Allah Beyaz Bulutlar Içerisinde Geliyormus ( Allah Konusturunca Kim Susturabillir Bu Sapigi )

DAVA

Yeni Üye
Site Emektarı
Üye

durmadan Ibn Teymiyye Satasan ve hicbiryerde delil olmadan O su demis O su demis diyen Sapik bakin ne diyormus...

Herhalde yakinda Bir mehdi daha doguyor.. Cübbeli ahmet... Ayet diyor ama ne ayeti oldugunu söylemiyor.. Cemaatide tabii herzaman ki gibi yiyior olayi ;)
 

siteripci

Üyeliği İptal Edildi
Banned
YouTube - Cübbeli Ahmet Hoca - Allah beyaz bulutlar içerisinde gelir

durmadan Ibn Teymiyye Satasan ve hicbiryerde delil olmadan O su demis O su demis diyen Sapik bakin ne diyormus...

Herhalde yakinda Bir mehdi daha doguyor.. Cübbeli ahmet... Ayet diyor ama ne ayeti oldugunu söylemiyor.. Cemaatide tabii herzaman ki gibi yiyior olayi ;)
arıza mısın... yoksa sonradan mı eklediler bu siteye ne güzel videolar ekledim ama onlarıda silmişler bu insanlar dini alet ederek sapıklığa hizmet veriyorlar... ama ilahi adalet hükmünü gösterecek.. bu site gibi sapıklaşmış siteleri ortadan kaldıracaktır... nedir bu sizin hocalardan çekemediğiniz. sorsam teyemmümüm edeplerini abdestin mekruhlarını bilemezsiniz ama ömrünü ilme adamış bi insanı kendi kuş kadar olmayan beyninizdeki karınca ayağı kadar olmayan aklınızla eleştirirsiniz işte siz bu kadar cahillik topluluğusuu bu yorumu okuyup silen moderator admin vs de böyledir.. eğer silerlerse tabii.... Slm ve Dua ile....
 

GuLYaRaSi

VuSLaTa HaSReT
Yönetici
Admin
arıza mısın... yoksa sonradan mı eklediler bu siteye ne güzel videolar ekledim ama onlarıda silmişler bu insanlar dini alet ederek sapıklığa hizmet veriyorlar... ama ilahi adalet hükmünü gösterecek.. bu site gibi sapıklaşmış siteleri ortadan kaldıracaktır... nedir bu sizin hocalardan çekemediğiniz. sorsam teyemmümüm edeplerini abdestin mekruhlarını bilemezsiniz ama ömrünü ilme adamış bi insanı kendi kuş kadar olmayan beyninizdeki karınca ayağı kadar olmayan aklınızla eleştirirsiniz işte siz bu kadar cahillik topluluğusuu bu yorumu okuyup silen moderator admin vs de böyledir.. eğer silerlerse tabii.... Slm ve Dua ile....
"Düsünen toplum icin ayetlerimzi acik acik göstermisiz"

"Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" diyor Allah c.c. ayetlerinde...yani bize verilen bir bilgiyi motomot kabul etmiyoruz, arastiriyoruz dinde yeri ne bunun, islamin kaynak olarak bildigi KURAN VE SUNNETE yeri ne diye soruyoruz, cunku diyoruz, bugünün haci hoca tipleri, yada alim, yada prof. gecinen adam ve kadinlarda yalan yanlis biseyler anlatabilir(anlatiyorlarda, anlatmislarda, insanlar para icin san söhret icin ahiretlerini satiyorlar, dolayisiyla bazilari secilmis hoca tiplemesiki bunlar daha tehlike, büyük bir kitleye konusarak insanlari bilincli sapikliga itenler) onun icin Rasulullah sallallahu alaihi wesellemin veda hutbesinde söyledigi önemli bir konuyu beynmze, kalbmze kazimisz uygulmya calisiorz: BEN SIZE IKI SEY BIRAKIYORUM, BUNLARA UYDUKCA HIC YOLDAN SAPMAZSINZ; BUNLAR ALLAHIN KITABI KURAN VE BENIM SUNNETIMDIR..süzgecten eliyoruz, sahih kaynaklar ve alimlerin görüsleriyle...

kardes önce düsün sonra konus, bugune kadar islami temelinden kaynaklarindan ögrendinmi, onu sor hele kendine, paylasim yasagin var, o arada dusunme vakti bulursun..hakaretle degilde, kaynaklarla gel, bu konuda kaynaklarda ne var onu arastir hele, bütün dogru bildiklerimzi dogrumu saniyorsun..BESER ACIZDIR SASAR; AYAKLAR KAYAR.....

"Kiyametin alametlerinden: Kuran okuyanlarin cok olmasi (girtlaktan asagi inmemesi), alimlerin ve bilginlerin az olmasi, hocalarin/grup baslarinin/yetkililerin cogalmsi ve kendisine inanilacak, güvenilecek insanlarin azinlikta olmasi" (hadisi nakleden Imam At-tabarani (suleyman ibnu ahmed, hadis alimi)

 

bir.kul

Yeni Üye
Üye
ALLAH'tan KORKUN!

Bilmeden, ne söylediğini düşünmeden, ne kadar da çabuk peşin hüküm veriyorsunuz.

"Onlar istiyorlar ki; Allah ve melekler beyaz buluttan gölgeler içinde gelsin de, helaklerine dair emir tamam olsun. Hâlbuki bütün işlerin dönüşü Allah’ adır."

(Bakara Suresi, 2/210)

Bu ayetteki "Allah'ın gelmesi" deyimi, bütün İslâm düşünürlerince "Allah’ ın azabının gelmesi" manasını taşımaktadır.


Âyet, "Resulüm! Yoksa o inkarcılar, 'Allah ve melekler bulutların karanlı*ğından çıkıp gelmedikçe, yani bizler Allah'ı ve melekleri apaçık görmedikçe sana inanmayacağız' mı diyorlar?" şeklinde de açıklanmıştır.


Nitekim yahudilerin Hz. Musa'dan, putperest araplar'ın da Hz. Muhammed'den bu tür isteklerde bulunduklannı bildiren âyetler vardır. (Bakara 2/55; Nisa 4/153)
Bu yorum dikkate alındığında "Allah'ın gelmesi"ni belli bir kelamı doktrinine göre te'vil etmeye gerek kalmaz.


(bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu:I/219-220.)


Kaynak: Sorularlaİslamiyet.com
Siz hiç mi okumaz, hiç mi araştırmazsınız!

 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
"Onlar, bulutlardan gölgelikler içinde Allanın ve meleklerin gelmesinden ve işin olup bitmesinden başka bir şey mi beklerler? Bütün işler Allaha döner." (Bakara 210)

Hep birlikte itaate girmeyi bırakıp Şeytanın adımlarına uyan ve Muhammedi yalanlayan bu insanlar, kullan arasında hüküm vermek ve işlerini sonuçlandırmak için Allanın, kıyamet gününde bulut gölgeleri arasında kendilerine gelmesini ve meleklerin de gelmesini ve yaratılanlar arasında adaletle hükmedilerek işlerinin bitirlemisini mi beklerler?
Kıyamet gününde yaratıkları arasında hüküm verme Allaha aittir. Allah, birbirlerinden davacı olan hasımların aralarında hüküm verir ve herkes layık olduğu ceza veya mükâfaatı görür. Çünkü orada zayıfla kuvvetli, fakirle zengin eşittir. Orada zulüm yoktur. Adaletin gücü hakimdir. Bütün işler, âhirette Allaha döner. Yaratıkları arasında âhirette sadece o hüküm verir.

Ayette, " Allanın emrinin gelmesi" diye tercume edilen cümle, âyetin Arabca metninde "Allanın gelmesi" şeklindedir. Taberi bu âyet-i kerimenin izahında çeşitli kıraat şekillerini ve mufessirlerin tefsir yönlerini izah etmiştir. Bunları şu şekilde özetlemek mümkündür.

1- Âyette geçen "Melekler" kelimesini, bazı kıraat âlimleri Arabca metninde ötre okumuş diğerleri ise esre okumuşlardır. Ötre okuyanlara göre âyetin mânâsı şöyledir:
"Muhammedi ve onun getirdiklerini yalanlayanlar, bulutların gölgesi içinde Allanın ve meleklerin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?"

Esre okuyanlara göre ise âyetin mânâsı şöyledir: "Muhammedi ve onun getirdiklerini yalanlayarlar, Allanın, bulutların gölgeleri içinde ve meleklerin arasında gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?"

2- "Gölgeler" diye tercüme edilen kelimesi, bazıları tarafından şeklinde okunmuştur. şeklinde okuyanlara göre âyetin mânâsı "Bulutlardan gölgelik olanların içinde" şeklindedir. Kelimeyi şeklinde okuyanlara göre ise bu cümlenin mânâsı, "Bulutların gölgeleri içinde" şeklindedir.
Tabri kelimesini Ötreli okuyan görüşü ve kelimesini de böylece okuyan görüşü tercih etmiştir. Zira bu kiraatında ifade ettiği gibi Allah tealanın, meleklerle birlikte geldiği şu âyet-i kerimelerde de zikredilmiştir. "Rabbin ve saf saf olan melekler karşına çıktığı zaman, işte o gün cehennem getirilecek yine o gün insanlar her şeyi anlayacaktır. Fakat bu anlamanın ona ne faydası olacaktır? (Fecr 22 -23)
"Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden veya rabbinin gelmesinden yahut rabbinin bazı alametlerinin gelmesinden başka bir şey mi beklerler?" (En'am 158) Taberi kelimesini tercih etmesinin sebebini ise, bu hususta zikrettiği şu hadise bağlamıştır. "Bulutlardan bazıları halka şeklindedir. Allah, onların içinene bürülü olarak gelecektir."

3- Âyette zikredilen "Bulutlardan gölgelikler içinde" ifadesi, Mucahid, Katade ve İkrime'ye göre Allah tealanın gelmesine ait bir kayıttır. Buna göre âyetin mânâsı şöyledir: "Muhammedi ve onun getirdiklerini yalanlayanlar, Allah'ın bulutlardan gölgelikler içinde gelmesinden ve Meleklerin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?"
Bu hususta Mucahid şöyle demiştir: "Burada zikredilen bulutlar normal bulut değildir. Buradaki bulut, İsrailoğullanna çölde yollarını kaybettikleri zaman gölgelendirmek için gelen buluttur. İşte Allah, kıyamet gününde böyle bir bulutun içinde gelecektir.
Taberi, yukarıda zikredilen hadisi delil göstererek bu görüşü tercih etmiştir.

Rebil b. Enes'e göre ise, "Bulutlardan gölgelikler içinde" ifadesi, Meleklerin gelmesinin bir kayındır. Bu izaha göre âyetin mânâsı şöyledir: "Muhammedi ve ona gelenleri yalanlayanlar. Allanın gelmesini ve bulutlardan gölgelikler içinde meleklerin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?".

4- Bu âyette zikredilen, "Allanın gelmesi"ndenı maksadın ne olduğu hakkında mufessirler, çeşitli izahlarda bulunmuşlardır.

a- Bazılarına göre, burada geçen "Gelmek" ifadesi Allah tealaya ait bir sıfattır. Bu sıfat hakkında herhangi bir söz söylemeye zorlanmak caiz değildir. Zira, bunlar hakkında ne Allah tealadan ne de bir Peygamber tarafından herhangi bir şey söylenmemiştir. Bu itibarla herhangi bir kimsenin, Allah tealanın bu gibi sıfatlarına te'vil yolu araması caiz değildir.

b- Diğer bir kısım mufessirlere göre bu sıfatlar, hakiki mânâlarında kullanılmış sıfatlardır. "Allah tealanın gelmesi"nden maksat, gerçekten gelmesi, bir yerden diğer bir yere intikal etmesidir.

c- Başka bir kısım âlimlere göre, burada zikredilen "Allanın gelmesinden maksat, Allanın hükmünün ve emrinin gelmesidir.

d- Başka bir kısım mufessirlere göre ise "Allanın gelmesinden maksat. Allanın sevabının, hesabının ve azabının gelmesidir. Nitekim başka bir âyette "Siz, gecenin ve gündüzün tuzaklarısınız." (Sebe 33) buyurulmuştur.
Burada zikredilen mustekbirlerin bizzat tuzak olmadıkları muhakkaktır. Onlar, tuzak kurmuşlardır. Fakat kendileri, tuzak kurmaya sebep oldukları için onlara "Tuzak" adı verilmiştir. Allah tealanın sevabına, hesabına ve azabının gelmesine kendisi sebep olduğu için "Gelme" işi Allah tealaya isnad edilmiştir. "Vali hırsızın elini kesti" ifadesi bu kabildendir. Çünkü, hırsızın elini kesen, aslında vali değil onun emriyle kesen cellattır.
Taberi burada zikredilen, "Allanın gelmesi"nden maksadın, kıyamet gününde Allah tealanın gelip yaratıkları hakkında hüküm vermesi olduğunu söylemiş ve buna dair Muhammed b. Kâ'b el-Kurezi'nin Ebu Hurayra'den naklettiği şu uzun hadisi zikretmiştir.

Ebu Hurayra, Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.
"Sizler, kıyamet gününde bir durakta yetmiş yıl durdurulacaksınız. Size bakılmayacak ve aranızda hüküm verilmeyecektir. Sizler, çepeçevre kuşatılmış olacaksınız. Gözyaşlannız kuruyuncaya kadar ağlayacaksınız. Sonra ağlarken gözlerinizden kan dökülecek, ağlamaya devam edeceksiniz. Öyle ki gözlerinizden dökülen kanlar göl olup kulaklarınıza kadar ulaşacak veya ağzınıza dolacak hale gelecek sizler çığlık atacaksınız, sonra diyeceksiniz ki:
"Rabbimiz nezdinde bize kim şefaatçi olacak ki aramızda hükmünü veresin?"
Size denilecek ki: "Bu işe atanız Âdem'den kim daha layık olabilir'? Allah onun toprağını kendisi seçti. Onu bizzat eliyle yarattı. Ona ruhundan üfledi. Ve onunla karşı karşıya konuştu."
Rasulullah diyor ki: "Bundan sonra Âdem'e gidilir ondan şefaatçi olması istenir. O da kabul etmez. Sonra insanlar, tüm Peygamberlere teker teker muracaat ederler. Her Peygambere vardıklarında o, şefaat etmeyi reddeder. Nihayet bana gelirler. Geldiklerinde ben de kalkıp "Fahs" denen yere varırım.
(Ebu Hurayra dedi ki: "Fahs nedir ey Allanın Rasulu?" Rasulullah: "Fahs, Arş'ın önüdür." buyurdu.)
Orada secdeye kapanırım. Ve secdede devam ederim. O esnada Allah bana bir Melek gönderir. O, benim pazularımdan tutup yukan kaldırır.
Sonra Allah bana der ki: "Ey Muhammed, :Ben de: "Evet" derim.
O, benim istediğimi çok iyi bildiği haide bana der ki: "Ne istiyorsun?"
Derim ki: "Rabbim, sen bana, şefaat etmemi vaadettiydin. Sen beni, yaratıkların hakkında şefaatçi kıl ve onların arasında hükmünü ver."
Allah: "Ben seni şefaatçi yaptım. Ben size geliyorum ve aranızda hüküm vereceğim." der.
Ben oradan ayrılırım ve gelip insanlarla beraber beklerim. Biz orada beklerken gökten şiddetli bir hışırtı işitiriz. O bizi korkutur. O esnada, gök ehlinden, yeryüzünde bulunan Cin ve insanlar kadar sakinler inerler. Onlar yeryüzüne yaklaşınca yeryüzü onların nuruyla aydınlanır ve onlar, sıra sıra dizilirler.
Biz onlara deriz ki: "Rabbimiz sizin içinizde mi?"
Onlar da derler ki: "Hayır o geliyor. "
Sonra, ikinci gök sakinleri, daha önce inen Melekler, bir de yeryüzünde bulunan Cin ve insanlar kadar Melek, ikinci gökten yeryüzüne inerler. Yeryüzüne yaklaşınca yeryüzü onların nuruyla aydınlanır. Onlar da sıra sıra dizilirler.
Biz onlara deriz ki: "Rabbimiz sizin içinizde mi?"
Onlar da "Hayır o geliyor." derler.
Sonra üçüncü kat sakinleri, daha önce inen meleklerle, yeryüzünde bulunan insan ve cinlerin miktannca inerler. Yeryüzüne yaklaşınca yeryüzü onların nuruyla aydınlanır. Onlar da sıra sıra dizilirler.
Biz onlara: "Rabbimiz içinizde mi?" diye sorarız.
Onlar da "Hayır geliyor" derler.
Sonra gök sakinlerinin tümü, önceliklerin bir kat daha fazlasıyla inerler. Nihayet Cebbar olan Allah, bulutlardan gölgelikler içinde iner. Melekler de inerler. Meleklerin, Allahi teşbih etmelerinin sesleri vardır.
Melekler şöyle derler: "Mülkün ve kainatın sahibini tesbih ederiz. Arşın Rabbini, azamet sahibini tesbih ederiz. Ölmeyen diriyi tesbih ederiz. Bütün yaratıkları öldürüp kendisi ölmeyeni teşbih ederiz. O, teşbih edilendir, münezzehtir. O, meleklerin rabbi ve ruhun Rabidir. O, munezzehtir, munezzehtir. Biz, en yüce olan rabbimizi teşbih ederiz. Biz, saltanat ve azamet sahibini teşbih ederiz. Biz onu ilel ebed tesbih ederiz.". derler.
İşte o an Allah teala iner. O gün onun arşını sekiz melek yüklenmiş olur. Bugün onu yüklenenler ise dörttür. Onların ayakları yerin en alt katının sınırındadır. Gökler onların bellerine ulaşmakta, Arş ise onların omuzlan üzerinde bulunmaktadır. Aziz ve Celil olan Allah, arşını yeryüzünde dilediği yere koyacak, sonra bir seslenen, bütün yaratıkların işiteceği şekilde seslenecektir.
Allah: "Ey cinler ve insanlar topluluğu, ben sizi yarattığım günden bu güne kadar susuyordum. Sizin konuştuklarınızı işitiyor, yaptıklarınızı görüyordum. Şimdi ise sizler susup beni dinleyin. Şimdi size amel defterleriniz ve amelleriniz okunacak. Kim onda hayır bulursa Allaha hamdetsin. Kim de hayırın dışında bir şey bulacak olursa sadece kendini kınasın."
Bundan sonra Aziz ve Celi! olan Allah, yaratıklarından olan cinler, insanlar ve hayvanlar arasında hükmünü verecektir. Öyle ki o gün, boynuzsuz hayvanın hakkı boynuzlu olandan alınacaktır.


Âyet-i kerimenin sonunda "Bütün işler Allaha döner." buyurulmaktadir. Bundan maksat, kıyamet gününde yaratıkları arasında dünyadayken yaptıkları haksızlıklardan dolayı hüküm verme işi sadece Allaha aittir. O, hak sahiblerinin haklarını alır, kendilerine verir. Haksızların ise kafir olmayanlarına, dilerse lutfedip affeder, dilerse cezalandırır. Kâfir olanları ise mutlaka cezalandırır.
Her ne kadar dünyada da bütün işler sonunda Allaha ait ise de kıyamette bütün işlerin Allaha ait olduğu daha açıktır. Zira dünyada işleri önün yarattîklan yürütürler. Bazan onun emirleri doğrultusunda hareket eder hakkaniyete uyarlar bazan da onun emri dışına çıkarak haddi aşar, haksızlık yaparlar. Fakat âhirette böyle bir şey söz konusu değildir.

Selef-i Salihine göre bu gibi âyetlerin izahında susmak ve te'vile gitmeden işi Allaha havale etmek gerekir.
Diğer bîr kısım alimlere göre ise yanlış te'villere mahal bırakmamak için bu gibi âyetlerin te'viline gidilmesi uygun görülmüştür. İşte bu anlayışa göre bu âyette ifade edilen "Allah gelmesi"nden maksat, "Allahın emrinin veya azabının yahut da âyetlerinin gelmesi" demektir.
(Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 1/512-516)





İmâm Ebu Ca'fer İbn Tâberî bu âyetin tefsirinde «sûr» hadîsini zikreder. Hadîs meşhur olup sahabeden birden çok kişi tarafından zikredilmiş, ayrıca Müsned sahipleri ve diğer imamlar onu kaydetmişlerdir. Uzun olan hadîsin baş tarafında Ebu Hurayra (r.anh), Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu nakleder :
«İnsanlar Arasat'ta kendi durumlarından endîşe edince, teker teker peygamberlerden şefaat dilerler. Hz. Âdem'den sonra gelen peygamberlere şefaat dilediklerinde, hepsi şefaat etmekten kaçınır. Nihayet Hz. Muhammed'e (Allah'ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) gelirler. Hz. Peygambere geldiklerinde Rasûlullah; «Ben, bunun içinim, ben bunun içinim.» buyurur. Arş'ın altma gider ve Allah'a secde eder. Allah'ın katında kullan arasında kesin hükmün verilmesi için şefaat diler. Allah onun şefaatini kabul buyurur. Dünya göğü yarıldıktan ve ondaki melekler indikten sonra Allah Teâlâ buluttan gölgelikler içerisinde gelir. Göklerin yedisi de böylece yarılır. Arşı taşıyan ve «Kerrûbiyyân» adı verilen melekler yeryüzüne inerler. Daha sonra Cebbâr-ı Zu'1-Celâl buluttan gölgelikler içerisinde meleklerle birlikte yeryüzüne iner.
Melekler Allah'ı topluca hamd ve tesbîh ederek; «Mulk ve melekût sahibi olan ne yücedir. Bütün mahlûkâtı öldüren, kendisi ölmeyen ne yücedir. O Subhân ve Kuddûs'tur. Meleklerin ve Ruhun Rabbı'dır, o Kuddûstur. Tesbîh ederiz, en yüce Rabbımızı Tesbîh ederiz saltanat ve azamet sahibini. Tesbîh ederiz ebediyyen onu» derler.
Hafız Ebu Bekr İbn Merdûyeh tefsirinde bu mevzu ile ilgili olarak pek çok gariblikleri bulunan hadîsler serdetmiştir. Allah en iyisini bilendir. Onun serdettiği hadîsler arasında Minhâl İbn Amr... Abdullah İbn Mes'ûd'dan nakleder ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allah Teâlâ öncekileri ve sonrakileri belirli bir günün vaktinde toparlar. Hepsi ayaktadır, gözleri semâya çevrilidir. Hükmün verilmesini beklerler. Allah Teâlâ buluttan gölgelikler içerisinde Arş'tan Kursî'ye iner."

İbn Ebu Hatim der ki; bize Ebu Zur'a... Abdulah İbn Amr'dan bu âyetin tefsiri konusunda şunları nakletti: O ineceği zaman iner. O'nunla yaratıkları arasında aydınlık, karanlık ve su bulunan yetmişbin perde vardır. Su bu karanlık içerisinde öyle bir ses çıkarır ki kalpler ona kapılıverir.
İbn Ebu Hatim der ki; bana babam... Velîd'in şöyle dediğini nakletti: Ben Zubeyr İbn Muhammed'e Allah Teâlâ'nın «Buluttan gölgeler» kavlini sorduğumda dedi ki; buluttan gölgeler yakutla dizilmiştir, cevher ve zebercedle süslenmiştir.

İbn Ebu Yezîd, Mucâhid'den nakleder ki; «buluttan gölgeler» ta'bîri bizim bildiğimiz buluttan farklıdır. Bu gölgelik sadece çölde iken İsrâiloğullarının üzerinde görülmüştür. Ebu Ca'fer el-Râzî... Ebu'l-Âliye'den bu âyet konusunda şöyle dediğini nakleder :
Melekler de buluttan gölgelikler içerisinde gelirler. Allah Teâlâ dilediği zaman gelir. Bu âyet bazı kırâette şeklindedir. Ve bu takdirde mânâ şu âyetteki gibi olur : «O gün gök, beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.» (Furkân, 25)
(Ebu’l-Fida İsmail İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Çağrı Yayınları: 3/815-816)



 
Üst Alt