekliyorsunuz.

Siyasi nasihatleri avamlar malesef cogu kez yanlis anliyor. Bu demecden hamasin müslüman olmadigi cikmaz. Eger ki öyle olsa idi bugün emin olan alimlerden su demeci acik sekilde duyardik.

Hamas kafirdir, mallarini almak caiz eslerini cariye yapmak haktir diye. Ama suana kadar bunu aksettiren en ufak bir ima dahi oldu mu? Olmadi.

Bence alimlerin sert elestiri yapmak yerine sahip cikmayi denemeleri gerek, senelerdir filistinde bir cok yer muhasara altinda kaldi, o muhasaradan olsa gerek cogu kez hamasli yöneticiler siisever bile görünür oldular. Hamasi hemen yani basinda israilin kucagina terketmek en kolayi ve bu sekilde ipleri koparmak oradaki müslümanlari iranin kucagina atmaktir.

Bir de tavsiye geneli kapsayak bu konulara hic girmeyin, cimbizlama alintilarla seyh ahmed yasinler bile cok kolay tekfir edilir ancak bu tamamen insanlari kandirmakdir ve adeletli olmak gerekir. Allahdan korkmak gerekir...

Derler ya oturmasi kolay, gercekten öyle. Oturalim ve cimbizlama alintilarla ona buna kafir diyelim. Bu durumda iki sey sevinir.

1- nefis
2- seytan basda olmak üzere, israil, abd, iran ve diger kafirler.
 

Ebu Hayseme

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ahi,Abdulmuizz fida'yı görsün diye etiketledim. Çünkü bu sitede ondan başka kim ilim ehlidir bilmiyorum. Tabi ki de ilmi olan herkez cevap yazabilir.

Bence alimlerin sert elestiri yapmak yerine sahip cikmayi denemeleri gerek, senelerdir filistinde bir cok yer muhasara altinda kaldi, o muhasaradan olsa gerek cogu kez hamasli yöneticiler siisever bile görünür oldular. Hamasi hemen yani basinda israilin kucagina terketmek en kolayi ve bu sekilde ipleri koparmak oradaki müslümanlari iranin kucagina atmaktir.
Dediklerin çok doğru ahi,bencede sahip çıkmak gerekir yoksa İran zaten pusuda bekliyor ve zaten Hamas kafir olsa bile-ki öyle i'tikad etmiyorum cevabınızdan sonra- küfr ve fücrün başı olan israil'den iyidir. Ama ne biliyim bu kadar ağır yazınca Makdisi(rahimehullah) bende ciddi şüpheler oluştu. Zaten tarih baya eski herhalde Ebu Nur'un şehadetine yakın. Bide üstüne Hamas müftüsü zırvalayınca şeyhte sert cevap vermiş. Tıpkı bizim particilere kızmamız gibi. Ancak şüphelerim hala giderilmiş değil. Adam açıkça " Batı'dan daha demokratız" filan demiş. Nasıl görmeliyiz bu sözleri açıkçası hala bir fikir sahibi olamadım. Allah razı olsun cevap yazıp bilgilendirdiğiniz için.
 

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Gecikmis bir ban. Örnek olmasi hasebiyle 1 günlük yazma yasagi.

Üyeler lütfen konu basligini acarken daha dikkatli olsunlar. Burada actiginiz konulardan caps alip müslümanlar ne kadar barbarca düsünüyor diye kendilerine delil getiriyorlar. Sadece dikkat cekmek amaciyla 1 gün ban cezasi.

Hassas olan üyelere daha acik özelden tepki gelmesi halinde bilgi verebilirim.
 

Ebu Hayseme

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Gecikmis bir ban. Örnek olmasi hasebiyle 1 günlük yazma yasagi.

Üyeler lütfen konu basligini acarken daha dikkatli olsunlar. Burada actiginiz konulardan caps alip müslümanlar ne kadar barbarca düsünüyor diye kendilerine delil getiriyorlar. Sadece dikkat cekmek amaciyla 1 gün ban cezasi.

Hassas olan üyelere daha acik özelden tepki gelmesi halinde bilgi verebilirim.
Anlıyorum ahi bundan sonra daha dikkatli olacağım inşaAllah
 

Ebu Remle

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
HAMAS...
Akideni Düzelt
İnsanlardan Değil Sadece Allah'tan Kork



Ebu Muhammed el-Makdisi


Gazze'de ümmetimizin ve Müslüman gençlerin geçirdiği şu zor ve sıkıntılı dönemde bir insan ancak ümmetimiz ve Müslüman gençlerimiz için Allah'tan yardım ve başarı dilemekten başka bir şeye güç yetiremiyor. Bununla beraber hiç kimse kardeşlerinin yanında saf tutmaktan tereddüt etmemektedir. Ve yine aynı şekilde insanları onlara yardım etmeye, onların yanında yer almaya teşvik etme, bütün imkânlarını seferber ederek düşmanlarına karşı sürdürdükleri cihadda çabalama noktasında da kimsenin tereddüdü yoktur.

Bugün hükümetlerin ve ordularının onları yardımsız bıraktığı konusu, üzerinde uzun uzun açıklama yapmayı gerektirmeyecek kadar ortadadır. Müslüman gençler bugün tağutlar tarafından zincirlerle prangalara vurulmuştur. Ne bu zincirleri söküp atmaya güç yetirebiliyorlar ne de sınırları geçerek yaralı Müslüman kardeşlerine yardım edebiliyorlar…

Şayet bugün Müslümanların beldelerinde tağuti hükümetlerin ve ordularının bu engellemesi ve Yahudilerle cihadın önüne geçmeleri olmasaydı kesinlikle durum çok daha farklı olurdu.

Ne var ki bugün bizler kendi aşağılık saltanatlarını, makam ve mevkilerini, çıkarlarını koruma uğruna dinlerini, gençlerini, topraklarını, namus ve şereflerini satan hükümetlerin bu olaylar karşısında zillet içine bürünerek hıyanet etmelerine şaşırmadık. Ve yine aynı şekilde onların ordularının sadece bir görüntüden ibaret olduğu gerçeğine yeninden şahit olmamız da bizleri şaşkınlığa düşürmedi.

Bizleri bugün asıl şaşkınlığa uğratan Hamas'ın İslami sloganları yükseltmesi ve onlara sarılması oldu. Halbuki aynı Hamas daha önce İslam şeriati ile hükmetmekten utanıyor, Taliban gibi İslam şeriati ile hükmeden guruplarla anılmaktan, onlara benzetilmekten haya ediyordu. Onlardan beri olduğunu ilan etmekten ise hiç utanmıyordu. İslami şiarlardan oldukça uzak duruyordu. Cihad şeyhlerine taziye dilemekten bile sakınıyordu. Tüm bunlardan beri olduğunu tüm dünyaya ilan etmişti. Kendi sapık rejimine itaat etmeyi redderen Muvahhidleri ve mücahidleri öldürmekten zerre kadar çekinmiyordu. Fakat Rafızilere, onların liderlerine, imamlarına, onur ve şerefi satmış laiklere övgüler yağdırırken de utanmıyordu.

Belki bu son olaylar Hamas'ın takip ettiği bu sapkın yoldan, geç kalmadan dönmesi için iyi bir tecrübe olabilir.

Belki bazıları "Bugün oluk oluk kanların aktığı, kelimelerin hiçbir surette fayda sağlamayacağı böyle bir günde bu şekilde konuşmanın, bazı şeyleri açığa çıkarmanın yeri ve zamanı değildir" diyebilirler. Ancak hemen şunu söylemek isterim ki; düşmanlarımızın başımıza musallat olmasının, bir çok bela ve musibete maruz kalmamızın, kanların dökülmesinin yegane sebebi böyle konuşmaları terk etmektir. Bu yüzden istisnasız her zaman bu şekilde konuşma zamanıdır.

Bizler Hamas'ın sürekli olarak taviz verdiğine, kendi içerisinde tutarsız amellerde bulunduğuna ve uzlaşma adına büyük bir dejenarasyona uğradığına üzüntüyle şahit olduk. Ve halen de şahit olmaktayız.

Ve yine bizler Hamas'ın İslam şeraitinin bayrağı, dinin sancağı altında savaşmaya susamış gençleri süslü sloganlarla nasıl aldattığına şahit olduk ve oluyoruz. Hamas bu süslü sloganlarla kendi inhiraflarını yamamak, mü'minlerin yolunu terk ederek mücrimlerin yoluna girişini yamamak istemişti.

Ve yine biz Hamas'ın Allah ve Rasulü'ne ihanet eden kafir tağutların liderleri ile nasıl kardeşlik ilişkileri kurduğuna da şahit olduk. Ve buna bugün de şahit oluyoruz… Din düşmanlarını, haçlıları ve Yahudileri memnun edebilme adına İslam kardeşlerini nasıl sattığını, muvahhidlerin kanlarını nasıl döktüğüne de şahit olduk. Nitekim haftalar önce Gazze'de mücahidlerden 10 kişiden daha fazlasını öldürmüş, Yahudilerle savaşır gibi onlarla savaşılmış, kadınları ve çocukları yaralı bırakılmıştı. Ve Hamas hiçbir şekilde utanma duygusu taşımaksızın hedeflerinin bir İngiliz Gazeteci'yi kaçıran guruba yönelik olduğunu tüm dünyaya ilan etmişti. Halbuki bahsettikleri gazeteci bir yıldan daha fazla bir süre önce serbest bırakılmıştı. Hamas'ın bu eyleminin hemen ardından ise Yahudiler büyük bir zafer edasıyla Hamas tarafından öldürülenlerin "Shalit" adında bir Yahudi askerini kaçıran gurubun üyeleri olduğunu açıklıyordu...

Bundan dolayı büyük bir üzüntüyle ve de olanca açıklığı ile belirtmek isteriz ki, Hamas iki yüzlülükte ısrar ettiği sürece ve bu sapmalardan tevbe ederek pişman olmadıkça bizler gerek dinimize gerekse de insanlarımıza bir zafer kazandırması noktasında O'na itimad etmiyoruz. Ve yine aynı şekilde onun sloganlarına da umut bağlamıyoruz.

Bizler elbette her zaman gençlerimizi cesaretlendirmek için gayret edeceğiz. Allah yolunda cihad etmeleri, savaşmaları ve mustazafları müdafa etmeleri için onları teşvik edeceğiz. Umutlarımızı her zaman bu apaçık, seçkin, berrak menhecin çocuklarına, Tevhid ve cihadın çocuklarına bağlayacağız. Onlar ki mücrimlerin yollarını terk ederek mü'minlerin yolunda yürüyenlerdir.

Ve bizler hiçbir zaman demokrasinin, ırkçılığın ve inhirafa uğramışların çocuklarına umut bağlamayacağız. Bununla beraber kim de ümmetini, namus ve şerefini, topraklarını korumak için mücadele ederse onları da engelleyecek, savaşlarına sekte vuracak değiliz elbette. Ancak biz liderlerinden asla razı olmadığımızı, tevhid üzerinde istikamet sahibi olmadıkları, dosdoğru bir menhec üzere yürümedikleri sürece kendilerine asla umut bağlamayacağımızı söylüyoruz.

Düşmanların Gazze'ye yaptıkları bu vahşi saldırı hiçbir zaman kafir tağutlara boyun eğerek püskürtülemeyecek ve engellenemeyecektir. Ve yine aynı şekilde dosdoğru yolun sabitelerini ve savaşan muvahhid ve mücahidleri sırt çevirerek, tağutların istihbarat birimleri ile köprüler kurarak, onlara karşı memnuniyet gösterip onlara yaklaşarak bu saldırılara engel olunamayacaktır. Bilakis bütün bunlar yenilginin, kırılmanın ve düşmanların üzerimize musallat olmasının başlıca sebepleri olacaktır.

Hamas'tan bugün beklenilen sade bir dokunuşla ufalanıp yok olan makyaj misali bazı sloganları ağzına alarak suretini ve yüzünü süslemeye çalışmamasıdır. Bugün delik yamayla kapatılacak cinsten değildir. Gören her göz için aşikar olduğu üzere yüzündeki makyajla, üzerinde taşıdığı bu inhiraflarla Hamas'ın bir başarı kazanması mümkün değildir. Bilakis Hamas öncelikle vücudunu, esaslarını, usullerini tamamen yiyip bitiren kanseri yok etme adına kendisini ameliyat etmelidir. Şayet Allah'ın dinine yardım etme niyetlerinde samimi iseler öncelikle bunu yapmaları gerekir ki, işte bunun sonucu izzet ve zaferdir.

Allah'a yemin olsun ki biz yıllardır Hamas için üzülüyor ve onlara nasihat ediyoruz. Ve onlara öncelikle akîdelerini düzeltmelerini, insanlardan değil sadece Allah'tan korkmaları gerektiğini belirtiyoruz. Öncelikle Allah'ın dinine yardım etme adına şeriati ikame etmeye çalışmalı, tevhidi tahakkuk ettirme adına uğraşmalıdır. İnsanları demokrasinin ve mücrimlerin yoluna değil, Allah'ın kanunlarına ve mü'minlerin yoluna çağırmalıdır. Allah'ın hükümleri ile hükmetmelidir. Abbas'ın hükümleri ile değil… Cihad kapılarını açmalı, kafir tağutların yaptığı gibi onları memnun etmek için kardeşlerimizi öldürmemelidir.

Bugün bu mesele Irak'ta, Afganistan'da, Çeçenistan'da, Somali'de ve diğer yerlerde mücahid ve muvahhid kardeşlerimiz tarafından kesin bir şekilde anlaşılmıştır. Bundan dolayı kardeşlerimiz bütün zorluklara ve çetin şartlara rağmen dünyanın her yerinden bu yerlerde cihada koştular. Zaferler kazanıldı. Ancak ne yazık ki bu mesele Irak'ta, Afganistan'da, Çeçenistan'da, Somali'de anlaşıldığı gibi Hamas tarafından anlaşılamadı. Ki bunun sonucu zayıflık oldu.

"Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O'da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır." (47, Muhammed/7)

Allah'ın yardımı ancak O'na yardım etmek ve O'nun dininde sebat etmekle gerçekleşir. Yoksa Allah'ın hükümlerinden beri olmakla ve beşeri kanunlarla övünmekle gerçekleşmez.

Ve yine Allah'ın menhecini küçümsemek, demokrasiyi ikame etmek ve düşmanları memnun etme adına mücrimlerin yoluna uymakla Allah'ın yardımı kazanılmaz.

Mürtedlerle işbirliği yaparak, sapık Rafîzilerle dostluk kurarak Allah'ın muvahhit ve mücahid veli kullarını öldürmekle Allah'ın yardımı gerçekleşmez.

Müslüman halkımız bugün gerek Gazze'de gerekse diğer cihad beldelerinde artık kandırılmaktan ve aldatılmaktan bıkmıştır. Ve artık İslam'ın ayıcı mümeyyiz lafızlarını ağzına alanların bu oyunlarına kanmamaktadır.

Ben Hamas'a ve liderlerine nasihatte bulunuyorum. Ve onlara şu gerçeği hatırlatmak istiyorum. Muhakkak ki Rasullerin İslam'ı, Nebilerin İslam'ı, Tevhid ehli, din ehli ve hak ehlinin elleriyle yükselmektedir. Dileyenin onu istemesine, dileyenin de onu reddetmesine bakmaksızın…

Biz bugün basiretle şahit oluyoruz ki, büyük muzaffer ordu, izzetin bayraktarları dinlerini, İslamlarını, ümmetlerini parlak günlerine döndürmek için karşılarına kim çıkarsa kökünden söküp atmak, intikamlarını almak için gelmektedirler.

Gerek Hamas gerekse diğerleri şayet akîdelerini, usullerini Allah'ın menhecine uygun bir şekilde düzeltmezlerse ümmet onların yüzlerine tükürecek ve Allah (Subhanehu Ve Tealâ) nasıl dininden, menhecinden, tevhidinden sapanların konumlarını başka kavimlerle değiştiriyorsa ümmette onları aynı şekilde değiştirecektir.

"Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar." (47, Muhammed/38)

Allahım! Mustazaf mü’minleri koru.

Allah’ım! Gazze’de, Filistin’de, Irak’ta, Somali’de, Çeçenistan'da, Afganistan’daki ve dünyanın diğer yerlerindeki kardeşlerimizi koru.

Allahım! Düşmanlarına karşı onlara zafer nasip eyle.

Allahım! Onların hastalarına, yaralılarına şifa ver, esirlerini kurtar, zayıflarına güç ver, açlarını doyur, çıplaklarını giydir, şehidlerini kabul et ve zalim kavme karşı onlara yardım et.

Ey kitabı indiren, bulutları hareket ettiren, orduları kahreden rabbim! Onların düşmanlarını yok et.

Ey Allah’ım! Onların düşmanlarını geri püskürt ve tuzaklarını yok et! Planlarını kendi başlarına geçir!

Ey Allahım! Onların düşmanlarını sana havale ediyoruz. Tağutları ve ordularını, Yahudileri ve onlara müsamaha gösterenleri, Hrıstiyanları ve onlara yardım edenleri, Komünistleri ve onların işbirlikçilerini sana havale ediyoruz.

Ey Allah’ım! Onların bayraklarını yüceltme ve amaçlarına ulaşmalarına izin verme! Ve onlara verdiğin musibetleri takipçilerine de bir işaret kıl!

Allahım! Onların birliğini dağıt. Saflarını dağıt.

Allahım! Onların tamamını yok et. Geriye onlardan hiç kimse kalmasın.

Allahım! Ellerindekini Müslümanlar için ganimet kıl.

Allahım! Tevhid bayrağını yücelt. Şirk bayrağını yere çal.

Allahım! Arzın hakimiyetini Müslümanların en hayırlısına ver. Onların en şerlisine verme.

Allahım! İçimizdeki ahmakların yaptıkları sebebiyle bizleri sorumlu tutma.

Allahım! Bu ümmet için onlara en güzel şekilde rehberlik edecek, senin velilerini izzetlendirecek, düşmanlarını zelil kılacak, onlara iyiliği emredecek, onları kötülükten nehyedecek, senin kitabınla hükmeden önderler kıl.

Salât ve selam senin Rasulün, O'nun ailesinin ve ashabının üzerine olsun.
 

Ebu Remle

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
BİZ VE HAMAS


AYNI MENHEC ÜZERE DEĞİLİZ



Bismillahirrahmanirrahim


Hamd Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Allah’ın resulü, ailesi, ashabı ve onu veli edinenler üzerine olsun…

El-Cezire kanalının, mücahid kardeş Mustafa Ebu Yezid (Allah onu korusunun) ile yaptığı röportajı izledim ve mücahid kardeşin bazı açıklamaları dikkatimi çekti. Tam olarak bu; gazeteci Ahmed Zeydan’ın şu sorusuna vermiş olduğu cevabıdır:
Ahmed Zeydan: “Bazıları, el-Kaide’nin yalnızca kendi savaşçılarını ve mücahidlerini methettiğine diğer cihad hareketlerini methetmediğine inanıyor…?”

Buna karşılık mücahid kardeş Musatafa Ebu Yezid şöyle dedi: “Bu apaçık bir yalandır. Az bir insafı bulunup bizim yayın ve beyanatlarımızı gören ve takip eden bir kimse görecektir ki bizler, -Allah’a hamd olsun- tüm mücahidlere saygı duyup methediyoruz. Bizler, Çeçenistan’daki, Somali’deki, Filistin’deki ve Lübnan’daki mücahidleri methettik. Bu doğru olmadığı gibi aynı zamanda apaçık bir yalandır da. Eğer bu sözü söyleyen, tam olarak Filistin’deki mücahidleri kast ediyorsa; daha önce söyledik ve hala da söylüyoruz ki, bizler, Filistin’deki sadık mücahidleri destekliyoruz.”

Ben derim ki: Eğer sevgili kardeşimiz bu kadarla yetinmiş olsaydı, sözü cami, mani ve hiçbir sıkıntısı olmayan bir söz olurdu. Fakat, (Allah onu korusun) bu yazıyı yazmamıza neden olan ziyadesini yaparak şunları da söylemiştir: “Hatta Hamas mücahidlerini bile… Bizler, tüm gücümüzle onları teyit ediyor ve destekliyoruz. Onlar bizim kardeşlerimizdir. Bizler ve onlar, tekbir fikir ve tek bir menhec üzereyiz.”

Allah’tan başarı dileyerek diyoruz ki:
Bilakis bizler ve onlar, ne bir fikir üzere nede bir menhec üzere değiliz:

Bu, süvarinin ayak sürçmesidir ve inşallah onu engellemeyip cihadına ve kahramanlığına devam etmesi için hızlıca harekete geçer.

Bu meselenin, bizleri, Mescidi aksa etrafındaki mücahid kardeşlerimizi ve cihadlarını ilgilendirdiği için açıklanması gereğini duyduk. Bu açıklama ile birlikte Hamas’ın fikir ve menheci üzerinde durmak istiyoruz. Burada kardeşimiz Ebu’l-Yezid’in (Allah onu korusun) yorumu üzerinde durmayacağız. Zira Onun kendisinin bilip bizim bilmediğimiz gerekçeleri ve yönelimleri olabilir. Belki bununla Hamas’ın sapıklıklarını inkar edip ihlaslı Kassam mücahidlerini kast etmiş olabilir. Bu kimseler farklı tevillerle Hamas’ın sancağı altında bulunmaktadırlar ki, onların üzerine gerekli olan da saf tevhid sancağı altına geçmeleridir. Her halükarda bu açıklamada kast olunan kardeşimiz Ebu Yezid değildir. Bu nedenle kim olursa olsun bu sözlerimizi şeyh Ebu Yezid’in (Allah onu korusun) kadrini düşürme şeklinde yorması doğru değildir.

Bilakis bu açıklamamızda kast olunan Hamas’tır:

- 1 Muharrem 1409 h. 8-18-1988 tarihinde yayınlanan hareketin misakında, Hamas’ın, İhvanı mülimin’in Filistin kanadı olduğunu açıklanmıştır.

- Hamas 14 aralık 1987 tarihinde ilk açıklamasında İhvanı müslimin’nin işgal edilen Filistin’deki vurucu kolu olduklarını ilan etmiştir.

İhvanı müslimin cemaatinin tarihi ve menhecteki açık sapıklıkları üzerinde durmamıza gerek yoktur. Bu, bizim kardeşlerimizden hiç kimseye kapalı kalacak bir mesele değildir. Dr. Eymen Ez-Zevahiri’nin (Allah onu korusun) özel olarak bu konu için yazdığı (el-hasadu’l-murr) adlı bir kitabı bulunmaktadır. Şeyh bu kitabında İhvanı müslimin’in demokratik menheci benimsediklerini ve Allah’ın izin vermediği şeraitler koyan putperest müesseselerine iştirak ettiklerini beyan etmiştir.

Hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir şey vardır ki oda; selefi cihadi akımın menhecinin asla Hamas’ın benimsemiş olduğu menhecin aynısı olmadığıdır.
Eymen Ez-Zevahiri’nin açık oturumunda geçtiği üzere bu konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir:

- “Hamas’a karşı teyitten nasihate, uyarı ve genel tenkite geçerek tedrici kullandım. Daha sonra Mekke ittifakına katılmaları ile açık bir tenkidin gelmesi zorunlu oldu. Onlara karşı tedrici davrandım. Onlar kardeşlerinin görüşlerine aldırış etmediler ve kapılmış oldukları laik anayasaya bağlı kalarak seçimlere katılmaya devam ettiler. Daha sonra Çeçenistan’daki kardeşlerinden beri olmalarını açıklamaları ve Mekke’de Filistin’in beşte dördünden vazgeçmelerine kadar işi sürdürdüler…”

- “İlk olarak, Hamas şeriatın hâkimiyetini tanımadı. “Düsturumuz Kuran’dır” şiarlarına zıt düşerek seçimlere katılmalara razı oldular. Daha sonra şeriatın hâkimiyetini kabul etmeyen laik anayasa kanunları esasları üzerine yönetime geçtiler. Bu, İhvanu müslimin’in de musibetlerindendir.

İkinci olarak: Filistin’deki alimlere Allahu teala’nın şu sözlerini hatırlatmak istiyorum:

“Hani bir zamanlar Allah kendilerine kitap verilenlerden: “Onu muhakkak insanlara açıklayıp anlatacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz” diye söz almıştı. Onlar ise onu kulak ardı ettiler ve onu az bir bedele değiştirdiler. O aldıkları bedel ne kötüdür.”


(Maide:187)


“Hayır, rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp sonrada verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan, tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.”


(Nisa: 65)


Üçüncü olarak: Kassam mücahidleri üzerine düşen komutanlarına nasihat edip onlardan sahih olan menhece dönmelerini istemeleri ve bunu onlara açıklamalarıdır. Eğer icabet etmezlerse Allah ve resulüne olan vela (dostluk) örgüte olan velanın (dostluğun) önüne geçmelidir.”

Bu alıntılar dr. Zevahiri’nin Hamas hakkındaki söylediklerini önemini ve apaçık bir şekilde Hamas’ın menhecinin, hiç sapma ve halel getirmeden ana cemaatlerinin benimsemiş olduğu sapık menhecin aynısı olduğunu ortaya koymaktadır.

Birinci oturum: Hamas demokrasi menhecini benimsemiştir ve bu menhece tabi olmaktadır:

Hamas’ın temsilcisi ve yeni Filistin parlamento başkanı Aziz Duveyk şöyle demektedir: “Hamas yönetimindeki yeni Filistin hükümeti, Filistinlileri günlük hayatlarında İslam şeriatının ilkelerini benimsemeye zorlamayacaktır. Sinema salonlarını, ruhi içecekleri sunan lokantaları kapatmaya çalışmayacaktır. Hamas hareketi içinde bulunan hiç kimsenin, şeriatı kuvvet yoluyla tatbik etme niyeti yoktur. Bizim programımızda böyle bir şey yoktur ve böyle bir şey yapmaya da yeltenmeyeceğiz. Fetih hareketinin yönetimde olduğu geçen parlamentoda uygulanan Filistin kanunlarında herhangi bir değişiklik olacağında; Hamas, -gereğince başarılı olduğu demokrasi ilkelerini gerçekleştirerek- halk referandumuna boyun eğecektir.” (Ramallah, Rauthers)

Yine şunları söylemektedir: “Niçin bizden demokrasi ilkelerini tatbik etmemizi talep ediyorsunuz? Sana açık bir şekilde söylüyorum; temsilcisi ve parlamentosunun başkanı olduğum Filistin halkına döneceğim ve seçimini söylemesi için meydanı onlara bırakacağım. Gerçeğin bizzat kendisini söylediğimi düşünüyorum. Demokrasi bizden başkasının olamaz.”

Yine: “Halkımızın kararı, müracaat edeceğimiz ölçümüz olacaktır. Dilediği hükmü verip dilediğini de reddedebilir. Halk, tüm uluslar arası ölçülere göre ve demokrasi ilkeleri gereğince bu alanda yetki sahibidir!!!”

İsmail Haniyye 10 Mayıs 2005 senesine denk gelen, 3 Rebiulevvel 1426 h. Akşam saat 7.45’te programını açıklarken şunları söylemiştir: “Kuşkusuz Hamas hareketi parlamentoya girmekle Filistin halkının birliğini ve siyasi partileri kutsamayı hedeflemektedir. Ve muhakkak ki Hamas hareketi halkın hareketine saygı duyacaktır. Halk kimi seçerse Hamas ona rıza gösterecektir. Bizler daima ve ebediyen halkın iradesiyle beraber kalacak ve sonuçları ne olursa olsun seçim sandıklarından çıkanları kabul edeceğiz. Çünkü seçim sandıkları ve demokrasi doğru olan ve selamet yoludur.”

Dr. Aziz Duveyk el-Arebiyye kanalında joes el-Khuri’nin sorusunu yanıtlarken şunları söylüyor:

Joes el-Khuri: Eğer İsrail Filistin devletini tanırsa sizde İsrail devletini tanır mısınız?

Dr. Aziz Duveyk: Güzel bir cümle. Ben, fiilen bizim sınırlarımızı belirlemelerini istiyorum… Sınırları belirlediklerinde batının bizzat kendisinden daha demokratik olacağız. Meseleleri Filistin halkına sunacağız; eğer muvafakat ederlerse, bizler demokratız, halkın kararını kabul edeceğiz. Eğer reddederse, onun topraklarıdır. Orada tek hak sahibi odur!” Seçim döneminde Kassam ketibelerinden sadır olan açıklama.

“Deki amel edin, Allah, resulü ve müminler amellerinizi görecektir.”

Azim olan Allah doğru söylemiştir.

Seçimleri himaye etmek bir vatan görevidir



Bu geniş Filistin uyuşumunun ve parlamenter seçimlerinin kararlaştırıldığı şekilde gerçekleşmesinden sonra… Bizler, yönetim ve milli ve İslami örgütler tarafından harcanılan emekler nedeniyle, bu günü Filistin demokrasisi için bayram olması gerektiğini tekit ile vurgulamak istiyoruz… Bizler, Filistin direnişinin askeri kanadı ve bu halkın asıl bir parçası olarak, diyalog ve tartışmalardan sonra bu şartlarda halkımıza karşı görevimizi yerine getirmek üzere aşağıdaki kararları aldık:
  1. Halkımızın tarihindeki bu önemli günde, halkımızın, Filistin parlamentosundaki temsilcilerini mutlak bir özgürlük ile seçme hakkını uygulayabileceklerini ve yeni Filistin merhalesinin temellerini koyabileceklerini tekit etmek istiyoruz.
  2. Demokratik uygulama seyrinde ve demokrasinin selametini koruyarak yönetimin kararlarını teyit edip destekleyeceğimizi tekit ediyoruz.
  3. Demokratik uygulama sonucu gerçekleşen tüm icraatlara ve çıkan kanunlara bağlı kalıp saygı duyacağımızı tekit ediyoruz. Ve yine hep birlikte, kargaşa ortamı çıkarmak isteyen her türlü unsurdan tam bir şekilde beri olduğumuzu ilan ediyoruz.
  4. Merkezlere saldırı yada bozma gibi girişimleri olan her şahsı ve yönelimi, hain, satılmış ve milli saftan ayrılmış olarak kabul ediyoruz.”
Ahmed Yasin’e soruluyor: “Seçimlerden Filistin halkının çok partili demokratik bir devlet istediği sonucu çıkarsa tutumunuz ne olur?

Şeyh Yasin kızgın bir şekilde şöyle cevap veriyor: “Vallahi bizler şerefi ve hakları olan bir halkız. Filistin halkı İslam devletini reddettiğini açıklarsa ben halkın irade ve isteklerine saygı duyup kutsarım!” (Ahmed Yasin, ez-Zahiretu’l-mucize ve usturet-tahaddi; darul-Furkan: s. 116-118)

İkinci oturum: Şüphesiz Hamas medeni kanunlara ve anayasaya bağlıdır ve bunlarla hükmeder:

- Başbakan İsmail Heniyye şöyle diyor: “Kanun herkese uygulanmamalıdır. Kim kanunu istemiyorsa cehenneme gitsin!”

- Hamas’ın resmi sözcüsü Fevzi Burhum, Kudsu’l-Arabiyye’ye yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “Hamas hareketi, usulü gereğince anayasa ve kanunları uygulamada çok isteklidir. Bunu el-Fetih hareketi veya Amerika mizacına uygun bir şekilde de yapmayacaktır.”

- El-Beyan dergisinin Musa merzuk ile yaptığı röportajda şunlar geçmektedir: “Gazze olaylarından sonra bölgedeki İslam devleti hakkındaki karışıklıkları ve bu konuda Hamas’ın gerçek tutumunu açıklayabilir misiniz?”

“Hamas bir milli özgürlük hareketidir ve bu güne kadar Filistin halkının geleceği hakkında konuşmamıştır. Çünkü bu, bağımsızlıktan sonraki görevler arasındadır. Zaten hareketin kanatları arasında bu yönde hiçbir şey yoktur. Hiçbir şekilde Daffe’yi Gazze’den ayırmamız mümkün değildir. Hala söylemekteyiz ki, Gazze kanadına hükmeden kanuni esasisidir. Bizler Mahmud Abbas’ın başkanlığının meşruluğunu inkar etmedik. Bilakis bunun başka gerekçeleri bile olduğunu söyledik. Hamas hareketinden korkutma çabaları, İsrail’in aslı olmayan propagandalarıdır.” (Filisin mubaşir)

Üçüncü oturum: Hamas ne İslam şeriatını hâkim kılmayı nede İslam devletini kurmayı istememektedir:

Filistin parlamentosunda Hamas’ın vekillerinden birisi olan Hamid el-Beytavi el-gad gazetesine yaptığı 20.2.2006 tarihli röportajında şöyle diyor: “Bazılarının, gericilik, örtüyü zorunlu kılma, özgürlükleri kısıtlama -ki kadın özgürlükleri de bunlar arasındadır- gibi korkuları; hakikati olmayan korkulardır. Bizler yeni yetme veya bağnaz bir hareket değiliz. Bilakis bizim, mutedil fikirleri ile bilinen İhvanı müslimin cemaati ile tarihsel uzantılarımız vardır. Bizlerin Filistin medeniyeti mirasına olan etkimiz hiçbir şekilde şiddet olmadan gelmiştir…
Bizler İslam şeriatını tatbik etmeyeceğiz. Fakat imkanımız ölçüsünde hikmet ve güzel öğüt ile islamın ilkelerine bağlı kalmak için çalışacağız.
Hamas asla İslam devleti kurmayı yada şu anda şeriatı tatbik etmeyi düşünmemektedir.”

Rauters 23.2.2006 yeni meclis başkanı Aziz Düveyk şöyle diyor: “Hamas hareketi içinde, şeriatı zorla tatbik etmek isteyen hiç kimse bulunmamaktadır. Bu, programımızda olmayan bir şeydir ve böyle bir şey yapmaya yeltenmeyeceğiz de…”

El-Cezire kanalının Temmuz ayında yayınladığı bir programda Halid Meşal şunları söylüyor: “Arap mesullerle görüşmelerde bulundum ve kısaca onlara şunu söyledim: Bizim sorunumuz, Filistin sahasını delip iç yapılanmayı engelleyen emni sorunlardır. İki yönetim veya iki hükümet istemiyoruz. Veya itham olunduğumuz üzere İslami bir emirlikte istemiyoruz. Böyle boş bir söz… Boş sözden kastım, delili olmayan bu ithamlardır…”

El-Cezire kanalının aktardığı resmi bir açıklamada Halil el-Hayye şunları söylüyor: “Gazze’de asla bir İslami emirlik ikame etmeyeceğiz.”
Hamas hareketi, Gazze’de başkanlık seçimleri düzenleme niyeti hakkında açıklamalarda bulundu ve Hamas’ın resmi sözcüsü Fevzi Burhum dün özel bir telefon bağlantısında bu haberlerin aslının olmadığını ifade etti ve devamla: “Hamas bir hükümet kurmuştur ve hükümetin tüm üyeleri hareketin içindendir. İslami bir emirlik kurmaya da yer bırakmamıştır. Hamas, bir Filistin direniş hareketidir. Özgürlük ve istiklali gerçekleştirmeye çalışan bir direniş. Değişim ve ıslahı gerçekleştirmeyi hedefleyen siyasi programları bulunmaktadır. Medeni, domokratik ve ılımlı islamı temsil etmektedir. Ayrıca Hamas olarak bizlerin Gazze’de bir İslam emirliğini ilan edeceğimiz doğru değildir.” Devamla: “Başkan Abbas, seçim sandıkları yolu ile yönetime gelen meşru Filistin liderliğini temsil etmektedir. Bizler onun muhalifi olmamıza rağmen meşruluğunu itiraf etmekteyiz.”

Acayip olan; kargaşa günlerinde Hamas’ın liderlerinden birisi suikast sonucu öldürüldükten sonra, Hamas hükümetinin diyanet işleri başkanının şu açıklamalarda bulunmasıdır: “Yönetimde bulunan milliyetçiler, Allah’ın şeriatından başkası ile hükmettiklerinden dolayı kafir olmuşlardır. El-Fetih’in askerleri, kafirleri veliler edinmişlerdir!” onlarda bunun yüce Allah’a karşı işlenilen bir küfür olduğunu bilip itiraf etmekteler!

Dördüncü oturum: Hamas, el-Hizbul-islami el-ıraki ve Somali mahkemeleri türünden milli bir program gütmektedir. Özel İslami bir programı bulunmamaktadır. Bu nedenle çözülmeye başlamıştır hatta vela ve bera akidesini öldürmüştür:

Halid Meşal şöyle diyor: “Fakat biz aslında bir milli özgürlük hareketiyiz. Birinci ve öncelikli hedefimiz; ihtilala karşı direniş ve diğer Filistin güçleriyle birlikte milli projemizi gerçekleştirmektir. Bizim hedefimiz, bazılarının bizi itham ettikleri gibi toplumun Müslüman olup olmaması değildir. Halkımızın siyasi özgürlüğü, sosyal özgürlüğü fikir ve din özgürlüğü vardır. Dinde zorlama yoktur. Fikirlerimizi, projelerimizi ve nede sosyal, fikri veya dini programlarımızı hiç kimseye dayatmayız.”

Yine Halid Meşal şöyle diyor: “Arafat için yapılan herhangi bir tehdidi Hamas için bir tehdit olarak kabul ederiz.” (el-İslam el-yevm 5.4.2004)

- Hamas, beyanatı, başkan Yaser Arafat’ın taziyesinde üzüntüsünü ifade ederken şunları söylüyor:

“Başkan Yaser Arafat
Filistin milli yönetiminin başkanı
Filistin özgürlüğünün kurucusu
11.11.2004 tarihinde yetmiş beş yaşında Perşembe günü vefat etmiştir. Ömrünün çoğunu, Filistin meselesine hizmette, bunun mücadelesinde, kürsülerde ve uluslar arası arenalarda bunun savunması ile geçirmiştir ve bu yolda birçok eziyet, muhasara ve sıkıntılara maruz kalmıştır.
Allah Ebu Ammar’a geniş rahmet etsin ve onu geniş cennetlerine koysun. Ailesine, El-Fetih hareketindeki ve Filistin kurtuluş örgütündeki arkadaşlarına ve tüm Filistin halkımıza güzel bir sabır ve güzel bir taziye gücü versin… Allah’tan geldik ve yine ona döneceğiz.”

Hamas hareketinin “Beytul-lahm” bölgesi vekili şeyh Hasan el-Verdeyan, hareketinin beytul-lahm deki Hıristiyan kardeşler ile tarihsel ve özel ilişkileri olduğunu açıklamıştır:

“Hamas ile Hıristiyanlar arasındaki ilişki herkes için açık ve net bir biçimdedir. Öyle ki bizler Hıristiyan kardeşlerin faaliyetlerine ve hareketlerine iştirak etmekte aynı şekilde onlarda bizim faaliyetlerimize iştirak etmekteler. Hatta bizimle onlar arasında beytul-lahm şehrine hizmet edebilmek için özellikle bu seçimler döneminde özel ilişkiler kurulmuştur. Şöyle ki, Hamas üye ve yardımcıları, belediyeye gelebilmeleri için Hıristiyan adaylar seçmiş ve yine Hıristiyanlarda aynı hedef için hamas’tan üyeler seçmişlerdir. Her iki grupta, tam bir uyum, kardeşlik ve mutabakat ile belediye binasına ulaşmışlardır.”
Halid Meşal İngiliz the Gardıan gazetesine yaptığı açıklamasında; İsrail ile olan anlaşmazlığın dini bir anlaşmazlık olmadığını bilakis siyasi bir anlaşmazlık olduğunu açıklamıştır.

Verdiğimiz bu örnekler, herkesin, selefi cihadi menhecin –ki el-Kaide’de bunlardandır- kesinlikle Hamas’ın menhecinden farklı olduğunu bilmesi için yeterlidir.

Bununla birlikte konuyu bu şekilde bitirmek benim için ancak, Hamas’a yumuşak davranan ve onlar hakkında istedikleri şekilde zanda bulunan kardeşlerime; bu insanların açık sözlerini bildirmekle ve bunların kendilerinin açık sözleriyle kendilerini bizden ayrı tuttuklarını ve bizim menhecimizi menhec olarak kabul etmediklerini aktarmakla hoş bir sonuca bağlama olacaktır.

Tereddüt etmeden ve sıkılmadan onların yaptığını yapacağımız zaman hala gelmedi mi?

İşte Hamas’ın yayınları arasında bulduğum bir vesika (genel emniyet teşkilatı – bilinçlenme dairesi) fikri ve hareki emniyet hakkında bazı sözler. “Hamas ile el-Kaide arasındaki farklar” uslubundan da anlaşıldığı üzere bu Hamas’a ait bir açıklamadır. Başlangıçta hitap ihvanı müslümin’e, Hamas askerlerine ve teşkilatına yöneltilmiştir. Bu yazıdan bazı kısa alıntılar:

“İki tarafında (yani el-kaide ve Hamas’ın) cihad yapısına bakan bir kimse hiçbir çaba harcamadan aradaki büyük farkları görebilir. Çıkıştan, hareket şekillerine, mücadele alanları ve coğrafyalarından düşman yapılarına kadar…
Daha sonra en bariz ayrılma noktalarını zikrederler:

- Hamas hareketi, misakındaki ikinci madde gereğince ihvanı müslümin’in Filistin kanadıdır. İhvanı müslimin hareketi ise evrensel bir harekettir. İhvanu müslimin çağımızdaki en büyük İslami cemaattir. İhvan, köklü ve cihad tarihi olan bir harekettir!

El-Kaide örgütü ise; çağımızda sahada bulunan fikri akımlardan hiçbirisi ile bağlantılı değildir. Bu örgüt Sovyetler birliğinin yıkılmasından sonra Afgan mücahitlerinin elleri ile ortaya çıkmış yeni bir örgüttür ve yeni bir oluşum olan “selefi cihadi düşünce medresesi” adındaki yeni ekolü benimsemektedirler.

- Hamas hareketi, meşru bir tasavvur ve ıslah bakış açısıyla, siyasi katılım ve adaylık, seçimler, millet meclislerine ve hükümetlere girme yoluyla değişime inanmaktadır.

El-Kaide örgütü ise; küfür vasfı ile millet meclislerine girmeyi haram gören fıkhi akımı benimsemiştir. Hükümetlere girmeyi ve hükümet oluşturmayı -demokrasinin bir biçimi olduğundan- küfri yapılar olarak görmekte ve onlarla muameleye girmeyi caiz görmemektedir.

- Hamas hareketi Siyonist düşman ile çatışmanın coğrafi bir çatışma olduğuna inanıyor ve çatışmanın Filistin sahasından dışarı çıkmasını –taktiki, örgütsel, realite ve askeri- birçok nedenlerden ötürü kabul etmiyor.

El-Kaide örgütü ise, Arap ülkelerinde ve batı ülkelerinde açık cepheleri bulunmaktadır ve çatışma için coğrafya sınırlamasına inanmamaktadır.

- Hamas düşünce yapısında tekfir menhecini benimsemez! Kendisini, Arap sistemlerini veya hükümetlerini tekfir meselelerine dâhil etmez. Adalet ve hak temelleri üzerine karşılıklı saygı ve ihtiram kaidesi gereğince tüm devletlerle olumlu ilişkiler içine girmeye çalışır.

El-Kaide’nin benimsemiş olduğu ise, yönetimdeki sistemleri ve hükümetleri tekfir menhecidir. Örgütün kendi bakış açısıyla şer’i ve vakii gördüğü nedenlerden ötürü, var olan sistemlerle olumlu ilişkiler kurmayı düşünmez.

- Hamas, sistemleri değiştirmek için Arap ve İslami toplumlarda şiddet kullanma ilkesini reddeder ve -Allah’ın hakkı hariç- gerekçesi ne olursa olsun bir Müslüman kanının akıtılmasının haram olduğuna inanır. Bu nedenle; ihvan cemaatinde olduğu gibi Hamas yönetimin barışçıl yollarla değiştirileceğine inanır.

El-Kaide örgütü ise, “küfür nizamları vasfıyla” sistemler, hükümetler ve orada çalışanlar hakkında öldürme ve şiddet kullanmayı caiz gören bir görüşü benimser. Örgüt, barışçıl olmayan yollarla değişimin olacağına inanır ve kasıt olmadan öldürülen siviller hakkında kalkan ve niyetlere göre dirilme fıkhını alır. (Tanzim Arap ve İslam toplumlarını tekfir etmez kasıtlı olarak öldürülmelerine de fetva vermez.)

- El-Kaide, sistemin yönetimindekiler ile halkları ayırt etmez. El-Kaide, örnek olarak Amerika halkı ile Amerika yönetimi arasında fark gözetmez. Veya İngiltere halkı ile İngiliz yönetimini birbirinden ayırmaz. Bu nedenle bunların öldürülmesi onların öldürülmesinden ayrı tutulmaz.

Hamas hareketi ise düşmanlarına bakışında hâkim yönetimdeki idare ile halkları birbirinden ayrı tutar.”

Bu, bunların sözlerinden aldığım birkaç alıntıdır. Onlar açık ve net bir şekilde menheclerini el-Kaide’nin menhecinden ayırıyorlar. Gazze’de el-Kaide töhmeti ile sürgün edilen, dövülen ve zindanlara atılan muvahhid mücahid kardeşlerine destek için bunu yapmaktan sakınma zamanı hala gelmedi mi?

İkinci vesika ise Yunus el-Estal’in sözleridir. Bu şahısın Hamas’ın Gazze sözcüsü olarak Filistin el-Yevmiyye gazetesiyle röportajındaki açıklamaları. Bu kişi Hamas hareketinin fetva mercilerinden ve parlamentoda Hamas’ın vekillerinden birisidir. Açıklaması, öyle saçmalıklar ve boş töhmetler içermektedir ki yalan olduğunu uzak yakın herkes bilebilir:

“el-Kaide örgütü öldürme ve tekfir fetvalarını çıkarmada çok geniştir! Bu örgüt bu yönden daha çok selefi fikre yada Tekfir ve’l-hicre fikrine daha yakındır! Bu, vasat ve itidali benimseyen Hamas’ın tam aksinedir.”

“el-Kaide toplumları tekfirden yola çıkar! Hamas ise toplumu Müslüman toplum olarak kabul etmekle yola başlar. Buna binaen el-Kaide, hedeflerine ulaşmak için hiçbir şeyden çekinmez! Kullanılacak olan araçların incelenmesi ve bunun üzerine terettüp eden neticeleri, çıkarmış oldukları genel hükme uygun olarak yapılır.”

“Hamas ile el-Kaide arasındaki en bariz farklardan biriside el-Kaide’nin, cihadi çalışmasını geliştirecek siyasi bir kuruluşa dayanmadan cihadi çalışmalarına itimat etmesi ve ayrıca yalnızca intikam almak ve öldürmek için cihad etmesidir. Hamas hareketi ise siyasi bir harekettir. Onu ve halkını müdafaa eden bir askeri kanadı bulunmaktadır. Hamas cihadi çalışmalarını siyasi zaferleri ile geliştirir. Ayrıca cihad asıl değildir. Asıl olan barışçıl değişimlerdir. Eğer bu değişim başarılı olursa olur, aksi halette ise kuvvetin kullanılması zorunlu olacaktır.”

“el-Kaide örgütünde dakik bir şekilde nasıl karar alınabileceğini bilemiyorum! Hamas hareketinde ise kararlar genel şura iledir. Yani büyük siyasetlere bile hareketin en küçük kanatları iştirak eder. Küçük meselelerde ise karar için kısır görüşmeler yeterlidir. Siyasi liderler, genel şura meclisi veya -emni şartlar gereğince- bazen küçük bir şura meclisi.”

Bu durumda onlar, çok açık bir şekilde menheclerini ayırıyorlar ve el-Kaide’nin menhecinden ve genel olarak selefi cihadi akımdan beri olduklarını ortaya koyuyorlar ve tüm yalan ve küstahlıkları ile onlara saldırıyorlar.

Şu anda bunun faydası nedir? denilirse: Eğer kardeşlerimiz içeride sabreder ve birbirlerine sabrı tavsiye ederler ve Hamas ile olan çatışmadan kaçınmada başarılı olabilirlerse bunu birçok faydası olacağını söylüyoruz.

Bunun en açıklarından ve en önemlilerinden birisi; tevhid sancağının desteklenmesi, izhar edilmesi ve bozuk ve sapık sancaklardan ayrılmasıdır.

“Allah’ın temiz olanla pis olanı birbirinden ayırması için.”

Her mekânda kardeşlerimiz üzerine gerekli olan, yazılı ve sözlü açıklamalarında bunu yapmaları ve onlardan, onların menhecinden ve cihadlarından yüz çeviren Hamas’tan yüz çevirmeleri ve Hamas’ı unutup sayfalarını dürmeleridir.

Ak, saf ve temiz tevhid sancağını yücelten mücahidlere net ve aleni bir şekilde destek olmaları ve gençleri onun etrafında toplanmaya ve onu desteklemeye davet etmeleridir.

Bu merhalede, tevhid sancağını, mescidi aksa’yı ve Filistin’i desteklemek için yapılacak en büyük iş budur.


“Helak olanların bir beyyine üzere helak olması yaşayanların da bir beyyine üzere yaşamaları için. Muhakkak ki Allah işiten ve bilendir.”


Ebu Muhammed el-Makdisi


Receb 1430 h.




Bu yazı Elif Medya tarafından tercüme edilmiştir.


Yayın Tarihi: 14/11/2009
 

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
s.a

Bu video HAMAS'ın iyice tanınması için faydalı olacaktır...

kardesim at gözlükleri Allah icin cikarin. Hamasla ne zaman bir konu acilsa sak diye bu video ve altina makdisinin makalesi...

Oldu bitti, ne yapalim hamasi tekfir mi edelim?

Dünya üzerinde suan aktif olan övüne övüne anlattigimiz gruplarin hic mi hatalari yok? Kaldi ki bu meselede hamasin seri olarak hakli yönleride var iken psikolojik kosullanma gibi hamas diyince bu videoyu getirmeniz meseleyi birilerinin gözüyle baktiginizin göstergesidir. Bu yaklasimla piyasada grup kalmaz hepsinin yaptigi kasitli ya da kasitsiz bir cok hatasini getirebiliriz.

Yapici elestiriler yerine basmakalip elestirilerle konu sürdürüldügünden konuyu kapatiyorum.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt