Allah (c.c.) Emrinden Döner mi?
Hadis inkarcısı olmadığını söylemesine rağmen pratiğyle ters düşen; abdesti namazın şartı görmediğinden abdestsiz namaz kılmaya devam ederken profösör olan Hafız Mehmet Okuyan'ın son zırvası
Mehmet Okuyan: Allah (c.c.) İbrahim (a.s.)'a Oğlunu Kurban Et Diye Emir Vermedi, Verseydi Emrinden Dönmezdi
يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ
“Ey oğulcuğum! Şubhesiz Ben rûyamda Seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün, ne dersin? O da: ‘Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap’ dedi.” (Sâffât 102)Âyette gördüğümüz gibi İbrâhim عليه السلام rûyasında oğlunu kurban ettiğini görüyor ve bunu Allah'ın emri olarak anlıyor. Oğlu da افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ "Emrolunduğun şeyi yap" diyor. Devamındaki âyetlerde de قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا "Rûyayı gerçekten doğruladın." (Sâffât 105) buyuruyor.
Yâni bu, sıradan bir insan rûyası değildir; Allah'ın peygamberine bildirdiği vahiy niteliğinde olan bir rûyadır. Nitekim Mucâhid'den gelen tefsir rivayetinde açıkça: رُؤْيَا الْأَنْبِيَاءِ وَحْيٌ "Peygamberlerin rûyaları vahiydir" denilmiştir. Bu söz, İbn Abbas (r.anhuma)'ın talebesi Ubeyd b. Umeyr tarafından söylenmiş ve ardından Sâffât 102 âyeti delil olarak okunmuştur. Nîtekim aynı ayetin tefsirinde Katâde şöyle demiştir;
رُؤْيَا الْأَنْبِيَاءِ حَقٌّ إِذَا رَأَوْا فِي الْمَنَامِ شَيْئًا فَعَلُوهُ
“Peygamberlerin rüyaları haktır. Onlar uykularında bir şey gördüklerinde onu yerine getirirler.” (Taberî'nin Câmiʿu'l-Beyân, Sâffât 102)Âyette Allah (c.c.) وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا
“Biz Ona: ‘Ey İbrâhim! Şubhesiz Sen rûyayı doğruladın’ diye seslendik.” (Sâffât 104 - 105) buyurmakta ve ardından da
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ “Onu büyük bir kurbanlıkla fidye olarak kurtardık.” (Sâffât 107)
Dolayısıyla İbrâhim عليه السلام'ın rûyası, Allah tarafından verilmiş ve bağlayıcı bir emir içeren peygamberî vahiydir.
Peygamberlerin rüyaları vahiydir.
Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur وَأَنَا نَائِمٌ أُرَى فِي الْمَنَامِ ... “Ben uyurken rûyada bana gösteriliyordu...”
(Buhârî , Kitâbu't-Teheccud, bab 16, Hadis no: 1147; Kitabu't Savm, Bab 1, Hadis no: 2013; Kitabul Menâkib, bab 24, Hadis no: 3569; Sahîh Muslim, Kitâbu Salâti'l-Musâfirîn, Bab 17, Hadis no: 738)
Ayrıca meşhur hadiste تَنَامُ عَيْنَايَ وَلَا يَنَامُ قَلْبِي
“Gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz.”
(Buhârî , Kitâbu't-Teheccud, bab 16, Hadis no: 1147 ; Kitabul Menâkib, bab 24, Hadis no: 3569; Sahîh Muslim, Kitâbu Salâti'l-Musâfirîn, Bab 17, Hadis no: 738; Müsned Ahmed, Hadis no: 24073; Sahîh İbn Huzeyme, Hadis no: 48; Sahîh İbn Hibbân, Hadis no: 6386) buyurmuştur. Bu da peygamberlerin uykusu ile sıradan insanların uykusu arasında fark bulunduğunu gösterir.
İtiraz: "Allah ibrahime oğlunu kes diye emretmedi, eğer emretmiş olsaydı Allah emrinden dönmezdi"
Reddiye: Allah Teâlâ, İbrahim عليه السلام'ın oğlunu kurban etme olayının hemen ardından şöyle buyuruyor;
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ "Şubhesiz bu, apaçık bir imtihandır." (Sâffât 106)
Mufessir Taberî (rahimehullah) de bu ayeti açıklarken, Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesini emretmesini بلاء (imtihan) olarak açıklıyor.
Allah (c.c.) da
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا
“İkisi de teslim olup Onu alnı üzerine yatırınca, Biz Ona: ‘Ey İbrahim! Şubhesiz Sen rûyayı doğruladın’ diye seslendik.” (Sâffât 103 - 105) buyuruyor . Dikkatlice bakarsak Allah “Oğlunu kestin.” demiyor, aksine قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا "Rûyayı doğruladın" (Sâffât 105) buyuruyor. Yani rûyanın gerçekleşmesi gereken kısmı İbrahim'in emre teslim olması ve fiili gerçekleştirmeye başlamasıydı.
Mufessir İbn Kesîr (rahimehullah) de bunu açıkça şöyle açıklıyor;
أي : قد حصل المقصود من رؤياك بإضجاعك ولدك للذبح
“Yani rûyanın maksadı, oğlunu kurban etmek üzere yatırmanla gerçekleşmiştir.”
القرآن الكريم - تفسير ابن كثير - تفسير سورة الصافات - الآية 104
وَنَادَيْنَاهُ أَن يَا إِبْرَاهِيمُ (104) وقوله تعالى : ( وناديناه أن يا إبراهيم . قد صدقت الرؤيا ) أي : قد حصل المقصود من رؤياك بإضجاعك ولدك للذبحوذكر السدي وغيره أنه أمر السكين على رقبته فلم تقطع شيئا ، بل حال بينها وبينه.....
quran.ksu.edu.sa
Oğlunu kesmediğine göre Allah emretmemiştir, Aksi taktirde Allah emrinden dönmüş olur Yanılgısı!
Çünkü burada emirin 2 farklı sonucu olabilir:
1- Emrin maksadı fiilin kendisidir: Mesela 'Şunu yap' denir ve amaç gerçekten o fiilin meydana gelmesidir.
2- Emrin maksadı imtihan ve itaattir: Mesela bir kimseye 'Şunu yapmaya hazır ol' şeklinde bir emir verilir; kişinin emre tam teslimiyeti ortaya çıktıktan sonra fiilin tamamlanmasına gerek kalmaz. İşte İbrahim عليه السلام'ın imtihanında olan budur.
Şeyh'ul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah) bunu son derece açık ifade ediyor;
الأمر الذي هو ابتلاء وامتحان ... متى اعتقده العبد وعزم على الامتثال حصل المقصود وإن لم يفعله كإبراهيم لما أمر بذبح ابنه
“İmtihan ve sınama niteliğindeki emir... kul onu kabul edip yerine getirmeye kesin olarak karar verdiğinde, fiili gerçekleştirmese bile maksat gerçekleşmiş olur. İbrahim'in oğlunu kurban etmekle emrolunması da böyledir.”
إسلام ويب - مجموع فتاوى ابن تيمية - التفسير - تفسير سورة البقرة - فصل الدعاء المذكور في آخر سورة البقرة- الجزء رقم14
اكتشف حكمة وأهمية الدعاء في الإسلام من خلال تفسير دعاء 'ربنا لا تؤاخذنا إن نسينا أو أخطأنا' المذكور في سورة البقرة. يُعتبر هذا الدعاء من أعظم الأدعية، حيث أُعطي النبي صلى الله عليه وسلم ضمن كنوز تحت العرش، وله فضائل كبيرة في استجابة الدعاء. يتناول النص آراء العلماء حول فعالية الدعاء، ويؤكد أن...
Allah'ın emri 'İsmail mutlaka ölecek' şeklinde değildi. Emrin gerçekleşen yönü İbrahim'in, oğlunu Allah'ın emriyle kurban etmeye yönelmesi ve buna tam olarak teslim olmasıdır.
Nitekim Allah قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا "Rûyayı doğruladın." (Sâffât 105) buyurarak imtihanın tamamlandığını bildiriyor.
Ardından وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ “Onu büyük bir kurbanlıkla fidye olarak kurtardık.” (Sâffât 107) buyuruyor. Yani Allah'ın ilk emri boşa çıkmadı; aksine emrin hedeflediği teslimiyet tam olarak gerçekleşmiştir.
Ayrıca bir hükmün sonradan kaldırılması Allah'ın bilgisizliği veya pişman olması anlamına gelmez. Allah ezelden beri ne olacağını bilir. Misalen Allah Teâlâ İsrailoğullarına bazı hükümler vermiş, sonra başka hükümlerle değiştirmiştir. Kıble değişmiştir;
فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا
“Seni radı olduğun kıbleye mutlaka çevireceğiz.” (Bakara 144)
Bu, Allah'ın önceki kıbleyi yanlış bulduğu anlamına gelmez. Çünkü İlk hükmün süresi ve hikmeti zaten Allah'ın ilmindedir.
Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye (rahimehullah) de nesih konusunda, önceki hükmün hikmetinin sona ermesi ve yerine başka hükmün gelmesini Allah'ın hikmeti içerisinde değerlendirir. Dolayısıyla 'Allah bir şeyi emretti, sonra gerçekleşmesini engelledi; demek ki Allah emrinden döndü.' şeklindeki mantık zorunlu olarak doğru değildir.
Allah Teâlâ İsrailoğullarına bâzı durumlarda belirli emirler vermiş, sonra başka hükümler gelmiştir. Bunun adı Allah'ın emrinden dönmesi değil, nesih veya imtihanın tamamlanmasıdır. Fakat İbrahim (a.s.)'in olayında nesih kelimesinden önce imtihan emri kavramını kullanmak daha isabetlidir. Çünkü İbn Teymiyye'nin özellikle vurguladığı nokta budur: “İmtihan olan emirde, kul emre inanıp onu yapmaya kesin karar verdiğinde maksat gerçekleşmiş olur; fiilin tamamının gerçekleşmesi şart değildir.” (İbn Teymiyye, Mecmuûl Fetava, C. 14, Sf: 145 - 146)
Hulasâtul kelam;
“Allah İbrahim'e oğlunu kurban etmesini rûyada emretmiştir. Bunun delili; İbrahim'in ‘Ben rûyamda seni kurban ettiğimi görüyorum’ demesi, İsmail'in ‘Emrolunduğun şeyi yap’ demesi ve Allah'ın sonunda ‘قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا — Rûyayı doğruladın’ buyurmasıdır.
Ancak Allah'ın maksadı İsmail'in mutlaka ölmesi değil, İbrahim'in emre teslimiyetini ortaya çıkarmaktı. Nitekim hemen ardından ‘إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ — Bu apaçık bir imtihandır’ buyurdu.
İbn Teymiyye (rahimehullah) de imtihan niteliğindeki emirde kulun emre inanıp fiili gerçekleştirmeye kesin karar vermesiyle maksadın gerçekleştiğini, İbrahim'in oğlunu kurban etme emrini buna örnek göstererek açıkça söylemiştir. Dolayısıyla İsmail'in kesilmemesi Allah'ın emrinden dönmesi değil, Allah'ın emrinin ve imtihanının maksadının gerçekleşmesidir.”
Bu mevzûda en kuvvetli nokta قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا 'Rûyayı doğruladın' ile إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ 'Emrolunduğun şeyi yap' ifadelerinin peş peşe gelmesidir. Kur'an olayın kendisini zaten 'imtihan' olarak isimlendiriyor.
Bir de önemli bir ayrıntı var; Allah'ın 'emretmesi' ile 'İsmail'in öldürülmesini irade etmesi' aynı şey değildir. Şeyh İbn Teymiyye'nin Mecmûʿu'l-Fetâvâ'da irade, emir, meşîet, kader ve hüküm ayrımı üzerinden yaptığı açıklama bu noktayı daha da sağlamlaştırmaktadır.
Video - Ehl i Sunnete Göre Hadisler, Hadis İnkarcısı Sapıkların Konumu ve Kur'ana Arz Etme Usûl mudur?
Ehl i Sunnete Göre Hadisler, Hadis İnkarcısı Sapıkların Konumu ve Kur'ana Arz Etme Usûl mudur?
islam-tr.org
Video - Hadis İnkarcısı Çağdaş Mutezili Sapık: Mehmed Okuyan
Hadis İnkarcısı Çağdaş Mutezili Sapık : Mehmed Okuyan İmamı Azam Hz.'leri hadisleri TERKEDiN Diyor. Kabir Azabı İnkarcısı Mutezile https://islam-tr.org/konu/kabir-azabi-suali-daralmasi-haktir-hadisler-mutevatirdir.7803/ Recm İnkarcısı Mutezile...
islam-tr.org
