Çözüldü Duada Bidat Olur mu?

İsl4mist Çevrimdışı

İsl4mist

لِلّٰهِ🏴
İslam-TR Üyesi
Selamun Aleyküm Hocam,

kendimiz için bazı dua ve zikirlerden oluşan bir düzen oluştursak; örneğin üç-dört tane ayet veya hadiste geçen duanın yanına kendi yazdığımız, Allah’ı yüceltmeye yönelik dua ve ifadeleri de ekleyip bunları düzenli olarak okusak, bu bid‘at kapsamına girer mi?

Burada herhangi bir özel sevap atfetme veya başkalarına tavsiye etme gibi bir durum yok. Sadece kişinin kendisi için oluşturduğu ve alışkanlık hâline getirdiği bir dua düzeninden bahsediyorum. Kendi eklediğimiz ifadeler açısından bir sakınca olur mu hocam?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;
kendimiz için bazı dua ve zikirlerden oluşan bir düzen oluştursak; örneğin üç-dört tane ayet veya hadiste geçen duanın yanına kendi yazdığımız, Allah’ı yüceltmeye yönelik dua ve ifadeleri de ekleyip bunları düzenli olarak okusak, bu bid‘at kapsamına girer mi?
Evet; Sizin tarif ettiğiniz şekliyle, bunun kendiliğinden bid'at olduğunu söylemek doğru olmaz. Burada çok önemli bir ayrım var; "Kişinin Allah'a dua etmek için kendisine bir dua/zikir düzeni oluşturması" başka şeydir; "Şeriatın belirlemediği bir düzeni dinî bir ibadet şekli olarak belirlemek" başka şeydir.
Kişinin kendisinin yazdığı dua ve Allah'ı öven methiye ifadelerini söylemesi câizdir. Mesela;
'Allah'ım! Sen bütün noksanlıklardan munezzehsin' ,
'Ey Rabb'im! Senin lütfun sonsuz, kudretin sınırsızdır',
'Allah'ım! Seni sevdiğin ve radı olduğun şekilde zikretmeyi bana nasib et',
'Rabb'im! Kalbimi imanda sabit kıl, beni Sana itaatten ayırma.' gibi, anlamı sahih olan ve şer‘an sakıncalı bir şey içermeyen kendi cümlelerinizle dua etmenizde sakınca yoktur.

Şeyh Abdulaziz bin Baz; Rasulullah ﷺ'den nakledilmemiş olsa bile kişinin 'sevdiği güzel dualarla' dua edebileceğini belirtmektedir. Aynı şekilde Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)de 'duanın yalnızca nakledilmiş lafızlarla sınırlı olmadığını, meşru olanın hem naslarda gelen hem de onların anlamına uygun olan duaları kapsadığını' açıklar. (İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 22, Sf: 475 - 477)
Burada herhangi bir özel sevap atfetme veya başkalarına tavsiye etme gibi bir durum yok. Sadece kişinin kendisi için oluşturduğu ve alışkanlık hâline getirdiği bir dua düzeninden bahsediyorum. Kendi eklediğimiz ifadeler açısından bir sakınca olur mu hocam?

Kritik nokta; oluşturduğunuz düzeni 'sünnet' haline getirmemek gerekir!​

Çünkü şöyle yapmaktan bahsetmiştin; "Bunları düzenli olarak okusak"
Burada 2 farklı durum ortaya çıkıyor;

1- Kişisel alışkanlık olarak
Misalen, "Sabah veya akşam birkaç Kur'an duası okuyayım, ardından Allah'ı kendi sözlerimle öveyim, sonra kendi ihtiyaçlarımı isteyeyim"
Bunu da "Bu benim kendime uyguladığım dua programımdır; bunun Rasulullah ﷺ tarafından belirlenmiş özel bir şekli yoktur" diye düşünüyorsanız, bunu sırf düzenli yaptığınız için bid‘at saymak isabetli değildir. Hatta düzenli ibadet alışkanlığı oluşturmak başlı başına kötü değildir. Nitekim sahâbenin bazı zikirleri veya duaları kendi durumlarına göre tekrar etmeleriyle ilgili örnekler vardır.

2- Bu özel tertibin dinî bir fazileti vardır demek
Misalen, "Her sabah şu 4 ayeti, sonra benim yazdığım şu duayı tam 7 defa okumak sünnettir." veya "Bu tertibi yapanın şu kadar sevabı vardır." veya "Rasulullah ﷺ'in tavsiye ettiği zikir düzeni budur." gibi şer'î delili olmayan bir fazilet, sayı, zaman veya özel şekil belirlenirse, mesele değişir.
Çünkü ibadetlerde belirli bir sayı, zaman, şekil ve fadilet tayini delil gerektirir. İbn Teymiyye'nin bu konudaki temel kaidesi budur.

Bir kimse "Ben her gün 1000 defa istiğfar etmeyi alışkanlık haline getirdim" dese, bu sayı Rasulullah
ﷺ tarafından belirlenmiş olmasa bile, bunu kendi nefsini zikre alıştırmak için yapması, tek başına bid‘at demek değildir. Fakat "1000 sayısının özel bir şer‘î fadileti vardır ve sünnette belirlenmiştir" derse, delil gerekir.

Bu ayrım âlimlerin 'bid‘at-ı izâfiyye' konusunda yaptıkları ayrımla da örtüşmektedir; gayr-i meşru bir sayıyı sunnet olarak benimsemek başka, kişinin genel zikir emrine dayanarak kendisine bir uygulama edinmesi başka şeydir.


3- Şöyle dua tertip etmeniz güzel olur​

Mesela; Kur'an'dan dua , Rasulullah ﷺ'den sahih dua, Allah'ı kendi ifadelerinizle hamd ve sena, Kendi ihtiyaçlarınız için dua ve peşinden de İstiğfar ve salât-u selâm ile bitirmek gibi.
Bu düzeni kendinize ait bir dua tertibi olarak kullanabilirsiniz. Fakat bunu şu şuûrla tatbik etmeniz güzel olur:
"Bu tertibin kendisi sünnet değildir; sadece Kur'an ve Sünnet'teki dualardan ve benim câiz olan kendi dualarımdan oluşturduğum şahsî bir dua düzenidir."
Böylece "ibadet olarak yeni bir şekil icat etme" ile "meşru ibadetleri düzenli bir şekilde yapma" arasındaki sınırı muhafaza etmiş olursunuz.

Dualarınızda Sünnette belirlenmiş zikirleri belirlenmiş şekliyle;
Kendi dualarınızı serbestçe,
Kendi hamd ve senanızı anlamı sahih olmak şartıyla kendi oluşturduğunuz sıralamayı 'şahsî düzen' olarak yapmanız en ihtiyatlı yoldur.

Hulasâtul kelam; târif ettiğiniz uygulama, özel sevab iddiası ve 'bu Sünnet'tir' bilinci olmadan, sadece kendiniz için oluşturduğunuz şahsî bir dua programı ise, kendi yazdığınız Allah'ı yücelten sahih anlamlı duaları eklemenizde esas itibarıyla sakınca yoktur ve bunu sırf düzenli yaptığınız için bid‘at görmek câiz değildir. Ancak o tertibi dinin belirlediği bir ibadet şekli gibi görmek, ona özel sayı / zaman / fadilet atfetmek veya 'böyle yapılması Sünnet'tir' demek ayrı bir meseledir ve burada bid‘at problemi ortaya çıkabilir.


Duada Haddi Aşmanın Şekli ve Şartlı Duanın Câiz Olan ve Olmayanı Nasıldır?

Hangi Dualar, Nasıl Kabul Olunur?
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt