Çözüldü Dar Giyinmediği Halde Avret Mahalli Belli Olan Kimsenin Durumu?

BirForumÜyesi Çevrimdışı

BirForumÜyesi

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Selamun aleykum. Sorum erkeğin tesettürü ile ilgili. Erkeğin de tesettür olarak dar giyinmemesi, avret mahallini belli etmemesi ile sorumlu olduğunu biliyorum. Fakat misal olarak ürolojide İngilizce "shower/grower" kavramları var, yani bu yazıda pek açamıyorum herkese açık bir yazı olduğu için ama bazı erkeklerin avretlerinin bir rahatsızlık olmadığı halde yapısal olarak farklı olabileceğini ifade ediyor bu iki kavramın ayrımı.

Bunu belirterek sorum şu: Normal bir şekilde giyindiği halde yine de avret mahalli belli olan (keyfî değil hatta bu durumdan utanç duyan) bir erkek ne yapmalı?
Screenshot_2026-09-21-19-45-42-632_com.brave.browser-edit.jpg
 
Son düzenleme:
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah;

Kişinin iradesi dışında vücut yapısından dolayı avrat mahallinin kıyafet üzerinden belli olması ile, bunu kasıtlı olarak belirginleştiren dar/şeffaf kıyafet giymesi arasındaki ayrım önemlidir. Fıkhî açıdan ; İnsanın gücü dahilinde olmayan bir şeyden sorumlu tutulmaması, ayrıca kişinin örtünme yükümlülüğünü gücü nisbetinde yerine getirmesidir.

Kişi normal ve örfen tesettür sayılan bir pantolon/elbise giyiyor, giydiği pantolonun kumaşı şeffaf değil, kıyafet aşırı dar değil veya özellikle avret yerini ortaya çıkarmak amacı taşımıyor, buna rağmen vücudunun yaratılışından kaynaklanan bir özellik sebebiyle şekil belli oluyorsa, sırf kendi beden yapısı sebebiyle oluşan görüntüyü bütünüyle ortadan kaldırması mümkün olmadığı için sorumlu tutulması ayrı bir meseledir. Bu durum ile avret yerini bilerek teşhir etmek aynı hükümde değerlendirilmez.
Böyle bir kimsenin yapabileceği şey, mâkul ölçüde daha bol ve kalın kıyafet tercih etmek, gerekirse iç çamaşırı veya başka bir giysiyle belirginliği azaltmak ve bunu yaparken vesveseye düşmemektir. Bütün mâkul tedbirleri aldıktan sonra hâlâ belli oluyorsa, kişinin kendi iradesi dışındaki bu durumdan dolayı ayrıca günahkâr olduğunu söylemek için delil gerekir.

لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا
"Allah hiçbir nefse gücünün yettiğinden başkasını yüklemez." (Bakara 286)

فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ
"Öyleyse gücünüz yettiğince Allah'tan sakının." (Teğâbun 16)

"Avretin belli olması" ile "avretin görülmesi" aynı şey değildir. Kıyafetin üzerinden bedenin kabartısının/şeklinin anlaşılması başka, avret mahallinin çıplak teninin görünmesi başkadır.
"Benim yapım böyle" diyerek çok dar pantolon, ince kumaş veya avret bölgesini özellikle ortaya çıkaran kıyafetleri tercih etmek farklı değerlendirilir. Çünkü artık kişinin değiştirebileceği bir tercih söz konusudur.

Normal, bol ve örtücü kıyafet giyip, buna rağmen anatomik yapı nedeniyle hafif belirginlik olabilir, buna karşın mümkün olduğu kadar tedbir alıyor ve teşhir kastı yoksa , kişiye gücünün yetmediği şey yüklenmez. Hatta kişinin bundan utanması ve mümkün olduğunca gizlemeye çalışması, durumun kasıtlı teşhir olmadığını gösteren önemli bir unsurdur.

Fıkıh kitablarında örtünme konusunda kıyafetin şeffaflığı ve bedenin hacmini/şeklini ortaya koyması ayrı meseleler olarak ele alınabilir. Dolayısıyla sorundaki durum gerçekten târif edildiği gibiyse, 'Vücudun yapısal olarak böyleyse artık evden çıkma veya insan içine çıkma' gibi bir sonuç çıkarılması doğru olmaz. Mâkul biçimde örtünmeye çalışır; mümkün olan tedbiri alır; kontrolü dışındaki kısmı Allah'ın afvına bırakır.


حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ ابْنِ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ أَبَاهُ أُسَامَةَ، قَالَ: كَسَانِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ قُبْطِيَّةً كَثِيفَةً كَانَتْ مِمَّا أَهْدَاهَا دِحْيَةُ الْكَلْبِيُّ، فَكَسَوْتُهَا امْرَأَتِي، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: مَا لَكَ لَمْ تَلْبَسِ الْقُبْطِيَّةَ؟» قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، كَسَوْتُهَا امْرَأَتِي، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: «مُرْهَا فَلْتَجْعَلْ تَحْتَهَا غِلَالَةً، إِنِّي أَخَافُ أَنْ تَصِفَ حَجْمَ عِظَامِهَا
Ebû Âmir'den, O Zuheyr'den -yâni İbn Muhammed'den-, O Abdullah'tan -yani İbn Muhammed b. Akîl'den-, O Usâme b. Zeyd'in oğlundan, O da babası Usâme'den rivayet etmiştir.
Usâme
رضي الله عنه şöyle demiştir: "Rasulullah ﷺ bana, Dıhye el-Kelbî'nin kendisine hediye ettiği kalın bir kubtiyye verdi. Ben onu hanımıma giydirdim.
Bunun üzerine Rasulullah ﷺ bana: ‘Kubtiyyeyi neden Sen giymedin?’ buyurdu.
Ben: ‘Ey Allah'ın Rasulu! Onu hanımıma giydirdim.’ dedim.
Bunun üzerine Rasulullah ﷺ: ‘Ona söyle, altına bir ğilâle koysun. Çünkü Ben, Onun kemiklerinin hacmini belli etmesinden korkuyorum.’ buyurdu.”
(Ahmed bin Hanbel, Musned, Hadis no: 21786 - Tahkîk: Şuayb el-Arnaût, C. 36, Sf: 120, Hadis: 21786; Taberâni, el-Mûcemu'l-Kebîr, no. 378, C. 1, Sf: 161; el-Bezzâr, el-Bahru'z-Zehhâr (Musnedu'l-Bezzâr), no. 2579, C. 7, Sf: 30; el Beyhâki, es-Sunenu'l-Kubrâ, tahkik Muhammed Abdulkâdir Atâ - no: 3305, C. 4, Sf: 220)
Burada
غِلَالَة "ğilâle", elbisenin altına giyilen iç/alt giysidir. Maksad, üstteki kumaşın bedeni belli etmesini daha fazla engellemektir.
Rasulullah
, Usâme'nin hanımına verilen kumaşın "
قبطية كثيفة - kalın bir kubtiyye" olmasına rağmen, " إني أخاف أن تصف حجم عظامها - kemiklerinin hacmini/şeklini belli etmesinden korkuyorum" buyurmuş ve altına bir ğilâle konulmasını istemiştir.
Hadisteki olay ince/şekli belli eden kumaşı, mümkün olan ek bir katmanla gizleme imkânı bulunan bir kadın elbisesi hakkındadır; buradan sorunuzla ilgili olarak "beden yapısı nedeniyle normal kıyafet altında istem dışı belirginlik yaşayan erkek günahkârdır" sonucu çıkarmak için ayrıca fıkıh imamlarının açıklamalarını birlikte değerlendirmek gerekir. Bunu da aşağıya naklediyorum inşeAllah;

İbn Kudâme (rahimehullah) şu ifadeyi kullanır:

وَإِنْ كَانَ يَسْتُرُ لَوْنَهَا وَيَصِفُ الْخِلْقَةَ جَازَتِ الصَّلَاةُ؛ لِأَنَّ هَذَا لَا يُمْكِنُ التَّحَرُّزُ مِنْهُ
'Eğer elbise tenin rengini örtüyor, fakat bedenin şeklini belli ediyorsa, onunla namaz kılmak câizdir. Çünkü bundan tamamen sakınmak mümkün değildir.' (İbn Kudâme, el-Muğnî, C. 2, Sf: 287)
"Çünkü bundan sakınmak mümkün değildir." şeklindeki ifade önemlidir; yani insanın bedeninin hacminin ve şeklinin kumaş üzerinden bir miktar belli olması, örtünmenin gerçekleşmediği anlamına otomatik olarak gelmez.

el-Buhûtî (rahimehullah) de şöyle der;

وَلَا يُعْتَبَرُ أَنْ لَا يَصِفَ حَجْمَ الْعُضْوِ؛ لِأَنَّهُ لَا يُمْكِنُ التَّحَرُّزُ عَنْهُ
'Uzvun hacmini belli etmemesi şart koşulmaz; çünkü bundan sakınmak mümkün değildir.' (Mansûr b. Yûnus el-Buhûtî, er-Ravzu'l-Murbi Şerhu Zâdi'l-Mustakni, C. 1, Sf: 494 Kitâbu's-Salât, Setru'l-ʿAvra bahsi)
Şeyḫ Abdulazîz bin Bâz de bu pasajı açıklarken aynı noktayı özellikle teyit ediyor. Kendisine 'Dar pantolon avretin hacmini belli ederse avretin açılması sayılır mı?' diye sorulduğunda, önce dar pantolon konusunda uyarı yapılması gerektiğini belirtiyor; ardından hacmin belli olmasının tek başına avretin açılması olmadığını açıklıyor ve
لا يُعتبر أن لا يصف حجم العضو؛ لأنه لا يمكن التحرز منه ifadesini tekrar ediyor.
Dolayısıyla burada iki şeyi birbirinden ayırmak gerekir
A- Elbise şeffaf/ince ; tenin rengi veya çıplaklık görülüyor.
B- Elbise örtücü ; fakat bedenin şekli/hacmi dışarıdan anlaşılıyor.
İkisi aynı değildir.

Yine aynı konuda İmam Nevevî (rahimehullah) de şöyle der;

فَلَوْ سَتَرَ اللَّوْنَ وَوَصَفَ حَجْمَ الْبَشَرَةِ كَالرُّكْبَةِ وَالْأَلْيَةِ وَنَحْوِهِمَا صَحَّتِ الصَّلَاةُ فِيهِ لِوُجُودِ السَّتْرِ
'Ten rengini örter, fakat diz, kalça ve benzeri yerlerin hacmini belli ederse, örtünme gerçekleşmiş olduğundan onunla kılınan namaz sahihtir.'
Ardından Nevevî, bunun namazı geçersiz kılacağını söyleyen bir görüşü
غلط ظاهر "açık bir hata" olarak nitelendirir. (İmam Nevevî, el-Mecmû, C. 3, Sf: 176)
Fakat bu, 'dar giyinmek hiçbir sakınca taşımaz' demek değildir. Bir insan 'Bedenim böyle, dolayısıyla istediğim kadar dar kıyafet giyebilirim' diyemez. Çünkü kasıtlı olarak dar ve avret bölgesinin ayrıntılarını ortaya çıkaran kıyafet seçmek, mümkün olduğu halde daha örtücü kıyafeti tercih etmemek ayrı bir meseledir. Nitekim bazı çağdaş fetvalarda erkek için de pantolonun geniş ve bol olması, avretin ayrıntılarını ortaya çıkarmaması tavsiye edilmektedir.

ما حكم لبس البناطيل التي تحدد عورة الرجل؟ - الإسلام سؤال وجواب

Hulsâtu'l Kavl; Kişi bol veya normal kesimli bir pantolon seçip giyiyor, kumaş şeffaf olmayacak. Pantolonun altına giydiği iç çamaşırı uygun türden olacak, özellikle o bölgeyi ortaya çıkaracak bir kıyafet seçmiyor ve yürürken/otururken doğal anatomik yapı nedeniyle belirginlik oluşuyor ise bunu azaltmak için makul tedbirleri de alıyorsa 'avretini açmış' denemez. Çünkü burada İbn Kudâme (rahimehullah)'nin söylediği
لا يمكن التحرز منه - 'bundan sakınmak mümkün değildir.'
"Erkeğin avretini örten elbisenin, bedenin şeklini hiçbir şekilde belli etmemesi her durumda mümkün ve zorunlu bir şart değildir. Kişi gücü nisbetinde örtünür; kasıtlı olarak teşhir eden dar kıyafetten kaçınır. Buna rağmen kendi beden yapısı sebebiyle belli olan şeyden, bunu ortadan kaldırması mümkün değilse sorumlu tutulmaz."
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt