Bazı Âşıkların Hâlleri ve Sadakatleri Hakkında Rivayet
: قال ابن القيم
وذكر رَجَاءُ بْنُ عَمْرٍو النَّهَائِيُّ أنَّهُ كانَ بِالكُوفَةِ فَتًى حَسَنُ الوَجْهِ، مُجِدٌّ فِي العِبَادَةِ، قَدْ نَزَلَ قُرْبَ بَنِي نَهَاعٍ، فَرَأَى جَارِيَةً لَهُمْ مِنْ أَحْسَنِ النِّسَاءِ، فَعَلِقَ قَلْبُهُ بِهَا، وَعَلِقَ قَلْبُهَا بِهِ
فَأَرْسَلَ يَخْطُبُهَا مِنْ أَبِيهَا، فَقَالَ: قَدْ زَوَّجْتُهَا ابْنَ عَمِّهَا
: فَلَمَّا اشْتَدَّ عَلَيْهِمَا مَا هُمَا فِيهِ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِ
إِنِّي قَدْ عَلِمْتُ مَا بِي مِنْ حُبِّكَ، وَقَدِ ازْدَدْتُ لَكَ وَلُوعًا، فَإِنْ شِئْتَ أَتَيْتُكَ، وَإِنْ شِئْتَ يَسَّرْتُ لَكَ أَنْ تَأْتِيَنِي
فَقَالَ لِلرَّسُولِ: لَا وَاللَّهِ، لَا يَكُونُ شَيْءٌ مِنْ ذَلِكَ، إِنِّي أَخَافُ أَنْ أَعْصِيَ رَبِّي فَيُعَذِّبَنِي عَذَابًا عَظِيمًا، إِنِّي وَاللَّهِ أَخَافُ نَارًا لَا تَخْمُدُ، وَضِرَامًا لَا يَهْدَأُ
فَلَمَّا بَلَغَهَا قَوْلُهُ، قَالَتْ : سُبْحَانَ مَنْ جَعَلَ خَوْفَهُ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، هَذَا وَاللَّهِ الخَوْفُ الَّذِي يَحْتَاجُ إِلَيْهِ العِبَادُ كُلُّهُمْ
فَأَقْبَلَتْ عَلَى العِبَادَةِ، وَأَعْرَضَتْ عَنِ الدُّنْيَا، وَلَمْ يَزَلْ يَزْدَادُ شَوْقُهَا وَوَجْدُهَا حَتَّى مَاتَتْ
فَكَانَ الفَتَى يَأْتِي قَبْرَهَا، فَيَدْعُو لَهَا، وَيَبْكِي عِنْدَهُ
فَرَآهَا ذَاتَ يَوْمٍ فِي مَنَامِهِ فِي أَحْسَنِ صُورَةٍ
فَقَالَ لَهَا: كَيْفَ أَنْتِ؟ وَمَا صَنَعَ اللَّهُ بِكِ؟
فَقَالَتْ : نِعْمَ المَحَبَّةُ مَحَبَّتُكُمْ، مَحَبَّةٌ سَاقَتْ إِلَى البِرِّ وَالتُّقَى
قَالَ: فَمَا الَّذِي أَوْصَلَكِ؟
قَالَتْ: إِلَى نَعِيمٍ لَا يَزُولُ، وَحَيَاةٍ لَا تَنْفَدُ، وَمُلْكٍ لَا يَبِيدُ
فَقَالَ: فَهَلْ تَذْكُرِينِي؟
فَقَالَتْ: وَاللهِ لَأَذْكُرَنَّكَ، وَقَدْ سَأَلْتُ رَبِّي وَرَبَّكَ أَنْ يَجْمَعَ بَيْنَنَا، فَأَعِنِّي بِالحُسْنَى
فَقَالَ: فَمَتَى أَرَاكِ؟
قَالَتْ : وَشِيكًا تَرِدُ عَلَيْنَا فَتَرَانَا
قَالَ ابن القيم: فَمَا عَاشَ بَعْدَ رُؤْيَاهَا إِلَّا سَبْعَةَ أَيَّامٍ حَتَّى مَاتَ رَحِمَهُ اللَّهُ
Racâ b. Amr en-Nehaî şöyle zikretti:
Kûfe’de yüzü güzel, ibadette gayretli bir delikanlı vardı.
Benî Neha‘ kabilesinin yakınına yerleşmişti. Onların kadınlarından en güzellerinden bir kız görmüştü.
Kalbi Ona bağlandı; kızın kalbi de Ona bağlandı. Sonra kızı babasından istemek üzere haber gönderdi.
Babası: “Ben Onu amcaoğluna nikâhladım.” dedi.
Onları içine düştükleri hâl çok şiddetli bir hâl alınca, kız Ona haber gönderdi: “Senin bana olan sevginin ne kadar büyük olduğunu öğrendim. Benim de sana karşı tutkum arttı. İstersen Ben Sana geleyim; istersen de Senin Bana gelmeni kolaylaştırayım.”
Delikanlı elçiye dedi ki: “Hayır, Allah’a yemin olsun ki bunlardan hiçbiri olmaz! Ben Rabb'ime isyan etmekten, O’nun da beni büyük bir azabla azablandırmasından korkuyorum. Allah’a yemin olsun ki Ben sönmeyen bir ateşten, dinmeyen bir alevden korkuyorum.”
Bu sözleri kıza ulaşınca kız dedi ki: “Onun Benimle arasında yaptığı bu Allah korkusu ne yücedir! Vallahi bu, kulların hepsinin muhtaç olduğu korkudur.”
Böylece kız kendisini ibadete verdi; dünyadan yüz çevirdi. Buna rağmen delikanlıya olan iştiyakı ve sevgisi artmaya devam etti. Nihayet bu hâl üzere vefat etti.
Delikanlı kızın kabrine gelir, Onun için dua eder ve başında ağlardı. Bir gün Onu uykusunda gördü; en güzel sûretteydi.
Delikanlı Ona dedi ki: “Nasıl oldun? Allah Sana ne yaptı?”
Kız dedi ki: “Ne güzel bir sevgiydi Sizin sevginiz; iyiliğe ve takvaya sevk eden bir sevgiydi o.”
Delikanlı dedi ki: “Peki (seni) nereye ulaştırdı?”
Kız dedi ki: “Sona ermeyen bir nîmete; tükenmeyen bir hayata; yok olmayan bir mulke.”
Delikanlı dedi ki: “Beni hatırlar mısın?”
Kız dedi ki: “Allah’a yemin olsun ki Seni elbette hatırlayacağım! Ben Rabb'ime ve Senin Rabb'ine, Bizi bir araya getirmesi için dua ettim. Sen de bunu güzel amellerle destekle.”
Delikanlı dedi ki: “Seni ne zaman göreceğim?”
Kız dedi ki: “Yakında bize geleceksin ve bizi göreceksin.”
İbn Kayyim dedi ki: Delikanlı, Onu gördüğü o rûyadan sonra yalnızca 7 gün yaşadı; sonra öldü. Allah Ona rahmet etsin.
(İbn Kayyim el-Cevziyye – Ravdatu’l-Muḥibbîn, Bölüm: Bazı âşıkların hâlleri ve sadakatleri hakkında rivayet edilenler, Sf: 260 –262 (bazı baskılarda 258–260 -thk. Muhammad ‘Ajaj al-Khatib, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye (Beyrut), 3. baskı)
