Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Allah beni yaratacağı zaman bana sordu mu..?

!sLaM4eVeR Çevrimdışı

!sLaM4eVeR

لا اله الا الله
Admin
''Dünya bir imtihan salonudur. İnsan ise, sınanmaktadır, diyorsunuz. Allah bana sormadan karar vermiş ve beni yaratmış. Belki de ben var olmak istemeyecektim... Buna ne dersin?''


''Allah'a inanıyor musun?''



''İnanmıyorum!''



''Öyleyse bu soruyu sormaya hakkın yok.''



''Neden?''



''Çünkü, iman etmeyen kimse, inanmadığı birinin kendisini dünyaya getirdiğine ve imtihan ettiğine inanmaz, inanmamalı. Mantık bunu gerektitir. Aksi halde çelişkiye düşmüş olur. Sana doğrudan sual konusunu anlatmaya çalışmak abesle iştigaldir. Önce Allah'a iman meselesini konuşmamız gerekir. Kabul edersin veya etmezsin, bu sana kalmış.''



''Ya Allah'a ve onun beni imtihan için yarattığına inanıyor, ama yine de bu soruyu soruyorsam..?''



''O zaman, bu sorudan yaratıcının hükmüne razı olmamak gibi bir isyan mânâsı çıkar.''



''Evet, diyelim ki ben inananlardanım, ama yine de soruyorum. Bana niçin, var olmak istiyormusun, diye sorulmadı?''



''Sana bu soru sorulamazdı, çünkü henüz sen yoktun. Olmayan birine soru sorulamaz. Yok olan var olunamaz ki, soru sorulabilsin. Yokluktakinin ne aklı vardır anlayacak, ne duyguları vardır hissedecek, ne de dili vardır söyleyecek.''



''Soru sormak için yaratabilirdi...''



''Evet yaratabilirdi ve sen var olurdun. O zaman, yaratmış olduğu bir varlığa, ''Seni yaratmamı ister misin?'' diye sormanın hiçbir anlamı olmazdı. Zaten yaratmış sen de var olmuşsun, niçin sorsun, bu aşamadan sonra sormanın ne anlamı olur.''



''Benim fikrimi almadan var etmesi bir haksızlık değil mi?''



''Asla! Sen yoktun ki, hakkın var olabilsin. Olmayan birinin hakkı da olamaz. Düşünsene, sen, ancak var edildikten sonra ''sen'' oldun da ''benim hakkım'' diyebiliyorsun. Kaldi ki, var olmak en büyük nimetlerden biridir, bunu niçin anlamak istemiyorsun! Bütün iyilikler ve güzellikler varlıktan gelir. Bütün çirkinlikler ve kötülükler yokluktandır. Zenginlik varlıktır, fakirlik yokluk, malı olmayana fakir denilir, olana değil. Sıhhat varlıktır, hastalık yokluk, yani sıhhatın yokluğu. Afiyet varlıktandır, musibet yokluktan, yani afiyetin yokluğundan. Bu örnekleri uzatmak mümkün...''



''Bana, imtihan sonunda cehenneme gideceğim söylensendi, ben hemen o anda yok olmak isterdim...''



''Sana cehenneme gideceğin söylenemezdi, çünkü bu durumda imtihanın anlamı kalmazdı. Sınıfta kalacağını kesin olarak bilen bir öğrenci sınava bile girmek istemez. Nitekim şimdi de hiç kimse cennete mi cehennememe mi gideceğini bilmiyor.



Seni dünyaya gelişine pişman eden ne? Başına gelen belâlar, musibetler ve hastalıklar mı? Bunların hepsi gelip geçicidir. Böyle olmasa bile, dünya hayatı sayılı günlerden ibaret olduğu için, ondaki kötü hâller de geçip gidecektir. Hem de bu dünya da iyilikler, güzellikler asıl, kötülükler ve çirkinlikler ayrıntıdır. Niçin hep yok olanlara, sana gelen kötülüklere ve çirkinliklere bakıp duruyorsun, bir de sahip olduğun güzelliklere bak. Varlık, hayat, insanlık gibi büyük nimetleri tattın. Gerçi sahip olmadığın güzellikler de var, ama bir de senin olanlara baksana!



Şunu da düşün ki, sana gelen ve hoşuna gitmeyen hâller senin itirazınla yok olacak değiller. Bu isyanınla yok olacak tek bir şey var, o da senin imanındır, yani sana ebedi saadet kapısını açacak olan anahtarın.



Seni isyana ve itiraza sevkeden sebeplerden biri de şu: Günahlara dalmışsın, bu dünyada ilâhi emirlere tabi olmak istemiyorsun, nefsinin arzuları peşinde koşmak istiyorsun, ama cehennem azabından da korkuyor, onu her fırsatta hatırlıyor, acı çekiyorsun.



Allah ile savaşacağına nefsinle savaş, onu islah etmeye calış. Tevbe kapısı her zaman açık, oradan girmeye ne mâni var? Tevbe suyuyla yıkan da temizlerden ol, günahlarla zaten kirlenmişsin, bir de isyana bulaşıp iyice kararma!


Evet, bu dünyaya isteyerek gelmedin, isteyerek de gitmeyeceksin. Getiren getirmiş, götüren götürüyor. Gitmek istemeyince burada kalacak değilsin. Şu halde seni yaratanın iradesine tabi ol, iman et ve rahatla. Başka çıkış yolun yok, tek gerçek bu, anlamıyormusun!''

 
G Çevrimdışı

güle_aşık

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
:helalsana :helalsana Çok güzel bir yazı bilgilendirdiğin için sağol.Ellerine emeğine sağlık..
 
G Çevrimdışı

ginger

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
!sLaM4eVeR ' Alıntı:
.....
Evet, bu dünyaya isteyerek gelmedin, isteyerek de gitmeyeceksin. Getiren getirmiş, götüren götürüyor. Gitmek istemeyince burada kalacak değilsin. Şu halde seni yaratanın iradesine tabi ol, iman et ve rahatla. Başka çıkış yolun yok, tek gerçek bu, anlamıyormusun!''

BUNU ANLAMAK ISTEMEYEN NEFSINE SAHIP BIRÇOK INSAN VAR NE YAZIKKI :crycry
 
ruveyda Çevrimdışı

ruveyda

İyi Bilinen Üye
Site Emektarı
!sLaM4eVeR ' Alıntı:
'


Evet, bu dünyaya isteyerek gelmedin, isteyerek de gitmeyeceksin. Getiren getirmiş, götüren götürüyor. Gitmek istemeyince burada kalacak değilsin. Şu halde seni yaratanın iradesine tabi ol, iman et ve rahatla. Başka çıkış yolun yok, tek gerçek bu, anlamıyormusun!''
EVET KARDEŞİM ÇOK DOĞRU ALLAH RAZI OLSUN ....SELAMETLE
 
eL_Muhacir Çevrimdışı

eL_Muhacir

İlimsiz Mucâhid, kâtil; Cihâdsız âlim, belâm olur
Frm. Yöneticisi
''Benim fikrimi almadan var etmesi bir haksızlık değil mi?''



''Asla! Sen yoktun ki, hakkın var olabilsin. Olmayan birinin hakkı da olamaz. Düşünsene, sen, ancak var edildikten sonra ''sen'' oldun da ''benim hakkım'' diyebiliyorsun. Kaldi ki, var olmak en büyük nimetlerden biridir, bunu niçin anlamak istemiyorsun! Bütün iyilikler ve güzellikler varlıktan gelir. Bütün çirkinlikler ve kötülükler yokluktandır. Zenginlik varlıktır, fakirlik yokluk, malı olmayana fakir denilir, olana değil. Sıhhat varlıktır, hastalık yokluk, yani sıhhatın yokluğu. Afiyet varlıktandır, musibet yokluktan, yani afiyetin yokluğundan. Bu örnekleri uzatmak mümkün...''


ahiler daha açık bir somut delil yok mu ? mesela abdullah 13 kardeş bişey demiş doğrumu ?doğru ise net bi şekilde yazabilirmisiniz o konunun tamamını çünkü bu soruları soran arkadaşa anlatmam lazım
 
F Çevrimdışı

FatmaNeşe

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Melekler Allah'a c.c sorusuz, şartsız, karşılık beklemeden ibadet ederler.

Ademoğlu ise böyle değildir, aklının ereceği ermiyeceği her şeyi araştırma huyundadır. Kendini beğenmiş bir yaratıktır. Nankördür, şükretmesini bilmez, boyuna bakmayıp da dağların bile kabullenmediği yüklenmiştir.

Peygamberler - Aleyhimüsselatü Vesselam - dahi yalnızca Allah'ın c.c bildirdiğini bilirler, ne az ne fazla. Haddimizi aşmayalım, Hakyolunu ararken uçuruma yönelmiyelim lütfen.

Allah c.c haddi aşanları sevmez.

Allah c.c tüm müslüman din kardeşlerimi hidayete erdirsin. Amin.
 
ibnikayyim Çevrimdışı

ibnikayyim

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Allah c.c tüm müslüman din kardeşlerimi hidayete erdirsin :) müsülümansa zaten hidayete ermiştir :) islamı anlama ve yaşama şuuru versin.... hepimizi de hidayet üzere kılsın....Ayaklarımızı ve kalplerimizi dini üzere sabit kılsın.....hidayete erdirdikten sonra saptırmasın ....Allahumme amiiiiiiiiiiiiiiiin
 
F Çevrimdışı

FatmaNeşe

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Namaz kılarken günde kaç kere "Allah'ım, beni hidayete erdir" diye dua ediyoruz :)
 
U Çevrimdışı

UzUnYoLkApTaNı

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
S.a arkadaşlar

Allah dünyayı ve içindeki varlıkları yaratmadan evvel, öncelikle gelmiş ve gelecek bütün insanların ruhlarını yaratmıştır. Bunları ruhlar âlemi denilen bir âlemde bir araya getirmiştir. Daha sonra hepsini birden huzurunda toplayarak kendilerine hitâben:
Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diye sormuştur.
Ruhlar da: Evet, sen bizim Rabbimizsin, diye cevab vermişlerdir. "Ancak sana ibâdet eder, senden yardım dileriz" demişlerdir. İşte bu konuşmanın vuku' bulduğu zamana, Kâlû Belâ denir. Allah daha sonra insan ruhunun bu sözünde ne derece samimî ve doğru olduğunu ortaya çıkarmak için, şu dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır. Ve her bir ruhu ayrı bir bedene yerleştirerek, onları belli zaman aralıklarıyla şu imtihan meydanına göndermiştir. Böylece insanın önüne iki yol açılmıştır: Ya akıl ve iradesini iyiye kullanarak Kâlû Belâ'daki gibi Allah'ı Rab tanımakta devam edecektir. Yahut da iradesini ve aklını kötüye kullanarak Rabbini ve Allah'ını inkâr edecek, O'na kulluktan kaçacak, şeytan'ın yoluna sapacaktır. Allah'a sonsuz şükürler olsun ki, biz Müslümanlar, Kâlû Belâ zamanında Rabbimize verdiğimiz sözde duran kimseleriz. İnşâallah son nefesimize kadar da bu sözümüzde durmaya devam edeceğiz.


Selam ve dua ile.
 
M Çevrimdışı

morueqq

لا إله إلا الله
İslam-TR Üyesi
https://www.islam-tr.org/islami-kavramlar/6364-kalu-bela.html

KALU BELÂ

"Evet, dediler" anlamında bir akaid ve Kur'anî terim. Bu terkiple Yüce Allah'ın insanları rubûbiyet ve ulûhiyetini tanık kılarak onlardan buna dair söz almasıyla ilgili olay kastedilir.

Bu olayla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak; ‚Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (demişti). ‚Evet (buna) şahidiz,' dediler. Kıyamet günü: ‚Biz bundan habersizdik' demeyesiniz." (el-A'râf, 7/172).

Allah'ın insanlardan bu şekilde söz alması, Arapça telaffuzuyla "Kalu belâ" şeklinde halk arasında yaygınlaşmıştır.

Kur'ân-ı Kerim'de olay, Yahudilerden "Allah'a karşı sadece gerçeği söyleyeceklerine dair Tevrat üzerine söz alındığı" ifadesinden sonra sözkonusu edilmektedir. Böylece Allah'ın ulûhiyyet ve rubûbiyetine dair bütün insanlardan söz alınmış olduğu da hatırlatılmış olmaktadır.

Allah Teâlâ'nın insanlardan söz almış olması ne anlama gelir? Başka bir ifadeyle olay temsîlî midir, yoksa vakit midir? Gerçekten Allah insanları toplayıp onlarla âyette zikredildiği gibi karşılıklı konuşmuş mudur?

Müfessirler bu konuda iki görüş ileri sürmüşlerdir. Halef dediğimiz hicrî üçüncü asırdan sonra gelen âlimler genelde olayın temsîlî olduğunu söylemişlerdir. Şöyle ki:

Bu anlatılanlar temsilîdir. Yoksa, Allah ile ruhlar arasında böyle bir soru ve cevap olayı cereyan etmiş değildir. Ancak noksanlıklardan münezzeh yüce Allah, insanoğluna verdiği akıl ve idrak vasıtasıyla bütün kâinatın rabbı olduğunu, ayrıca birliğine delâlet eden tabiî deliller aracılığıyla yaratıklarına sanki: ‚Benim sizin rabbiniz olduğuma ve benden başka ilah bulunmadığına şehadet edin' demiş, onlar da hal lisanıyla: "Evet sen bizim rabbimizsin ve senden başka ilah yoktur, " demişlerdir. Insanların Allah tarafından mükemmel bir şekilde donatılarak bilgi ve marifet sahibi kılınmaları ve böylece Allah'ı rab olarak bilmeleri, şehâdet ve itiraf anlamındadır. Kur'ân ve Sünnette, Arapların dil üslûbunda bu şekilde sembolik anlatımlar çoktur. Meselâ Allah'ın yere hitabı, bir de onların cevap vermelerini anlatan şu âyet de böyledir: "Isteyerek veya istemeyerek (varlığa) gelin, dedi. ‚Isteyerek geldik' dediler"(Fussilet, 41/11).

Bu görüşte olanlar, "Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar, sonra ebeveyni onu yahudileştirir veya hristiyanlaştırır veya mecûsileştirir" (Buhârî, Cenâiz, 92; Ebû Dâvud, Sünnet, 17) hadisinin de görüşlerini destekledığını söylerler (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân, Beyrut 1965, VII, 314; Mahmut Hicâzî, Furkan Tefsiri, çev. M. Keskin, Istanbul 1988, II, 365).

Selefin görüşü ise, olayın sembolik değil, hakikat üzere olduğu şeklindedir. Allah, insanların hepsini babalarının sulhlerinden çıkarıp onları amellerine göre kümelere ayırdı. Onlara insan suretini, konuşma ve düşünme kabıliyetini verdi.

Sonra onlardan söz aldı ve kendilerini buna şahit tutarak bazı görüşlere göre şahit tutulanlar meleklerdir: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" diye sordu. Onlar da: "Evet (sen bizim rabbimizsin)" dediler. Sonra Allah; "Hesap gününde bizim bilgimiz yoktu" diyerek mazeret ileri sürmeyesiniz diye yerleri, gökleri ve babanız Adem'i bu konuda şahitlik etmeğe çağırıyorum. Benden başka ibadete layık birinin bulunmadığını iyice belleyin. Bana herhangi bir şeyi ortak koşmayın. Verdiğiz bu sözü size hatırlatacak peygamber ve kitap göndereceğim dedi. Buna bütün insanlar: "Şehadet ederiz ki, rabbimiz ve ilâhımız sadece sensin, senden başka rab ve ilah yoktur" diye cevap verdiler.

Allah, insanlardan bu ahdi aldıktan sonra onları yok etti.

Bazıları, -ki halk arasında da yaygın olan budur- insanların Allah'a bu şekilde söz vermelerinin ruhlar âleminde gerçekleştiğini söylerler. Bu görüşün hiç bir mesnedi yoktur.

Konuşmanın nasıl meydana geldiği ve meselenin incelikleri bizim için gaybtır. Gaybın nasıllığı üzerinde durulmaz. Nassların bildirdiği kadarıyla yetinmek gerekir. Aslında bu gibi meseleler üzerinde aklî değerlendirmeler yapsak bile kesin bir sonuca varmamız mümkün değildir. Ayrıca belli bir karıne bulunmadıkça nassları te'vil etmemiz, ya da temsili olduklarını söylememiz de tutarlı bir tavır değildir.

Ilimler, olayın ne zaman meydana geldiği konusunda da ihtilaf etmişlerdir. Ancak temsilî olduğunu söylemeyenlerin tamamı, bu olayın Hz. Âdem hayattayken meydana geldiği konusunda ittifak etmişlerdir.

Müşriklerin çocuklarının, büluğ çağına ulaşmadan ölmeleri durumunda Cennete gireceklerini söyleyenler, "Kalu belâ" âyetini delil göstermişlerdir. Çünkü çocuklar, büluğ çağına erinceye kadar, geçmişte Allah'a verdikleri ahid üzerinedirler Ancak büluğ çağından sonra, bu ahdin artık bir etkisi kalmamaktadır (Kurtubî, a.g.e., VII, 317)
 
yusuf Çevrimdışı

yusuf

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
''Dünya bir imtihan salonudur. İnsan ise, sınanmaktadır, diyorsunuz. Allah bana sormadan karar vermiş ve beni yaratmış. Belki de ben var olmak istemeyecektim... Buna ne dersin?''

yukarida aciklamalarda bulunan arkadaslardan allah razi olsun .. muhakkak ki, biz inananlar icin bu sorunun hamdolsun cevabi var..


bizlerde bu tur sorulari soran insanlarla karsilasiyoruz .. benim Allah bana sormadan karar vermiş ve beni yaratmış. Belki de ben var olmak istemeyecektim diyen her insana tevsiyem dunyaya gelmek gercekten istemiyorlarsa ve dunyaya gelmeyi kendilerine haksizlik goruyorlarsa TEZ KENDILERINI OLDURSUNLER, bizde SOZLERINDE NE KADAR DOGRU OLDUKLARINI ANLAYALIM :)...

bu kafirlerin cani o kadar tatliki bin yil yasasalar doymazlar, birde belki ben var olmak istemiyordum diyorlar ( aslinda bu sozun manasi cok gunahim var allah,a kulluk zor geliyor, sirkin kufrun icindeyim en basit yol ben istemedimki yaratilmayi demek AKILILARYA) var olmak istemiyorsan insaallah geber ne diyelim .. bunlarin fitrati oyle bozulmuski kendilerini kandirarak yasiyorlar suursuz bir sekilde ...

rabbim cumlemizi islah etsin AMIN ..
 
Üst Ana Sayfa Alt