Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Hayber’de müşriklerin çobanlığını yapan bir adam İslâm’a girdiğinde yanında güttüğü koyunlar vardı. “Ya Rasulullah! Bu koyunlar ne olacak?” diye sordu.

Savaş ortamı, düşman malı, ihtiyaç… Hepsi bir araya gelmişti. İsteseydi ganimet sayılabilirdi. Adam, “Onları müşriklere iade etmek istemiyorum” deyince Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ona kolay olanı değil, doğru olanı gösterdi: “Koyunları sür, sahiplerine doğru taşla kovala, sonra bana dön.” İşte İslâm’ın izzeti burada gizlidir. Allahu teala, “Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder” buyurur.

Bu emir savaşta da geçerlidir, barışta da. Düşmana karşı bile hıyanet yoksa, Müslüman’ın kendi kardeşine karşı hilesi nasıl meşru görülebilir? Bugün bazıları şartlara göre ahlâk üretir; çıkar varsa helâl, yoksa haram der. Bu cahiliye mantığıdır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, yeni Müslüman olmuş bir çobanın kalbine ilk olarak ganimet iştahını değil, emanet bilincini yerleştirdi.

Çünkü iman sadece kelime-i şehadet değildir; hakka riayet etmektir. Bu sahne bize şunu öğretir: İman, en çok fırsat anında belli olur. Kimsenin görmediği yerde Allahu teala’nın gördüğünü bilen adam mü’mindir. Modern çağın “kazan da nasıl kazanırsan kazan” anlayışına karşı bu hadise tokat gibidir. Müslüman kaybetse de hıyanet etmez; çünkü bilir ki asıl kazanç Allahu teala’nın rızasıdır.

​
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt