Arşa Istiva

muaz_1

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Allah zamandan ve mekandan münezzehtir sözü ilk defa Cehm bin Safvan adlı mel'un tarafından ortaya atılmış ve bu sözün bedelini idam edilerek ödemiştir. Daha önce bu sözü kullanan sahabe, tabiundan kimse yoktur. Ebu Hanife, Malik, Ahmed bin Hanbel, Şafii gibi alimler “istiva ve arş” konusunda; Allah nerededir bilmiyorum, arşta ancak arş nerede bilmiyorum diyenleri tekfir etmişlerdir. (Sadece İmam Şafi: “Bilmiyorsa mazur olabilir” demiştir.)

Ayetteki “istivayı” “istevla” olarak tarif edenler sufizme mensup kişilerdir. Zaten; fıkıhta Hanefi gibi alimleri takip edip akaidde başkalarına uymaları bu tür çelişkili görüşleri gizlemek içindir.



Şimdi konu ile ilgili kaynaklara geçelim.



AYETLER


1) Allah, O'dur ki, gökleri, yeri ve arasındakileri altı günde yarattı. Sonra “ARŞA İSTİVA ETTİ.” Sizin, ondan başka hiç bir yardımcınız yok, hiç bir şefaatçiniz de yoktur. Artık nasihat almıyormusunuz. ALLAH SEMADA BÜTÜN DÜNYA İŞLERİNİ İDARE EDER. Sonra ameller, bir günde O'na yükselir ki, miktarı, sizin saydıklarınızdan bin yıldır.

Secde 4/5

2) RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİ.

Ta'ha 5

3) GÖKTE OLANIN (ALLAH'IN) , sizi yerin dibine batırıvermeyeceğinden emin mi oldunuz? O zaman yer arsıldıkça sarsılır.

Mülk 16

4)Yoksa “SEMADA OLANIN (ALLAH) üzerinize taş yağdıran bir rüzgar göndermesinden emin mi oldunuz? O zaman bu tehditin ne demek olduğunu anlarsınız.

Mülk 17

5) Göklerde ve yerde olan canlılarla melekler, kibirlenmeden hep Allah'a secde ederler. “ÜSTLERİNDE Kİ RABLERİNDEN KORKARLAR” ve emrolundukları her şeyi yaparlar.

Nahl 49/50

6) Firavn veziri olan Hâman'a söyle dedi Ey Hâman Bana yüksek bir kule yap, belki bazı yollara muttali olurum. Göklerin yollarına muttai olurum da, Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben Musa'nın söylediğinin yani, davet ettiği “SEMÂDA Kİ İLAH” iddiasının yalan olduğunu zannediyorum. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Mü'min 36/37

7) Her kim izzet isterse bilsinki bütün izzet Allah'ındır. Güzel kelimeler ancak “O'NA YÜKSELİR” salih amelide güzel kelimeleride yükseltir .

Fatir 10

8 ) O vakit Allah'u Azze ve Celle şöyle buyurdu: Ey İsa şüphe yok ki seni ecelin bitince öldüreceğim ve “SENİ BANA YÜKSELTECEĞİM.”

Ali İmran 55

9) Doğrusu “ALLAH, ONU (Yani Hz.İsa (as)’ı) KENDiSiNE YÜKSELTMİŞTİR” Allah Aziz ve Hakim'dir

Nisa 158



MEZHEP İMAMLARI



Bu mevzuda Ebu Hanife (ra)’dan, naklolunan kavil:

Ebu Hanife (ra)'a: “RABBİMİN SEMADA MI YERDE Mİ OLDUĞUNU BİLMİYORUM” diyen bir adamın hükmünü sordum. “ŞÜPHESİZ O KAFİR OLMUŞTUR... ” Çünkü Allahu Azze ve Celle şöyle buyuruyor: “RAHMAN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETMİŞTİR”

“ARŞIDA YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDEDİR” dedi. Bende dedim ki: O adam diyor ki tamam “ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETMİŞTİR” diyorum lakin “ARŞIN SEMÂDA MI YERDE Mİ OLDUĞUNU” bilmiyorum, tekrar Ebu Hanife (ra) cevaben şöyle dedi. “ARŞIN SEMADA OLDUĞUNU İNKAR ETTİMİ ŞÜPHESİZ Kİ O KÂFİR OLMUŞTUR.”

Bu mevzuda İmam Malik(ra)' dan, varid olan kavil:

Abdullah ibnu Ahmed ibnu Hanbel(ra)'dan, er-Reddu ale'l -Cehmiyyeti isimli kitabında, babası Ahmed'den oda Abdullah ibnu Nafl'den o da Malik ibnu E-nes (ra) dan şöyle dediğini rivayet ediyor.

İmam Malik (RA) şöyle dedi:

“ALLAH'U AZZE VE CELLE SEMÂDADIR , İLMİ İSE HER YERDEDİR, İLMİNDEN DE HİÇ BİR ŞEY GİZLİ KALAMAZ.”

Bu Eseri Ebu Davud Mesail'de (263) Abdullah er -Reddu A-le'l -Cehmiyye de (5) ve Aciri Seria da (289) rivayet etmişlerdir.

Ca'fer ibnu Meytmun’dan, şöyle dedi Mâlik ibnu Enes (ra)’a “RAHMAN OLAN ALLAH ARŞA İSTİVA ETTİ” Ayet-i Kerimesinde ki “İSTİVA” kelimesinde, “İSTİVA” nasıldır diye soruldu. Mâlik ibnu enes (ra) şöyle cevab verdi “İSTİVA” malumdur. Nasıl demek ise ma'kul değildir. “ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN ARŞIN ÜZERİNE İSTİVA ETTİĞİNE İNANMAK İSE VACİBTİR.”

Seni ise dalâlette olan birisi olarak görüyorum der ve o kişinin meclisinden çıkarılmasını emreder .

(Beyhaki esma/48; ebu said ed darimi er-reddu al'el cehmiye 28)

Bu mevzuda Ahmed ibnu Hanbel (ra)’dan, naklolunan kavil:

1) Ebu Bekr el -Hallâl'in şeyhi, Yusuf ibnu Musa'l-Kattan şöyle dedi:

Ebu Abdullah'a (Yani Ahmed ibnu Hanbel) denildi ki:



“(Ne diyorsun ?) Allah'u Azze ve Celle, yarattıklarından ayrı olarak KUDRETİ VE İLMİ İLE HER YERDE OLDUĞU HALDE YEDİ KAT SEMANIN ÜSTÜNDE ARŞININ ÜZERİNDE MİDİR?”

Ahmed ibnu Hanbel de cevaben şöyle dedi: “Evet, ALLAH'U AZZE VE CELLE ARŞININ ÜZERİNDEDİR HİÇ BİR ŞEY DE İLMİNDEN GİZLİ DEĞİLDİR.”

Bu Eseri Hallal es-Sünen'de rivayet etmiŞtir.

2) Ebu Talib Ahmed ibnu Humeyd Şöyle dedi: Ahmed ibnu Hanbel'e “ALLAH BİZİMLEDİR” deyip şu ayeti: “Herhangi bir üç sırdaşın, bir fısıltısı oluyor mu, mutlak ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR” okuyan bir adamdan sordum. Dedi ki: “Muhakkak o CEHMİ olmuştur. Ayetin evvelini bırakarak sonunu alıyorlar.” dedi. Ben de ayeti evveliyle beraber okudum: “BİLMİYORMUSUN ALLAH HEM GÖKLERDEKİNİ HEM YERDEKİNİ HEP BİLİR. HERHANGİ BİR ÜÇ SIRDAŞIN, BİR FISILTISI OLUYORMU, MUTLAK ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR. BEŞ KİŞİNİN OLUYOR MU, MUTLAK ALLAH ALTINCILARIDIR BUNLARDAN DAHA AZ, DAHA ÇOK OLUYOR MU, MUHAKKAK ALLAH, HER NEREDE OLSALAR, ONLARLA BERABERDİR SONRA BÜTÜN YAPTIKLARINI, KIYAMET GÜNÜ, KENDİLERİNE HABER VERİR. HABERİNİZ OLSUN Kİ, ALLAH, HER ŞEYİ BİLİR.”



Ayetin nihayetinde Ahmed ibnu Hanbel şöyle dedi : “(ZATI DEĞİL), İLMİ ONLARLA BERABERDİR.” Ve sonra KAF suresinden şu ayeti okudu: “NEFSİNİN ONA NE VESVESELER VERDİĞİNİ DE BİLİRİZ. BİZ ONA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ” (Kaf Suresi, 16) Ve sonra “İLMİ ONLARLA BERABERDİR” dedi.

(Bu Eseri Hallal es-Sünen'de (199) rivayet etmistir.)

3) Mervezi (ra) şöyle haber verdi:



Ebu Abdullah'a (Yani Ahmed ibnu Hanbel'e) dedim ki: “Bir insan ki, ben Allah'ın Kur'an da dediği gibi diyorum. Allah da diyor ki: HER HANGİ BİR ÜÇ SIRDAŞIN, BİR FISILTISI OLUYOR MU, MUTLAK ALLAH DÖRDÜNCÜLERİDİR.” (Mücadele 7 ) Bunu derim bundan başka birşey demem diyor. (Ne dersiniz bu adama?) Dedi ki: CEHMİYYELERİN sözüdür. Bilakis ALLAH'IN İLMİ ONLARLA BERABERDİR. ”

(Bu Eseri Ibnu Buta Inabe'de rivayet edip Zehebi'de Uluv'da (22) tahric etmiştir.)



SAHABELER


Abdullah ibnu Mes'ud (ra)’dan, şöyle dedi: “Dünya semâsı ile ondan sonraki gelen semânın arası beşyüz senedir. Her iki semânın arası böylece beşyüz senedir. Kürsi ile suyun arası da beşyüz senedir Arş ise suyun üstündedir. “ARŞIN ÜSTÜNDE DE ALLAH'U TEBAREKE VE TEALA VARDIR. SİZİN MEŞKUL OLDUĞUNUZ AMELLERİ ORADAN BİLİR.”

(Bu eseri Ebu Said ed-Dârimi Reddu alel-Cehmiyye nam kitabında (275) Ibnu Huzeyme Tevhid de (105/106) ve Beyhaki Esma da(401) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)

Abdullah ibnu Abbas (ra)’dan, vârid olan rivayet:

Aişe (ra)’nin kapıcısı Zekvan’dan,

(Şöyle dedi Abdullah ibnu Abbas (ra) Âişe (ra) vefat edeceğinde yanına geldi. Aişe(ra)'ye hitaben şöyle dedi: Sen Resûlullah (sav)’in kadınlarından kendisine en sevgili olanı idin. Allah Resulü (sav) ise temiz olandan başka bir şeyi de sevmez. HEM SUBHANEHU VE TEALA YEDİ KAT SEMÂNIN ÜSTÜNDEN SENiN BERAATINI İNDİRDİ ve Allah'u Azze ve Celle'nin zikredildiği hiçbir mescid yok ki senin beraatini bildiren Ayet gece ve gündüz orada okunmasin.”

(Bu eseri Ebu Said ed-Darimi er-Reddu Alel-Cehmiyyeti'de (275) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)

Abdullah ibnu Umer (ra)’dan, vârid olan rivayet:

Zeyd ibnu Eslem (ra)’dan, şöyle dedi: Abdullah ibnu Umer bir çobanın yanına uğradı ve çobana kesilmeye elverişli bir şeyi olup olmadığını sordu. Çobanda sahibi burada yoktur dedi. Ibnu Umer (ra) da, ne olacak sahibine birini kurt kaptı dersin dedi. Bu söz üzerine çoban “BAŞINI SEMÂYA KALDIRIP ŞÖYLE DEDİ PEKİYİ ALLAH NEREDE YA?” Bu cevabı işiten ibnu Umer (ra) da, Vallahi Allah'ın nerede olduğunu sormaya ben daha layıkım dedi. Ve sonra çobanı ve koyunları sahibinden satın alıp, çobanı azad ederek koyunları da ona verdi.

Ebu Bekr (ra)’dan, vârid olan rivayet:

Abdullah ibnu Umer (ra)’dan, şöyle dedi:Resulullah (sav) vefat ettiğinde,münafıklardan bazıları müslümanların aralarını karıştırmak için nasıl olur böyle bir Resul ölürmü diye laflar konuşmaya baslamışlardı.Binâenaleyh Ebu Bekr (ra) Müslümanlara hitaben bir hutbe irad ederek şöyle dedi:

“EY İNSANLAR EĞER İBÂDET ETTİĞİNİZ İLAH MUHAMMED İDİYSE O ÖLDÜ. EĞER İBADET ETTİĞİNİZ İLAH SEMÂDA Kİ ALLAH İDİYSE O ÖLMEMİŞTİR.”

Ve sonra şu Ayet-i Kerimeyi sonuna kadar okudu: (Muhammed (sav) ancak bir Resuldür. Ondan önce bir çok Resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz dininizi terk mi edeceksiniz? (Ali imran 144)

Bu eserden istifade edilen meseleler şunlardır:

a) Ebu Bekr (ra)’in, hitâb ettiği insanların cemi'sinin ashabı kiram olduğu.

b) Hitâb ettiği kişilerin sahâbe olmaları dolayısıyla sâhib olduklari ilimle, Ebu Bekr(ra)in, eğer ibâdet ettiğiniz ilah “SEMÂDA Ki ALLAH” ise, sözüne sukût ederek kabul edişleri söylenen sözün hak olduğuna delâlet etmesi.

c) Hayatta iken Cennetle müjdelenen, Resûlullah'ın arkadaşı olarak Kur'anda zikredilen, Resulü ekremin Halifesi olan Ebu Bekr sıddık (ra), “ALLAH'U AZZE VE CELLE'NİN SEMADA” olduğuna itikad ettiğini beyan eder.

Eğer Ebu Bekr Sıddık (ra) Kitab ve Sünnet'e muhalif olarak bir konuşma yapmış olsaydı bu kadar sahabenin böyle bir hataya sükût edeceklerini ne akıl kabul eder ve nede nakil.

Ebu Zer (ra)’ dan, şöyle dedi: Bir gün tam güneşin batacağı esnada Resulullah ile beraber mescidde bulunuyordum. Bana hitaben biliyormusun güneş nereden batıyor, Ya Eba Zer dedi de Allah ve Resulü en iyi bilendir Ya Resûlellah dedim: Devam ederek, “MUHAKKAK Kİ O ARŞIN ALTINDA RABBİNİN ÖNÜNDE SECDE ETMEĞE GİDİYOR” dedi.

Bu Hadis'i Buhâri (48O2 Ahmed (5/152) ve Ibnu Mendeh (1012) rivayet etmişlerdir.

Câbir ibnu Abdullah (ra)’dan, şöyle dedi: Resulullah (sav) Veda haccında Arefe günü vermiş olduğu hutbede şöyle buyurdu: Ben vazifem olan tebliği yaptımmı ne diyorsunuz? Sahabelerde; Evet Ya Resulellah hakkı ile yaptın diye cevab yerdiler. Resülullah (sav) de şehâdet parmağını SEMAYA DOĞRU KALDIRIP İNSANLARA KARŞI İNDİREREK ALLAH'IM ŞAHİD OL DİYE ÜÇ KERE TEKRAR ETTi.

(Bu Hadis'i Buhâri (1739) Muslim (121 Ebu Davud (1905) ve Ahmed (1/447) rivayet etmişlerdir.)



Bu konu söylenebilecek daha birçok hadis-i şerfi, sahabe sözü ve ulema sözü vardır. Görüldüğü gibi selefin itikadı Arşa istiva ve benzeri konularda tevile gitmemek ve Kur’an ve sünnet ne diyorsa olduğu gibi alıp onun nasılını düşünmemektir.



Yazının sonunda İbn Temiyye’ye atılan bir iftirayı da cevaplamak istiyorum. İbn Teymiyye (ra) da “Arşa istiva” mevzusunu aynen böyle anlar ve anlatır. Onun birgün minberden inerken “İşte Allah da benim gibi böyle iner (haşa)” sözünün hiçbir kaynağı yoktur. Bu söz ona iftira eden zındıklara aittir. Yoksa İbn Teymiyye(ra) de der ki “ALLAH ARŞA İSTİVA ETMİTİR, AMA NASIL SORUSUNU SORMAK BİD’ATTİR.”

Safa Aldemir'in sitesinden alıntıdır...
 

İlim Talebesi.

Üyeliği İptal Edildi
Banned
İmam Ebû Hanîfe (rahimehullah) buyuruyor ki:
"Allahü teâlâ, kendisi için bir ihtiyaç ve (Arş'ın üzerine) istikrar (yerleşme, mekân tutma) olmaksızın Arş'a istiva etmiştir. O, Arş'ı da diğer mahlukatı da korumaktadır. Eğer (Arş'a ve bir yerde yerleşip mekân tutmaya) muhtaç olsaydı, tıpkı mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir olamazdı. (Bir mekânda) oturmaya ve karar kılmaya muhtaç olsaydı, Arş'ı yaratmadan önce Allahü teâlâ nerede idi? Yüce Allah bundan münezzehtir."
[İmam Ebû Hanîfe, el-Vasıyye]

İmam eş-Şâfi'î (rahimehullah), el-Fıkhu'l-Ekber isimli eserde şöyle der: "Eğer "Allahü teâlâ, "Rahman Arş'a istiva etmiştir" buyurmuştur" denirse şöyle cevap verilir:
"Bu (türlü) ayetler bunlara ve benzerlerine, ilimde derinleşmek arzusunda olmayan kimseleri cevap vermede şaşkınlığa sürükleyen müteşabihattandır. Yani bu kimseler bu türlü ayetleri olduğu gibi kabul edip, araştırma yapmamalı ve bunlar üzerinde konuşmamalıdır. Çünkü kişi ilimde rüsuh (derin kavrayış) sahibi olmadığı zaman şüpheye ve vartaya düşmemekten emin olamaz. Onun, Allahü teâlâ'nın sıfatları hakkında, zikrettiğimiz gibi inanması gerekir. Allahü teâlâyı hiçbir mekân ihata edemez. O'nun üzerinden zaman geçmez. O, hudut ve son noktalara sahip olmaktan münezzehtir; mekân ve yönlerden müstağnidir. "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." (42/eş-Şûrâ, 11)
[İmam eş-Şâfi'î, el-Fıkhu'l-Ekber, 17]

İbn Hâcer el-Askâlânî(rahimehullah), İmam Malik'in (rahimehullah) şöyle dediğini nakleder: (Arş, Allahü teâlânın istikrâr yeri değildir.)" [Fethu'l-Bârî]

İmam Zeynelabidin Ali bin Hüseyin (radıyallâhu anhuma) seccâdiyye sayfasında şöyle demiştir: "Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Sen Allâh'sın. Senden başka bir İlâh yoktur. Seni mekân kuşatmaz. Sen hissedilmez ve dokunulmazsın" Bunu, hadis hafızı Hanefi mezhepli Muhammed Murteda ez-Zebidî "İthâfus-sâdeti'l muttekîn" isimli kitabında kendisinden Zeynulabidin'e kadar dayanan kopuk olmayan bir isnatla rivayet etmiştir. Bu sözün manası şöyledir: "Allâh mekânsız ve yönsüz olarak vardır."

Hz. Ali(r.anh)’den rivayet edildiğine göre, kendisine “eynellah= Allah nerededir?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: “Eyn’i(“nerede?” sorusunun ihtiva ettiği yeri) yaratan Allah için “Eyne=Nerede?” sorusu sorulur mu?”
[Kitabu kavafili’l-cariye, s. 2]
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Hz. Ali(r.anh)’den rivayet edildiğine göre, kendisine “eynellah= Allah nerededir?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: “Eyn’i(“nerede?” sorusunun ihtiva ettiği yeri) yaratan Allah için “Eyne=Nerede?” sorusu sorulur mu?”
[Kitabu kavafili’l-cariye, s. 2]
ALLAH NEREDE ? - RAHMAN ARŞ'A İSTİVA ETTİ ! (kitap)

RAHMAN ARŞA İSTİVA ETTİ


https://www.islam-tr.org/tevhid/11859-allah-nerede-rahman-arsa-istiva-etti-kitap.html
 

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt