Çözüldü Atilla, Cengiz Gibi, Kâfir Adı Taşıyan Müslümanlar Ne Yapmalılar?

ihvanımüslim Muşrikseven Çevrimdışı

ihvanımüslim Muşrikseven

ALLAHIN KULU
İslam-TR Üyesi
Ey ehli iman, ey tevhid eri kardeşlerim!

Ümmetin aziz bir neferi, ihlas ve takva sahibi kıymetli kardeşim Atilla, kadim bir imtihanla sınanmakta; mübarek bacağında zuhur eden bu ilahi murakabe vesilesi olan sakatlık, onun sabrını ve teslimiyetini sınayan bir bela olmuştur.

Bu kardeşimiz, Allah yolunda yürürken, zahiren bir arıza, batınen bir arınma ile karşı karşıyadır. Şimdi sizden ricam, bir nebze de olsa bu salih kul için dualarınızla semaya ellerinizi kaldırmanızdır. Zira Resûlullah (s.a.v.) buyurur:
“Müminin mümine duası, kabul olunmuş bir sadakadır.”

Ey Rahman’ın kulları!
Gelin, bu mübarek vakitte, belki seher vaktinde, belki cuma saati icabetinde, ellerimizi rahmetin kapısına kaldıralım ve şöyle yalvaralım:

> “Ya Şâfî, Ya Kâfî, Ya Mu‘în!
Kulun Atilla'nın bacağını sıhhat ve afiyetle nimetlendir. Hastalığını rahmetine, sızısını nuruna tebdil eyle. Bu belayı ona derecat, bize ibret ve hikmet eyle. Amin!”



Dualarınızı esirgemeyin, çünkü bu dünya bir imtihan yurdudur; kimimiz yürüyor, kimimiz dua ediyor, lakin her bir adım Allah’ın kaderine mahkûmdur.

Selametle kalınız, dua ile yaşayınız.

****
Bismillahirrahmânirrahîm.

Ey ismi Celîlullah’ın bir tecellisiyle müsemma olan Abdülmuizz kardeşim, evvela Atilla kardeşimiz için ettiğiniz dua, semaya yükselen bir niyaz, Rahmân’a arz edilen bir yakarış misali gönüllerimizi mest etti. Allah sizden razı olsun. Cenâb-ı Hakk, dualarınızı kabul, amel defterinize hasenat olarak yazsın. Amin!

Lâkin şunu belirtmek isterim ki, Atilla ismine burun kıvırmak, sadece bir ismi değil; tarihin, izzetin, cesaretin ve ilâhî takdirin cilvesini inkâr etmek olur.
Zira "İsimlerde hayır vardır" buyurmuştur Resûl-i Ekrem (s.a.v). (Ebu Davud, Edeb, 61)

Atilla ismi, sıradan bir lakap değildir. Bu isim, tarih boyunca zulme karşı kılıç olmuş, batılın kalbine korku salmış, mazlumun duasına vesile olmuş bir mücahid isminin yadigârıdır. Türk-İslam geleneğinde adaletin timsali, ordusuyla cihanı titreten bir kudret sembolüdür.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:

> "Ey iman edenler! Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Babanız İbrahim’in milleti üzere olun..." (Hac Suresi, 78)



Atilla ismi, işte bu cihadın ve seçilmişliğin tarihsel remzidir!
Bir ismin kıymeti, onun taşıdığı anlamla değil, hatırlattığı ruh ve duruşla ölçülür. Ve Atilla ismi; vakar, cesaret ve fıtrî adaletle yoğrulmuş bir nefs terbiyesidir.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

> "Kıyamet gününde, insanlar isimleri ve babalarının isimleriyle çağırılacaktır. Öyleyse güzel isimler koyunuz." (Ebû Dâvûd, Edeb 61)



Atilla, işte böyle bir isimdir! Kıyamet günü çağrıldığında, meleklerin "Ey Atilla, İzzetli olan!" demesi muhtemel, vakar dolu bir nida ile çağrılacak bir şeref levhasıdır.

Ey Abdülmuizz kardeşim, ismin elbette azametli ve mübarektir. Lakin Atilla ismini hor görmek, ilâhî kaderin tecellisine gölge düşürmektir. Her isim bir kaderdir, her kader bir murattır.

O hâlde gelin, kardeşliğimizi pekiştirelim, isimlerde değil; takvada yarışalım. Zira Rabbimiz şöyle buyurur:

> "Allah katında en üstün olanınız, takvâca en ileride olanınızdır." (Hucurât Suresi, 13)



Vesselâm.
El-fâtiha mâassalavât.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Bismillahirrahmânirrahîm.

Ey ismi Celîlullah’ın bir tecellisiyle müsemma olan Abdülmuizz kardeşim, evvela Atilla kardeşimiz için ettiğiniz dua, semaya yükselen bir niyaz, Rahmân’a arz edilen bir yakarış misali gönüllerimizi mest etti. Allah sizden razı olsun. Cenâb-ı Hakk, dualarınızı kabul, amel defterinize hasenat olarak yazsın. Amin!

Lâkin şunu belirtmek isterim ki, Atilla ismine burun kıvırmak, sadece bir ismi değil; tarihin, izzetin, cesaretin ve ilâhî takdirin cilvesini inkâr etmek olur.
Zira "İsimlerde hayır vardır" buyurmuştur Resûl-i Ekrem (s.a.v). (Ebu Davud, Edeb, 61)

Atilla ismi, sıradan bir lakap değildir. Bu isim, tarih boyunca zulme karşı kılıç olmuş, batılın kalbine korku salmış, mazlumun duasına vesile olmuş bir mücahid isminin yadigârıdır. Türk-İslam geleneğinde adaletin timsali, ordusuyla cihanı titreten bir kudret sembolüdür.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:

> "Ey iman edenler! Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Babanız İbrahim’in milleti üzere olun..." (Hac Suresi, 78)



Atilla ismi, işte bu cihadın ve seçilmişliğin tarihsel remzidir!
Bir ismin kıymeti, onun taşıdığı anlamla değil, hatırlattığı ruh ve duruşla ölçülür. Ve Atilla ismi; vakar, cesaret ve fıtrî adaletle yoğrulmuş bir nefs terbiyesidir.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

> "Kıyamet gününde, insanlar isimleri ve babalarının isimleriyle çağırılacaktır. Öyleyse güzel isimler koyunuz." (Ebû Dâvûd, Edeb 61)



Atilla, işte böyle bir isimdir! Kıyamet günü çağrıldığında, meleklerin "Ey Atilla, İzzetli olan!" demesi muhtemel, vakar dolu bir nida ile çağrılacak bir şeref levhasıdır.

Ey Abdülmuizz kardeşim, ismin elbette azametli ve mübarektir. Lakin Atilla ismini hor görmek, ilâhî kaderin tecellisine gölge düşürmektir. Her isim bir kaderdir, her kader bir murattır.

O hâlde gelin, kardeşliğimizi pekiştirelim, isimlerde değil; takvada yarışalım. Zira Rabbimiz şöyle buyurur:

> "Allah katında en üstün olanınız, takvâca en ileride olanınızdır." (Hucurât Suresi, 13)



Vesselâm.
El-fâtiha mâassalavât.
İnsan İlimsizce, câhilce bir konuda ahkam kesmemeli, yoksa çok trajik oluyor!
Bak dostum;
Atilla'nın lugavi manasından dolayı ismi değiştir demedim, İslam düşmanı (Allah katında kitab gönderilen dinlerin hepsi İslam'dır.) Gök tanrı(lar) veya şamanist olduğu ihtilaflı bandrollu muşrik ve kafir bir Hun imparatorunun adını taşıma zillettinden kurtulsun diye, Rasulullah'ın sunneti gereği kötü isimleri değiştirmeli dedim.

Çocuğun babası üzerinde haklarından biri de evladına İslama uygun güzel isim koymasıdır. Zira;
Rasulullah (s.a.v.) “Kıyâmet günü Siz isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.”
(Ebû Dâvud, Edeb 69)


Bahsettiğin "Allah katında en üstün olanınız, takvâca en ileride olanınızdır." (Hucurât Suresi, 13)" ayetin kendisine inen Rasulullah, bâzı sahabelerin isimlerini değiştirmiştir!

"İbn Ömer (r.anhuma)’dan rivayet edildiğine göre:
Rasulullah
عن ابن عمر أن النبي غيّر اسم عاصية وقال: "أنت جميلة :
Nebi , "Âsiye" (âsi, isyankâr kadın) ismini 'Cemile' (güzel) olarak değiştirdi."
(Muslim, el-Âdâb, 2139)

Ulema, kişinin isminin şer‘an çirkin, küfür ve şirk çağrıştıran, ya da İslam’a aykırı manalar taşıması durumunda değiştirilmesi gerektiği hususunda ittifak etmişlerdir.


Hanefî Mezhebine Göre;
Kötü manalı, çirkin, küfür/şirk çağrıştıran bir ismin değiştirilmesi vâcibdir.
Şirk içerikli olmayan ama anlamı kötü veya çirkin olan isimleri güzel bir isimle değiştirmek mustehabdır.
Misal; Abduşşems (Güneş’in kulu) gibi bir ismi değiştirmek Vâcib; Harb (savaş) gibi kötü anlamlı bir ismi Mustehab olarak değiştirilir.

İmam Kâsâni
“İsminde çirkinlik veya şirk varsa, değiştirilmesi vâcibdir.” (Alâuddîn Ebû Bekr b. Mes‘ûd b. Ahmed el-Kâsânî, Bedâiʿu’s-Sanâi fî Tertîbi’ş-Şerâʾi, C. 7, Sf: 5)

Mâlikî Mezhebine Göre;
Şirk anlamı içeren veya Allah’tan başkasına kulluğu ifade eden isimler, haram olduğu için değiştirilmelidir. Fakat kötü anlamlı ama şirk içermeyen isimler değiştirilmeyebilir, fakat değiştirilmesi mendubdur.

Bu konuda İmam Mâlik: “Kötü isimler hoş görülmez; değiştirilmesi mustehabdır.”
(Sahnun / Ebû Saîd Abdusselâm b. Saîd b. Habîb et-Tenûhî el-Mudevvene'tul Kubra, 2/208)

Şâfiî Mezhebine Göre;
Allah’a ortak koşmayı çağrıştıran isimlerin değiştirilmesi farzdır. Kötü ve çirkin anlam taşıyan isimlerin değiştirilmesi mendubdur.

Nevevî der ki: “Rasûlullah
kötü isimleri değiştirirdi. Bu, sünnettir. Ancak şirk varsa, değiştirmek vâcibdir.” (Nevevî, el-Mecmûʿ, C. 8, Sf: 429)

Hanbelî Mezhebine Göre;

Şirk içeren isimlerin değiştirilmesi vâcibdir. Kötü anlamlı isimleri değiştirmek ise mustehabdır.

İbn Kudâme der ki: “Kötü isimlerin değiştirilmesi sünnettir. Ancak şirk içeren isimler haramdır.” (İbn Kudâme el Makdisi, el-Muğnî, C. 8, Sf: 235)

Şeyh İbn Bâz, Şeyh el-Elbânî ve İbn Useymîn gibi muasır selef âlimleri, şirk veya çirkin anlam taşıyan isimlerin mutlaka değiştirilmesi gerektiğini, bunun İslamî şahsiyetin bir gereği olduğunu söylemişlerdir.

İbn Useymîn (rahimehullah): “Eğer ismi şirk, küfür veya çirkinlik ifade ediyorsa değiştirilmesi farzdır. Çünkü bu tür isimler Allah’a karşı edebsizliktir.” (Fetâvâ Nur ‘ala’d-Darb)


Cengiz (Činggis/Qinggis), Atilla, Firavun, Nemrut gibi tarihte istilacı, müslüman beledeleri talan ve soykırım ile yağmalayıp katletmiş, küfürle, zulûmle, şirke dayalı yönetimle tanınmış kişilerin isimlerinin çocuklara verilmesi, İslam fıkhında çirkin anlamlı veya kötü çağrışımlı isimler kapsamına girer. Bu isimler doğrudan şirk içermese de, İslam’da şöhreti kötü, küfürle meşhur, azgınlık ve zulümle tanınan kişilerin isimleridir.

Bu yüzden, bunların isim olarak verilmesi mekruhtur. Bazı âlimlere göre ise, kişinin ismini değiştirmesi mendub hatta vâcib olur, özellikle ismin kötü bir çağrışımı varsa.


"İbn Ömer (r.anhuma)’dan rivayet edildiğine göre:
Rasulullah
عن ابن عمر أن النبي غيّر اسم عاصية وقال: "أنت جميلة :
Nebi , "Âsiye" (âsi, isyankâr kadın) ismini 'Cemile' (güzel) olarak değiştirdi. (Muslim, el-Âdâb, 2139)
Hadiste gördüğümüz gibi "isyankâr" anlamına gelen bir ismi bile değiştiren Rasulullah , "kâfir kral, zalim hükümdar, muşrik fatih olarak bilinen birinin ismini elbette değiştirmeyi tavsiye ederdi.

Şeyh'ul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah) :

،فَإِنَّ الأَسْمَاءَ لَهَا تَأْثِيرٌ فِي الْمُسَمَّيَاتِ، وَقَدْ تَكُونُ مُنَاسِبَةً لَهَا
وَإِذَا كَانَ الاسْمُ مُشْتَمِلًا عَلَى مَعْنًى بَاطِلٍ، أَوْ مُشْعِرًا بِهِ، كَانَ مَكْرُوهًا أَوْ مُحَرَّمًا
“Şubhesiz isimlerin, isim verilen şeyler üzerinde etkisi vardır ve çoğu zaman onlara uygun düşer.
Eğer isim bâtıl bir anlam içeriyor veya onu çağrıştırıyorsa, bu durumda o isim ya mekruh ya da haram olur.” (İbn Teymiyye, İktidâu’s-Sırâtı’l-Mustakîm, Sf: 156)

Firavun, Nemrut, Cengiz, Atilla gibi isimler inkâr ve azgınlıkla özdeşleşmiştir. Bunları çocuklara vermek, O karakteri yüceltmek gibi algılanabilir.


İbn Kayyim el Cevziyye (rahimehullah):

،لِلأَسْمَاءِ تَأْثِيرٌ فِي الْمُسَمَّيَاتِ حُسْنًا وَقُبْحًا
وَقَدْ يُكْسِبُ الاسْمُ صَاحِبَهُ مِنَ الْمَعْنَى الَّذِي فِيهِ
“İsimlerin, isim verilen kimse üzerinde güzellik ve çirkinlik bakımından etkisi vardır.Bazen isim, içerdiği manayı sahibine kazandırır.” (İbn Kayyim, Tuhfetu’l-Mevdûd bi Ahkâmi’l-Mevlûd, Sf. 146)




Şeyh Salih el-Fevzan :
لا يُسَمَّى بِأَسْمَاءِ الْجَبَابِرَةِ وَالطُّغَاةِ كَفِرْعَوْنَ وَنَمْرُودَ
لِأَنَّ فِي ذَلِكَ تَشَبُّهًا بِهِمْ وَتَعْظِيمًا لَهُمْ
"Firavun ve Nemrut gibi zorba ve azgın kimselerin isimleri verilmez.
Çünkü bu, onlara benzemeyi ve onları yüceltmeyi içerir. " (Fetâvâ el-Fevzân, C. 2, Sf 130)

İbn Bâz (rahimehullah):

،يجب على المسلم أن يختار لأولاده الأسماء الحسنة
ويتجنب الأسماء التي فيها معانٍ فاسدة أو ارتباط بالكفار والظلمة
"Müslümanın çocukları için güzel isimler seçmesi gerekir.
Bozuk anlamlar içeren veya kâfir ve zalimlerle bağlantılı isimlerden kaçınmalıdır." (İbn Bâz,
Fetâvâ Nur ‘ala’d-Darb)




Özetle ;
Şirk ve küfür çağrıştıran
(Abdulmesih, Abdunnedr vb.) isimler Haram olup; Değiştirilmesi vâcib

Küfür
le veya zulûmle tanınmış kişilerin isimleri (Firavun, Nemrut, Cengiz, Atilla vb.) isimler Tahrimen mekruh olup; Değiştirilmesi mendub – vâcibe yakın


Şirk veya Küfür anlamı olmadığı gibi, olumsuz olarak meşhur da değil ama mâna olarak kötü (Harb / savaş, Murre / acı vb.) isimler Tenzihen mekruh olup; Değiştirilmesi mustehabdır.

Peygamber (s.a.v.) bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak?” diye sordu.
Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Rasulullah (s.a.v.) adama: İsmin ne?diye sordu.
Adam: Murre (acı)deyince
OnaOtur!..dedi.
Peygamber (s.a.v.) tekrar: Bunu kim sağacak?diye sordu.
Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti.
Peygamber (s.a.v.) Ona da: İsmin ne?diye sordu.
Adam: Harb diyince,
Ona da:Otur!..” dedi.
Rasulullah (s.a.v.): "Bu deveyi bize kim sağacak? diye sormaya devam etti.
Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu.
O da Yâ’iş” (yaşıyor) cevabını alınca
Ona, Sen sağdedi.

(Muvatta, İsti’zan, 24)

Eğer bir kişinin adı Cengiz, Atilla, Nemrut gibi kötülük ve zulûmle meşhur isimlerse ve değiştirme imkânı varsa, bu ismi Abdullah, Abdurrahman, Salih vb. gibi güzel bir isimle değiştirmesi sünnet ve faziletli bir ameldir. Bu değişim kişinin kimliğini, kişiliğini, dinini daha iyi temsil eder.

***

Senin Atilla isimli kâfirin adını iftria ve câhilce yorumlaman zırvadan öte bir şey değildir! Ancak rezil muşrik kâfirin adının reklamını yaparsın. Bir de
Rasulullah (s.a.v.) “Kıyâmet günü Siz isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (Ebû Dâvud, Edeb 69) hadisini söyleyerek bunu yapman ise özrün kabahatinden büyüklüğünü gösteriyor. Kâfir Atilla veya başka bir kâfire has ismi hangi peygamber veya sahabe çocuğuna isim olarak koymuş?


***


Kubilay ismi esas biçimi Orta Çağ Moğolcasındaki ᠬᠤᠪᠢᠯᠠᠢ (Qubilai / Khubilai) ismidir. Türkçedeki Kubilay biçimi de buradan gelmiştir.
Tarihî olarak en meşhur taşıyıcısı, Cengiz Han'ın torunu olan Kubilay Han'dır. Kubilay Han 1260'ta büyük kağan olmuş ve daha sonra Çin'de Yuan Hanedanı'nı kurmuş bir kâfirdir. Dolayısıyla 'öz Türkçe bir kelimedir' demek isabetli değildir. Türkçede yerleşmiş bir erkek adı olmakla birlikte kökeni Moğolcadır. “Büyük Han, ünlü hükümdar, güçlü hükümdar, lider” gibi açıklamalar, esasen ismin Kubilay Han'la olan tarihî bağlantısından doğan açıklamalardır. Bir etimoloji kaynağı ise ismi Moğolca qubilġan (“yeniden güç kazanma”) sözüyle ilişkilendirir; ancak bunu kesinleşmiş tek etimoloji olarak vermek doğru olmaz.

Kubilay'ın durumunda Kubilay Han Müslüman değildi. Moğol hükümdarıydı. İslâm tarihi açısından Müslüman bir şahsiyet değildir. Dolayısıyla “Kubilay ismi İslâmî bir isimdir” demek yanlıştır.
Fakat diğer taraftan Kubilay, bugün Müslüman toplumlarda da kullanılan ve doğrudan “Hristiyanlık/Yahudilik/Mecusilik sembolü olan özel bir kâfir ismi” niteliğinde olmayan bir isimdir.
Buradaki önemli nokta 'Bir ismin bir kâfir tarafından taşınmış olması başka şeydir; o ismin kâfirlere özgü bir kimlik ismi olması başka şeydir.'
Kubilay / Qubilai ismi haram olduğuna dair açık bir delil bulunmadığı için doğrudan Cengiz ve Atilla gibi daha ağır sıkıntılı, haramdır” denilmez; ancak Müslüman olmayan bir hükümdarın adı olduğu için Müslüman çocuğa isim olarak seçilmesi güzel ve tercih edilen isimlerden değildir. Daha iyi olan, peygamberler, sahabe ve salihlerin isimlerinden birini seçmektir. Kubilay Han'ın Müslüman olmaması, Moğol hükümdarı olması ve ismin bugün Türk toplumunda özellikle onun şahsiyetiyle özdeşleşmiş bulunması, ismi “Müslüman için güzel ve tercih edilen isim” kategorisine sokmamayı gerektirir.

Kubilay ismi haramlığı kesinleşmiş bir isim değildir; fakat Müslümanların tercih etmesi gereken güzel/İslâmî isimler arasında da değildir. Müslüman bir çocuğa isim verilecekse, peygamberlerin, sahabenin ve salihlerin isimleri varken Kubilay'ı tercih etmemek daha doğru ve daha ihtiyatlıdır.
Cengiz, Kubilay'dan da daha problemli bir çağrışım taşır. Çünkü isim doğrudan Cengiz Han ile özdeşleşmiştir.
Atilla, aynı şekilde Müslüman şahsiyetlerle hiçbir bağlantısı olmayan, tarihî olarak Attila ile özdeş bir isimdir.
“Kubilay'ın haram olduğunu söylemek için açık bir şer'î delil yoktur; ancak isim, İbrahim gibi muşterek bir isim değildir. Tarihî olarak Moğol şahıs adı olup Kubilay Han ile özdeşleşmiştir. Bu sebeble Müslüman çocuk için tercih edilmesi uygun ve güzel isimler arasında görülmemelidir.”

'Kubilay' isminin Türkiye'de bugün yaygınlaşmasının, Kubilay Han'dan başka 1930'da Menemen'de öldürülen Mustafa Fehmi Kubilay sebebiyle de ayrı bir tarihî katmanı var. Fakat bu, ismin ilk kökenini veya Moğolca niteliğini değiştirmiyor.

Kubilay ismini koymak haram olduğuna dair açık bir delil bulunmadığından haram denilemez; ancak Müslümanların çocuklarına peygamberlerin, sahabenin ve salihlerin isimlerini vermeleri daha faziletli olduğundan, Kubilay gibi Müslüman olmayan bir hükümdarla özdeşleşmiş bir ismi tercih etmemeleri daha uygundur.

Kubilay / Qubilai de tarihî bir Moğol şahıs adıdır ve en büyük şöhretini Kubilay Han üzerinden kazanmıştır. Bu sebeBle “Kubilay, İbrahim gibi farklı dinlerde ortak kullanılan kadim bir isimdir” demek doğru değildir.

Peki “kâfirlere mahsus isim” ölçüsünde Kubilay kesin olarak haram mı?
İşte burada dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü buradan otomatik olarak “haramdır” sonucuna geçemeyiz. Çünkü İbn Kayyim (rahimehullaha) göre ölçü
كَجِرْجِسْ وَبُطْرُسْ وَيُوحَنَّا وَمَتَّى : 'kâfirlere mahsus isimlerdir'. İbn Useymîn de إِنْ كَانَتْ مِنَ الْأَسْمَاءِ الْمُخْتَصَّةِ بِالْكُفَّارِ فَهِيَ حَرَامٌ : 'kâfir bir adamın kullandığı her isim haramdır'” demiyor.

Mevcud güvenilir kaynaklarda gördüğümüz şey, ismin tarihî literatürde özellikle Kubilay Han'ın özel adı olarak karşımıza çıkmasıdır. Hatta Moğol şahıs adlarını inceleyen kaynaklar Qubilai'yi büyük Moğol hükümdarlarının isimleri arasında verir. Bu nedenle 'muşterek isimdir' demek için elimizde delil yok.

Cengiz ile farkı;
Kubilay = Cengiz ile aynı tarihî kategoriye oldukça yakın. İkisinin de kökü Moğol tarihindeki hükümdar isimlerine dayanıyor. Fakat 'Cengiz haram, Kubilay helal' şeklinde kesin bir ayrım yapmamız için elimizde yeterli şer'î delil yok. Hatta yalnızca isim verme tercihi açısından bakarsak, ben Kubilay'ı da Cengiz ve Atilla gibi tercih edilmemesi gereken isimler grubuna koyarım.
Fakat 'tercih edilmemesi' ile 'haram olması' arasında önemli bir fark vardır. Kubilay; Haram olduğu sabit değildir; câiz olmakla birlikte Müslüman çocuğa verilmesi tercih edilmemesi daha uygun olan, İslâmî olmayan bir isimdir.
 
ihvanımüslim Muşrikseven Çevrimdışı

ihvanımüslim Muşrikseven

ALLAHIN KULU
İslam-TR Üyesi
Bismillahirrahmânirrahîm.

Ey hak ve hakikat âşığı kardeşim!
Bazı kalbi mühürlülerin “Atilla” ismine dudak bükmesine karşı, işte sana tarih, işte sana vakur bir cevap:

Atilla, yani Tanrı'nın Kırbacı, adaletiyle cihanı titreten, zalime gece uykusunu haram eden, mazluma siper olan bir hakan... Eğer o kutlu zat, Nur Suresi’ni, Tevbe Suresi’ni, yahut yalnızca “Bismillahirrahmânirrahîm”i duymuş olsaydı, Vallahi, Billahi, Tallahi, kalbi titrer, diz çöküp kelime-i şehadet getirirdi.

Zira onun fıtratı, İslam’ın özüyle örtüşüyordu:
Adalet. Merhamet. Tevazu. Güç karşısında duruş.
Bunlar ne Roma'nın putperestliğinde, ne Bizans'ın nifakında vardı. Bu değerler sadece İslam'da vardı.

> "Fıtratı üzere yaratılmış her kul, İslam'a meyyaldir." – (Buhârî, Cenâiz 79)



İşte Atilla da öyleydi. Putlara değil, hakikate yönelen, dalkavuklara değil, hikmete kulak veren bir ruha sahipti. Eğer Resûlullah (s.a.v.) zamanında yaşamış olsaydı, şüphesiz O’nun arkasında safa duran ilk hakan olurdu.

Onun İslam’la müşerref olmaması, kaderin bir sırrıdır; lakin onun bu dine lâyık oluşu, apaçık bir hakikattir.

Ey Atilla ismine burun kıvıran!
Sen ne geçmişi bilirsin, ne izzeti tanırsın, ne de Allah’ın hikmetini kavrarsın. Atilla’nın ismi, yalnızca bir ad değil, bir karakter, bir fıtrat, bir direniştir!

Atilla ismi, İslam olmasa da İslam’a hazır bir kalbin adıdır.

Vesselam.
El-Fâtiha... ama bu kez “Atilla” için.
 
Mustafa bin Yılmaz Çevrimdışı

Mustafa bin Yılmaz

''Selef,selef ve selef...''
İslam-TR Üyesi
Kardeş yazıyı okudukça patladım, kullandığın ağıza ise ayrı patladım. Şaka ise çok komik ama şaka değilse daha komik.
 

Benzer konular

Geri
Üst Ana Sayfa Alt