Çözüldü Asli Kafirlere (Ehli Kitaba) Karşı Rafizileri Desteklemek Caiz mi?

Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum,

İslam’a ve müslümanlara daha büyük zararları olan taifeye karşı İslama daha az zararı olan taifeyi desteklemek caizdir ancak vakıada ikisinin İslam’a büyük zararları olduğu bilinen taifeler birbiriyle savaştıklarında bir taifeyi desteklememiz gerekir mi? Biz biliyoruz ki, rafizilerin kendi çıkarları olmasa sünnilere yardım eder gibi görünmezler üstelik bir yerde gücü ele aldıklarında sünnileri katletmekten çekinmezler ama bunu anlamayanlar var, benim iş yerinde mesela cezayirli bir kardeşle bir konuşmamız oldu, sözlerinden rafiziler için fazla iyimser olduğunu sezdim, “tartışmaları ve ihtilafları bir kenara bırakarak siyonistlere karşı onları desteklemeliyiz” diyordu, “rafizileri siyonistlere karşı desteklemeliyiz” sözüne bir şey demedim zira vakıada siyonistlerin zararı genel olarak daha büyük olabilir üstelik şeyhulislam ibn teymiyye’nin rafiziler hakkında bir yerde dediği gibi “her ne kadar kafir oldukları varsayılsa da İslam’ı inkar eden kafir gibi değiller”, bu harbi ve asli kafirler müslüman veya kendini islama nispet eden bir taifeyi katlettiklerinde sünni, şii, harici, savaşan ve savaşmayan diye bir fark gözetmiyor, ancak “rafizilerle tartışmaları ve ihtlafları bir kenara bırakmalıyız” sözünü de fazla iyimser ve rafiziler gücü bulduklarında orada olacak olanlardan bihaber buldum, bu konuda yaklaşımımız tam olarak ne olmalı? Rafizileri, sahabenin mecusi müşriklerine karşı rumları desteklediği gibi, siyonistlere karşı kısmen ve sınırlı desteklemeli miyiz? Küfür olan bidatleri kendilerini mürted yaptığını varsaysak da, vakıada mürtedin zararı asli kafirin (ehli kitabın) zararından daha hafif kalıyorsa rafizileri desteklemek caiz midir (şeyh Süleyman el Ulvan, Irak’ın tağut ordusuyla harbi ve işgalci Amerikan ordusuna karşı müslümanların birlikte çalışmasına ve savaşmasına cevaz verdiği gibi?)
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetllahi we berakatuh ;

Aslî kâfirlere (Ehl-i Kitaba) karşı Râfizîleri desteklemek caiz mi? sorusu, İslâmî itikad, maslahat-mefsedet dengesi ve siyâsî strateji açısından değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

İtikadî Açıdan
Râfizîler (İmâmiyye Şiası), İslâm akaidine aykırı birçok inanca sahib oldukları için ehl-i bid’at ve sapkın fırkalar arasında değerlendirilmiştir.
Ehl-i Kitab (Hristiyanlar ve Yahudiler), açıkça İslâm’ı reddettikleri ve şirk koşan bir inanç sistemine sahib oldukları için aslen kâfirdirler.
Ehl-i sünnet âlimleri, sapkınlık derecesine göre grupları değerlendirirken, "küfür, bid’atten daha kötüdür" ilkesi üzerinde durmuşlardır.
İbn Teymiyye, bazı eserlerinde, İmâmiyye Şiası’nın İslam’a verdiği zararın Ehl-i Kitab’tan daha büyük olduğunu ifade etmiş ve Onların, Müslüman topluluklara verdiği zararı göz önünde bulundurarak daha tehlikeli olabileceğini belirtmiştir.


Siyasi ve Stratejik Açıdan

Eğer iki grup Müslümanlara karşı savaş açıyorsa, en büyük zararı vereni öncelikli olarak engellemek gerekir.
Bir bölgede Müslümanlara karşı saldırılar düzenleyen Ehl-i Kitab varsa, Onlara karşı Râfizîlerle geçici bir ittifak yapmak bir maslahat olabilir mi? Eğer Râfizîler geçici olarak Müslümanların lehine bir rol oynuyorsa, bu durumu zaruret kapsamında değerlendiren bazı âlimler olmuştur. Ancak bu, Onları desteklemek veya ideolojilerini meşrulaştırmak anlamına gelmemelidir.
Nitekim
Selçuklular ve Osmanlılar, bazı dönemlerde Şii-Batini gruplara karşı Ehl-i Kitab devletleriyle geçici barış andlaşmaları yapmışlardır.
Memlükler, Haçlılarla savaşırken, Safevî Şiîlerine karşı Osmanlılarla iş birliği yapmıştır.

Eğer Râfizîler, Müslümanlara büyük zarar veriyorsa ve asli kâfirlerle iş birliği içindeyse, Onları desteklemek câiz değildir.
Ancak bir durumda, asli kâfirlerin Müslümanlara yönelik büyük bir zulmünü engellemek için, geçici olarak Râfizîlerle stratejik bir ittifak yapılıyorsa, bu bir maslahat olarak değerlendirilebilir.
Bu tür durumlar, niyet, maslahat ve zarar hesabı yapılarak değerlendirilmeli, hiçbir şekilde bid’at fırkalarına haklılık kazandıracak bir söylem veya hareket içerisine girilmemelidir.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt