Günümüzde İslam dünyasının kalbi sadece doğuda değil, artık ilmi derinlik ve metodolojik yenilikle harmanlanmış bir şekilde batıda da atmaya başladı. Dr. Omar Suleiman’ın liderliğindeki Yaqeen Institute, sadece bir araştırma merkezi değil, aynı zamanda modern insanın zihnindeki şüpheleri gideren ve "İslami İşletim Sistemi"ni 21. yüzyılın diliyle yeniden kodlayan bir Merkez-ül Hidaye haline geldi.
Dr. Omar Suleiman’ın son analizlerinde vurguladığı en çarpıcı noktalardan biri, insan kişiliğinin "fıtrat" (doğa) ve "terbiye" (nurture) arasındaki dengesidir [04:08]. Suleiman’a göre, her birimiz benzersiz kişilik özellikleriyle doğarız. Ancak bu özellikler, sadece toprak altındaki tohumlar gibidir. Bu tohumların faydalı birer ekin haline gelmesi için iki şeye ihtiyaçları vardır: Vahyin yağmuru ve imanın nuru [04:22].
Bu yaklaşım, Amerika’daki irşad faaliyetlerinin neden bu denli başarılı olduğunu açıklıyor: İnsanların sahip olduğu doğal yetenekleri (cesaret, hitabet, analitik düşünme) bastırmak yerine, bu özellikleri İslam’ın ahlakıyla taçlandırarak birer fazilete dönüştürmek.
Videoda referans verilen şu nebevi ilke, Amerika’dan dünyaya yayılan hidayet dalgasının anahtarıdır: "İnsanlar madenler gibidir. Cahiliye döneminde hayırlı (üstün) olanlar, dini iyi kavradıkları takdirde İslam’da da hayırlıdırlar" [08:22].
Bugün Amerika’da; özgürlükçü, araştırmacı ve dinamik bir karakterle yetişmiş bireyler İslam ile tanıştığında, bu "madenler" müthiş bir enerjiye dönüşüyor. Dr. Omar’ın da belirttiği gibi; kibir yerine izzeti, batıl uğruna kullanılan hitabeti ise hakikatin sesi olmaya çeviriyorlar [08:01]. İşte bu değişim, İslam’ın güneşinin neden Amerika’dan tüm dünyaya bir umut ışığı olarak yayılabileceğinin en somut delilidir.
Amerika’daki bu irşad vazifesi, sadece bilgi aktarımı değil, bir "manevi nöbet" (Ribat) görevidir. Yaqeen Institute, gençlerin zihinlerini modern çağın şüphe virüslerinden koruyan bir güvenlik duvarı örerken, aynı zamanda kalplere Allah’ın hidayetini fısıldayan bir merkez işlevi görüyor.
Dr. Omar Suleiman’ın vurguladığı gibi, bizler en yakınımızdaki nimetlerden beslenmeye başlayıp (kendi karakterimiz), sonra ufkumuzu tüm ümmeti ve insanlığı kapsayacak şekilde genişletmeliyiz [08:42]. Amerika’daki Müslüman toplumu, bugün bu genişlemeyi ilmi üretimle, sosyal adaletle ve merhamet diliyle gerçekleştiriyor.
Âl-i İmrân Suresi 200. ayetinde buyrulduğu gibi: "Ey iman edenler! Sabredin, sabır yarışı yapın ve nöbet bekleyin..." Amerika’daki kardeşlerimiz, bugün fikir ve hidayet cephesinde bu nöbeti en güzel şekilde tutuyorlar. Dr. Omar Suleiman ve ekibinin çalışmaları, bu nöbetin ne denli bereketli sonuçlar verebileceğinin kanıtıdır.
Eğer bizler de karakterimizdeki tohumları vahyin yağmuruyla buluşturabilirsek, hidayet güneşi her coğrafyadan aynı parlaklıkla doğacaktır.
Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl, ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr.
"Karakterimizdeki tohumlar vahyin yağmuruyla buluştuğunda, her biri birer fazilet anıtına dönüşür. #MerkezülHidaye
